En Sıcak Konular

Mehmet Şevket Eygi
Milli Gazete

Mehmet Şevket Eygi
0 0 0000

Uzlaşma Olsun İdeoloji Olmasın



BAŞTA Deniz Baykal olmak üzere birçok politikacı, medyacı, statükocu yeni cumhurbaşkanının uzlaşma ile seçilmesini istiyor. Arkasından hemen ilave ediyorlar: Seçilecek cumhurbaşkanı anayasadaki ilkelere uyacağını taahhüt etmelidir. İşte burada büyük bir çelişki var. Çünkü mevcut anayasa ülkemizdeki bütün krizlerin kaynağıdır ve onun yerine liberal, demokrat, sivil bir anayasa getirilmesi çoğunluk tarafından istenmektedir. Bu konuda girişimler ve hazırlıklar da yapılmaktadır.

Devletin başındaki zatın uzlaşma ile halledilmesine evet, onun mevcut anayasanın tartışılan birtakım ilkelerine bağlı olması şartına hayır diyoruz.

Yeni cumhurbaşkanı bir partinin, bir ideolojinin, Beyaz Türk azınlığının mensubu değil; ülkeyi, devleti, halkın bütününü temsil eden kucaklayıcı bir şahsiyet olmalıdır.

Yeni cumhurbaşkanının dindar olmasını istemeyenlerin kuruntuları, kuşkuları tamamen yersizdir. Türkiye Müslüman bir ülkedir. Namaz kılan, hanımı örtülü olan, cumaya giden bir devlet başkanını normal karşılamak gerekir.

Kaldı ki, dindar bir cumhurbaşkanının elinde, istese bile devleti bir din devleti yapacak selahiyet ve güç olmayacaktır.

Önemli olan konular şunlardır:

* Birtakım adayların dindar veya dinsiz olduğuna bakmayacak ve ehliyeti olan herkesin tayinini tasdik edecektir.

* Cumhurbaşkanlığı resepsiyonlarında başı örtülü eşleri protokol dışı bırakmayacak, açık veya kapalı ayrımı yapmayacaktır.

* Olabildiğince tarafsız ve eşitçi hareket edecektir.

* Müslüman olmaktan başka suçları olmayan vatandaşlara ikinci sınıf vatandaş muamelesi yapmayacaktır.

Başörtüsüne gelince:

* Atatürk’ün annesi başörtülüydü.

* Eşi Latife hanım sımsıkı tesettürlüydü.

* İsmet Paşa’nın annesi Cevriye hanım tesettürlüydü.

Başörtüsünü büyük bir kriz konusu haline getirenler doğrusu dehşetli bir yanılgı içindedir.

Türkiye’ye devlet, ülke ve halk olarak büyük sıkıntılar veren, bizi geri bırakan yapay tarihî arıza artık sona erdirilmelidir.

Özde lâik olacak... Anayasa’nın ideolojik ilkelerini din gibi benimseyecek... gibi diretmeler bırakılmalı ve şahsiyet itibarıyla Türkiye’yi temsil edecek ehliyetli ve liyakatli bir kişi bu makama kazasız belasız seçilmelidir. İnşaallah birileri işi yine yokuşa sürmezler.

Halktan, Toplumdan, Realiteden KOPUKLAR

BİR gazeteci, bir tv yorumcusu, hele bir köşeyazarı için en büyük felaket halktan, toplumdan kopmaktır, Türkiye halkı otobüslerde, minibüslerde, banliyö tren ve vapurlarında... Esnaf lokantalarında, köftecilerde, kahvehanelerde, parklarda... Çarşılarda pazarlarda, sokaklarda, meydanlarda, caddelerde...

Bizim kaymak tabaka medyacılarımız ise lüks restoranlarda, rezidanslarda, Layla ve Rayna gibi aristokrat eğlence yerlerinde... Uçakların business (zadegan) bölümlerinde... Özel şoförlü limuzinlerde...

