En Sıcak Konular

Mehmet Şevket Eygi
Milli Gazete

Mehmet Şevket Eygi
0 0 0000

Hepsi Boş, Hepsi Boş...



BEDİÜZZAMAN İkinci Dünya Savaşı ile altı yıl boyunca ilgilenmemiş, gazetelere bakmamış, durum nasıldır diye sormamış... Onun için en önemli mesele imanı kurtarmak, iman için hizmet etmekti.

Mahatma Gandi’nin halifesi Vinoba hakkında Portekizli bir rahibin kitabını okumuştum. Bu Hindu yirmi beş yıl boyunca para edinmemiş, eline para almamış, hattâ paraya bakmamış.

Bu devir insanları faniliklerle çok meşgul oluyor ve bu yüzden de ebedî şeylere bakamıyor.

Ebedî şeylerin en önemlisi ebedî mutluluğu kazanmak veya kaybetmektir. Maalesef zamane Müslümanlarının büyük bir kısmı hiç faydası olmayan faniliklere yöneliktir.

Gençlik fanidir.

Çoluk çocuk... Zenginlik mal mülk... Makam mevki rütbe... Ün, alkış, prestij...

Müzeyyen meskenler... Pahalı ve lüks binitler... Markalı ve gösterişli elbiseler...

Bunlar hep fani...

Çünkü dünya ve içindekilerin hepsi fanidir.

İslâm, insanları ahirete, ebedî yurda yönelik olmaya çağırıyor.

Dünya büsbütün ihmal mi edilsin? Hayır, öyle bir şey demedim.

Dünya bir sınav yeridir. Burada ekilecek, ahirette biçilecek.

Müslümanın ana değeri para olmamalı.

İnsan bir yaratık ve onun bir Yaratıcısı var. Niçin yaratmış, ne istiyor, O’nun rızasını kazanmak için nasıl yaşamalıyız, neler yapmalıyız? Müslüman için birinci madde budur.

Dini bir hobi gibi algılayanlar ilerde büyük zararlara uğrayacaklar.

Şu adama bakın, varlık meselesini bir kenara atmış ve hiç ölmeyecekmiş gibi dünya faniliklerine yönelmiş. Peki, öldükten sonra ne olacak?

Gaflet gaflet gaflet...

“İnsanlar uykudadır, ölünce uyanırlar...” buyurulmuş. Öldükten sonra uyanmanın faydası yok. Asıl marifet ölmeden uyanmak, yahut ölmeden önce ölmektir.

Şu Müslümanlara bakınız. Akılları fikirleri binada, şekilde, yüzeyde. Caminin kubbesi yüksek, minareleri uzun, hoparlörleri güçlü olsun... Bunun dinle, İslâm’ın esasıyla ne ilgisi var. Peygamberin mescidinde halı, kilim, hasır serili değildi, toprağa secde ediliyordu.

Meskeniyle, otomobiliyle, fahir libaslarıyla, yediği yemekle övünen, kibirlenen kimse Müslüman mıdır? Müslümansa nasıl bir Müslümandır?

Peygamber “Din nasihattir” buyurmuş. Gaflet içindeki insanlara kim nasihat edecek?

250 bin liralık lüks debbabe ile gezen şeyh mi?

Bundan 100 küsur yıl önce dünya yeni bir icat ile çalkalanmıştı. Borulu gramofonlar... Görenlerin akılları başlarından gidiyordu. Taş plağı koyuyorsun, zembereğini kuruyorsun ve cızırtılı bir ses şarkılar okuyordu. Ya Rabbi! Bu ne acayip, bu ne harika, bu ne olağanüstü bir aletti... Bugünkü bütün cihazlar, aletler dünün borulu gramofonları gibidir. Bir varmış, bir yokmuş... Fanilikler...

Bundan iki bin yıl önce eski Romalılar güzel evleriyle övünüyordu. Romalılar nerede, o güzel evlere ne oldu?

