En Sıcak Konular

Mehmet Altan
Star

Mehmet Altan
0 0 0000

Andıç ulağı ...



Andıç ulağı ...

Babıali’nin baş arzuhalcisi...

Karışık zamanların en utanmaz kışkırtıcısı...

Baktım bana saldırıyor.

Tereddütte kaldım, cevap vermeye değer mi.


Aslında değmez.Ama sorun şu:Bu yazmaz ki... Buna yazdırırlar.

Nerden mi biliyorum, bende belgesi var çünkü.

***

Çekmecemi açtım...

1998 yılındaki Andıç’ı çıkardım.

‘Kullanılacak Yöntem’ bölümünde, böyle aşağılık iftiraların nasıl gerçekleşeceği açıkça anlatılmış.

Basından ‘seçilen birine’ sahte ifadeler aktarılacak...

O da bunu yazacak.

İşte o ‘sahte ifadeleri’ gerçek gibi yazan ‘seçilmiş kişi’ şimdi bana saldıran.

Andıç’ın el ulaklığını yaparak insanların hayatını karartan, iftiraları gazete sütununa taşıyan ruhsuz kukla.

***

Üstlendiği o iğrenç iftiracılık görevinin lekesi hala alnında...

Ama o gene yazıyor.

Utanmadan... Yüzü kızarmadan...

Şimdi kalkmış bana saldırıyor.

Nazım’ım mısrası buraya iyi oturuyor:

Sen çıkmadın karşıma

Seni çıkardılar

Ensenden tutup paçama saldırttılar
.’

***

Köhnemiş...

Anlamsız...

Ezberleri tekrarlıyor.

Efendileri duysun diye cevaplayacağım.

Ama önce o ‘efendilerine’ şunu söyleyeyim... Fena halde irtifa kaybediyorsunuz, Falih Rıfkı’dan andıç ulağı yeteneksizlere gerilediniz.

Gerilemeseydiniz, kendinize ‘kalemşör’ olarak ‘mukayesenin’ anlamını bilen birini seçerdiniz.

Ama siz de haklısınız, öyle biri de böyle sefil görevleri kolayından üstlenmezdi.

***

Neymiş?

‘Türkiye 84 yılda 865 kat büyümüş’...

Bu laf, doğduğunda kırk santim olan bebeğin yirmi beş yaşında bir metre olmasına sevinmeye benziyor...

Doğduğundan bu yana boyu büyümüş ama onu ‘cüce’ yapan, ‘normal’ olanların yirmi beş yaşında boyunun bir yetmişe ulaşması.

Bir canlının ‘büyüme’ oranının normal olup olmadığını anlamak için onu diğerleriyle kıyaslamak gerekir.

Diğerleri ne olmuş?

Onlar bir yetmiş, bir seksen, bir doksan olduysa sen ‘bir metre oldum’ diye sevinmezsin.

Tabii, ‘mutlu aptal’ denilen ve neye üzülmesi gerektiğini bilmeyen zavallılardan değilsen.

Ya da gerçekleri halkından saklamakla görevlendirilmemişsen.

***

Ayrıca şu klasik faşist söylem...

Neymiş?

Tek parti döneminde her şey iyiymiş.

Ama devreye halk girince...

İşler 1950’den sonra bozulmuş.

Çünkü Kemalizm bu tarihten sonra iktidar olamamış.

***

Acaba mı?

1946’da San Fransisko Konferansı’na gitmek için göstermelik ‘çok partililik’ kararı alınıyor.

Peki ‘hukuksal mevzuat’ çok partili sisteme göre değişiyor mu?

Ne gezer?

Hukuksal yapı tek parti faşizmini olduğu gibi sürdürüyor.

***

1960’da ne oluyor? Darbe.

1971’de ne oluyor? Muhtıra.

1980’de ne oluyor? Darbe.

Kendisinin de andıççı el ulağı olarak kullanıldığı 28 Şubat’ta ne oluyor? Post modern darbe.

27 Nisan’da ne oluyor? E-muhtıra.

Anayasaları kim yapıyor? Darbeciler.

