En Sıcak Konular

Hayrettin Karaman
Yeni Şafak

Hayrettin Karaman
0 0 0000

Egemenlik kimin?



Batı ürünü olan demokrasi, egemenliği kilisenin (bu manada Tanrı'nın), imparatorun, kralın ve aristokrat kesimin elinden alarak halka veren siyasi sistemin adıdır. Halkı temsil etmeyen, halkın seçmediği, denetleyemediği, hesap soramadığı ve beğenmediği zaman usulüne uygun olarak değiştiremediği bir siyasi veya bürokratik otorite mevcut olduğu sürece egemenlik halka ait olmaz ve böyle bir sisteme demokrasi denemez.

Son yıllarda gidereke netlik kazanan ve kızışan mücadelenin konusu, iddia edildiği (daha doğrusu ızhar edildiği) gibi irtica, bölücülük, ekonomik kriz ve dış siyasette başarısızlık (ülke menfaatinin korunamaması) filan değildir, asıl konu “egemenliğin sahipliği” meselesidir.

Bazı seçilmemiş, denetim dışı, sorumsuz askeri ve sivil kurumlar devlet içinde devlet gibi davranıyor, aslında kendilerine verilmemiş, demokrasilerde mümkün olmayan yetkileri kullanıyor, halka rağmen kısmi egemenlikleri ellerinde tutuyorlar.

Bu çarpıklığa, bu antidemokratik gidişe imkan veren 82 anayasasının mutlaka değişmesi ve yerine sivil, demokratik, olabildiğince halkın irade ve rızasına dayanan bir anayasanın konması elzemdir.

Prensip olarak anayasanın değişmesi gerektiğine katılanlar (veya açıkça buna karşı çıkamayanlar), “Efendim, biz de bu anayasanın değişmesini isteriz, ama iktidarın tekliflerinin arkasındaki niyetten emin değiliz. Bunun için teklifleri görmeliyiz, korkularımızı gerçekleştirecek maddeleri engellemeli, geri kalanları onaylamalıyız” diyorlar. Bu sözün açık ifadesi şudur: “Yargıçlar devletini, askeri vesayet sistemini, demokrasiyi engelleyen tabuları, bürokrat egemenliğini ortadan kaldıran, egemenliği eksiksiz olarak halka ve siyaseti de halkın seçtiği temsilcilere bırakan bir değişikliğe karşı çıkarız. Suya sabuna dokunmayan değişiklikleri ise kabul ederiz.”

İşte mücadele, yukarıda tavır ve düşüncelerini özetlediğimiz kesim ile halkla bütünleşen ve demokrasiyi eksiksiz getirip uygulamak isteyen kesim arasında cereyan etmekte olup gerisi teferruattır.

Peki bu demokrasi dışı kesim neden -aslında halka ait olan- egemenliğin bir kısmını ellerinde tutmakta ısrar ediyorlar?

Haklarını yememek için onları da iki guruba ayırmak gerekir:

Bir gurup makam, mevki, menfaat ve imtiyaz peşinde olup bunları elde etmek veya kaybetmemek için böyle davranıyorlar.

Diğer gurup ise halka güvenmiyorlar, kendilerinin halk ve ülke için daha iyi, doğru ve uygun olduğuna inandıkları düzenleme ve uygulamaların olduğu gibi devam etmesini, halk istese de bunların değişmemesini istiyorlar. Bu istekleri tam demokrasiye sığmadığı için de eksikli demokrasiden yana tavır koyuyor ve bunu bir ölüm kalım meselesi olarak görüyorlar.

Ama korkunun ecele faydası yoktur. Bu milletin yüzde kırk yedisi değil, parti olarak muhalif olsalar bile demokratikleşme amacında iktidara ters düşmeyen daha büyük bir halk kitlesi demokrasiden yana ağırlığını koymuş, iradesine sahip çıkmış ve haksız olarak ona el koyanları tasfiye yoluna girmiştir.



Bu yazı 451 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 27 Haziran 2008 Milli maç milli mesele
    • 26 Haziran 2008 Şimdi ne yapacağız?
    • 12 Haziran 2008 Cumhuriyeti korumak
    • 25 Mayıs 2008 Ya bu deveyi güdecekler…
    • 18 Mayıs 2008 Yargı bağımsızlığı ve yanılmazlığı
    • 24 Nisan 2008 Bankaların verdiği promosyon
    • 5 Nisan 2008 Devlet-din ilişkisi
    • 30 Mart 2008 İddianamedeki laiklik
    • 28 Mart 2008 Laiklik tehlikede mi?
    • 23 Mart 2008 İddianame kusurludur
    • 14 Mart 2008 Kısas (2)
    • 13 Mart 2008 Kısas
    • 7 Mart 2008 Sıra sana da gelir
    • 29 Şubat 2008 Sağırlar, dilsizler ve körler
    • 28 Şubat 2008 Atalar dini
    • 24 Şubat 2008 Çelişkiler Yumağı
    • 22 Şubat 2008 Fetvalar arasında
    • 21 Şubat 2008 Mescid-i Aksâ hepimizin
    • 15 Şubat 2008 Kadınlar da farklı
    • 14 Şubat 2008 Niçin Örtünüyoruz? (3)

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    13,124 µs