En Sıcak Konular

Ali İhsan Karahasanoğlu
Vakit

Ali İhsan Karahasanoğlu
0 0 0000

İşte size, gerçek bir “mahalle baskısı”!



“Mahalle baskısı” gündeme oturdu.. Herkes “mahalle baskısı”ndan bahsediyor! Ben de o zaman, bir mahalle baskısı anlatayım. Ama öyle tahminlere, hayallere, paranoya haline gelmiş kişisel saplantılara dayalı bir “mahalle baskısı” değil.. İsteyen herkesin, açıp belgelerini inceleyebileceği, öncesi ve sonrası ile mahalle baskısının neleri gerçekleştirdiğinin apaçık görülebileceği somut bir olayı anlatayım.
 
 
Hayır hayır.. İstanbul Üniversitesi’nde kurulan ikna odalarında, “mahalle baskısı” ile kızların başlarının açtırılması değil benim anlatacağım. Sabahtan akşama, televole programları ile övülen, güzel gösterilen çıplaklık istikametli “mahalle baskısı” da değil; benim anlatacağım.
Yarışma programından, eğlence programına kadar, siyasi konuların tartışıldığı açıkoturumlara kadar izleyicilerin özenle başı açık kişilerden seçilerek, başörtüsüz bir dünya gösterimi şeklindeki “mahalle baskısı” da değil konum değil.
Tüm bu tekil olayların arka planındaki hukuki altyapıyı oluşturan sürecin dönüm noktasını oluşturan “mahalle baskısı”nı anlatayım size..
Başörtü bu ülke insanlarının hemen her evinde bulunan bir kıyafet şekli iken, nasıl bir “mahalle baskısı” oldu da, yasak haline geliverdi?
Tarih 1992. Henüz “Adalet Bakanlığı’na 5.000 kadro aldım. Ne yani, bu kadroları Refah ve MHP’lilerle mi dolduracaktım.Tabii ki kendi teşkiatımla doldurdum” diyen CHP’li Mehmet Moğultay henüz AdaletBakanı değildir. 22 Temmuz’da CHP’den milletvekili adayı olan Yusuf Kenan Doğan da, AdaletBakanlığı müsteşarlığına daha yeni getirilmiştir.
Öğrenci işleri ile ilgili özel görevli Danıştay’ın 8. Dairesi, bakın 13.11.1992’de, ne karar vermiş? Hemen hatırlatalım, bu karar verildiğinde, Anayasa Mahkemesi’nin türbanla ilgili iki ayrı kararı da çıkmıştı. Yani Anayasa Mahkemesi’nin kararlarına rağmen, 8. Daire bu kararı vermişti!
Danıştay 8. Dairesi, 1992/609 es, 1992/2809 k. sayılı kararında diyordu ki: “Davacı, yönetici ve öğretmenlerinin uyarılarına karşın derslere ve sınavlara başörtülü olarak girdiği gerekçesiyle Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliğinin 7.maddesinin (a) ve (e) bentleri uyarınca kınama cezası ile cezalandırılmıştır. Yönetmeliğin 7.maddesinin (a) bendinde, öğrencilik sıfatının gerektirdiği saygınlık ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunmak, (b) bendinde de, ders, seminer, uygulama, laboratuvar, atelye çalışması ve konferans gibi çalışmaların düzenini bozmak, kınama cezasının gerektiren eylemler arasında sayılmıştır. Belirtilen maddede, yükseköğretim kurumlarında başörtülü olarak bulunmanın kınama cezasını gerektirdiği yolunda herhangi bir kural yer almamaktadır. Davacının eyleminin, Yönetmeliğin 7.maddesinin (a) ve (c) bentlerindeki eylemlere de uymaması karşısında disiplin cezası ile cezalandırılmasında hukuka uyarlık görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, dava konusu kınama cezasına ilişkin işlemin iptaline karar verildi.”
Karar açık ama, bir de ben özetleyeyim..
Hani yıllardır biz diyoruz ya, “Kanunda kılık kıyafetle ilgili bir yasak yok. Yönetmelikte de yok.Siz nasıl, kıyafet sebebi ile öğrencileri cezalandırırsınız?”
İşte onu söylüyor Danıştay 8. Dairesi. Disiplin yönetmeliğinde kılık kıyafetle ilgili bir yasak olmadığına, bir cezalandırma öngören düzenleme olmadığına göre, “türban takan öğrenciye kınama cezası veremezsiniz” diyor. Anayasa Mahkemesi’nin kararlarına rağmen bunu söylüyor.Çünkü Anayasa Mahkemesi’nin kararını yeni bir uygulamaya yol açacak şekilde yorumlamıyor!
Tamam mı? Tamam..
Sonra Seyfi Oktay’lı,Mehmet Moğultay’lı, Kenan Doğan’lı yasakçı kafadaki Adalet Bakanlığı kadrosu ile (bu üç kişi de sol partilerde milletvekilliği bakanlık, milletvekili adaylığı yapmış isimlerdir) “mahalle baskısı” başladı..
“Mahalle baskısı” başlayınca ne oldu?
Danıştay’ın uzman dairesinin, uzun uzun gerekçelerle izah ettiği ve “mevzuatta türbanlı öğrenciye kınama cezası verilmesine yönelik bir madde yok” diyerek bir öğrenciye verilen kınama cezasının iptali kararı, 17.6.1994 tarihli gerekçesi bile olmayan bir kararla iptal edildi!
“Mahalle baskısı” başlamıştı!
Hem de öyle tek tek üniversite öğrencilerine falan değil. Yüzbinleri, milyonları etkileyecek kararları alan bağımsız hakimlere, sol kafalı bakanın “mahalle baskısı” başlamıştı!
Mahalle baskısı başlayınca ne oldu peki? Öğrenci işlerinin uzmanı olan Danıştay 8.Dairesi, başladı tam aksi yönde kararlar vermeye!
Hani diyeceğim ki (uzman daire de olsa), göremediği, atladığı bir maddeyi, “mahalle baskısı”nı yaptığını ileri sürdüğümüz kesim bulmuş, bu dairenin üyelerine göstermişlerdir. Mahalle baskısı ile de olsa, sonuçta yanlıştan dönüp, doğru yönde kararlar vermeye başlanılmıştır.
Dairenin yeni kararlarında bu yönde bir ışık var mı?
Ne gezer?.. O; tüm kanunları, yönetmelikleri tek tek irdeleyen, maddeleri sıralayıp “kıyafete ceza verilen bir madde yok” diyen uzman daire, “mahalle baskısı”nı tam olarak sindirmiş şekilde, evvelki gerekçesini ortadan kaldıracak tek bir ifade kullanmadan, soyut cümlelerle “kınama cezası uygundur” demeye başladı..
Yetmedi, “mahalle baskısı” 28 Şubat’ta daha da azgınlaşınca, türbanlı öğrencileri okuldan uzaklaştırmaya başladılar.. Oysa yönetmelikte, kınama cezası bile öngörülmüyordu ki, uzaklaştırma cezası öngörülsün!
8.Daire “mahalle baskısı” altındaydı.
Kınamaya bile “Hukuka aykırı” diyen daire, uzaklaştırmaya bile “Hukuka uygundur” demeye başladı.  Sonra üniversiteler türbanlı öğrencilere “tasdikname” vermeye başladı. 
Mahalle baskısı altındaki daire yine “hukuka uygundur” dedi..
Bir sonraki aşamaya gelindi, başörtülü öğrencilerin, okula hiç kayıtları yapılmadı..  Mahalle baskısı burada da kendini gösterdi.. Uzman daire, buna da “hukuka uygundur” dedi..
İşte size gerçek bir “mahalle baskısı”.. 1992’de, objektif şekilde incelenip, her dürüst hukukçunun altına imza atacağı yansız bir karar.. Ve sonraki yıllarda, her geçen gün daha da sertleşen, daha da yasakçı bir tavra bürünen, daha da hukuktan uzaklaşan “mahalle baskısı” altındaki kararlar! 
 


