En Sıcak Konular

Mehmet Şevket Eygi
Milli Gazete

Mehmet Şevket Eygi
0 0 0000

Maskeler ve Şifreler



ZAMANIMIZDA insanlar maskeli geziyorlar. Şeytanlar melek maskesi takıyor, cahiller âlim, çirkinler güzel, ahmaklar akıllı; velhasıl her biri ayrı bir maske.

Lâkin gözlere maske takılmaz. Okumasını bilenler, gözünden karşısındakinin ne olduğunu anlayabilir, anlamasa bile sezer.

Konuşmalar da gerçeği aksettirmiyor. Kişiler; rumuzlu, şifreli konuşuyor! Hayır diyeceğine evet diyor, evet diyeceğine hayır... Aç, tokum diyor, tok, açım...

Aşağıdaki hükümler ve ölçüler fakirler yahut orta hallinin aşağısında olanlar için değildir. Onlar üzerlerine alınmasınlar.

* Evinin salonunu göreyim, senin ne mal olduğunu söylerim.

* Otomobiline bakayım, mahiyetin belli olur.

* Nerede yemek yiyorsun, neler yiyorsun, nasıl yiyorsun? Bunlardan, Hint kumaşı mısın, kaput bezi misin anlaşılır.        

* Seninle seyahat yapayım kimsin bilirim.

* Para ile olan muamelelerinden senin cevherin anlaşılır.   

* Nasıl komşuluk yaptığını göreyim, notunu veririm.

* Rüzgârda pahalı kravatının ters dönüp markasının görünmesi seni çok memnun ediyorsa, ciğerin kaç para eder bilirim.

* Sokakta sakin sakin yürürken belki foyan meydana çıkmaz; hele bir direksiyona geç, canavarlaşırsan hangi karaktere sahipsin, açığa vurmuş olursun.

Daha bunun gibi ne ölçüler var.

Bir adam ki, en çok kullandığı kelime ben’dir. Ben dedim, ben gittim, ben geldim, ben, bana, benim, benden... Ben de ben... Öyle mi? Sen egoistin, bencilin, kendini beğenmişin, mağrurun, kibirlinin, egosantrikin birisin.

İnsanların gözlerini okumasını bilenler, kişileri değerlendirmekte hemen hemen hiç yanılmazlar. Gözleri okumak esrarlı bir bilimdir, herkese nasip olmaz.

Çehreler de okunur, bunun için ilm-i kıyafet denilen ilmi bilmek gerekir.

Konuşurken ellerinin sakin durması veya hareket etmesi, ondan da çok mânâlar çıkar.

İslâm dini, tecessüsü yasak kılmıştır. İnsanların özel hayatının, evinin; içinde olup bitenleri araştırmak günahtır. Lakin:

- Müessesene sekreter, şoför, ofis boy alacaksın; bunun huyunu, suyunu, ahlâkını, karakterini bilmen gerekir.

- Kızını yahut oğlunu evlendireceksin, damat veya gelin adayını bilmen gerekir.

- Birisiyle ortaklık yapacaksın, onu da tanıman gerekir.

Bunları araştırmak tecessüs olmaz. Ne kendini yakmaya, ne kızını veya oğlunu perişan etmeye hakkın vardır. Araştırmalısın, ancak öğrendiklerini kimseye söylemeyeceksin.

İnsanların cevherleri, tahtaları vardır.

Altın gibi, gümüş gibi, bakır, demir, teneke gibi olanlar vardır.

Tahtası ceviz, meşe, gürgen, tek, maun, kestane olan vardır; kavak, çam, söğüt olan vardır.

İnsanlar, insan olmak haysiyetiyle elbette adalet önünde, hukuk karşısında eşittirler ama cevher bakımından, değer bakımından, kıymet bakımından mutlak eşitlik yoktur. Kur’an-ı Kerim’de “Bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” buyuruluyor.

Din okullarına, Kur’an kurslarına, ilahiyat fakültelerine cevheri ve kerestesi kaliteli, değerli, vasıflı olan gençler alınmalıdır.

İleride din hocası olacak birinin cevheri değersizse, tahtası kalitesizse o, hizmet edemez, aksine zarar verir.

Politika hayatı da böyledir... Medya da böyledir... Üniversite öğretim hizmetleri de böyledir.

Kimsenin kara gözüne, sempatik çehresine aldanmamak gerekir.

İnsanların veraset-kalıtım yoluyla gelen biyojenetik dosyaları vardır. Kişileri değerlendirmek için bu dosyaları görmekte, bilmekte büyük lüzum vardır.

Hadis mi, kelam-ı kibar mı bilmiyorum? Odamın duvarında Arapça bir levha var. Ceviz tahtası üzerine kabartma, altın yaldızlı bir hat, meali şu: “Kendisine iyilik ettiğin kimsenin şerrinden kork...” Bunun devamı var, levhaya, yazmamışlar, o da şu: “Öyle bir kimse ki, yaptığın iyiliğe layık değildir.”

Bakın, iyilik yapmanın bile sakıncalı tarafları vardır. O iyiliğe ehil olmayan bir kimse ilerde sana düşman olabilir.

Bir misal vereyim: Muhtaç bir kimseye bir müddet yardımcı oldun, sonra durumun müsait olmadığı için bu yardımı kestin. Adam kızar, yardımı kestin diye sana düşman olur.

