En Sıcak Konular

Mehmet Şevket Eygi
Milli Gazete

Mehmet Şevket Eygi
0 0 0000

Türkiye’yi Kurtarmak ve Yüceltmek İçin Dışarıda 10 Bin Öğrenci Okutmak



ŞU anda Viyana’da 700 Müslüman Türkiyeli öğrenci okuyormuş, bunun 300’ü tesettürlü kızmış. Henüz çok az miktarda öğrenci, tahsilini bitirmiş. Üniversiteden sonra yüksek lisans ve doktora da yapıyorlarmış...

Yıllar boyunca, Müslümanların Batı üniversitelerinde öğrenci okutmalarını, bilhassa, okumaya ehil ve layık tesettürlü kızları yetiştirmelerini teşvik eden yazılar kaleme almıştım. Hattâ “Fazla evlerinizi, mülklerinizi satınız ve bunların parasıyla üstün ve kabiliyetli Müslüman gençleri yetiştiriniz” demiştim. Bazıları benimle alay etmişlerdi. Hiç insan canının yongası olan mülkünü satıp da parasını bir öğrenci için harcar mı?.. Onlar benimle alay ediyorlar, ben de onlarla... Zavallılar, ayda bir gence 150 lira burs verilecek ve çocuk bununla yetişip adam olacak sanıyorlar. Bu aptalca reçeteye gülünmez mi?

Viyana’da 700 Müslüman öğrenci okutulması çok doğru ve güzel bir iş... Ancak rakam çok ama çok azdır. Bunun en kısa zamanda 10 bine çıkartılması lazımdır.

Hem sadece Viyana’da olmaz. En az 10 Avrupa ülkesinde böyle öğrenci okutulmalıdır. İleride bunlar, o ülkelerle Türkiye arasında köprü olacaklardır. Düşünebiliyor musunuz. Norveç’te bin öğrenci okuttuk. Onlar Norveç lisanını, kültürünü iyice öğrendiler. Kızlardan birkaçı Norveçli mühtedilerle (Müslüman olmuşlarla) evlendi, bazı erkekler de Norveçli hanımlarla. Bunlar Norveç’in dünya işlerinde nasıl başarılı olduğunu görecekler. O ülkenin Avrupa Birliği üyesi olmadığı halde çok zengin, çok güçlü, çok müreffeh (refahlı) olmasının sebeplerini ve sırlarını öğrenecekler.

İspanya’da da öğrenci okutmalıyız. Güneydeki Endülüs bölgesi buna çok müsaittir.

Fransa’da, İngiltere’de... Bilhassa Finlandiya’da... Düşünebiliyor musunuz? Bin tane kabiliyetli, istidatlı, ahlâklı, faziletli, zeki, vasıflı Türkiyeli genç Fince biliyor. Bunların aracılığıyla kısa zamanda Türk-Fin ticareti, kültürel münasebetleri gelişir.

Bazı Avrupalıların İslâm’a saldırmaları, çirkin karikatürlerle mukaddesatımızı tahkir etmeleri bizi üzüyor ama Türkiye’den ülkelerinde okumaya gelen tesettürlü kız öğrencilere gösterdikleri kolaylık ve müsamaha (hoşgörü) dolayısıyla iyi niyetli Batılıları tebrik etmemiz, kendilerine teşekkürlerimizi sunmamız da gerekiyor. Biz Türkiyeli Müslümanlar, kendi vatanımızda dindar kızlarımızı başörtüsü ile okutamıyoruz, onlar buna izin veriyorlar. Teşekkürler, teşekkürler...

Medenî, demokrat, ileri Batı ülkelerinde öğrenci okutmak sadece para gücüyle olmaz. Paranın yanında plan, program, reçete de bulunması gerekir. Batı kültürünün bazı değerleri İslam ile bağdaşmaz. Eskiden onlarda da hayâ/utanmak denilen değer vardı. Sonra bu değer zayıfladı. Çünkü dinden uzaklaştılar. Batı üniversitelerinde okuyacak çocuklarımız orada başı boş bırakılmamalı, ehliyetli ve vasıflı idarecileri tarafından yönetilen İslâm öğrenci yurtlarında barındırılmalıdır.

