En Sıcak Konular

Gülay Göktürk
Bugün

Gülay Göktürk
0 0 0000

Bürokratik oligarşi



Cumhuriyet tarihimizde ilk defa, gerçek anlamda sivil bir anayasa yapacağız. Yani ilk defa, bir toplum olarak, ortak yaşamımızın temel ilkelerini belirleyecek, bir toplumsal sözleşme haline getirecek ve altını imzalayacağız.

İlk defa olarak bu ilkeler bize dışardan dayatılmayacak, temsilcilerimiz aracılığıyla bizim irademiz esas alınarak belirlenecek. Böylesine temel bir tartışma, sadece Atatürkçülük noktasında tıkanıp kalırsa yazık olur doğrusu. Evet, mevcut anayasanın hepimize Atatürkçü olma dayatması yapması vahim; ne Atatürkçülük ne de bir başka siyasi çizgi ya da ideoloji Anayasa tarafından bütün vatandaşlara dayatılmamalı.

Ama önümüzde bekleyen Anayasa tartışmalarının tek önemli noktası bu değil. Bizi bekleyen en köklü tartışma konusu şu: Yeni Anayasa seçilmişlerle bürokrasi arasındaki mevcut güçler dengesini, seçilmişler lehine değiştirecek mi, değiştirmeyecek mi? Mevcut güçler dengesinin nasıl bir "denge" olduğu, bu "denge" yüzünden seçilmişlerin atanmışlar tarafından nasıl güçlü bir kuşatma altına alındığı siyasetle biraz olsun ilgilenen herkesin malumu...

Önce bu kuşatma halinin 1960 darbesine kadar uzanan geçmişini kısaca hatırlatalım: Türkiye'de DP hareketini "karşı devrim" olarak niteleyen bürokrasi, 27 Mayıs darbesinden sonra 50-60 arasında yaşananlardan önemli bir "ders" çıkarıyor: Bu halkın sağı-solu; ne zaman kimi seçeceği belli olmaz. Biz de ilelebet yönetimde kalamayız, ikide bir darbe yapıp yönetime el de koyamayız. O zaman, öyle bir sistem kurmalıyız ki, biz kışlamıza döndükten sonra da, seçimde kim gelirse gelsin, bizim kurduğumuz bürokratik iktidar değişmesin, seçilenlerin iktidar gücü sınırlı kalsın, rejimin kilit noktalarına koyduğumuz "bürokratik sigortalar" sayesinde kontrol yine bizde olsun. İşte 27 Mayıs Anayasası bu mantıkla hazırlanıyor.

Milli Güvenlik Kurulu, Yüksek Askeri Şûr'a, Devlet Planlama Teşkilatı gibi kurumlar bu amaçla oluşturulup hükümetten iktidar "kaçırılıyor". Bir sonraki darbeyle yapılan 82 Anayasası'nda "seçilmişlerden iktidar kaçırma" stratejisinin daha da ileri noktalara götürülerek, yeni kurumlarla, genişletilmiş yeni yetkilerle hükümetin ve Meclis'in iyice güçsüzleştirildiğini ve iktidarın bir avuç bürokratın eline teslim edildiğini görüyoruz. Bürokratik kurumlar kendilerinden sonra gelecekleri de kendileri belirleyerek, tek parti döneminin ideolojik çizgisini benimsemiş olan insanlara kendi yerlerini teslim ederek bir ideolojik hegemonya oluşturuyorlar.

Böylece, milli iradeyi boğan, sandık sonuçlarını anlamsızlaştıran oligarşik bir yapı kurulmuş oluyor. Askeri bürokrasinin sivil iktidarları kuşatmak için giriştiği bu operasyon Cumhuriyetin sivil elitlerinden de her zaman destek görüyor. Çünkü onlar da aynı jakoben zihniyetle, "cahil halkımızın" hiçbir zaman kendisi için neyin doğru olduğuna karar veremeyeceğini, sandıktan her zaman rejim düşmanlarının çıkabileceğini, dolayısıyla halkın çıkarlarını halktan daha iyi bilen asker-sivil aydın zümrenin rejim üzerinde değiştirilemez bir iktidar kurması gerektiğine yürekten inanıyorlar.

İşte bugünlere böyle geliyoruz. Bu yapı yüzünden, darbe anayasalarıyla kurulan bu kontrol sisteminde kilit rol oynayan Cumhurbaşkanlığı makamının seçimi her zaman kriz yaratıyor. "Kontrol sistemi"ni kuranlar, cumhurbaşkanlığına onaylamadıkları birinin gelmesine hayat-memat meselesi olarak bakıyorlar. Bugün YÖK, YAŞ, Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulu, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay ve nihayet Cumhurbaşkanının yetkileri konusunda işaretlerini aldığımız değişiklik önerilerinin hepsi temelde bu sorunsalla ilişkili. Türkiye önümüzde uzanan "sivil anayasa" tartışmaları boyunca, esas olarak bu kronik sorunu tartışacak. Hiç şüphesiz, "rejim elden gidiyor" çığlıkları arasında yürüyecek bu tartışma.

Tartışma ne kadar geniş kitleye yayılabilirse; geniş kitleler "rejim elden gidiyor" çığlıklarının arka planında yatan oligarşik iktidarı koruma kaygısını ne kadar iyi deşifre edebilirse, o kadar etkisizleşecek bu çığlıklar. Toplum, seçmekle yetinmeyip seçtiklerine sahip çıktıkça ve onları bürokratik iktidarın kuşatmasından kurtarabildiği ölçüde ülke demokrasiye doğru ilerleyecek.



Bu yazı 607 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 3 Ekim 2008 Krizler ve sebep sonuç ilişkileri
    • 12 Temmuz 2008 Ergenekon Davasını bekleyen tehlikeler
    • 12 Haziran 2008 Cumhuriyet Çalışma Grubu
    • 28 Mayıs 2008 “Yalnız ve güzel ülkem”
    • 25 Mayıs 2008 Tam Gün Yasası 2
    • 21 Mayıs 2008 Tam Gün Yasası
    • 18 Mayıs 2008 Hukuk dersi
    • 14 Mayıs 2008 Kraliçe bilecek mi?
    • 9 Mayıs 2008 Patinaj ve bıkkınlık
    • 7 Mayıs 2008 "Dini ticarete alet etmek"
    • 30 Nisan 2008 Taksim neyin sembolüdür?
    • 25 Nisan 2008 “CHP'yi kurtarmak”
    • 23 Nisan 2008 Doğurun, ama bize güvenerek doğurmayın
    • 20 Nisan 2008 Hizmet yarışı olarak siyaset
    • 16 Nisan 2008 Vazoda büyüyenler
    • 9 Nisan 2008 “Kökü dışarda”
    • 30 Mart 2008 "Eğer kapatma davası açılırsa..."
    • 28 Mart 2008 Reform kuşa dönmesin
    • 26 Mart 2008 Meşru müdafaa
    • 19 Mart 2008 Asıl ihtimal Anayasa Mahkemesi’nin reddetmesidir

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,717 µs