En Sıcak Konular

Mehmet Şevket Eygi
Milli Gazete

Mehmet Şevket Eygi
0 0 0000

Başörtüsü yasağı kalkarsa Türkiye İngiltere’ye, Norveç’e İsviçre’ye benzeycek, daha medenî bir



SİYASÎ tarih hocamız Prof. Ahmet Şükrü Esmer anlatmıştı: Yüksek siyaset ve dirayetiyle ünlü Demir Şansölye (başbakan) Bismarck bir gün Meclis kürsüsünde bir konuşma yapıyormuş, muhalif milletvekilleri yüksek sesle bağırarak, sıra kapaklarına vurarak gürültü kopartmışlar, şamata çıkartmışlar. Salonda uğultudan durulmuyor... Bismarck son derece büyük bir sükunet ve umursamazlıkla sözlerine ara vermiş, cebinden bir gazete çıkartmış, gözlüğünü takmış ve onu okumaya (içinden) başlamış. Gürültü, uğultu, şamata, patırtı bir müddet devam etmiş ve sonunda yavaşlamış ve bitmiş. Bismarck gazetesini katlamış, tekrar cebine koymuş ve konuşmasına kaldığı yerden devam etmiş...

Siyasette başarılı olmak için son derece sabırlı ve tahammüllü olmak gerekir. Çabucak parlayan öfkeli kimseler politikada başarılı olamaz.

Öfkesini gemlemiş büyük bir siyasetçi bazen öfkelenir... O öfke gerçek değildir, rol yapmaktadır.  Gerçekten öfkelenen kişi büyük siyasetçi olamaz.

Bugünkü muhalefet son derece öfkeli, duygusal ve gerginleştirici yapıdadır. Ancak onların da rol yaptıklarını hiç unutmamak gerekir.

İran, Malezya, Şeriat, eyvah!.. diye bağırdıklarına kimse aldanmasın. İnandıklarından değil, tiyatro yaptıklarından dolayı bağırıyorlar. Parayla tutulmuş ağlayıcı karılar gibi...

Türkiye Müslüman bir ülkedir. Her medenî ülkede olduğu gibi halka din hürriyeti tanınırsa ve başörtüsü yasağı kaldırılırsa ülkemiz niçin İran’a veya Malezya’ya benzesin?

İktidar çok hassas, çok duygulu, çok tepkili hareket ediyor ve bu yüzden de kaybediyor.

Farz-ı muhal (olmaz ya) ben hükümet sözcüsü olsam, gayet soğukkanlı, gayet sakin, içine biraz da mizah karıştırarak muhalefetin yaygaralarına cevap veririm.

Doğrudan doğruya hükümetin yapması doğru olmaz. Altmış dört sayfalık renkli resimli bir broşür hazırlanmalı, bunda medenî ülkelerin hepsinin üniversitelerinde başörtüsünün serbest olduğu, Fransa’nın resmî liseleri  hariç her yerdeki okullarda başörtülü öğrenci olduğu, Müslüman doktor ve avukatların başörtüsüyle hizmet gördüğü, hattâ birçok ülkede Müslüman kadın polislerin başörtülerinin üzerine polis kepi geçirerek çalıştığı, 2 kere 2’nin 4 ettiği gibi isbat edilmeli ve bundan milyonlarca basılarak dağıtılmalıdır.

Başörtüsü düşmanları, kaybedilmiş bir dâvanın fuzulî avukatlığını yapıyorlar.

Ünlülerden biri Yezidî kökenlidir. Olabilir... Lakin Yezidî diye Müslümanların din hürriyetini kösteklemeye hakkı yoktur.

Başka bir ünlü Sabataycı, yani Gizli Yahudidir. Olabilir. Lakin o zat Gizli Yahudi olduğu için Müslüman çoğunluğun temel hakları ve hürriyetleri kısıtlanamaz, kuşa çevrilemez.

Filanca ateistmiş. O da olabilir. Onun dinsizliği ona, bizim dinimiz bizedir. O kişi ateisttir diye Müslümanlar niçin ezilsin?

