En Sıcak Konular

Ali İhsan Karahasanoğlu
Vakit

Ali İhsan Karahasanoğlu
0 0 0000

Mahallede, “mahalle baskısı” yok!...



Tutturdular gidiyorlar, “Türban üniversitede serbest olursa, başı açık kız öğrenci kalmaz” diye..
Aklı başında bir insan, bu fikre gerçekten inanabilir mi?
 
 İnanmayı boşverin, böyle bir şey olabileceğini küçücük bir ihtimalle dahi aklına getirebilir mi?
Varsa “Evet; ben böyle bir şey olabileceğini aklıma getirebiliyorum” diyen, buyursun, şöyle bir dolaşsın Türkiye’yi....
Annesinin başı açık; kızı başörtülü.. Veya; annesinin başı örtülü, kızının başı açık.. Yüzlerce, binlerce aile var böyle.. Evin içinde bile, kimsenin diğerine bir baskı kurduğu yok!
Evin dışında bir gözlem yapalım.. Şu ilin, şu ilçesindeki, kafamıza göre bir apartmana girip; tek tek çalalım zilleri.. Birinci kattaki hanımın başı açık, ikinci kattakinin kapalı.. Üçüncü ile dördüncü katlardaki hanımlar açık, 5. kattaki kapalı.. Birisi başını örtüyor diye, diğerleri “Kendimizi kafir gibi algılamaya başladık, kapanmak zorunda kaldık” diyerek, hemen tesettür mağazasına koşmuyor!
Apartmanın dışına çıkalım.. Sokakta izleyelim aynı olguyu. Sokağın köşesindeki otobüs durağında bekleyip, izleyelim gelenleri.. Köşeden dönüp gelen bir hanımın başı kapalı, diğerinin açık.. Hatta yan yana gidenlerin içinden, ikisi açık, biri kapalı.. Veya ikisi kapalı, birisi açık!
Sokakta da, “mahalle baskısı”ndan eser yok!
Daha genişletelim araştırmamızı ve “mahalle baskısı”ndaki mahalleye bakalım.. Sokakları şöyle dolaşalım.. Şu dükkana, bu işyerine bakalım.. İki bina ilerideki konfeksiyon atölyesine bakalım, bir sokak gerideki marketin kasiyerlerine bakalım.. Hepsinde başı açık da var, kapalı da!
İşte bizim gördüğümüz mahalle bu..
Ve bu mahallede, başı açık da var, kapalı da.. Başörtü serbest.. Ve başörtü serbest olduğu için de, başı açıklar kendilerini baskı altında hissetmiyorlar.. Böyle bir baskı da yok, kendi kafasından böyle bir baskı oluştuğunu iddia eden de..
Sadece bulunduğunuz mahalle değil, komşu mahalleye gidin. Orada da evden başlayın, apartmana, sokağa, mahallenin tümüne bakın..
Türkiye’nin hiçbir yerinde, başörtü serbest diye, kendisini baskı altında hissedip “başı açıkların da başörtü taktıkları” bir fiili durum yok!
O halde hükmü verelim..
Mahallede, “mahalle baskısı” yok!
Mahallede olmayan “mahalle baskısı”, üniversitede nasıl olacak peki?
Diğerlerine göre, daha kültürlü, okumuş, bilgili insanların mahallesinde “mahalle baskısı” nasıl olacak?
“Mahalle baskısı” gerçekten var olsaydı, öncelikle; içinde okuma-yazma bilmeyenlerin bile olduğu mahallenin kendisinde olmaz mıydı?
Öyle ya, cahil insanlar işte!.. İki kız başını örtünce, diğerlerinin de örtmesi normal sayılabilinir.. Ama yok böyle bir şey.. Mahallede hiç kimse, “Komşularımız örtünüyor. Biz de örtündük. Mahallemizde başı açık kimse kalmadı” demiyor!
Mahallede olmayan, üniversitede nasıl olacak? Başı açık profesörlerin denetimindeki üniversitelerde iki öğrenci başı kapalı olarak okula geldi diye, yüzlerce başı açık kız nasıl örtünecek?
Veya tersinden soralım, başı açıklar “mahalle baskısı” kuramayacak da, başörtülüler nasıl “mahalle baskısı” kuracaklar?
Üstelik başı açıklar bir adım öndeler.. Öğretim üyelerinin de başı açık çünkü!
Neresinden bakarsanız bakınız, iflas etmiş bir yasakçılık, son çırpınışlarını böyle saçma ihtimallerle birazcık daha uzatmak istiyor!
“Mahalle baskısı” edebiyatı ile ortaya attıkları tezi süslemek için, “Malezya oluruz” korkutmasına girişiyorlar... Sonra da kalkıp Malezya’ya gidiyorlar, “Acaba Malezya’da ne olmuş” diye..
Tam tiyatroluk bunlar.. Evet evet, espri yapmıyorum, kendileri ortaya attı: “Başörtü serbest olursa, Malezya gibi oluruz” diye.. Şimdi de, Hürriyet’in muhabirleri ile, Cumhuriyet’in muhabirleri kalkıp Malezya’ya gitmişler: “Acaba Malezya’da ne olmuş?” diye..
Malezya’ya niye gidiyorsunuz ki a kardeşler?
Buyrun gelin, Fatih ilçesinin Çarşamba semtine gidelim.. Akbulut apartmanında bir dolaşalım..
Gelin, Bağcılar’ın Güneşli semtine gidelim.. Zeybek sokaktaki işyerlerinde bir dolaşalım..
Gelin, Tuzla’da, Pendik’te gezelim.. Ankara’da, Hakkari’de, Van’da, Trabzon’da, Rize’de, Samsun’da araştıralım...
Ne yapacaksınız siz Malezya’yı?..
Soralım Yozgatlılara, “Mahalle baskısı ile mi örtündünüz?”
Soralım İzmirlilere, “Tek tük de olsa, başörtülüler var, niye siz de başınızı örtmüyorsunuz? Mahalle baskısını niye hissetmiyorsunuz?”
Görelim, “mahalle baskısı” var mı Türkiye’de?
Siz Türkiye’de “mahalle baskısı” var mı araştırmıyorsunuz, kalkmış Malezya’ya gidip, orayı araştırıyorsunuz.
Ben size söyleyeyim kardeşler, Türkiye’de mahalle baskısı falan yok.. Türkiye’deki mahallelerde “mahalle baskısı” değil, bir avuç azgın azınlığın, saltanatını sürdürmek için kurduğu “korku baskısı” var!
Koltuklarının altlarından kaydığını hisseden, bir avuç kaymak tabakanın estirdiği, “korku terörü” var!
Malezya’dan Türkiye’yi okuyamazsınız..
Türkiye’yi okumak istiyorsanız, oturdukları villalardan “mahalle baskısı” icat edenlere değil, “mahalle”lerin kendisine bakın!
 


