En Sıcak Konular

Sami Hocaoğlu
Yeni Şafak

Sami Hocaoğlu
0 0 0000

Sen misin Müslüman olan?



Yine Şafak muhabiri sayesinde öğrendik. Bulgar Kilisesi'nin eski yönetim kurulu üyesi Bojidar Cipof'un eşi Juliana ben idrakine kavuşarak kendine dönmüş. Yani, Allah'a kayıtsız şartsız teslim olduğunu beyan ederek “Müslüman” adını almayı hak etmiş.

Önce İslam'ını gizlemiş. Namazlarını gizli gizli kılmış. Durumdan şüphelenen kocası, arama sırasında Fatıma hanımın müftülükten aldığı ihtida belgesini buluyor. Hakaretler ve yıldırma operasyonu başlıyor. Yetmiyor, gece yarısı kapı önüne konuluyor.

İlk gece bir otelde kalıyor Fatıma Cipof. Bu tepkinin geçici olduğunu düşünerek evine dönüyor. Fakat tepki artıyor. Hakaret artıyor. “Kara Fatma” ilan ediliyor. Namaz kılarken itilip kakılıyor. Tesettürüyle dalga geçiliyor. İş akıl hastası ilan etmeye kadar vardırılıyor. Fatıma kardeşimiz 9 aydır sığındığı Müslüman bir ailenin yanında yaşıyor. Kocasına boşanma davası açmış, neticesini bekliyor.

İhtidalar oldum olası beni heyecanlandırır. Bir Müslüman olarak beni ilgilendiren yanı, büyük ailemize bir kardeşin daha katılmış olmasıdır. “Bir adem bir alem” demişiz bir kez. Ve bir alemimiz daha olmuştur.

Mühtedi açısından olay azimdir. Zira bir mühtedi için ihtida, hayatının en büyük devrimidir. Bunun ne büyük bir iman hamlesi olduğunu, imanı ata mirası sananlar nasıl anlasın? Mühtedi, “dönüş” kararı verdiğinde hayatını sıfırlamayı da kabul etmiştir. Hz. Ömer'in “kesip atmak” dediği türden büyük bir karar. Ona İslam'ın kapısını tıklattıran şey yüreğine düşen hakikat ışığıysa, evinden, eşinden, işinden, aşından, arkadaşından, çevresinden ve daha birçok şeyden kopacak olmasına aldırmaz. O ışığın cazibesi benliğini öylesine sarar ki, “ayrılmanın” acısı “bulmanın” sevincini bastıramaz.

“Müslümanlar, kardeşinize sahip çıkın!” demiyorum. Biliyorum, ona sığındığı Allah sahip çıkar. Ama o imanıyla imtihan olurken, onu tanıyanlar da onunla imtihan olurlar. Umarım büyük ailemizin yeni üyesiyle imtihan olanlar sınavlarını yüz aklığıyla verirler.

İslam'ın yayılış tarihine dair çaplı bir esere imza atan İngiliz oryantalist Thomas W. Arnold'un şu ilginç tesbiti bir kez daha doğrulanıyor: “İslam'ın insan kazanımı, siyasal olarak en dibe vurduğu dönemlerde en yüksek seyrini korumuştur.” Bunu, Müslüman olmanın ölmek demeye geldiği bir dönem olan 16. yüzyıl İspanya'sında yerli halktan hâlâ Müslüman olmak için sıraya girenlerin bulunduğunu naklederken yapıyor.

İşte bu, İslam'ın gücüdür. O güç bizden değil, Allah'tan kaynaklanıyor. Egemen güçlerin İslam'ı şeytanlaştırma çabaları da işe yaramıyor. Adam olacak çocuk, ne edip edip adam oluyor. İnsan Müslümanların haline bakında dine girmez, aksine dinden çıkar değil mi? Eğer iş böyle değilse, bunun nedeni “Mukallibu'l-Kulub” olandır.