Bir insanı bütünüyle değerlendirmek gerekir. Kişiyi herhangi bir kusuru yüzünden yerin dibine batırmak doğru olmadığı gibi, küçük bir iyiliği yüzünden de gökyüzüne çıkartmak isabetli olmaz. Her insanın iyi tarafları da vardır, kötü tarafları da. Bunların bir cetveli yapılır, iyilikleri, kötülüğüne galebe çalıyorsa o kişi tutulur.

Bazı çok vahim kötülükler vardır. Birkaçını sayayım:

- Riyâset hırsı,

- Parayı din, iman gibi sevmesi,

- Nefsinin, nefs-i emmare derecesinde olması,

- Gurur ve kibir,

Bir insanda bunlardan biri varsa, hele dördü birden varsa o insanın iyi tarafları bunları telafi etmez. Böylelerinden uzak durmak gerekir.

Uzun yıllar boyunca kurt terbiyecilıği yapan bir yabancının kitabında okudum: Kurtlarla ne kadar dost olunursa olunsun, onlarla uzun müddet beraber bulunulsun, onlara günde iki üç kez yiyecek verilsin; yine de kesinlikle onların yanındayken arkasını onlara dönmemek gerekirmiş... Birtakım insanlara karşı da bu şekilde tedbirli olmak gerekir.

Yabancılara karşı hem hüsn-i zan etmeliyiz, hem de adem-i itimat, hele zamanımızda.

Geçenlerde büyük bir müessesesi olan iş adamı bir dostumla görüştüm. İşçi ve eleman bulmakta çok zorlandığını, büyük sıkıntı çektiğini söyledi. Ülkemizde 7 milyon işsiz olduğunu hatırlatınca acı acı tebessüm ederek “İşsiz mi? İş bilmez mi?..” dedi.

Nüfusu hızla artan bir ülkeyiz. Maşallah tavşan gibi ürüyoruz, lakin çocuklarımızı, yeni nesilleri iyi yetiştiremiyoruz.

Eskiden insanların dini inançları, vicdanları, yüksek ahlâk ve karakterleri, faziletleri onlara bekçilik ediyormuş. 30-40 sene önce bazı dükkânlarda şöyle levhalar vardı: “En rahat yastık vicdanındır...” Şimdi hiçbir yerde böyle bir levha kalmadı. Gözden uzak olunca gönülden de uzak olurmuş.

Parasal işlerde kimsenin kimseye güveni kalmadı.

Borç alıyor, günü geliyor ödemiyor.

Çek veriyor, karşılıksız çıkıyor.

Vadeli senet imzalıyor, vade geliyor ödeme yok.

Söz veriyor, sözünü tutmuyor.

Yemin ediyor, yeminini bozuyor

Lisanen canım diyor, içinden canın çıksın diyor.

Ticaretle uğraşıyorsanız, ülkemizde ticaret ahlâkının ne kadar bozulduğunu bilirsiniz.

Nüfusun artmasıyla iş bitmiyor. İnsanların vasıflı, güçlü, ahlâklı, faziletli, yüksek karakterli, cevheri kıymetli, tahtası sağlam olması gerekiyor.



Bu yazı 1,009 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 3 Ekim 2008 Hainler İstanbul’u Bu Hale Nasıl Getirdiler?
    • 16 Ağustos 2008 Ergenekon=Jakoben Laikçilik=Resmî İdeoloji
    • 14 Ağustos 2008 Şeriatî Hem Sünnîlik, Hem Şiîlik Açısından Bozuktur
    • 30 Temmuz 2008 Yakın Tarihimize Işık Tutan Büyük Ve Engin Bir Kitap: Üstad Ali Ulvi Kurucu’nun Hatıraları
    • 29 Temmuz 2008 Modern Türkiye’nin kuruluşunda Yahudiler
    • 28 Temmuz 2008 Din Büyüklerinin ve Müslümanların Dikkatlerine 12 Maddelik Islah Projesi
    • 24 Temmuz 2008 Ezana Saygısızlık
    • 21 Temmuz 2008 Hırsızlıkla Namaz Bir Arada Olmaz
    • 18 Temmuz 2008 Darbe Şakşakçılığı Yapanlar Dilerim Beladan Belaya Uğrasınlar
    • 17 Temmuz 2008 Türkiye Halkı Aptal ve Salak mıdır?
    • 16 Temmuz 2008 İsim Vermeden Anonim Tenkitler ve Uyarılar Yapmaya Devam Edeceğim
    • 14 Temmuz 2008 Müslüman Türkiye’de İslâm Devleti İstenemez
    • 14 Temmuz 2008 Müslüman Türkiye’de İslâm Devleti İstenemez
    • 12 Temmuz 2008 İslami tevhid eğitimi
    • 11 Temmuz 2008 Hakkın ve Halkın Hizmetinde Cumhuriyet
    • 10 Temmuz 2008 Yapılabilecekler ve Yapılması Gerekenler Yapılmıyor
    • 8 Temmuz 2008 Ordu ve Din...
    • 5 Temmuz 2008 Baylar Bayanlar Boşuna Protesto Etmeyin Oyun Kuralına Göre Oynanmaktadır
    • 4 Temmuz 2008 Hep Sivas Faciasından Bahs Edip, Başbağlar Katliamından Hiç Bahs Etmemek Zulümdür
    • 3 Temmuz 2008 Fitne Fesat Saçan Gazete

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    11,221 µs