Efendiler!... İran’ı, Malezya’yı, Arabistan’ı bırakın, demagoji yapmayın. Başörtüsü serbest bırakılırsa Türkiye İngiltere’ye, Kanada’ya, İsveç’e, Norveç’e, Avusturya’ya, daha bir yığın medenî ülkeye benzeyecektir.

Fransa’da başörtüsü yasakmış. Yalan yalan yalan bin kere yalandır bu iddia. Orada sadece devlet liselerinde yasaklanmıştır ve bu yasak insan haklarına ve hukuka aykırıdır.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Türkiye’nin başörtüsü yasağını tasdik etmiş... Bu da kocaman bir yalan...

O mahkeme başörtüsünün yasaklanmasını esastan değil, prosedür olarak kabul etmiştir.

Leyla Şahin dâvasından önce bir Türk Yahudisi Strasburg’ta yoğun kulis yapmıştı. Bunu da unutmayalım.   

Başörtüsü yasağı veya zulmü, devletimizin değil, resmî ideolojinin, oligarşik rejimin en büyük ayıbı ve yüz karasıdır.

Devletimizi böyle bir şeyden tenzih ederiz.

Merhum Özal sağ olsaydı, bunlar olmazdı.

Ey Türkiye’nin Bismarck’ı!... Neredesin?... Zuhur et...

Cinayetler Rezaletler

GAZETELERDEKİ haberleri okuyor musunuz? Evden sık sık kaçan 15 yaşındaki kızının boğazını sıkmış, sıkmış ve öldürmüş... Bir genç anasını sopayla döve döve öldürmüş... Beş yaşındaki bir çocuğun cinsel uzvunu kesmişler... On beş yaşındaki bir turist kıza tecavüz etmişler... Anasını babasını öldürenler, evladını öldürenler... Adamın biri sokakta giderken gülmüş; ulan bize mi gülüyorsun demişler ve onu da öldürmüşler...

Akla hayale gelmeyen dolandırıcılıklar, hırsızlıklar, karmanyolalar...

İst. Ümraniye taraflarında büyük bir market açılmış. İlk gün yüzde 50’ye varan indirimler yapılacakmış. Bilgisayar, telsiz telefon, bunlara benzer cihazlar satılıyor... Bir gün evvelden binlerce kişi kuyruğa girmiş. Mağaza civarında 7 bin otomobillik bir kuyruk oluşmuş. Bekleyenler sahuru kuyrukta yapmışlar. Sabah dükkan açılınca binlerce kişi barikatları aşmış ve çılgınlar gibi mağazaya hücum etmiş... Kalabalığı polisler zapt edememiş. Bir müddet sonra kepenkler indirilmiş... Tam bir rezalet, tam bir cinnet.

Bir televizyon programında profesörün biri “Hayır, kutsal olan başörtüsü değildir, en kutsal bez dondur don!...” diye bağırmış.

Başka bir profesör (İlahiyatçı!) İslâm’da tesettür yoktur, tesettür kıyafeti rahibelere mahsustur hezeyanını savurmuş.

Birileri koro halinde İran, Malezya, eyvah Şeriat geliyor!.. diye bağırıyor. Şeriat gelirse hırsızların eli kesilecekmiş...

Ege bölgesinde akıl almaz derecede ucuz tatil turları yapılıyormuş. Ucuzluğun sırrı çözülmüş: Bazı konaklama tesislerinde yemekler yaban domuzu etiyle yapılıyormuş.

Ramazan, münasebetiyle marketlerde son derece ucuz köfteler ve dönerler satılıyormuş. Etin yanında manipüle edilmiş soya kıyması kullanılıyormuş...

Karı satışı yüzünden hapse atılan bir bürokrat “Ben pezevenk değilim, beni pezevenk gibi gösteremezsiniz!..” diye feryat ediyormuş.

