En Sıcak Konular

Ali İhsan Karahasanoğlu
Vakit

Ali İhsan Karahasanoğlu
0 0 0000

Sakın bu da “Okuyucuyu zarflama” olmasın!



Vatan gazetesi Genel Yayın Müdürü TayfunDevecioğlu, “haber kaynağını zarflama” diye bir metodu, bir yıl önce ilk defa öğrendiğini aktararak dünkü yazısına giriyor.

“Haber kaynağını zarflamak” şöyle oluyormuş: Görüşeceğiniz kişiye, gazeteci olduğunuzu söylemiyor, itiraz edemeyeceği bir isim/unvan vererek kendinizi tanıtıyorsunuz..   Örneğin bir muhabir, bilgi alacağı yarbay/albay rütbeli birisini telefonla aradığında “Ben Tümgeneral Yılmaz. Söyle oğlum, kaç kişiydiniz birlikte” dese, muhatabınız ne yapabilir?
“Sizin Tümgeneral Yılmaz olduğunuzu nereden bileyim?” diyebilir mi?
Diyemez tabii ki!
Mecbur cevap verecek.
Böylece gazetecimiz de, bilgileri almış olacak!
Tayfun bey, “muhatabı aldatarak bilgi toplama” diye özetleyebileceğimiz bu metodu, 20 senelik gazetecilik hayatının 19. yılında öğrendiğini söylüyor.
Bence Tayfun bey, gazeteci olmayanların bile artık ezbere bildiği bu bayat numarayı yeni öğrendiğini söyleyerek, dikkatleri başka noktaya çekiyor..
Siz “Vay beee.. Ne numaralar varmış da, bizim saf Tayfun beyimiz daha yeni öğrenmiş” diye düşünürken, işin gerçek yönleri gözlerden kaçırılacak. 
“Haber kaynağını zarflama” vakasını okurken siz, aslında “okuyucunun zarflandığı” gerçeğini kaçıracaksınız!
Nereden çıktı şimdi, “Okuyucuyu zarflama” diyeceksiniz!
Tayfun beyin sergilediği türden yürekli çıkışlar, benim şüphemi çeker her zaman!
Bu çıkış da şüphemi çekti! “Yazısında, ‘Haber kaynağını zarflama metodunu bir yıl önce öğrendim’ diyen meslektaşımız, sakın bu yazısıyla, okuyucuyu zarflayacak kadar profesyonel bir gazeteci olduğunu ispat ediyor olmasın!” dedim kendi kendime..
Önce, olayı patlatan GenelkurmayBaşkanı’nın akredite gazetecilerle yaptığı sohbetin ertesi günkü gazetelere baktım.
Genelkurmay Başkanı YaşarBüyükanıt, ne anlatmıştı gazetecilere: “Dağlıca’da çatışma sürüyor. Saat 15.10… Subayın birini bir gazeteci arıyor. Kendisini paşa olarak tanıtıyor, bilgi almaya çalışıyor. Kendisini tümgeneral olarak tanıtmış: Tümgeneral Yılmaz… 'Oğlum' demiş ‘Kaç kişiydiniz orada?’ Bilgiler almış. Şimdi bu etik bir davranış mı? Biz sahteciliği nasıl anladık? Bölgedeki PKK haberleşmesini, telsizlerini dinliyoruz. Arayan numaranın gazete santralı olduğunu anladık. Ben yöneticilerini aradım, onlar da çok üzüldüler.”
Bu anlatımdan sonraki günün tüm gazete nüshalarına baktım.. Sadece devlet gazetesi, Büyükanıt’ın açıklamalarının bu kısmını görmezden gelmiş. Kocaman gazetede, tek satır bile olsa “Tümgeneral Yılmaz” aldatmacası yer almamış!
Adeta “suçlu benim” der gibi yani..
Tek delille karar verilmez tabii..
Dün suçu üstlenen Vatan gazetesinin o günkü nüshasına baktım.. Konu ile ilgili haberi şu başlıkla verilmiş: “Kim bu gazeteci?”
Şöyle düşünün.. 21 Ekim’de o menfur PKK baskını yaşanıyor. O gün, Vatan gazetesinin bir muhabiri bölgedeki bir subayı arayıp bilgi almaya çalışıyor. Genelkurmay o gün veya artesi günü olayın gerçek şeklini tespit ediyor ve 22 Ekim, bilemediniz 23 Ekim’de Vatan gazetesinin genel yayın yönetmeni ile görüşüp, sitemini bildiriyor.
Böyle bir durumda, olaydan 15 gün sonra, sayınBüyükanıt “etik dışı bir olay yaşandı” dediğinde,  Vatan gazetesi “Kim bu gazeteci?” diye sorabilir mi?
Adama, “Bu ne pişkinlik kardeş?” demezler mi?
Hem muhabirin yalancılık yapıp, bir subayı aldatıyor. Genelkurmay Başkanı, yöneticinizi arayıp, “Etik dışı iş yaptınız” diyor. Siz de “Üzüldük” diyorsunuz!
Sonra Genelkurmay Başkanı aynı bilgiyi isim vermeden kamuoyuyla paylaşınca, hiçbir şey olmamış gibi, büyük bir pişkinlikle “Kim bu gazeteci?” diye başlık atıyorsunuz!
Olur mu böyle bir şey? O muhabir Vatan gazetesinde olsa, adeta alay eder gibi böyle bir başlık atabilir miydiler hiç?
Bence mümkün değil!
İkinci delilimiz de, işte bu.. Dün suçu üstlenen gazetenin, 4 gün önce “Kim bu gazeteci?” başlığı atması!
Kimse, “o da numaraydı” demesin sakın.. Sonra siz, yazdığınız diğer haberlere, kimi inandırabilirsiniz ki?
Bir çelişki daha var Tayfun beyin yazısında..
Sayın Büyükanıt bizzat kendisinin, gazetenin yöneticilerini aradığını söylemesine rağmen, Tayfun beye senaryo eksik aktarılmış olmalı ki; Genelkurmay Başkanı yerine, “Beni üst düzey bir subay aradı” diyor!
Kısa kesip, olayla ilgili kanaatimizi söyleyelim..
Bana öyle geliyorki; aslında o muhabir, Vatan gazetesinde değil, patrona ait bir büyük gazetede, bir büyük gazetecidir. Onun koruma altına alınması için küçük bir muhabir gözden çıkarılması gerekiyordu. Bunun için de Tayfun beyden ricada bulunuldu.. Tayfun bey de böyle bir “okuyucuyu zarflama” metodu ile, olayı üstlenmiş göründü. Devlet gazetesi kurtarıldı.


