En Sıcak Konular

Mehmet Şevket Eygi
Milli Gazete

Mehmet Şevket Eygi
0 0 0000

Sekt Ne Demektir?



HISTORIA (Fransızca) dergisinin 655’inci sayısında, “secte”Ier, birtakım türeme ve azma dinî cemaatler hakkındaki yazıyı (Sectes, les avatars de l’histoire - Christophe Courau) okurken şu cümle dikkatimi çekti:

“Zaten, zamanımızdaki nice sekt, müritlerinin ruhlarının selametinden çok onların paralarıyla ilgilenmektedir...”

Sekt ne demektir? Türkçemizde tam bir karşılığı var mıdır? Bence yoktur.

Sekt, bir tür dinî, mistik cemaattir. Bütün dinî cemaatler sekt değildir. Sektin özellikleri şunlardır:

1. Kurucusu, başındaki zat karizmatik bir şahsiyettir. Bir kısım insanları kendine çeker.

2. Totaliter bir yapıya sahiptir.

3. Hıristiyanlık, İslâm gibi bir dine mensup olsa da, i’tizal etmiştir, yani az veya çok ondan ayrılmış, farklılaşmıştır, sırf kendisine mahsus özellikleri vardır.

4. Sektlerin bir kısmı, yukarıda beyan edildiği gibi, müritlerinin ebedî mutluluğundan, ruhanî ve dünyevî selametinden çok, onların paralarıyla, cemaate yapacakları yardım ve desteklerle ilgilidir.

5. Sektlerde özeleştiri, iç-kontrol, sorgulama yoktur.

6. Sektler müritlerinin beynini yıkar.

7. Bazı sektler, parçayı bütün içine sığdırmaya çalışır. Yani, meselâ İslâm’ı kendi cemaatleri ile özdeşleştirirler.

8. Birçok sektin esrarı (sırları) vardır. Bunlar herkese söylenmez.

Jim Jones’in başında bulunduğu “Halkın Tapınağı” sektine mensup 943 kişi, 1978’de Güney Amerika’daki Guyana’da topluca intihar etmişti.

Dr. Moon dini veya sekti bütün dünyayı sarmıştır. Ülkemizin ünlü ve reformcu bir ilahiyatçısı bu sektin “Kutsal Metinler Heyeti” üyesidir. Moon tarikatının bizdeki bazı İslâmî sekt lerle de yakın ilişkisi vardır.

19’uncu asırda Hindistan’da zuhur eden Kadiyaniyye fırkası bir sekt midir, İslâm postuna bürünmüş yeni bir din midir? Pakistan’da Kadiyanîliğin İslâm dışı bir din olduğuna dair kanun çıkartılmıştır. Bunlar, İslâm’ın diyelim 100 temel emrinden 97’sini kabul ederler ve yerine getirirler. Lakin, Mirza Gulam Ahmet Kadiyanî’yi nebi olarak kabul ederler... Namaz kılarlar, oruç tutarlar, hacca giderler ama Peygamberimizden sonra başka bir Peygamber geldiği inancına sahip oldukları için Müslümanlıktan çıkmışlardır. Bazı tarikatlar sekt haline gelebilir mi? Turuk-i sofiyyeyi böyle bir şeyden tenzih ederiz. Ancak, realitede şöyle durumlar meydana çıkabilir: Silsilesi ve icazeti olmayan bir kişi herhangi bir tarikatın bir kolunun başı gibi görünebilir, gerçek şeyh veya mürşid-i kâmil postuna bürünebilir ve dinden de, tasavvuftan da i’tizal edebilir.

Bir İslâm cemaati veya tarikatı gibi görünen öyle fırkalar vardır ki:

* Müridlerine İslâm itikadına aykırı inançlar aşılamaktadır.

* Kur’ân’a, Sünnete, icmâ-i ümmete aykırı akideler öğretmektedir.

* Kendilerini uyaran ve olumlu şekilde tenkit edenleri zındıklıkla suçlamaktadır.

