En Sıcak Konular

Selahaddin Çakırgil
Vakit

Selahaddin Çakırgil
0 0 0000

Bir laik rejimin anayasası ile, müminin anayasası aynı değildir!



Pazarları, okuyucu yazışmalarından derlemelere ayrılan bir ‘Hasbihal’e daha, selâmla..
-Ziya Mektupçu yazıyor: ‘Dünkü Hürriyet’te E. Özkök, kendilerinin -üstelik de Prof. Şerif Mardin’in sözlerinin içinden bir cümleyi çarpıtarak manşet yapıp- başlattıkları tartışmalarda kendisine saldırılar yapılması üzerine canı sıkılmış olmalı ki, kendi açtığı ‘öcüler çarşısı’nın kepenkleri’ni karşıtlarının açtığını ileri sürerek, ‘O yüzden diyorum ki, artık 22 Temmuz kutlamalarına bir son verin ve anayasayı eşit şartlarda tartışalım.


Sonunda sizin de bir oyunuz var, bizim de.’ diyor..
‘Kamu kuruluşlarında içki içemiyorsam, bu özgürlüğümün kısıtlanmasıdır..’ diyen bu kişi, anlaşılıyor ki, ‘22 Temmuz’ seçimlerinin sonucundan, öyle gözle görülür bir kutlama olmadığı halde yakınıyor.. ‘22 Temmuz’u bir zafer sarhoşluğuna dönüştüren yok; Ama, kendileri fena halde şoke olmuşlar; sizin evvelki günkü yazınızda belirttiğiniz gibi, 22 Temmuz’un rövanşını almak için, ‘28 Şubat zorbalıkları’na soyunmaya kalkışıyorlar..
Özkök efendi, başında bulunduğu gazetenin 60 yıla yakın zamandır devletin imkanlarını kullanarak eriştiği etki ve tirajı hiç hatırlamak istemiyor.. Pekiy, mâdem ki, bu kadar eşitlikçi.. Ben kendisine ‘Yerlerimizi değiştirelim..’ demiyorum; o köşesini terketsin, bizim gibi sıradan bir vatandaş olarak çıksın ortaya.. Kurnazlığı bıraksın..’ diyorum..’
-Yahya Sırat yazıyor: ‘Bu kadar hararetli tartışmalara değiyor mu, anayasada yapılan değişiklikler.. Anayasanın bağlayıcı olması için illâ da çoğunluğun uzlaşması mı gerekiyor?’
*Bu gibi genel düzenleyici kanunlar etrafındaki tartışmaların bitmesi beklenmemelidir. Bugün ‘anayasa değişikliğinin hukukî temeli yok!’ diyen bu kişi, yeni bir anayasa hazırlığının yeni bir hukukî temel olduğunu bile hatırlamak istemiyor. Üstelik, 1992’lerde bizzat Erdoğan Teziç bir anayasa taslağı hazırlamış ki, o zaman bugünkü karşı çıktığı taslaktan daha olumlu maddeler düşünmüş imiş.. Bu, hukuk adına hokkabazlıktır..
-Ömer Erbey yazıyor: ‘Anayasa’nın neresi sivil ya da neresi yeni? Rejime rengini veren dibacedeki, ‘değiştirilmez, değiştirilmesi teklif dahi edilemez..’ maddeler aynen korunurken bu heyecan niye? Mezkur maddeler nizamın ideolojik yapısının devamına delalet eder.
-Emin Gemici yazıyor: ‘18 Eylûl tarihli ve ‘Kaanun-i Esasî, Teşkilat-ı Esasiye Kaanunu, Anayasa ve de Babayasa..’ başlıklı ve ‘tarih ve güncelin birleştirilip yorumlandığı’ yazınız ilginçti, istifade ettim..’
Ahmet7@.......’ yazıyor: ‘18 Eylûl tarihli yazınızdan, resmî ideoloji sınırlarının aşılmayacağı bir anayasanın tekrar yürürlüğe gireceğini anladım.. Size katılıyorum..’
*Evet, hiçbir sistem, kendi temellerinin dinamitlenmesini istemez.. Bu sistem içinde, anayasa ve genel çerçevenin çok fazla değiştirilebileceğini sanılmamalıdır.. Yani, bazılarının paniklemesi ve bazılarının da heyecanlanması yersiz.. Ayrıca, laik bir rejimin anayasası, Müslümanın anayasası da demek olmadığına göre, fazla itibar etmeye gerek yoktur..
-Mehmed Dereköylü yazıyor: ‘Hasan Cemal, Demirel’le görüşmüş başörtüsü konusunu ve anayasayı.. 20 Eylûl günü köşesinde naklettiğine göre.. Tam Demirel’lik laflar..’
