En Sıcak Konular

Selahaddin Çakırgil
Vakit

Selahaddin Çakırgil
0 0 0000

Yarınları, tarihten de ibret alarak, adâlet üzere kurmak cehdi..



Bugün birkaç konuya bir arada değinelim..
 
 1- Bir günde 15 askerin öldürülmesi haberine rağmen, ‘yayınlarını kesmeden en mubtezel proğramlarını sürdüren tv. kanallarını ve Hrant Dink öldürüldüğünde feryad eden, ama, burada sessiz kalanları kınıyorum..’ kabilinden bir mesaj internetlerde dolaşıyor.. İlk planda bazılarına doğru dedirttirebilir.. Ama, bu konunun Hrant Dink’in katliyle ne ilgisi var? Hele bir müftünün cenaze namazında dua ederken, kontrolünü yitirip ağzını bozup ‘ermeni piçleri’ lafını kullanması ne kadar çirkin.. ‘Hele biz buralarda camilerde rahat ibadet ediyorsak, canlarını bu vatan uğrunda veren bu kahramanlar sâyesindedir..’ gibi sözler ekranlardan yayınlanıyor.. Halbuki, Müslümanlar İslâmî hedefler için dünya hayatlarını fedâ edenlere elbette derin saygı duyarlar, ama, birtakım güç odaklarının gölgesi altında rahat ibadet etmek sözünü, her toplumdaki zayıf Müslümanlar dile getirebilir.. Kendi varlıklarını sürdürmek için, İslâm’ı istediği zaman ve istediği gibi kullanan rejimlerin mahiyeti unutulmamalıdır. Asırlarca kardeşçe yaşamış Müslüman halkları günlük birtakım menfaat ve güç odaklarının hesabları uğruna birbirine düşman etmenin vebalini herkes düşünmelidir.. Bu müslüman halkların taa sonsuza kadar da hep kardeş olarak yaşamalarına yardımcı olacak bir siyaset izlenmelidir, sorumluluk içinde..

2- Deniz Baykal’ın ne kadar sığ bir politikacı olduğu hele de son aylardaki tavırlarıyla ortaya çıkmıştı.. Ancak, bir savaşın eşiğine gelindiğinde bile, kan tutmuşçasına saldırgan olmasını sırf hükûmeti yıpratmak adına yaptığını anlamakta zorlanıyor, insan.. Ancak, Baykal’ın bir yaralı askeri ziyaret ederken işittikleri, ilginç.. O asker, karşısına TSK yüzbaşısı üniformasıyla bir PKK’lının çıktığını hissetmiş ve birbirlerini yaralamışlar, hisleri doğru ise..

Bir em. Alb. daha geçen hafta, ‘askerlerine terörist kıyafeti giydirdiğini’ söylememiş miydi? Şimdi de, ‘PKK’lının TSK subayı üniformaları içinde olduğu’ anlaşılıyor. Yani, o ortamda, kimin kimi nasıl tanıyacağı da bir ayrı mesele.. Hele bir de geceleri.. Parola da çözülebiliyor..

3- Dışişleri Bak. Ali Babacan Ortadoğu bölgesinde, Suriye, Ürdün, Filistin ve İsrail rejimi sorumlularıyla görüşüyor.. İsrail rejiminin Suriye’ye karşı bir hava saldırısı yaptığı resmen doğrulandıktan sonra, durum biraz daha vehamet kazandı.. Daha da önemlisi, İsrail rejimi C. Başkanı Shimon Perez’in, ‘o konuda açıklanacak bir şey yok..’ demesi, diplomaside, kolay yutulacak bir söz değildir. O saldırı sırasında Türkiye topraklarına da atıldığı veya düştüğü söylenen yakıt tankları üzerine, Türkiye, İsrail rejiminden 1 aydır beklediği cevabı alamadığı halde, Ali Babacan’ın böyle bir rejimi ziyaret etmesi iyi hesablanmış sayılabilir mi?

Ancak, Babacan’ın, siyonist İsrail rejimi şeflerine, ‘Amerikan Kongresi’nde ‘ermeni soykırımı’ iddialarıyla ilgili tasarı kabul edilmesi halinde, bunun sadece Türkiye - Amerika ilişkilerinde değil, Türkiye - İsrail ilişkilerinde de çok olumsuz etkilerinin olacağını hatırlatması, taraflar arasındaki ilişkinin hangi noktaya geldiğini göstermektedir. Hatırlanacağı üzere, Amerika’daki Yahudi lobisi de bu tasarıya destek veriyor..

Bu durumda, Babacan, ziyaretini ibtal ederek, konunun ciddiyetini anlatmalı değil miydi?

Öte yandan.. Ali Babacan’ın, Filistin’de de, İsrail rejimi, Amerika ve Batı ile sıkı-fıkı işbirliği içinde olan Mahmûd Abbas’la, onun seçimle gelen ve İsmail Haniye başkanlığında kurulan HAMAS hükûmetini kanunsuz olarak yok sayıp, kanunsuz olarak başbakan tâyin ettiği Feyyaz’la görüşmeyi kabullenmesi, bütün o laik diktatörlüğün diplomatik açıdan Türkiye adına zımnî teyidi mânasına da gelmez mi?

Babacan ve bugün Hükûmet’te bulunanlar, benzer bir kanunsuzlukla karşılaşsalar, o kanunsuzluğu teyid eden ülkelere nasıl bakarlar?

4- Bugünlerde sahur vaktine doğru, TRT-1’de, ‘Salâhaddin Eyyubî’ dizisi gösteriliyor..