Bu yazı 720 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 3 Ekim 2008 Anlayana sivri sinek anlamayan davul zurna sinek ee..
    • 16 Ağustos 2008 Maliye Bakanlığı cevap verdi, ya diğerleri?
    • 14 Ağustos 2008 Fikret Bila, namazdan niye rahatsız oluyor?
    • 14 Temmuz 2008 Onların gücü, bizim ‘dik duruş’ eksikliğimizden!
    • 12 Temmuz 2008 Yasakçı Tuğcu, böyle saçmaladı!
    • 5 Temmuz 2008 Ergenekon’da öyle, AK Parti’yi kapatmada böyle!
    • 28 Haziran 2008 RTÜK bile uyursa, Anayasa Mahkemesi ne yapacak ki?
    • 27 Haziran 2008 “Bedevi”nin arkasındaki gerçek!
    • 21 Haziran 2008 Doğan saldırılarının arkasında ne var?
    • 13 Haziran 2008 Bak sen, şu ANKA kuşuna!
    • 12 Haziran 2008 “Sı-nır-lı-dır” ne demek, izah etseniz ya!
    • 1 Haziran 2008 50 yıllık gazeteciden(!) gazete düşmanlığı!
    • 28 Mayıs 2008 ‘Kapatma kararı’ndan daha vahim olan..
    • 25 Mayıs 2008 Tartışma örtü yasağıysa, MHP’nin safı neresi?
    • 24 Mayıs 2008 Yargıtay, kapatılmamaya “heves”’ dedi!
    • 21 Mayıs 2008 CHP % 95, AK Parti % 4.. Normal mi bu?
    • 19 Mayıs 2008 ‘Köşeler babamızın malı mı?’dan ‘gazeteler babamızın çiftliği’ne!
    • 14 Mayıs 2008 Bir dönem, emekliliklerle kapanıyor!
    • 10 Mayıs 2008 Hataların sebebi, yargıya baskı mı?
    • 10 Mayıs 2008 Hataların sebebi, yargıya baskı mı?

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,134 µs