En Sıcak Konular

Mehmet Şevket Eygi
Milli Gazete

Mehmet Şevket Eygi
0 0 0000

Ekinimizi Gök İken Biçenler



GURUR ve kibir içindeler. Sanki küçük dağları onlar yaratmışlar... Bundan yirmi otuz sene önce içmeye ayran bulamayanlar bugün beş yıldızlı otelleri beğenmiyor, Seven Starlarda keyif sürüyor. Bunlardan biri “Biz ne çileler çektik, ne kara günler gördük, dâvamız için çok süründük...” gibisinden laflar etmiş. Duyunca kahkahayla güldüm. Çilesizlerin çileden bahs etmeleri ne kadar gülünç.

Asıl çileleri yakın tarihimizde İslâm ve Kur’an için hasbeten lillah ihlâsla hizmet eden samimî ve gerçek Müslümanlar çekmiştir.

Bediüzzaman ve has talebeleri yıllar boyunca zindanlarda süründüler. Sürgünler, tarassutlar, eziyetler, işkenceler...

Üç beş Müslüman bir evde toplanırlar, dinî kitaplar, risaleler okurlar, basılırlar, gelsin çileli günler.

Birkaç sufî yatsıdan sonra evrad, ezkâr, salavat okur, yakalanırlar, tutuklanırlar.

Müslüman bir gazeteci bir yazı yayınlar, 163’üncü maddeden içeri girer. Nice zaman sonra çıkar ama hem maddeten, hem manen perişan olmuştur.

Üstad Necip Fazıl kaç kere tutuklandı, mahkum edildi, zindanlarda çile çekti.

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Anayasa Hukuku Kürsüsü Başkanı Ord. Prof. Dr. Ali Fuat Başgil’i tutuklamışlar ve yerin üç kat altındaki gün görmez bir zindan odasına atmışlardı.

Karakuşî kararlarla asılanların, sürülenlerin haddi hesabı yoktu.

Samimî hocalara o kadar büyük bir kin ve intikam besliyorlardı ki, merhum ve mağfur Silistireli Süleyman Efendi vefat ettiğinde, cenazesinin vasiyeti üzerine Eyüb’e götürülmesine izin vermemişlerdi.

İhlaslı, çilekeş, samimî, gerçek Müslümanlar dehşetli baskılara, terörlere, eziyetlere ve engellemelere rağmen hizmet ettiler ve tarlaya tohumları ektiler. Lakin, havalar biraz düzelince birtakım samimiyetsizler onların ekinini henüz gök iken biçmeye kalktılar ve her şeyi mahv ettiler.

Onlar dilleriyle dâva, hizmet diyorlardı ama yüreklerinde para aşkı, makam ve mevki aşkı, ün ve alkış ihtirası, hubb-i riyaset vardı.

İslâmî hizmetlerde ihlâs ve temizlik olmazsa netice felaket ve hezimettir. Bir koltukta iki karpuz taşınmaz; bir yürekte hem ihlas, hem de para ve dünya hırsı birlikte barınmaz.

Bir kimse Peygamberin huzuruna gelmiş ve “Yâ Resulallah!.. Ben Seni çok seviyorum...” demiş. Peygamber ona “Öyleyse belâ hemen üzerine iner...” buyurmuş. Bu bir sırdır, bu bir imtihandır... Münafıklar, iki yüzlüler bu sırrı anlamaz.

Yakın zamanın büyük meşayihinden Adanalı Sami Efendi bir sohbetinde “Riyaset hırsı, cinsel şehvetten üç yüz altmış derece daha şiddetlidir” buyurmuşlar.

Onlar bir yol ayrımına gelmişlerdi. Yolların biri çilelere göğüs gererek, ücret ve mükafatını yaratıklardan değil, Yaratan’dan isteyerek, din sömürüsünden ve bezirganlığından uzak durarak hizmet etmekti. Diğerinde ise para, rant, servet, zenginlik, lüks, gösteriş, ün, alkış elde etmek vardı. Onlar bu ikincisini seçtiler.

Birinci yol Resul-i Kibriya’nın, Ashab-ı Güzinin, Selef-i Sâlihînin, ‘âmil alimlerin, kamil mürşidlerin, gerçek şeyhlerin; Selahaddin Eyyubi, Şeyh Şâmil, Emîr Abdülkadir gibi İslâm kahramanlarının yolu idi.

Seçtikleri ikinci yol aldanmışların yoluydu.

Evet onlar önceki muhlis, saf, temiz Müslüman mücahidlerin ektikleri ekini henüz başaklanmadan, henüz gök iken biçtiler.

Dünyayı seçtiler ve imtihanı kayb ettiler.

Kültür Manşetlere Çıkmalı

Kültür işlerini çok ihmal ediyoruz. Büyük gazeteler, birinci sayfalarına hep siyasetle, terörle, büyük kazalarla ilgili manşetler atıyorlar. Edebiyattan, sanattan bahsediyorlar ama ya iç sayfalarda yahut ayrı eklerde... Hâlbuki ayda birkaç kere şöyle manşetler atılması gerekir:

* Filan yerdeki tarihî camiinin restorasyonu iyi olmadı. Tamir edelim derken tahrib ettiler. İlgililerden hesap sorulmalıdır. Uzmanlar bu konuda neler diyor?..

