En Sıcak Konular

Behiç Karahisarlı

AYKIRICA
Behiç Karahisarlı
0 0 0000

Ertuğrul Özkök'e "sessiz" dilekçe!



Hürriyet Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök’ün 08.08.2007 tarihli “Sessiz Dilekçe”sine karşılık yazılmış “Sessiz Dilekçe”dir.

*********************

 Ertuğrul Özkök'e sessiz dilekçe

EĞER kendinizi "Kaf dağında", Olympos’un zirvesinde oturan, "Tanrılar katındaki" bir köşe yazarı olarak görmüyorsanız, Eğer, bu satırların, sonunda sadece ve sadece sizin şahsi görüşlerinizden ibaret bir yazı olduğu gibi mütevazı bir iddianız varsa, Eğer kendinizi, "tarihe not düşmek", "tarihi misyon yüklenmek" gibi ilahi görevleri olan bir Mesih zannedecek kadar zavallı biri değilseniz, Yazdığınız bu yazı, Türkiye Cumhuriyeti’nin 70 milyon vatandaşından sadece birinin dileklerini yansıtıyor demektir.

Yani bu kadar mütevazı bir niyetiniz vardır. Peki bu şahsi niyet, bu mütevazı yakarış, anlatmaya çalıştığınız duyguyu da o kadar mütevazı hale getirir mi?

Tam aksine... Bazı günler vardır ki, toplumun o mütevazı sese, o samimi seslenişe ihtiyacı vardır.

Öyle günlerde, kendini Tanrı sananların patırtıları, bu sıradan sesin, bu mütevazı itirazın yanında boş teneke gürültüsü gibi kalır. Çünkü samimi itiraz, tek tek vicdanlardan gelen mütevazı sesleniş, bir anda ülkenin en makul çoğunluğunun dilekçesi haline gelir.

Diyeceğim, bu yazı, taşıdığı iddiasızlığı ile ölçülmeyecek kadar büyük bir beklentiyi dile getirmektedir. Adaletsizliğin zerresinin bu yazıya bulaşmaması için şöyle başlayayım. Sayın Ertuğrul Özkök, köşe yazarı ya da genel yayın yönetmeni olamaz mı?

Çok samimi ve çok açık düşüncem şudur. Kesinlikle olabilir. Bu görevi iyi yapamaz mı? Samimi düşüncem, kesinlikle yapabilir. Bu mevkii hak etmedi mi? Vicdanım beni beklemeden cevap veriyor: Kesinlikle hak etti.

Yine de içimden bir ses diyor ki, tanıdığım daha doğrusu pek tanımadığım Ertuğrul Bey, fazlasıyla hak ettiği bu koltuğu, kendi arzusu ile terketmelidir. Ülkesi, okuyucusu ve medya kendisinden bu zarif jesti beklemektedir. Hak edilmemiş koltuğa oturmak yüzsüzlüktür. Bu hakkı reddetmek ise şövalyeliktir. Ben, Sayın Özkök’ten işte bu şövalyeliği bekliyorum.

* * *Neden?

Çünkü Türkiye 23 Temmuz sabahına çok güzel umutlarla kalktı.

 Başbakan, gücünün en dorukta olduğu gün, yüzde 47 oyun verdiği gücü elinin kenarı ile iterek, samimi bir uzlaşma işareti verdi.

 Ona oy vermeyenlerimiz bile bu sözleri yürekten alkışladı.

 Meclis’in açıldığı gün, herkesin Habil’le Kabil husumeti beklediği iki parti; MHP ve DTP, yumruklarını açtı, ellerini birbirine uzattı.

 Meclis’ten gelen o fotoğrafın sıcaklığı hepimizin yüreğini ısıttı.

 Kadınlarımızı Meclis’e soktuk.

 Onlar en güzel elbiselerini giydiler, bize yeni umutlar verdiler.

 Başta Başbakan ve MHP’nin Genel Başkanı olmak üzere herkes, gücünü, husumetini, inadını, egoizmini zorunlu sürgüne gönderdi.

 Fedakárlığın yüce bir duygu olduğunu hep birlikte gördük.

 * * *

 Ben tanıdığım ya da pek tanımadığım Ertuğrul Özkök’den işte böyle zarif bir fedakárlık bekliyorum.

 Bu arzumu, arkama çalıştığım kurumun kurumsal kimliğini alarak da yapmıyorum.

 Bütün elbiselerimi çıkarıp, şapkalarımı atıp, sadece bir vatandaş olarak bunu dile getiriyorum.

 Bu fedakárlığı yaparsa seviniriz.

 Çok seviniriz.

 Bu fedakárlığı yapar, uzlaşma kapısını açar oturduğu koltuğu terk ederse ne olur?

 Medyada güzel bir çığır açılır…

 Türkiye’nin önü açılır.

Fert başına 10 bin dolarlık Türkiye hedefine koşmaya başlarız.

Birbirimize güvenimizi yeniden sağlarız.

Takıyye gibi derin şüpheleri bir saniyede siler, kafamızda hiçbir izini bırakmayız.

Ya yapmazsa...

Yapmazsa söyleyeceğimiz bir şey olamaz.

O da, vatandaş olarak hakkıdır.

Ama içimden gelen bir ses bana diyor ki:

Hürriyet’i birlikte yürüttüğü arkadaşları da ondan bu fedakárlığı bekliyor.

Hepimiz biliyoruz ki, böyle genel yayın yönetmenleri koltuğunu ter k ederse, çok satışla sütunlardan vaat edilen uzlaşma, topluma yansırsa, gazete satışının yanına bir de demokrasinin kültürünün uzlaşma kalitesini ekleyecektir. 

Emin olun bu taviz değil, tam aksine tavizsizliktir.

Yani demokrasi dediğimiz sistemin ruhundan tavizsizlik.

Tanıdığım ya da tanımadığım Ertuğrul Özkök’ün, derinden gelen bu sessiz dilekçeye en kalbi duygusuyla cevap vereceğine eminim.

Aksi bende düş kırıklığı yaratmasa da, çok şaşırtacaktır...



Bu yazı 1,546 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 31 Temmuz 2016 Yanılıyorsun Hey Ahmet Hakan
    • 16 Kasım 2007 Mustafa Kemal’in dediği ‘Gül’ü Erbakan mı yetiştirdi
    • 30 Ekim 2007 Cumhuru tehdit gören, cumhuriyeti tehdit eden askerler
    • 20 Ekim 2007 PKK'lı babasına göre terörün çözümü
    • 2 Ekim 2007 Yeni anayasa gerçekten “sivil” olabilir mi?
    • 29 Ağustos 2007 Başkomutana askerleri tavır alıyor, “Çelik Disiplin”/sizlik/ bu olsa gerek...
    • 28 Ağustos 2007 Gül’ün eşi de gelmedi askerler de.. Ne acı değil mi?
    • 24 Ağustos 2007 Ve, 'sıkmabaşlı kadın' medyada yer almanın yollarını keşfetti...
    • 14 Ağustos 2007 Şövalyelik size kalsın Çankaya Cumhur’a yeter
    • 9 Ağustos 2007 Ertuğrul Özkök'e "sessiz" dilekçe!
    • 7 Ağustos 2007 Gül’ün çekilmesi milleti aldatmaktır
    • 5 Ağustos 2007 Kusura bakmayın ama, asıl yemini Leyla Zana yapmıştı...
    • 31 Temmuz 2007 Kemalizm “tabu” ya da "dogma" mıdır?

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    8,518 µs