Eskiler, dünya fanilikleriyle oyalandılar ve gittiler.

Her doğan, ölmek üzere doğar, her yapılan bina, yıkılmak için yapılır.

Aklı olan ölümsüz gerçeklere yönelsin, bütün dikkatini onlara versin.

İman, İslâm, Kur’an, din, Şeriat, Sünnet, ibadet, itaat, hayır hasenat, iyi niyet, salih iş, Allah ile ticaret, Peygambere biat... bunlar fani değil.

Benlik, gurur, kibir, öğünme, para hırsı, hubb-i riyaset, sen ben kavgası... hepsi boş.

Malına parana güvenme, onlar elinden çıkacak... Çocuklarınla övünüp oyalanma, senden sonra onlar da ölecek... Makam, mevki, başkanlık... Hepsi boş hepsi boş.

Başını yukarıya kaldır, gözlerini semaya dik. Orada, ötelerden sana gönderilmiş bir mektup göreceksin. Oku ve gereğini yap.

Gerginlik Tuzağına Düşülmemelidir

BİZDE, bildiğimiz normal siyasî partilerin yanında birtakım “partimsi” kuruluşlar da vardır. Bunların bazısı gerginlik, kavga, kutuplaşma, çekişme, tartışma çıkartmak istiyor. YÖK bunlardan biridir. İktidar maalesef bunların ekmeğine yağ sürmekte, yangına körükle gitmektedir.

YÖK başkanı hazırlanan sivil anayasa hakkında olumsuz çıkışlar yaptı. Halbuki çok açık çelişki içindeydi. Çünkü vaktiyle, kendisi de bir hukukçu olarak bugün AKP’nin yapmak istediği şeyleri teklif etmişti.

Hükümet YÖK başkanının olumsuz tavrına tartışma üslubuyla değil, gayet sakin bir şekilde şöyle bir cevap vermeliydi:

- YÖK başkanı sayın Teziç, raporunu hazırlasın, buyursun gelsin, meseleyi birlikte müzakere edelim, görüşelim... Kendisini bekliyoruz, şeref versinler buyursunlar.. Tabiî ki, sayın Teziç’ten iddialarını hukukî gerekçelerle desteklemesi istenecektir.

Bu yapılmıyor, lüzumsuz ve zararlı polemiklere girişiliyor. Karşı tarafın istediği zaten budur.

TÜSİAD da partimsi bir kuruluştur. İktisat, ticaret, sanayi, finans aristokrasisini ve oligarşisini temsil eder. Onlar da “Laiklik bizim kanımıza, iliğimize sinmiştir...” gibi hafif ve ucuz beyanlarda, üstü kapalı tehditlerde bulunuyor. Onlara da:

Siz de buyurun efendim, raporlarınızı hazırlayın, gerekçelerini açık ve seçik yazın, bunları müzakere edelim... denilmiyor.

Memleketin balını kaymağını yiyen, millî gelirin yüzde 60’ını devşiren Beyaz Türkler Partisi de son derece tedirgindir. İran, Malezya, Şeriat geliyor... diye feryat edip ortalığı velveleye veriyor. Bunlarla kesinlikle polemik yapılmamalıdır. Peki ne yapılmalıdır? En geniş manasıyla siyasetten anlayan, cin fikirli, şeytana külahı ters giydirecek birtakım danışmanlar ile görüşülüp ona göre bir strateji takip edilmelidir.

İktidar, büyük bir medya babası ile anlaşmış ve ona büyük menfaatler ve avantalar temin ederek bir süre için muhalefetini önlemiştir. Bu da iktidarın lehinde olmamıştır. Böyle şeyleri gazeteler ve tv’ler pek yazıp yayınlamıyor ama şimdi hergün gelişen bir internet basını var, onlar yazıyor.

Büyük medya babasıyla yapılan anlaşma hukuka, ahlâka, vicdana aykırıdır. Böyle şeyler halk kitleleri tarafından iyi karşılanmaz.