Bugünkü anayasa, seçim yasası, Meclis tüzüğü kimin eseri?

12 Eylül’ün.

Bunların özündeki felsefe ne?

Kemalizm.

Sonra da kalkmış, ‘ 1950’den sonra Kemalizm yoktu’ diye yazı yazıyor.

Git başımdan Aysel.’

***

Bir yaşına gelmeden ölen çocuklar yok...

Bir dolarla geçinmek zorunda kalan milyonlar yok...

Zengin ile fakir arasındaki uçurumlar yok...

Bölgeler arası, hatta şehir içi depremli dengesizlikler yok...

Cumhurbaşkanlığı seçiminden, Kıbrıs’taki köprüye kadar her şeye karışan gizli hatta açık askeri bir iktidar yok...

Neymiş?

865 kat büyümüşüz.

Niye yaşam kalitesi sıralamasında Yunanistan yirmi dördüncü de...

Biz doksan ikinciyiz?

Neden bizim insanlarımız Yunanistan’ın vatandaşlarından daha kötü yaşıyor?

Biraz haysiyetin, biraz cesaretin, biraz mertliğin varsa insanlarına bunun gerçek nedenlerini anlatsana.

***

Askeri ve otoriter bir cumhuriyet kurarsan...

Padişahtan aldığın iktidarı diktatoryaya devredersen...

Cumhuriyeti askeri bürokrasinin denetimine bırakırsan...

Halkı dışlarsan...

Parlamentoyu defalarca darbelerle sarsarsan...

İşler bu kadar olur.

***

Demokratik Cumhuriyet ile Kemalist Cumhuriyet arasındaki farkları anlamak istiyorsan... Ya da efendilerin anlamak istiyorsa...

Seksen yıl sonra neden dört bin konuda AB’den geriyiz... Ve 1993 yılında eski sosyalist ülkeler için oluşturulan Kopenhag Kriterleri’nin eşiğini, o da AB’nin gayretiyle neden ancak geçebildik sorularını da cevaplamanız gerekir.

Türkiye’nin sıkıntısı, neden bu kadar çok şehit verdiğimizi bile sormaktan ürktüğümüz o baskıcı iklimi yaratan militer zihniyet, otoriter cumhuriyettir...

Gerçek demokrasinin bu ülkede bir türlü olmamasıdır...

Halka güvenilmemesidir...

Halkın isteklerinin göz ardı edilmesidir.

***

İnsanlara iftiralar atan...

Andıçlara ulaklık eden zavallı kukla...

Durum budur.

Git, bunları andıçcı efendilerine söyle.


Bu yazı 539 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 3 Ekim 2008 Oku bakayım...
    • 16 Ağustos 2008 Beş yıl önce neredeydiniz?
    • 14 Ağustos 2008 Ahmedinejad’la...
    • 12 Ağustos 2008 Saakaşvili Tolstoy okudu mu?
    • 31 Temmuz 2008 ‘Kapatma ama hırpala..’
    • 14 Temmuz 2008 MİT’in Ergenekon listesi...
    • 12 Temmuz 2008 İran savaşı yaklaşıyor mu?
    • 10 Temmuz 2008 Ölümün askerleri
    • 8 Temmuz 2008 Öksüz Çocuk Eldiveni...
    • 5 Temmuz 2008 Dağbaşı
    • 28 Haziran 2008 Bir Türk neye bedel?
    • 26 Haziran 2008 Türkiye-Almanya
    • 21 Haziran 2008 ‘Kamuoyunu TSK çizgisine getirmek’...
    • 13 Haziran 2008 Gerçekten cevap bu mu?
    • 11 Haziran 2008 Askeri sopa ile özen...
    • 2 Haziran 2008 Elitist mi, kitlesel mi?
    • 1 Haziran 2008 Sizi muhatabınız belirler...
    • 28 Mayıs 2008 Sivas’ın doğusu...
    • 25 Mayıs 2008 Danıştay ne karar verecek?
    • 24 Mayıs 2008 Birinci Cumhuriyet’in sonu mu?

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,897 µs