* Başlarındaki zatı veya guruyu mâsum (günahsız), hatâ yapmaz, yanılmaz kabul etmektedir.

* Zengin bağlılarından, dinin ve şeraitin öngördüğü malî/parasal teklifler dışında külliyetli miktarda para kopartmaktadır.

* Parası olmayanları sekt hizmetleri için köle gibi çalıştırmaktadır.

* Müslümanları ve mü’minleri “Bizden olanlar ve bizden olmayanlar” diye yapay bir ayırıma tâbi tutmaktadır.

İşte bunlarda sekt olma özellikleri bulunmaktadır.

Bir Müslüman elbette bir mezhebe, bir tarikata (dinin zahirine ve şeriata bağlı olmak şartıyla), bir meşrebe, bir cemaate mensup olabilir. Lakin bir sekte bağlı olmak doğru değildir. Eskiden firak-ı dalle denilen cemaatler vardı. Bunlar dinî konularda az veya çok sevad-ı azam’dan (geniş caddeden, büyük topluluktan) ayrılmış oldukları için, mensuplarının ayaklarının kayma tehlikesi vardı.

Hangi sekt, hangi inanç ve uygulaması ile bid’atlere sapmıştır? Bu bid’atlerin hangisi küfre götürür? Bu soruların cevabını Diyanet İşleri Başkanlığı fetva kurulu verebilir.

Eğitimimiz ve Üniversitelerimiz Üstün Olursa Türkiye Hızla Kalkınıp Yükselecektir

EĞİTİM sistemimiz o kadar yetersiz ki, lise diploması alan gençler, üniversite sınavlarını kazanabilmek için avuç dolusu para vererek özel dershanelere gitmek zorundadır.

Dünyanın nice medenî ülkesinde lise diploması alabilmek için bitirme imtihanlarına giriliyor, hattâ ondan sonra bir de bakalorya/olgunluk sınavı veriliyor. Bizde, eskiden var olan bu iki sınav niçin kaldırılmıştır?

Fransa liselerinde 750 sayfalık iki kalın cilt felsefe kitabı (Psikoloji, mantık, ahlâk, metafizik, estetik) okutuluyor da bizde niçin böyle güçlü bir felsefe eğitimi verilmiyor?

Edebiyata, tarihe, sanat kültürüne, sosyal bilimlere niçin önem verilmiyor?

Cebir, geometri, fizik, kimya bilmekle bir genç kültürlü olabilir mi?

Eğitimimiz vasıflı, güçlü, üstün Türkiyeliler yetiştirmek için mi çalışıyor; yoksa robotlar, zombiler, ideoloji bağlıları yetiştirmek için mi?

Türkoloji sahasında dünya birincisi olması gereken üniversitelerimiz niçin bu konuda çok yetersizdir?

Son yıllarda pıtrak gibi yeni üniversiteler açıldı. Bunların çoğunun kütüphanesi yok. Kütüphanesi olmayan bir yüksek tahsil kurumuna üniversite demek mümkün müdür? (Harvard’ta 15, Chicago üniversitesinde 13,5 milyon kitap varmış...)

Liselerde bilgi ve kültürün yanında ahlâk ve karakter terbiyesi de verilir. Bizdeki korkunç kokuşmaya, ahlâksızlığa, kirliliğe bakılırsa eğitim sistemimiz bu ikinci vazifeyi de yapamıyor.

Türkiye’yi seven, ona hizmet etmek isteyen bütün politikacılar, aydınlar, medya mensupları, bürokratlar, okur-yazarlar eğitim ve üniversite meselesi üzerinde durmalı ve ıslah çareleri, çözümler aramalı, bu noksanımızı sorgulamalıdır.

Eğitimi ve üniversiteleri bir ülkeyi ya yüceltir ya batırır.

Ülkemiz, dünyanın en iyi durumda olan beş ülkesi arasına girebilir. Bizim yapımız, insan unsurumuz, coğrafyamız, potansiyelimiz, imkanlarımız buna elverişlidir. Lakin büyük eksikliklerimiz bulunmaktadır. Bu noksanların birincisi eğitim ve üniversite sistemimizin Türkiye’yi devlet, ülke, halk olarak yükseltecek vasıflı insanlar yetiştirememesidir.