Halktan kopmuşlar... Toplumdan kopmuşlar... Fildişi kulelerde yaşıyorlar. Vaktiyle yüksek tabaka medyacılardan biri İstanbul’un lüks mü lüks bir rezidansında ayda 10 bin dolar kirayla oturuyordu.

Öyle TV programcıları var ki, bir seans için haftada 40 bin lira ücret alıyor.

Böyleleri yerli maden suyu bile içmez, şişesi beş on liralık Perrier, Vichy içer lıkır lıkır.

Sonra fildişi kulelerinden eskizaman derebeyleri gibi ülkeyi idare etmeye kalkarlar.

Son seçimlerde kuleleri büyük hasar gördü, itibar ve prestijleri zirüzeber oldu.

Haberleri yok... Köprülerin altından çok sular aktı.

Lâikliğin karın doyurmadığı anlaşıldı.

Başörtüsü yasağının demokratik olmadığı gün gibi açığa çıktı.

Evdeki hesaplarının hiçbiri çarşıya uymadı.

Zart zurtlarına, tehditlerine, maval ve masallarına değer veren kimse kalmadı.

Çağdışı mağdışı tartışmalarına kulak asan yok.

Yeşil sermaye öcülerine herkes gülüyor. Paranın rengi mi olurmuş. Yeşilse al sana put gibi taptığın dolarlar yeşil değil mi?

Yahudi veya Beyaz Türk fabrika kurup üretim yapınca suç olmuyor da, Müslüman kurunca mı suç oluyor?.. Hah hah hah...

Cumhuriyet tehlikede imiş... Kim inanır bu martavala? Asıl tehlikede olan onların rantlarıdır. Yarın bu yeşiller medya sahasında da başarılı olurlarsa bizimkiler için deniz biter. Japonlar Şinto, Budizm, Konfüçyanizm dinlerine bağlılar da geri mi kaldılar? Mecusî Hintliler nükleer silah bile yaptı.

Endülüs zamanında Müslümanlar Frenklerden daha üstün ve medenî değil miydi? Müslüman Kayseri ülkenin dördüncü sanayi şehri oldu. Birkaç yıl sonra birincisi olabilir. Olursa kıyamet mi kopar?.. Onların kıyameti mi?.. Heh heh he...

Ya işleri bozulur, gelirlerine kesat gelirse?.. Biriktirdiklerini yerler... Yüksek emeklilikleri vardır... Çok sıkışırlarsa halk yığınları gibi BİM’den alışveriş ederler, tasarruflu yaşarlar. Milyonlarca halk sıkıntı içinde yaşıyor...

Mefisto Restoranda yemesinler, halkın çoğunluğu gibi Bolkepçe lokantasında yesinler. Kahırlarından ölürler mi?... Orasına karışmam...

Türkiye’nin En Güzel Dergisi CORNUCOPIA

MÜSLÜMAN kesimin yayınladığı dergilerin sayısı çoğaldı. Bir “dergi enflasyonundan” bahs edebilir miyiz? Bence böyle bir enflasyon vardır. Bu iyi bir şey değildir.

Mevcut dergi idarecilerine ve bundan sonra dergi çıkartacaklara dizayn/tasarım, baskı, renk, kapak konusunda haddim olmayarak bazı tavsiyelerde bulunmak istiyorum.

Şu anda Türkiye’nin en güzel dergisi, İngilizce yayınlanan CORNUCOPIA’dır. Yılda üç sayı yayınlanmakta olup İngiltere’de basılmaktadır.

Dergiler renk bakımından üçe ayrılır:

* Siyah-beyaz dergiler. Bunlarda başlık dahil renk kullanılmaz, fotoğraflar da siyah beyaz basılır. Zaten en sanatlı fotoğraflar böyleleridir.

* Renkli dergiler. Bunlar başlığında, kapağında, iç sayfalarında renk ve renkli fotoğraf kullanırlar ama kesinlikle bir renk cümbüşü, bir gökkuşağı şeklinde çıkmazlar.