‘Üniversitelerde türban yasağı kalksın mı?’ sorusuna, ‘Kalksın mı, kalkmasın mı değil bugün mesele. Lâzım mı, değil mi? Bugünkü ortam böyle bir yasağın kalkmasını ne kadar kabule hazır?.. Esas mesele budur.’ diye karşılık veriyor..
’Peki, ilke olarak kalksın mı? Bu yasağın kaldırılmasına ilke olarak taraftar mısınız?’ sorusuna da, ‘Lâzım mı, gerekiyor mu, buna bakılmalı. Doğru da olabilir, eğri de..’ ‘Türkiye'nin o kadar çok meselesi var ki çözüm bekleyen... Yalnız türban için anayasa değişikliğine gidilir mi? ‘Bak şimdi üniversite rektörleri de ayaklanıyor..’ diye karşılık veriyor, özgürlük ve hakların laik düzenin keyfine göre ertelenebileceğini söylüyor.
Bu kişi hep böyle karnından konuşarak, yuvarlak laflar ederek 40 yılımızı çaldı!
-Leylâ Camcı Erzurum’dan yazıyor: Yeni Anayasa taslağındaki ‘türk’ tarifi doğru mu sizce?.
*Açıklandığı kadarıyla, hayır.. ‘Türk’ kelimesi bir etnisite, bir kavim bildirir, tıpkı diğer kavimler gibi.. Kavimlerin en objektif ölçüsü ise, dildir.. Bir kimse anadili olarak hangi dili konuşuyorsa, o kavme nisbet olunur.. 1876-Kaanun-ı Esasî'sinin formülü, ‘Devleti Osmaniye tâbiyetinde bulunan efradın cümlesine herhangi din ve mezhepten olur ise (olsun) , bilâ istisna Osmanlı tabir olunur...’ şeklindeydi ve bu Osmanlı vatandaşlığına işaret ediyordu..
1924 Anayasası'nın 88. maddesindeki vatandaşlık tanımı, 1876 Anayasası'ndaki tanımdan ‘Osmanlı’yı çıkartarak yerine ‘Türk’ kelimesinin konulmasından ibaretti.. 82 Anayasası ise, 66. maddede, ‘Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk'tür.’ diyor.. Görülüyor ki, muğlak ölçüler.. Vatandaşlık bağı ile etnisiteyi aynı terimde anlatmaya kalkışınca böyle tutarsızlıklar çıkıyor ortaya.. Etnisite için, ana dilden başka bir ölçü yoktur..
-Rüşdî Yıldızoğlu İzmir’den yazıyor: ‘Rahşan Ecevit, birkaç ay önce, ‘Ben dinimi istiyorum..’ gibi laflar edince, bazıları ne kadar da heyecanlanmıştı.. Şimdi ise, aynı Rahşan Ecevit, ‘Türkiye’yi ikiye bölmüş, bir taraf laik, diğer taraf şeriatçı’ diye.. İbret verici..’
*Selim Çermikli yazıyor: ‘Meclis Başkanı, Zonguldak’a yaptığı gezide, ‘Bir küçük memurun oğlu, Meclis Başkanı oluyorsa, bu cumhuriyetin eseridir, bunun kadrini bilelim..’ gibi bir söz etmiş, minnet borcuyla.. Dünlerde de, ‘Bir devşirme çocuğu sadrâzam oluyor, bunun kadrini bilelim diyenlerin saltanat aşkını aynı şekilde kabul etmek mi gerekecekti?’
*Doğru söylüyorsunuz.. Ayrıca da, sosyal makamların, bir liyakat yeri değil, bir nimet kapısı gibi görülmesi yanlış .. Makamlarda itibar vehmedenler kendilerini düşürmüş olurlar..
-kilicdoktor@.......’ yazıyor: ‘İslâmofobia’dan ‘anti-İslâmizm’e..’ ve ‘Hakkını lûtuflardan bekleyen sığıntı ruh hali, bulaşıcıdır’ başlıklı yazılarınızı peşpeşe okudum. Allah razı olsun.’
-Ali Şahin yazıyor: ‘Diyanet İşl. Başk. Ali Bardakoğlu’nun bir konuşmasından ‘ahlâktan çok sözetmek, ahlâksızlıktır’ gibi bir cümle yansıdı medyaya.. Bu söz tamamen yanlış olmayabilir ve kendisini ahlâklı gibi göstererek ahlâksızlık yapanlar bulunabilir elbette, ama, bu sözü öyle bir genel çerçeve gibi sunmak, Bardakoğlu’nun muradı değilse onu düzeltmeli değil miydi; onun muradı da o ise, o zaman da bu söz çok yanlış değil midir? Çünkü, en başta dinimiz, devamlı olarak ahlâkı tavsiye etmekte değil midir.. Kendisinin bir açıklama ve düzeltme yapması beklenir..


