En Sıcak Konular

Avni Özgürel
Radikal

Avni Özgürel
0 0 0000

Ne olmasını bekliyorduk ki?



Bütün terör örgütleri için geçerli karakter çizgileri var. Bunların başında da gerek kendi bünyesine ve uğruna mücadele ettiğini iddia ettiği kitleye karşı; gerekse dışarıya dönük sergilediği sınırsız şiddet geliyor. Dolayısıyla bir örgütün, olası toplumsal tepkinin büyüklüğünü hesap ederek eylemden vazgeçeceğini düşünmek akla ziyan. Aksine başarısını eylemleri sonucu davet edeceği tepki/ öfkede görür örgüt. Keza kitlelerin zihninde oluşturduğu korku ve dehşet hissinin kontrolünü elinde tuttuğunu gösterdiği ölçüde de hedefine yürür.
PKK açısından bakıldığında içinde bulunduğumuz durum bu genellemeye uygundur. Örgüt kendi içinde ve eylemlerinde acımasızdır, nihai karar noktasındaki kişinin onaylamadığı hiçbir eyleme kalkışmaz; zaman zaman 'ateşkes' ilan etmekten muradı da 'barışcı çözüm' arayışı çabalarına şans tanımak değil, tereddüt uyandırmanın sağlayacağı psikolojik etki, propagandadır. Böylelikle şiddete başvurmaktan vazgeçme arzusu içinde olduğu intibaı vermekle bir yandan kamuoyunda ve siyasi karar alıcılarda zihin karışıklığı yaratmayı hedefler; diğer yandan herkese şiddeti kontrol etme gücünü elinde tuttuğunu göstermeyi ister.

Bunlar bilinenler...
Bugüne gelirsek. PKK'nın gerçekleştirdiği son eylemde 13 askerimizin şehit olması bir kere daha öfkeyi ayağa kaldırdı. Oysa yıllar yılı yüzleri, binleri kaybettik! Son iki yılda sadece mayınlar yüzünden yitirdiğimiz insan sayısı 1000. Ne zaman aynı anda çok sayıda askerimiz şehit olsa kabarıyoruz, ardından sular geri çekiliyor. Alıştık artık. Öte yandan herhalde son saldırının kimse için beklenmedik bir şey olduğu söylenemez. Şimdiye kadar Kuzey Irak'ta askeri harekât yapmamış olsak da PKK konusunda bölgeyi kontrol eden ABD'yi ve Irak yönetimini zorladığımız, kıvılcımın, kışkırtmanın ateşleyiciliğine bağlı olarak her an müdahale kararı alma noktasına geldiğimiz sır değil. Washington'ın Ankara'nın tansiyon tırmanışını takip edip tam patlama noktasında Türkiye'nin öfkesini yatıştıracak bir adım atmasının mümkün olduğunu bizim kadar PKK da biliyor olmalı.
Ne bekliyorduk yani? Örgütün en başta ABD olmak üzere Türkiye'nin ittifak ilişkileri içinde olduğu uluslararası camiadan gördüğü teşvik ve desteği önemsemeyip sinmesini, imha sürecine boynunu uzatmasını mı?
Ben bu satırları yazarken Ankara'da hükümet, askerler, alınacak tedbirleri görüşmek için toplantı halinde; basın-yayın organları da büyük oranda kendilerini toplumda uyanan 'Ordu Irak'a' eğiliminin akışına bırakmış haldeydi.
AKP iktidarının tercihinin hangi yönde olacağı bilemem. Ama ne kadar öfkeli ve müdahale konusunda ne kadar istekli olursa olsun, Kuzey Irak'a yönelik bir harekâtın davet edeceği riskleri herkesten fazla Türk Silahlı Kuvvetleri'nin bildiğinden şüphe etmem. Ordu böyle bir kararın Kandil Dağı veya bölgede bulunan sair PKK kamplarını vurmakla sınırlı kalmayabileceğinin hesabını yapıyor olmalıdır.
Sorunu bir kere daha ve ne yazık ki tekrar silahlı mücadele ölçeğinde masaya yatırıyoruz. Oysa başkalarından yardım, anlayış, destek bekleye bekleye çoktan karar dönemecine geldik/geçtik/geçiyoruz.
Onca insanımız 'Vatan bölünmesin' düşüncesiyle can verdi. Türk ordusunun karşısına hangi donanımda, kimin desteğinde silahlı güç çıkarsa çıksın ve bedeli ne olursa olsun, harekete geçtiğinde hedefe ulaşacağından kuşku duymam. Ama şehitlerimizin kanına saygımızın, çözüm getirmeyen sadece bugünü kurtaracak askeri zaferden geçmediğini de biliyorum. Hakiki zafer Türkiye'nin ulusal bütünlüğünü pekiştirecek milli, toplumsal proje üretmeye bağlı. 'Kazanmak' ya da 'kaybetmek' diye bakmaksızın.



Bu yazı 1,212 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 18 Nisan 2010 Doğum gününde sevgiliyi hatırlamak...
    • 3 Ekim 2008 Gerçek gündem ve eğlence
    • 14 Ağustos 2008 Bir test, 2 bin ölü!
    • 30 Temmuz 2008 İddianamenin şifresi
    • 12 Temmuz 2008 Ordu ne düşünür?
    • 2 Temmuz 2008 AKP davası ve Ergenekon
    • 26 Haziran 2008 Travma!...
    • 21 Haziran 2008 Yeni dönemde Tayyip Erdoğan ve...
    • 12 Haziran 2008 Yargı kılıf işlevi görmeye başlarsa!..
    • 28 Mayıs 2008 Kritik dönemeç
    • 21 Mayıs 2008 Mahkeme nasıl kışkırtılır?
    • 14 Mayıs 2008 Sahtelik, devlet ve siyaset
    • 8 Mayıs 2008 Erdoğan’ın yol haritası
    • 30 Nisan 2008 CHP değişirse her şey değişir!..
    • 23 Nisan 2008 Laikliği masaya yatırmak!
    • 16 Nisan 2008 Perdeyi kaldırmak
    • 9 Nisan 2008 AKP nasıl kurtulmaz?
    • 2 Nisan 2008 Tayyip Erdoğan
    • 26 Mart 2008 Başımıza gelenler...
    • 19 Mart 2008 Siyasi tarihin ayıplı sayfaları

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,017 µs