En Sıcak Konular

Mehmet Şevket Eygi
Milli Gazete

Mehmet Şevket Eygi
0 0 0000

İslâm Gıybeti Yasaklıyor Müslümanlar Bol Bol Gıybet Yapıyor



GIYBETİ, nemimeyi, yalanı, iftirayı, dedikoduyu, gevezeliği, zevzekliği, lisan âfetlerini; İslâm dini kadar şiddetle ve kesinlikle yasaklayan başka bir din yoktur. Hal böyle iken Müslümanlık dünyasında maalesef bunlar çok yaygındır. Önce yukarıda saydığım kelimeleri açıklayayım:

GIYBET: Birisinin gıyabında (arkasından), duyduğu takdirde üzüleceği, hoşlanmayacağı doğru bir söz söylemektir. (Söylenen doğru olmazsa, yalan olursa gıybet değil, iftira olur). Mesela çok zayıf bir kimse için sıska yahut hani şu bir deri bir kemik adam var ya... gibisinden bir söz etmek (o duysa, bu sözden hoşlanmayacaksa) gıybettir.

YALAN: Doğru olmayan bir şey söylemek. İşe geç kaldı, olmadığı halde hastaydım diye bir mazeret uyduruyor.

NEMİME: İki kişi yahut iki zümre arasında lâf taşımak. “O senin aleyhinde şöyle şöyle şöyle konuştu...” diyerek fitne ve fesat çıkartmak!

İFTİRA: Gerçek olmayan bir isnatta bulunmak. Adam balkonuna oturmuş, nar suyu içiyor, onun için “şarap içiyor...” demek.

GEVEZELİK: Lüzumsuz yere bol bol konuşmak.

ZEVZEKLİK: Aynı mânâya gelir.

LİSAN AFETLERİ: İmamı Birgivî hazretlerinin Tarikat-i Muhammediye adlı eserinin büyük bölümü bunlara ayrılmıştır. Her akıllı Müslüman okumalı, öğrenmeli, dilini tutmalı, kendine çeki düzen vermeli.

Halkımızın büyük bir kısmı maalesef dedikodu mahiyetindeki haberlere çok meraklıdır.

Alim ve fadıl bir kişi, insanları ebedî mutluluğa ulaştıracak çok faydalı, çok lüzumlu bir kitap yazsa, onu fazla okuyan çıkmaz. Nihayet birkaç bin adet satılır.

Cin fikirlinin biri dehşetli, çok meraklı bir dedikodu kitabı yazsa, meselâ “Meşhur politikacı Kemankeş Türk değil, Viking asıllıdır...” dese herkes merak eder ve o kitabı (yalan ve saçma da olsa) okur.

Başta gıybet olmak üzere lisan afetleri Müslümana çok şey kaybettirir.

Sırtına ağır günahlar yükler.

Kendi iyilikleri ve sevapları gıybet ettiği kimseye verilir.

Sevabı kalmazsa, gıybet edilenin günahları onun üzerine yüklenir.

Kur’ân-ı Kerîm gıybeti, “Ölü kardeşinin etini yemek” kadar çirkin ve iğrenç bir günah olarak görmektedir.

İslâm dininin konuşma ve yazma ile ilgili bazı kuralları şunlardır:

* “Ya hayırlı söz söyle, yahut sus.” (Hadîs)

* Söz gümüşse, sükut altındır.

* Söylediğin her şey doğru olmalı. Lakin her doğruyu söylemek doğru olmaz.

* Oruçlunun faydasız, lüzumsuz şeyler konuşması orucunun sıhhatine mani olmaz, yani bozmaz ama ona büyük zarar verir.

* Oruçlu yemek yemediği, su içmediği gibi dilini de faydasız konuşmalardan, hele gıybet ve yalandan korumalıdır.

* Gözlerini harama bakmaktan, kulaklarını haram şeyler dinlemekten korumalı, ayaklarıyla kötü yerlere gitmemelidir.

Hüccetülislâm İmamı Gazali hazretlerinin İhyau Ulumiddin adlı eserinin kırk kitabından (bölümünden) biri “Orucun sırları” başlığını taşımaktadır. Şu mübarek günlerde o kitabı okumakta büyük yarar vardır.

Geçenlerde yazmıştım, bir kere daha yazayım. Peygamberimiz zamanında Medine’ye iki Bizanslı doktor gelmiş. Efendimizle görüşmüşler. Sevgili Peygamberimiz daha sonra şöyle buyurmuş:

“Gıybet olmasaydı, o ikisinden hangisinin kuvvetli doktor olduğunu size söylerdim...” Arif olana, anlayana bu kadar yeter.

Kâmil (olgun) Müslümanlar, kendi kusur, günah, ayıplarına bakmaktan ve onlar için üzülmekten, başkalarının noksan ve ayıplarını göremez.