Buralara hangi çocuklarımız gönderilmelidir?.. Zekâ derecesi (IQ) yüksek, biojenetik bakımdan üstün, azimli, yüksek ahlâk ve karakter sahibi, idealist, ihlâslı, faziletli, kabiliyetli, istidatlı, ileride hizmet etmeye müsait gençler.

Bunların tahtaları, cevherleri kıymetli olmalı. Bakırı, kavak tahtasını oralara gönderip yekun olarak bir milyon dolar harcasanız da neticede bir şey elde edemezsiniz.

Batı’ya gönderilecek gençlerimiz genellikle sosyal kültür,  güzel sanatlar konusunda eğitim almalı, ihtisas yapmalıdır. Doktor veya mühendis olacaklar ise mutlaka kendi branşlarında birinci olmalı, uluslarası platformda önde koşmalıdır.

Eğitim (pedagoji), iletişim, medya, moda, dekorasyon, hukuk mimarlığı (mühendisliği veya teknisyenliği değil!), turizm, arkeoloji gibi branşlar...

Müslüman kızların, hele tesettürlülerin dış ülkelerde okutulması doğru mudur? Bu konu muhtelefün fih bir meseledir. Yani üzerinde görüş birliği yoktur. Vaktiyle büyük âlimlerden birinin şöyle bir fetvasını okumuştum:

Düşman, Müslüman bir şehrin surlarını yıkıyor, kapılarını kırıyor ve içeriye giriyor. Müslüman halk bir ölüm kalım savaşı veriyor. Evlerinde oturan Müslüman kadınlar ve kızlar, böyle bir durumda velilerinin iznini almaksızın, ellerine geçirdikleri savunma silâhlarıyla düşmanla savaşmaya giderler...

Bu da gösteriyor ki, kale içten feth edilince okumaya layık ve ehil kızları da okutmak, yetiştirmek gerekir.

Okumak, tahsil yapmak, bilgisini ve kültürünü arttırmak bütün insanların temel haklarındandır. Dinden uzaklaşmış, seküler vatandaş okuyacak, dindar Müslüman, tesettürlü kız okuyamayacak... Böyle şey olmaz.

Ölüm dışında bütün dertlerin, hastalıkların çaresi vardır. Türkiye’de tesettürlü kız öğrencilere yapılan haksızlığın giderilmesi için elbette çareler ve çözümler vardır. Bunların birincisi, ileri Batı üniversitelerine öğrenci göndermektir.

Sadece Batı’ya da değil... Japonya’ya, Tayvan’a, Güney Kore’ye, Singapur’a, Malezya’ya da göndermeliyiz. Başlangıçta her ülkeye 100 öğrenci, sonra imkân bulununca daha fazla.

Dış ülkelere gönderilecek Müslüman gençlerin bilhassa dinî itikatlarının korunmasına dikkat edilmelidir. Başka dinlerle iyi geçinilecek, lakin İslâm’dan zerre kadar taviz verilmeyecek.

Beş vakit namazı kılacaklar. İslâm ahlâkının öğretilerini hayata tatbik edecekler.

Bu öğrencilerin tamamı fütüvvet ahlâkı ile yetiştirilmelidir.

Hepsinde gerçek tasavvuf neş’esi ve rengi bulunmalıdır.

Bu dediklerim yapılırsa, yapılabilirse ileride ülkemizde  hayırlı bir inkılap olacaktır.

Şuraya kadar saydıklarıma bakalım: Bunların içinde Türkiye’nin zararına olacak hiçbir fikir, teklif, çare ve çözüm yoktur. Hepsi de hayırlı, hepsi de müsbet, hepsi de faydalıdır.

Bunları fanatik, militan, sekter düşünceli dinsizler yadırgayacaklardır. Çünkü onlar Müslümanların okumasını, üstün ve vasıflı olmasını istemezler. Onlar, Müslümanları kendileri kadar eşit kabul etmezler. Evet Anayasaya göre her vatandaş eşittir ama Ötekiler “Daha eşittir”.

Önemli bir soru: Bu fikirleri, görüşleri, teklifleri, çare ve çözümleri Türkiye Müslümanlarına kabul ettirmek kolay mıdır, mümkün müdür?

Belki mümkündür ama pek kolay olmayacaktır.

