En Sıcak Konular

Gülay Göktürk
Bugün

Gülay Göktürk
0 0 0000

Zorunlu din dersi



Anayasa taslağının en tartışmalı maddelerinden birinin de zorunlu din dersinin kaldırılması olacağı görülüyor.

Bu nokta Ak Parti içinde de hararetli tartışmalara ve belki de ayrışmaya neden olacak. Din dersinin zorunlu kalmasını isteyenler yıllardır söylediklerini tekrar edecek; bizdeki bu dersin müslümanlık öğretilen bir ders değil, dinler tarihi dersi olduğu söyleyecek ama doğrusu hiç de inandırıcı olmayacaklar. Çünkü dersin adında yer alan "Dinler tarihi" lafının aldatmaca olduğunu, o derslerde İslamiyetten başka bir şey öğretilmediğini hepimiz biliyoruz. Kaldı ki, dinler tarihi dersi bile olsa, seçmeli olması çok daha iyi. Zira birçok aile çocuğunun din kültürü ve dinler tarihi konusunda genel kültür edinmesinin faydalı olduğunu düşünmeyebilir. Hele hele ahlak öğretmek gibi çok kritik bir görevi Milli Eğitim'e havale etmeyi riskli görüp, kendi ahlaki değerlerini çocuğuna bizzat vermeyi tercih edebilir. Öte yandan zorunluluğun kalmasını savunanlar da laik bir düzende devlet okullarında din dersinin zorunlu oluşunun devletin dinler karşısında tarafsız olması ilkesine aykırı olduğunu söyleyecek ve haklı olacaklar.

Ama onlar da eksik söylemiş olacak! Çünkü laik devletin din eğitimi konusundaki tutumunun tek değil iki ayağı vardır: Laik devlet sadece zorunlu din dersini yasaklamakla yetinemez. O aynı zamanda anne babaların, çocuklarına istedikleri yaşta ve istedikleri tarzda din eğitimi yaptırma özgürlüğünü de güvence altına almakla yükümlüdür. Okullarda zorunlu din dersine karşı çıkmakla, ailenin çocuğuna istediği din eğitimini verme hakkını savunmak aynı politikanın iki ayrı yüzüdür; birbirini tamamlayan politikalardır. Ancak ikisi birden savunulduğunda tutarlı, haklı, adil ve laik olunabilir. Bu ikisinden sadece birini savunan, hangi parçasını savunursa savunsun, laikliği anlamamış demektir. Ama şimdi Ak Parti kalkıp din eğitimi konusunu bu iki politikayı da içeren bir paket olarak ortaya getirse; bir yandan din dersini zorunlu ders olmaktan çıkarırken bir yandan da sivil toplumun kendi imkanlarıyla ve kendi ihtiyaçlarına göre ortaya çıkaracağı çeşitli kurumlarda din eğitimi yapılmasına olanak veren bir düzenleme yapsa; mesela ailelerin çocuklarını zorunlu ilköğretimi bitirene kadar Kur'an kurslarına göndermelerini yasaklayan uygulamayı iptal etse yer yerinden oynar. Şimdi zorunlu din dersinin kaldırılmasını savunurken, "devletin din eğitiminden elini tamamen çekmesini" isteyenler, o zaman "Devlet din eğitimini nasıl böyle başıboş bırakır; minicik çocukları nasıl yobazların eline teslim eder" diye bağırmaya başlarlar.

O yüzden de biz bu tartışmayı bir türlü sağlıklı bir zeminde yürütemeyiz.

* * *

Konuya laiklik açısından bakıldığında durum böyle. Ama bir de eğitim sistemi açısından bakarsak, durum daha da kötü ve anlaşmak çok daha zor.

Çünkü eğitim sistemi açısından baktığımızda, sadece din dersinin değil, bütün derslerin zorunlu olmasına karşı çıkmak lazım. Evet, aslına bakarsanız, sadece din dersinin değil, hiçbir dersin zorunlu olmaması; bir başka deyişle tek tip müfredatın kaldırılmasıdır doğru olan. Bundan seksen yıl önce biçilen eğitim modelinin artık Türkiye'ye dar geldiğini görmek, Tevhid-i Tedrisat'ı tartışmaya açmaktır asıl yapılması gereken. Toplumsal taleplere bağlı olarak, yine toplum tarafından yaratılacak her türlü okul modeline ve her türlü müfredata açık, toplumsal çeşitliliğe cevap verebilecek bir modelin yaratılmasına kafa yormaktır. Otuzların Türkiye'sinde herkesin ayağına bir Beykoz kundura giydirebilmek Cumhuriyetin başarısıydı. Ama bugün nasıl herkese Beykoz kundura giydiremezseniz, herkesi ayni tip okula da dolduramazsınız, doldurmamalısınız. Toplumlar geliştikçe ihtiyaçları, talepleri ve özlemleri de çeşitlenir. Eğer siz böyle bir toplumu, merkezi olarak belirlenmiş katı müfredatlara sahip ve bütünüyle devletin kontrolünde olan bir eğitim modeli içine zorla sokmaya çalışırsanız, her gün yeni bir dikiş patlar ve siz dikişi atan yerleri tamir etmeyle baş edemezsiniz. Ama tabii, biz hâlâ ve bütün enerjimizle yılın 365 günü laiklik tartıştığımızdan, böyle konuları tartışmak bir türlü "fantezi" olmaktan çıkamıyor. Hani bari onu doğru dürüst yapsak...

Onu da beceremiyor, bir kısır döngü içinde aynı lafları tekrar ede ede dönüp duruyoruz.


Bu yazı 731 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 3 Ekim 2008 Krizler ve sebep sonuç ilişkileri
    • 12 Temmuz 2008 Ergenekon Davasını bekleyen tehlikeler
    • 12 Haziran 2008 Cumhuriyet Çalışma Grubu
    • 28 Mayıs 2008 “Yalnız ve güzel ülkem”
    • 25 Mayıs 2008 Tam Gün Yasası 2
    • 21 Mayıs 2008 Tam Gün Yasası
    • 18 Mayıs 2008 Hukuk dersi
    • 14 Mayıs 2008 Kraliçe bilecek mi?
    • 9 Mayıs 2008 Patinaj ve bıkkınlık
    • 7 Mayıs 2008 "Dini ticarete alet etmek"
    • 30 Nisan 2008 Taksim neyin sembolüdür?
    • 25 Nisan 2008 “CHP'yi kurtarmak”
    • 23 Nisan 2008 Doğurun, ama bize güvenerek doğurmayın
    • 20 Nisan 2008 Hizmet yarışı olarak siyaset
    • 16 Nisan 2008 Vazoda büyüyenler
    • 9 Nisan 2008 “Kökü dışarda”
    • 30 Mart 2008 "Eğer kapatma davası açılırsa..."
    • 28 Mart 2008 Reform kuşa dönmesin
    • 26 Mart 2008 Meşru müdafaa
    • 19 Mart 2008 Asıl ihtimal Anayasa Mahkemesi’nin reddetmesidir

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,058 µs