Yemek Kültürü ve Öteki Kültürler

MÜSLÜMAN kesimde yemek kültürü hızla gelişiyor. İçkisiz lüks lokantaların sayısı artıyor. Dinimizin kesin olarak yasakladığı israfa, saçıp savurmaya, gösterişe, aşırı tıkınmaya kaçmamak şartıyla bu gelişme sevinç vericidir. Bu gibi lokantalar, dindar Müslümanlardan ziyade ehl-i dünyaya, sevgili hedonist vatandaşlarımıza hitap etmelidir. Madem ki, haddinden fazla yemek istiyorlar, Müslümanların tesislerinde yesinler. Onlar yemeğin yanında içki de isterler... İsterler ama yemekleri çok lezzetli, dekorasyonu güzel ve sanatlı, fiyatları makul içkisiz bir lokanta her zaman tercih edilir. Bendeniz şahsen pahalı ve lüks yerlerde yemek yemem. Değersiz ve mütevazı bir kimseyim, binaenaleyh orta halli yemeliyim. Zaten bütçem yeme içmede israfı kaldırmaz. Uzanamadığın üzüme koruk diyorsun... Eyvallah...

Müslümanların yemek kültürü, lüks otomobil kültürü, pahalı cep telefonu kültürü, markalı lüks giyim kuşam kültürü yanında asıl kültür sahasında da hızla ilerlemeleri gereklidir. Edebiyat kültürü, tarih kültürü, güzel sanatlar kültürü, mimarlık ve şehircilik kültürü, dekorasyon kültürü, şehir ve medeniyet görgüsü, yardımseverlik ve paylaşım kültürü, kitap kültürü...

Her hafta, hattâ haftada birkaç kez lüks ve pahalı restoranlara giden zengin Müslüman acaba kitapçılara, el sanatı ürünü satan dükkanlara da bu kadar sık uğruyor ve alış veriş yapıyor mu? Yoksa hiç mi gitmiyor?

Otomobil yakıtına, yemeye içmeye, cep telefonu masraflarına hayli para ödeyen zengin sofu acaba kitaba, sanata, kültüre ne kadar yatırım yapıyor?

Günde üç öğün yemek yiyor, maşaallah değirmen gibi öğütüyor ve semiriyor. Lakin kitap okumuyor. Bu nasıl bir Müslüman zengindir. Paraca zengin, kültürce fakir. Vah vah...

Bu yazı 1,236 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 3 Ekim 2008 Hainler İstanbul’u Bu Hale Nasıl Getirdiler?
    • 16 Ağustos 2008 Ergenekon=Jakoben Laikçilik=Resmî İdeoloji
    • 14 Ağustos 2008 Şeriatî Hem Sünnîlik, Hem Şiîlik Açısından Bozuktur
    • 30 Temmuz 2008 Yakın Tarihimize Işık Tutan Büyük Ve Engin Bir Kitap: Üstad Ali Ulvi Kurucu’nun Hatıraları
    • 29 Temmuz 2008 Modern Türkiye’nin kuruluşunda Yahudiler
    • 28 Temmuz 2008 Din Büyüklerinin ve Müslümanların Dikkatlerine 12 Maddelik Islah Projesi
    • 24 Temmuz 2008 Ezana Saygısızlık
    • 21 Temmuz 2008 Hırsızlıkla Namaz Bir Arada Olmaz
    • 18 Temmuz 2008 Darbe Şakşakçılığı Yapanlar Dilerim Beladan Belaya Uğrasınlar
    • 17 Temmuz 2008 Türkiye Halkı Aptal ve Salak mıdır?
    • 16 Temmuz 2008 İsim Vermeden Anonim Tenkitler ve Uyarılar Yapmaya Devam Edeceğim
    • 14 Temmuz 2008 Müslüman Türkiye’de İslâm Devleti İstenemez
    • 14 Temmuz 2008 Müslüman Türkiye’de İslâm Devleti İstenemez
    • 12 Temmuz 2008 İslami tevhid eğitimi
    • 11 Temmuz 2008 Hakkın ve Halkın Hizmetinde Cumhuriyet
    • 10 Temmuz 2008 Yapılabilecekler ve Yapılması Gerekenler Yapılmıyor
    • 8 Temmuz 2008 Ordu ve Din...
    • 5 Temmuz 2008 Baylar Bayanlar Boşuna Protesto Etmeyin Oyun Kuralına Göre Oynanmaktadır
    • 4 Temmuz 2008 Hep Sivas Faciasından Bahs Edip, Başbağlar Katliamından Hiç Bahs Etmemek Zulümdür
    • 3 Temmuz 2008 Fitne Fesat Saçan Gazete

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    9,269 µs