YÖK’ün yanlış çıkışlarını çürütmek için yapılacak en iyi şey, onun anayasa konusundaki çelişkilerini, çok güzel hazırlanmış küçük bir broşürle kamuoyuna duyurmaktır. Böyle bir broşürün en az bir milyon basılması gerekir. Üslubunun, tasarımının, ifadesinin son derece tesirli ve mükemmel olması gerektiğini söylemeye lüzum yoktur.

Yine hazırlanan sivil anayasa konusunda bir “Pembe Kitap” çıkartılabilir, militer anayasa taraftarı statükocuların çelişkileri, hatâları ortaya konulabilir.

Halkın yüzde 47’sinin oylarını alan siyasî iktidar, medya sahasında çok zayıftır. Partimsi kuruluşlar ise medyanın yüzde 75’inin desteğine sahiptir. Türkiye’deki medya tekeli, karteli, hegemonyası kırılmadıkça ülke huzura ve selamete kavuşmaz.

İktidar ne yapıyor? Kendisine saldıran bir medya devini susturmak için, önüne yağlı bir kemik atıyor. Bir müddet susacak, sonra yeniden acıkacaktır... Bu iktidarın birinci vasfı son derece tavizci oluşudur.

Tavize fazla bir şey demiyorum ama onun yanında mutlaka son derece cin fikirli, son derece “siyasî” olmak da gerekir. Yukarıda yazdım, tekrar edeyim: Şeytana külahı ters giydirecek bir siyaset. Bunun için son derece soğukkanlı, sabırlı, temkinli, firasetli, basiretli olmak gerekir.

Bu yazı 1,080 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 3 Ekim 2008 Hainler İstanbul’u Bu Hale Nasıl Getirdiler?
    • 16 Ağustos 2008 Ergenekon=Jakoben Laikçilik=Resmî İdeoloji
    • 14 Ağustos 2008 Şeriatî Hem Sünnîlik, Hem Şiîlik Açısından Bozuktur
    • 30 Temmuz 2008 Yakın Tarihimize Işık Tutan Büyük Ve Engin Bir Kitap: Üstad Ali Ulvi Kurucu’nun Hatıraları
    • 29 Temmuz 2008 Modern Türkiye’nin kuruluşunda Yahudiler
    • 28 Temmuz 2008 Din Büyüklerinin ve Müslümanların Dikkatlerine 12 Maddelik Islah Projesi
    • 24 Temmuz 2008 Ezana Saygısızlık
    • 21 Temmuz 2008 Hırsızlıkla Namaz Bir Arada Olmaz
    • 18 Temmuz 2008 Darbe Şakşakçılığı Yapanlar Dilerim Beladan Belaya Uğrasınlar
    • 17 Temmuz 2008 Türkiye Halkı Aptal ve Salak mıdır?
    • 16 Temmuz 2008 İsim Vermeden Anonim Tenkitler ve Uyarılar Yapmaya Devam Edeceğim
    • 14 Temmuz 2008 Müslüman Türkiye’de İslâm Devleti İstenemez
    • 14 Temmuz 2008 Müslüman Türkiye’de İslâm Devleti İstenemez
    • 12 Temmuz 2008 İslami tevhid eğitimi
    • 11 Temmuz 2008 Hakkın ve Halkın Hizmetinde Cumhuriyet
    • 10 Temmuz 2008 Yapılabilecekler ve Yapılması Gerekenler Yapılmıyor
    • 8 Temmuz 2008 Ordu ve Din...
    • 5 Temmuz 2008 Baylar Bayanlar Boşuna Protesto Etmeyin Oyun Kuralına Göre Oynanmaktadır
    • 4 Temmuz 2008 Hep Sivas Faciasından Bahs Edip, Başbağlar Katliamından Hiç Bahs Etmemek Zulümdür
    • 3 Temmuz 2008 Fitne Fesat Saçan Gazete

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    13,791 µs