Arab ülkelerinde hazırlanmış, ilginç bir dizi.. Daha önce, ‘Cennet’in Krallığı’ adıyla bir film yapılmıştı Batı’lılarca.. Ve o filmde de, Salâhaddin Eyyubî, ‘üstün meziyetlerle donanmış kahraman bir düşman’ olarak gösterilmişti..  Bu dizi ise, Selahaddin döneminin tarihî hadiselerini daha derinlemesine tahlil ediyor.. Suriye, Mısır ve Filistin’de Müslüman halklar, Nureddin Zengî’nin güçlü yönetiminde toparlanmışken, onun vefatından sonra dağılma alâmetleri başgösterir.. Zengî zamanında Mısır’a Vali olarak gönderilmiş olan Selahaddin, sivrilen en güçlü yeni yönetici tipleri arasındadır. Nitekim, birçok yer, kısa zamanda onun kontrolüne geçer.. Taa Haleb ve Musul’a kadar.. Nureddin Zengî’nin 15 yaşlarındaki oğlu etrafında toplanan güç odakları ise, Selahaddin’i zorlamaktadırlar.. ‘Şuradan çekil, şurayı bize bırak..’ gibi çağrılara muhatab olan Selahaddin bütün bu taleblere karşı, ‘Haleb, Musul, Hama… Hepsini de size bırakabilirim, yeter ki, Frenklere karşı bizimle birlikte olun!’ der.. Ama, karşı taraf, Şam’ı da ister.. İşte o zaman, Selâhaddin, ‘Kudüs’e gitmek için Şam’dan geçmek gerekiyor.. Şam’dan uzaklaşarak Kudüs’e gidilemez..’ der ve savaşmak zorunda kalıp rakiblerini bertaraf eder.. Artık, Selahaddin gözünü 100 yıldır Haçlılar’ın elinde olan Kudüs’e dikmiştir.. Yıl, miladî-1180’ler. Kudüs, Haçlılar’ın elinde..

Ama, Haçlılar da, kendi içlerinde parça-bölüktürler; bugün halkları Müslüman olan Ortadoğu ülkelerini hatırlatacak şekilde.. Yığınla hristiyan kontlar, birbirleriyle ihtilaf ve düşmanlık halindedirler.. Selâhaddin ise, Antakya Kontu Reymond’la anlaşır.. Kudüs Kralı ise, ‘Kimse kendini kandırmasın.. Şu anda, Selâhaddin’le karşı karşıya gelecek güçte değiliz..’ der..

Selahaddin, evet güçlüdür, ama, o, yine de, ‘büyük bir savaşın sadece kılıçla, silahla yapılamayacağının, yığınla taktik ve stratejik manevralar istediği’nin farkındadır.. Hedefi, Kudüs Kralı’nı kendi istediği zaman ve mekanda savaşacak şekilde, istediği yere çekmektir.. Selâhaddin, güçlerini Taberiye’ye geçirmek için, Kont Reymond’un bölgesinden geçirir.

Ama, ‘Tapınak Şövalyeleri’ denilen özel savaşçı grup, Selahaddin’e saldırırlar, lâkin bertaraf olurlar.. Reymond onların safdışı olmasına üzülür ve sonra hristiyanların salâhı için, Kudüs Kralı’yla barışır. Ama, savaş için gerekli bütün tedarükat ve su yolları Selahaddin’in elindedir. Yani, savaşın kaderi bellidir, adetâ.. Ve sonra da Kudüs fethedilecektir..

Kim demiş, ‘tarih bir tekerrür değildir..’ diye..
 
 



Bu yazı 851 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Temmuz 2008 'Kemalizm, nazizme benziyor!’ diyecek değiller ya..
    • 28 Haziran 2008 ‘Âlimin ölümü, âlemin ölmesi gibidir..’
    • 26 Haziran 2008 Asıl ‘travma’yı, şimdi ‘taife-i laicus’ yaşıyor..
    • 26 Ocak 2008 ‘Yargıçlar Diktatoryası’, tek umut..
    • 15 Ocak 2008 Türkiye, Ortadoğu’da Batı’nın ‘anglo-sakson’ cebhesiyle birlikte..
    • 14 Ocak 2008 ‘Tehlike yükseliyor; öyleyse, ‘kemalizm’de birleşelim!.’
    • 12 Ocak 2008 ‘Entellektüel hurafe: Aydınlanma’konusunda aydınlanmak..
    • 10 Ocak 2008 Ahmed Türk Bey; sözüm sana..
    • 29 Kasım 2007 ‘Bir dokun, bin âah dinle, ‘kâse-i fağfûr’dan..’
    • 11 Ekim 2007 Yarınları, tarihten de ibret alarak, adâlet üzere kurmak cehdi..
    • 9 Ekim 2007 Sadece ülkemiz değil, bütün bölge ‘kaos’lara gebe iken..
    • 6 Ekim 2007 ‘Stalinist yöntemler’ yenilmeye mahkûmdur!.
    • 4 Ekim 2007 Topyekûn savaşa, zaman ve mekânını inancımızın ölçülerine göre hazır olmak..
    • 3 Ekim 2007 ‘Anayasaya göre devlet’ mi; ‘devlete göre anayasa’ mı?
    • 2 Ekim 2007 ‘Taife-i laicus’ softalarının zorbalığı ötekilerden geri mi?
    • 1 Ekim 2007 ‘Sıcak takib’e ‘evet’ deniliyorsa; ‘mütekabiliyet’e de ‘evet’ mi
    • 29 Eylül 2007 Türkiye keşke Malezya olsa!
    • 27 Eylül 2007 ‘Dindarlık-dinsizlik kutublaşması’ en keskin hatlara doğru ilerlerken..
    • 26 Eylül 2007 Milletin önemli sıralaması ile asker’inki uyumlu olmalı değil mi?
    • 25 Eylül 2007 ‘İran’a şeriat, demokrasi vaadleriyle geldi!’ mavalı..

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    7,335 µs