Bu yazı 652 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 3 Ekim 2008 Anlayana sivri sinek anlamayan davul zurna sinek ee..
    • 16 Ağustos 2008 Maliye Bakanlığı cevap verdi, ya diğerleri?
    • 14 Ağustos 2008 Fikret Bila, namazdan niye rahatsız oluyor?
    • 14 Temmuz 2008 Onların gücü, bizim ‘dik duruş’ eksikliğimizden!
    • 12 Temmuz 2008 Yasakçı Tuğcu, böyle saçmaladı!
    • 5 Temmuz 2008 Ergenekon’da öyle, AK Parti’yi kapatmada böyle!
    • 28 Haziran 2008 RTÜK bile uyursa, Anayasa Mahkemesi ne yapacak ki?
    • 27 Haziran 2008 “Bedevi”nin arkasındaki gerçek!
    • 21 Haziran 2008 Doğan saldırılarının arkasında ne var?
    • 13 Haziran 2008 Bak sen, şu ANKA kuşuna!
    • 12 Haziran 2008 “Sı-nır-lı-dır” ne demek, izah etseniz ya!
    • 1 Haziran 2008 50 yıllık gazeteciden(!) gazete düşmanlığı!
    • 28 Mayıs 2008 ‘Kapatma kararı’ndan daha vahim olan..
    • 25 Mayıs 2008 Tartışma örtü yasağıysa, MHP’nin safı neresi?
    • 24 Mayıs 2008 Yargıtay, kapatılmamaya “heves”’ dedi!
    • 21 Mayıs 2008 CHP % 95, AK Parti % 4.. Normal mi bu?
    • 19 Mayıs 2008 ‘Köşeler babamızın malı mı?’dan ‘gazeteler babamızın çiftliği’ne!
    • 14 Mayıs 2008 Bir dönem, emekliliklerle kapanıyor!
    • 10 Mayıs 2008 Hataların sebebi, yargıya baskı mı?
    • 10 Mayıs 2008 Hataların sebebi, yargıya baskı mı?

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,770 µs