Üçüncüsü: Boyalı dergilerdir. Bunlar hiçbir estetik kurala, uzmanlığa, zevk endişesine bağlı olmadan derginin her yerinde bol bol ve karmakarışık şekilde abur cubur renk kullanırlar.

Çıkarılması en zor dergi türü siyahbeyaz dergidir. Hem renksiz olacak, hem de son derece sanatlı, başarılı, estetik, beğenilen sıfatlarına sahip olacak.

Müslüman kesimin dergilerinin kesinlikle boyalı dergi olmaması gerekir. Yazının başlığı yeşil olsun, satırların altına kırmızı kalın çizgiler konulsun. Yazının zemininde acı sarı bir çini pano görülsün... Böyle aşırı renklilik sanat değil, sanatsızlık demektir.

Dergilerimizin Türkçesi de son derece düzgün olmalıdır. İmla bakımından yüzde doksan beş Ankara’daki Dil-Tarih Kurumunun İmla Kılavuzuna uyulabilir. Geri kalan yüzde beşte, o kılavuzda olmayan bazı incelikler getirilebilir. İnceltme ve izafet şapkaları, uzun a’ların üzerine konan düz çizgiler gibi.

Cornucopia pahalı bir dergidir. Mevcudu kalmayan 1’inci sayısı müzayedelerde büyük paralara satılmaktadır. Kadıköy’de, Beyoğlu’nda, Balıkpazarı Aslıhan Sahaflarında, başka eski kitap ve dergi satan yerlerde bazı eski sayıları bulunabilir. Henüz görmemiş olan muhterem Müslüman yayıncılar görüp fikir edinirlerse iyi olur

Bu yazı 1,110 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 3 Ekim 2008 Hainler İstanbul’u Bu Hale Nasıl Getirdiler?
    • 16 Ağustos 2008 Ergenekon=Jakoben Laikçilik=Resmî İdeoloji
    • 14 Ağustos 2008 Şeriatî Hem Sünnîlik, Hem Şiîlik Açısından Bozuktur
    • 30 Temmuz 2008 Yakın Tarihimize Işık Tutan Büyük Ve Engin Bir Kitap: Üstad Ali Ulvi Kurucu’nun Hatıraları
    • 29 Temmuz 2008 Modern Türkiye’nin kuruluşunda Yahudiler
    • 28 Temmuz 2008 Din Büyüklerinin ve Müslümanların Dikkatlerine 12 Maddelik Islah Projesi
    • 24 Temmuz 2008 Ezana Saygısızlık
    • 21 Temmuz 2008 Hırsızlıkla Namaz Bir Arada Olmaz
    • 18 Temmuz 2008 Darbe Şakşakçılığı Yapanlar Dilerim Beladan Belaya Uğrasınlar
    • 17 Temmuz 2008 Türkiye Halkı Aptal ve Salak mıdır?
    • 16 Temmuz 2008 İsim Vermeden Anonim Tenkitler ve Uyarılar Yapmaya Devam Edeceğim
    • 14 Temmuz 2008 Müslüman Türkiye’de İslâm Devleti İstenemez
    • 14 Temmuz 2008 Müslüman Türkiye’de İslâm Devleti İstenemez
    • 12 Temmuz 2008 İslami tevhid eğitimi
    • 11 Temmuz 2008 Hakkın ve Halkın Hizmetinde Cumhuriyet
    • 10 Temmuz 2008 Yapılabilecekler ve Yapılması Gerekenler Yapılmıyor
    • 8 Temmuz 2008 Ordu ve Din...
    • 5 Temmuz 2008 Baylar Bayanlar Boşuna Protesto Etmeyin Oyun Kuralına Göre Oynanmaktadır
    • 4 Temmuz 2008 Hep Sivas Faciasından Bahs Edip, Başbağlar Katliamından Hiç Bahs Etmemek Zulümdür
    • 3 Temmuz 2008 Fitne Fesat Saçan Gazete

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    10,520 µs