Ermeni gazeteci Hrant Dink’i öldüren delikanlı hapishanede başını duvara vurup sabahlara kadar “Beni yaktılar, beni kullandılar!..” diye bağırıp ağlıyormuş. (Bu gidişle onu “intihar” ettirebilirler. Ölünce ağlamaz, başını duvara vurmaz ve kimseyi “rahatsız” etmez.

Ülkede bir rivayete göre 7 milyon işsiz varmış... Milyonlarca vatandaş sefalet içindeymiş... Onlara iş ve aş temin etmek için bol bol laiklik edebiyatı yapılıyor...

Beş kişi sokakta giden başörtülü bir kızı dövmüşler. Oradan tesadüfen (veya tevafukan) geçen bir vatandaş kızı bir otomobile bindirip kurtarmış. Al sana mahalle baskısı...

Canlı yayında, yanlış tedavi yüzünden kızı ölen bir vatandaş suçlu bulduğu doktora bir yumruk vurmuş, adam sandalyası ile birlikte yere devrilmiş.

Trafik kazaları korkunç boyutlara ulaştı. Her gün yurdun çeşitli yerlerinde katliam gibi kazalar oluyor.

Türkiye cadı kazanı gibi... Toplumumuz sağlıklı, dengeli, normal bir toplum mu?

Nereye gidiyoruz?.. Bina ve zina... Ahlâksızlık, ehliyetsizlik, hıyanet, cinayet... Benlik, para hırsı, bin türlü fetişizm, fitne fesat, nifak şikak, fuhşiyyat...

Bu gidiş böyle arta arta sürerse nereye varacağız?

Mutlu, pembe, aydınlık ufuklara mı; yoksa bir kıyamete mi gidiyoruz?



Bu yazı 1,148 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 3 Ekim 2008 Hainler İstanbul’u Bu Hale Nasıl Getirdiler?
    • 16 Ağustos 2008 Ergenekon=Jakoben Laikçilik=Resmî İdeoloji
    • 14 Ağustos 2008 Şeriatî Hem Sünnîlik, Hem Şiîlik Açısından Bozuktur
    • 30 Temmuz 2008 Yakın Tarihimize Işık Tutan Büyük Ve Engin Bir Kitap: Üstad Ali Ulvi Kurucu’nun Hatıraları
    • 29 Temmuz 2008 Modern Türkiye’nin kuruluşunda Yahudiler
    • 28 Temmuz 2008 Din Büyüklerinin ve Müslümanların Dikkatlerine 12 Maddelik Islah Projesi
    • 24 Temmuz 2008 Ezana Saygısızlık
    • 21 Temmuz 2008 Hırsızlıkla Namaz Bir Arada Olmaz
    • 18 Temmuz 2008 Darbe Şakşakçılığı Yapanlar Dilerim Beladan Belaya Uğrasınlar
    • 17 Temmuz 2008 Türkiye Halkı Aptal ve Salak mıdır?
    • 16 Temmuz 2008 İsim Vermeden Anonim Tenkitler ve Uyarılar Yapmaya Devam Edeceğim
    • 14 Temmuz 2008 Müslüman Türkiye’de İslâm Devleti İstenemez
    • 14 Temmuz 2008 Müslüman Türkiye’de İslâm Devleti İstenemez
    • 12 Temmuz 2008 İslami tevhid eğitimi
    • 11 Temmuz 2008 Hakkın ve Halkın Hizmetinde Cumhuriyet
    • 10 Temmuz 2008 Yapılabilecekler ve Yapılması Gerekenler Yapılmıyor
    • 8 Temmuz 2008 Ordu ve Din...
    • 5 Temmuz 2008 Baylar Bayanlar Boşuna Protesto Etmeyin Oyun Kuralına Göre Oynanmaktadır
    • 4 Temmuz 2008 Hep Sivas Faciasından Bahs Edip, Başbağlar Katliamından Hiç Bahs Etmemek Zulümdür
    • 3 Temmuz 2008 Fitne Fesat Saçan Gazete

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    10,456 µs