Müslüman halkımızın bir kısmı kötü eğitim, kötü üniversiteler, kötü medya, kötü ideolojik baskılar, sürekli beyin yıkama ameliyeleriyle afyonlanmış, sersemletilmiş, şartlı refleksli hale getirilmiştir.

Müslümanlar kurtulmak, hür olmak, zilletten izzete geçmek, kendi vatanlarında korkusuzca haysiyetli bir hayat sürmek, ezilmemek istiyorlarsa ÜSTÜN, VASIFLI, GÜÇLÜ elemanlar yetiştirmeli, bunlardan oluşan kadrolar kurmalıdır. Aksi takdirde bugünkü perişanlık sürecektir.

Türkiye Müslümanları son elli yılda 50 bin yeni, müzeyyen cami yaptıracaklarına 50 bin üstün ve vasıflı Müslüman yetiştirseydiler bugünkü durumda olmazlardı.

Evet mallarımızın, mülklerimizin bir kısmını satacağız ve bunların parasıyla dış ülkelerde üstün, güçlü, vasıflı, idealist, ihlaslı Türkiyeliler yetiştireceğiz. Onlar hem bu ülkeye, hem devletimize, hem halkımıza hizmet edecektir. Onlar gerçeğe, İslâm’a hizmet edeceklerdir.

Onlar hizmet perdesi ardında din istismarı ve istihdamı yapmayacaklardır. Onların içinden Selahaddin Eyyubîler çıkacaktır.

Türkiye’deki mevcut eğitim sistemi, üniversiteler ve resmî ideoloji ile gerçek, örnek, vasıflı, üstün, güçlü elemanlar yetiştirmek çok zordur. Bunları mecburen dışarıda yetiştireceğiz.

Bendeniz ölüp gideceğim, zamanlar geçecek ve bir gün bu gibi yazılarımın ne kadar isabetli olduğu anlaşılacaktır.



Bu yazı 1,090 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 3 Ekim 2008 Hainler İstanbul’u Bu Hale Nasıl Getirdiler?
    • 16 Ağustos 2008 Ergenekon=Jakoben Laikçilik=Resmî İdeoloji
    • 14 Ağustos 2008 Şeriatî Hem Sünnîlik, Hem Şiîlik Açısından Bozuktur
    • 30 Temmuz 2008 Yakın Tarihimize Işık Tutan Büyük Ve Engin Bir Kitap: Üstad Ali Ulvi Kurucu’nun Hatıraları
    • 29 Temmuz 2008 Modern Türkiye’nin kuruluşunda Yahudiler
    • 28 Temmuz 2008 Din Büyüklerinin ve Müslümanların Dikkatlerine 12 Maddelik Islah Projesi
    • 24 Temmuz 2008 Ezana Saygısızlık
    • 21 Temmuz 2008 Hırsızlıkla Namaz Bir Arada Olmaz
    • 18 Temmuz 2008 Darbe Şakşakçılığı Yapanlar Dilerim Beladan Belaya Uğrasınlar
    • 17 Temmuz 2008 Türkiye Halkı Aptal ve Salak mıdır?
    • 16 Temmuz 2008 İsim Vermeden Anonim Tenkitler ve Uyarılar Yapmaya Devam Edeceğim
    • 14 Temmuz 2008 Müslüman Türkiye’de İslâm Devleti İstenemez
    • 14 Temmuz 2008 Müslüman Türkiye’de İslâm Devleti İstenemez
    • 12 Temmuz 2008 İslami tevhid eğitimi
    • 11 Temmuz 2008 Hakkın ve Halkın Hizmetinde Cumhuriyet
    • 10 Temmuz 2008 Yapılabilecekler ve Yapılması Gerekenler Yapılmıyor
    • 8 Temmuz 2008 Ordu ve Din...
    • 5 Temmuz 2008 Baylar Bayanlar Boşuna Protesto Etmeyin Oyun Kuralına Göre Oynanmaktadır
    • 4 Temmuz 2008 Hep Sivas Faciasından Bahs Edip, Başbağlar Katliamından Hiç Bahs Etmemek Zulümdür
    • 3 Temmuz 2008 Fitne Fesat Saçan Gazete

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    9,711 µs