Fakat, bu hazımsızlığa ne demeli. Bojidar efendiye ve çevresine düşen bu özgür seçime saygı duymak, eğer istemiyorsa eski eşinin hukukunu gözeterek boşamaktı. Asıl kaygıyı şu cümle ele veriyor: “cemaat içinde bizi rezil ettin”. İşte size cemaat baskısı.

Bakın bu baskıyı Müslümanlar çok iyi biliyor. Yıllar yılı malum azgın azınlık dindarlara ipe sapa gelmez yasaklar uygularken hep aynı güdüyle davrandılar. Müslümanlar malum azınlığın fiyakasını bozuyordu. Onlar yabancılaşmıştı. Bir yere ait değillerdi. Ama kendilerini yerli gibi yutturmak ve kendilerini tatmin etmek istiyorlardı. İslam'ı ve Müslümanı her görüşte, yabancılıklarını ve yersizliklerini hatırladılar. Bu da onları hırçın ve saldırgan yaptı. Tesettür, Kur'an, İmam-Hatip, Cami, Namaz, Oruç düşmanlıklarının sebebi de bu.

Fatıma Cipof olayı tek değil. 2004 yılının son aylarında Mısır'da benzer bir olay yaşandı. Bir Kıpti papazın karısı olan Vefa Konstantin Müslüman oldu. Yer yerinden oynadı. Kıpti Patrik Şenuda, kendini kaybetti. Kıptileri kışkırtan demeçleri üzerine Kıpti gençler ayaklanıp terör estirdi. Ve sonuç yüz kızartıcıydı: Müslüman olan Vefa hanım, Mısır diktatörünün marifetiyle Kıpti kilisesinin insafına teslim edildi. Önce “akıl hastası” ilan edildi, sonrasını tahmin edebilirsiniz.

Kiliselerin derdi belli: Cemaatlerini İslam'ın cazibesine kaptırmamak. İslam'ın kilisesi yok, şükürler olsun. Buna ihtiyacı da yok. Cazibesi içinden, gücü kendinden. Bu yüzden zorbalık yapıyorlar.

Hayret, Vefa Konstantin olayında o çok özgürlükçü dünyadan çıt çıkmadı. Bakalım Fatıma Cipof olayında ne yana yatacaklar?

Vefa Konstantin veya Fatıma Cipof. Zorbalar bu menkıbenin önüne geçemeyecek. Çünkü bu menkıbenin tarihi insanlıkla yaşıt. Hatırlayın Firavun'un karısı Asiye'yi. Kur'an onu tüm mümin kadınlara örnek gösterir. Firavun olan kocasının, “İnancını terk et seni sarayın tek kraliçesi ilan edeyim” teklifini reddedince işkence başladı. Onun işkence altında yaptığı duayı Kur'an ölümsüzleştirdi “Rabbim! Artık bana kendi katında, cennette bir saray inşa et! Beni Firavun'dan ve onun iktidarından kurtar!” (Tahrim, 66/11)



Bu yazı 259 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 11 Nisan 2008 Çoğulculuk ilahi bir kanundur
    • 28 Mart 2008 İslam'a ana kapısından girmek
    • 14 Mart 2008 İslam kadını aşağılamadı, siz anneliği aşağıladınız!
    • 7 Mart 2008 Gazze'de insan kanı sudan ucuz mu?
    • 29 Şubat 2008 Bir demet 28 Şubat
    • 22 Şubat 2008 Maksada gelelim
    • 25 Ocak 2008 Örtenlerin başörtüsü düşmanlığı
    • 23 Kasım 2007 …yoksa işimiz YAŞ
    • 5 Ekim 2007 Sen misin Müslüman olan?
    • 28 Eylül 2007 Yumurtalarını pişirmek için memleketi yakarlar
    • 21 Eylül 2007 “Angara'da anayasso/ Ellerinden öpiy Hasso”
    • 14 Eylül 2007 Tut bizi ey oruç!
    • 7 Eylül 2007 Özgürlük ve sanat zehirlenince
    • 10 Ağustos 2007 Aktif iyi olmak için sorumluluk ahlâkı

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    8,022 µs