En Sıcak Konular

Avni Özgürel
Radikal

Avni Özgürel
0 0 0000

Bez, kıl, tüy, İslam



Hz. Muhammed, "Ben güzel ahlakı tamamlamak için geldim" diyor. Dikkati edin, güzel ahlakı tesis değil, tamamlamak için! Önceki peygamberlerin aynı yolda olduklarının ifadesi olan Kuran'ın özeti bu söz.
Erkeklerin karılarını peş peşe üç defa cep telefonundan gönderecekleri mesajla boşayabileceklerine dair fetvanın olduğu Malezya ve diğerlerini bir yana bırakıp Türkiye'ye bakalım. Halkının tamama yakını Müslüman olan, seçmenlerin yarıya yakınının İslami hassasiyetler taşıyan bir partiye oy verdiği ülke burası. Ülkede 100 bin cami var. Yani milyonlarca insanın Allah'ın huzurunda günde beş vakit iyilik, doğruluk, güzellik, temizlik, saygı, sevgi sözcükleri işittiği, hayatını bu doğrultuda düzenleme sözü verdiği yer Türkiye. Bir hesap yapayım: Her camide beş vakitte iletilen telkin şayet tek bir kişiyi doğruluk çizgisine taşısa 15 yaşın üzerinde nüfusun tamamının bir yılın sonunda İslam'ın hedeflediği noktaya gelmesi gerekirdi. Ama hepimiz biliyoruz ki gerçek bu değil. Türkiye tablosunun dikkat çeken çizgileri alabildiğine şiddet, ne pahasına olursa olsun menfaat ve her alanı kaplayan doymaz açlık. Başbakan 'Damardan girdik' dese de Türkiye yolsuzluk sıralamasında dünya ülkeleri içinde ilk beşte.
Tablonun parayla ilgili yanı böyle de ahlaki yüzü parlak mı? O da yok. Gazetelerin üçüncü sayfalarına bakın, TV'lerde kadınlara dönük programları izleyin, adliyelere intikal eden davaları inceleyin görürsünüz. Dinin kolay olan yanı ritüel tarafı. Sakal bırakmak, başörtüsü takmak, şalvar, sarık şeklî manada ibadet.
Sıkça, "İki dakika izin ver, namazı kılıp geleyim' sözünü duyuyorum. Trende, otobüste, lokantada, alışveriş merkezlerinde benzer durumların, taleplerin olduğu yazılıp çiziliyor. Hangi ölçüyü kullanırsanız kullanın İslam'ın namaz ibadetini müminin miracı olarak tanımlamış olduğunun, yani namazın manevi şartlarından haberdarlığın işaretini göremezsiniz. Aynı durum oruç ibadeti için vaki. Oruçluluk sanırsınız sadece açlık, çay-sigara yoksunluğu. Ramazan ayı geçtiğinde fitre telaşını da göreceğiz. Oysa İslam'ın beş şartından biri zekât. Kuran'da pek çok ayette zikrediliyor, beş ayette namazla birlikte anılıyor zekât. Yani servetin 40'ta biri. Ona yanaşan kaç kişi var? Bırakın, cemaatlere gidin. Hangisinin kapısını çalarsanız çalın ilk talebin kıyafete dair olduğunu görürsünüz. Hepsinde kendine göre bir tesettür anlayışı, hepsinin çevresinde o yoruma uygun renk ve tarzda kıyafet satan dükkân vs.
Bir yığın insani yardım vakfı, dernek var ortalıkta. İddialarına bakarsanız Afrika'daki açlara kadar uzanıyor elleri. İnsanların önüne konulan yine Kuran, İslam. Bağış toplamayı misyon edinmiş TV kanalları bile var. Kim denetler bunları, kim izin verir, topladıkları gerçekten yerine dağıtılır mı belli değil. Evraklarından pis kokular yükselenler bile hâlâ faal. Kurban Bayramı'nda yine post toplama yarışını göreceğiz. Söylemek istediğim İslami ölçünün kılık kıyafet olmadığıdır. Ne yazık ki
sadece Türkiye'de değil çoğu Müslüman ülkede her anlamda dinin talep ettiği ahlakilik sağlanamadığı için görüntü kavgası veriliyor. İnsanın kendini kandırmasına denilecek bir şey yok, başkalarını kandırmaya yeltenmesini de kınamakla yetindik diyelim; ama Kuran'ın
sahibini kandırmak imkânsız.
Pazar günü İkbal'le ilgili yazmıştım.
Onun 'Cavidname'sinden alıntılıyorum:
"Hakk'ın dini, kâfirlikten daha kötü bir adla anılır oldu; çünkü molla, kâfir üreten bir mümindir. Bu din satan adamın hileleri yüzünden Cebrail'in bile inlediğini gördüm. Peygamber'in dininden nasipsizdir o. Yıldızları olmadığı için göğü simsiyahtır. Görgüsü azdır, zevksizdir, gevezedir. Ümmet onun lakırdıları yüzünden parça parça oldu. Kâfirin dini
savaş planları yapmaksa mollanın dini de, Allah yolunda, diyerek fesat çıkarmaktır."



Bu yazı 1,388 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 18 Nisan 2010 Doğum gününde sevgiliyi hatırlamak...
    • 3 Ekim 2008 Gerçek gündem ve eğlence
    • 14 Ağustos 2008 Bir test, 2 bin ölü!
    • 30 Temmuz 2008 İddianamenin şifresi
    • 12 Temmuz 2008 Ordu ne düşünür?
    • 2 Temmuz 2008 AKP davası ve Ergenekon
    • 26 Haziran 2008 Travma!...
    • 21 Haziran 2008 Yeni dönemde Tayyip Erdoğan ve...
    • 12 Haziran 2008 Yargı kılıf işlevi görmeye başlarsa!..
    • 28 Mayıs 2008 Kritik dönemeç
    • 21 Mayıs 2008 Mahkeme nasıl kışkırtılır?
    • 14 Mayıs 2008 Sahtelik, devlet ve siyaset
    • 8 Mayıs 2008 Erdoğan’ın yol haritası
    • 30 Nisan 2008 CHP değişirse her şey değişir!..
    • 23 Nisan 2008 Laikliği masaya yatırmak!
    • 16 Nisan 2008 Perdeyi kaldırmak
    • 9 Nisan 2008 AKP nasıl kurtulmaz?
    • 2 Nisan 2008 Tayyip Erdoğan
    • 26 Mart 2008 Başımıza gelenler...
    • 19 Mart 2008 Siyasi tarihin ayıplı sayfaları

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,378 µs