Bu yazı 768 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 3 Ekim 2008 Anlayana sivri sinek anlamayan davul zurna sinek ee..
    • 16 Ağustos 2008 Maliye Bakanlığı cevap verdi, ya diğerleri?
    • 14 Ağustos 2008 Fikret Bila, namazdan niye rahatsız oluyor?
    • 14 Temmuz 2008 Onların gücü, bizim ‘dik duruş’ eksikliğimizden!
    • 12 Temmuz 2008 Yasakçı Tuğcu, böyle saçmaladı!
    • 5 Temmuz 2008 Ergenekon’da öyle, AK Parti’yi kapatmada böyle!
    • 28 Haziran 2008 RTÜK bile uyursa, Anayasa Mahkemesi ne yapacak ki?
    • 27 Haziran 2008 “Bedevi”nin arkasındaki gerçek!
    • 21 Haziran 2008 Doğan saldırılarının arkasında ne var?
    • 13 Haziran 2008 Bak sen, şu ANKA kuşuna!
    • 12 Haziran 2008 “Sı-nır-lı-dır” ne demek, izah etseniz ya!
    • 1 Haziran 2008 50 yıllık gazeteciden(!) gazete düşmanlığı!
    • 28 Mayıs 2008 ‘Kapatma kararı’ndan daha vahim olan..
    • 25 Mayıs 2008 Tartışma örtü yasağıysa, MHP’nin safı neresi?
    • 24 Mayıs 2008 Yargıtay, kapatılmamaya “heves”’ dedi!
    • 21 Mayıs 2008 CHP % 95, AK Parti % 4.. Normal mi bu?
    • 19 Mayıs 2008 ‘Köşeler babamızın malı mı?’dan ‘gazeteler babamızın çiftliği’ne!
    • 14 Mayıs 2008 Bir dönem, emekliliklerle kapanıyor!
    • 10 Mayıs 2008 Hataların sebebi, yargıya baskı mı?
    • 10 Mayıs 2008 Hataların sebebi, yargıya baskı mı?

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,605 µs