Bu yazı 782 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Temmuz 2008 'Kemalizm, nazizme benziyor!’ diyecek değiller ya..
    • 28 Haziran 2008 ‘Âlimin ölümü, âlemin ölmesi gibidir..’
    • 26 Haziran 2008 Asıl ‘travma’yı, şimdi ‘taife-i laicus’ yaşıyor..
    • 26 Ocak 2008 ‘Yargıçlar Diktatoryası’, tek umut..
    • 15 Ocak 2008 Türkiye, Ortadoğu’da Batı’nın ‘anglo-sakson’ cebhesiyle birlikte..
    • 14 Ocak 2008 ‘Tehlike yükseliyor; öyleyse, ‘kemalizm’de birleşelim!.’
    • 12 Ocak 2008 ‘Entellektüel hurafe: Aydınlanma’konusunda aydınlanmak..
    • 10 Ocak 2008 Ahmed Türk Bey; sözüm sana..
    • 29 Kasım 2007 ‘Bir dokun, bin âah dinle, ‘kâse-i fağfûr’dan..’
    • 11 Ekim 2007 Yarınları, tarihten de ibret alarak, adâlet üzere kurmak cehdi..
    • 9 Ekim 2007 Sadece ülkemiz değil, bütün bölge ‘kaos’lara gebe iken..
    • 6 Ekim 2007 ‘Stalinist yöntemler’ yenilmeye mahkûmdur!.
    • 4 Ekim 2007 Topyekûn savaşa, zaman ve mekânını inancımızın ölçülerine göre hazır olmak..
    • 3 Ekim 2007 ‘Anayasaya göre devlet’ mi; ‘devlete göre anayasa’ mı?
    • 2 Ekim 2007 ‘Taife-i laicus’ softalarının zorbalığı ötekilerden geri mi?
    • 1 Ekim 2007 ‘Sıcak takib’e ‘evet’ deniliyorsa; ‘mütekabiliyet’e de ‘evet’ mi
    • 29 Eylül 2007 Türkiye keşke Malezya olsa!
    • 27 Eylül 2007 ‘Dindarlık-dinsizlik kutublaşması’ en keskin hatlara doğru ilerlerken..
    • 26 Eylül 2007 Milletin önemli sıralaması ile asker’inki uyumlu olmalı değil mi?
    • 25 Eylül 2007 ‘İran’a şeriat, demokrasi vaadleriyle geldi!’ mavalı..

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,662 µs