Eğitim ve üniversite olarak çağın çok gerisindeyiz. Japonya, Güney Kore, Tayvan, Singapur gibi doğu ve Asya ülkeleri eğitim ve üniversite bakımından bizden çok ileri, çok üstündür. Bu üstünlük sayesinde ülkeler yarışında önde koşmakta; ilimde, araştırmada, ticarette, üretimde, sanatta harikalar meydana getirmektedir.

Bugünkü sistemle, bugünkü zihniyetle, bugünkü ideoloji ile eğitimimiz ve üniversitelerimiz Türkiye’ye hizmet edemiyor, aksine köstek oluyor.

Eğitim ve üniversite hizmetleri ayakta durmanın, güçlü olmanın, varlığını korumanın birinci maddesidir.

Türkiye’nin ayakta durması millî kimliği ve kültürü korumakla olur.

Millî kültür ve kimliği yıkmak, Türkiye’yi yıkmak demektir

Dünyanın hangi ülkesinin halkı, 1928’den önce kendi anadiliyle yazılmış ve basılmış kitapları, mezar taşlarını, arşiv belgelerini okuyamıyor?

Dünyanın bütün kalkınmış, medenî, ileri toplumları liselerde mantık okuyor da, Türkiye’nin genç nesillerine niçin mantık okutulmuyor?

Öyle bir eğitim sistemimiz var ki, sanki ülkenin çoğunluğunu meydana getiren Müslüman halk kasıtlı olarak câhil bırakılmak isteniyor.



Bu yazı 1,370 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 3 Ekim 2008 Hainler İstanbul’u Bu Hale Nasıl Getirdiler?
    • 16 Ağustos 2008 Ergenekon=Jakoben Laikçilik=Resmî İdeoloji
    • 14 Ağustos 2008 Şeriatî Hem Sünnîlik, Hem Şiîlik Açısından Bozuktur
    • 30 Temmuz 2008 Yakın Tarihimize Işık Tutan Büyük Ve Engin Bir Kitap: Üstad Ali Ulvi Kurucu’nun Hatıraları
    • 29 Temmuz 2008 Modern Türkiye’nin kuruluşunda Yahudiler
    • 28 Temmuz 2008 Din Büyüklerinin ve Müslümanların Dikkatlerine 12 Maddelik Islah Projesi
    • 24 Temmuz 2008 Ezana Saygısızlık
    • 21 Temmuz 2008 Hırsızlıkla Namaz Bir Arada Olmaz
    • 18 Temmuz 2008 Darbe Şakşakçılığı Yapanlar Dilerim Beladan Belaya Uğrasınlar
    • 17 Temmuz 2008 Türkiye Halkı Aptal ve Salak mıdır?
    • 16 Temmuz 2008 İsim Vermeden Anonim Tenkitler ve Uyarılar Yapmaya Devam Edeceğim
    • 14 Temmuz 2008 Müslüman Türkiye’de İslâm Devleti İstenemez
    • 14 Temmuz 2008 Müslüman Türkiye’de İslâm Devleti İstenemez
    • 12 Temmuz 2008 İslami tevhid eğitimi
    • 11 Temmuz 2008 Hakkın ve Halkın Hizmetinde Cumhuriyet
    • 10 Temmuz 2008 Yapılabilecekler ve Yapılması Gerekenler Yapılmıyor
    • 8 Temmuz 2008 Ordu ve Din...
    • 5 Temmuz 2008 Baylar Bayanlar Boşuna Protesto Etmeyin Oyun Kuralına Göre Oynanmaktadır
    • 4 Temmuz 2008 Hep Sivas Faciasından Bahs Edip, Başbağlar Katliamından Hiç Bahs Etmemek Zulümdür
    • 3 Temmuz 2008 Fitne Fesat Saçan Gazete

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    9,269 µs