* Filan tarihte Dünya Kültür Merkezi etkinliklerine sahne olacak İstanbul hâlâ büyük bir kütüphaneye sahip değil. Biran önce bu konuda harekete geçilmelidir. Uzmanlar ne diyor?..

* Suriçi İstanbul’un büyük kısmının viraneliği, bakımsızlığı, imarsızlığı bizim için yüzkarasıdır. Bu tarihî bölge hep böyle mi kalacak? Niçin biz de medenî, kültürlü, ileri ülkeler gibi tarihî mirasımızı koruyamıyoruz?..

Büyük medya genellikte sansasyon peşinde koşuyor. Birtakım basın ve TV babaları servetlerine servet katmak için çırpınıyor... TV sunucularından bir hanım, ayda 400 bin Lira maaş alıyormuş. İnanılacak şey değil. Seyircilerin dikkatini çeken cazibedar bir kimseye bu yüksek ücreti ödeyenler, kültüre niçin ağırlık vermiyor?..

Bir turist bundan 25 yıl önce Efes’teki antik siteden bir avucun içine sığacak kadar ve hiçbir özelliği olmayan bir taş almış, sonra pişman olmuş 25 sene sonra bir mektupla bu taşı iade etmiş. Bütün gazetelerimiz bu haberi verdiler. Beride Türkiye’nin tarih mirası, arkeolojik hazineleri yağma ediliyor, yurtdışına kaçırılıyor. Bunun üzerinde gereği gibi durmuyorlar.

Bir ara Güney’deki bir vilayetimizin müzesinde 12 bin objenin “kaybolmuş” olduğu medyamıza aksetmişti. Biraz yazıldı, çizildi ve sonra unutuldu.

Yurtdışından bin zahmetle getirttiğimiz Karun Hazineleri, Uşak Müzesi’nden sırra kadem bastı. Hırsızlar da çok akıllı ve tedbirli... Önce altın objelerin replikalarını yaptırıyorlar. Sonra orijinal parçayı alıp yerine sahtesini koyuyorlar. Kim demiş ki bizimkilerin kafası çalışmaz diye.

İstanbul’da Topkapı surları dışında Yenikapı Mevlevihânesi vardı, Vakıflar bu binayı depo olarak kullanıyordu. Alçaklar içindeki malları çaldılar ve sonra hiçbir ipucu, parmak izi vs. kalmaması için tarihî binayı yaktılar. Medyamız o konuda da biraz inledi, sonra sustu.

Bir televizyon kanalında sunucunun biri oradaki figüranlardan birinin pantolonunu indiriyor. Adam iç çamaşır kullanmıyormuş, mahrem yerleri milyonlarca vatandaş tarafından görülüyor. Ertesi gün bu konudaki haberler seller gibi... Yahu be mübarekler kültür, sanat, mimarlık, restorasyon, şehircilik, kitap, düşünce, edebiyat konularına da böyle birinci sayfadan yer versenize...

Meraklı şeyler üçe ayrılır: (1) Zararlı meraklar, (2) Ne faydası ne zararı olan meraklar, (3) Faydalı, lüzumlu hatta bazen zaruri meraklar. İşte bu üçüncüsü bizde çok zayıf.

Göller bölgemizdeki 700 senelik tarihî bir camiyi restore ederken berbat etmişler. Gazetelerin iç sayfalarında birkaç cılız haberle geçiştirildi. Böyle bir kültür, sanat, tarih cinayeti karşısında bütün Türkiye’nin ayağa kalkması ve gök gürültüsü gibi protesto etmesi gerekmez miydi?

Bu yazı 1,101 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 3 Ekim 2008 Hainler İstanbul’u Bu Hale Nasıl Getirdiler?
    • 16 Ağustos 2008 Ergenekon=Jakoben Laikçilik=Resmî İdeoloji
    • 14 Ağustos 2008 Şeriatî Hem Sünnîlik, Hem Şiîlik Açısından Bozuktur
    • 30 Temmuz 2008 Yakın Tarihimize Işık Tutan Büyük Ve Engin Bir Kitap: Üstad Ali Ulvi Kurucu’nun Hatıraları
    • 29 Temmuz 2008 Modern Türkiye’nin kuruluşunda Yahudiler
    • 28 Temmuz 2008 Din Büyüklerinin ve Müslümanların Dikkatlerine 12 Maddelik Islah Projesi
    • 24 Temmuz 2008 Ezana Saygısızlık
    • 21 Temmuz 2008 Hırsızlıkla Namaz Bir Arada Olmaz
    • 18 Temmuz 2008 Darbe Şakşakçılığı Yapanlar Dilerim Beladan Belaya Uğrasınlar
    • 17 Temmuz 2008 Türkiye Halkı Aptal ve Salak mıdır?
    • 16 Temmuz 2008 İsim Vermeden Anonim Tenkitler ve Uyarılar Yapmaya Devam Edeceğim
    • 14 Temmuz 2008 Müslüman Türkiye’de İslâm Devleti İstenemez
    • 14 Temmuz 2008 Müslüman Türkiye’de İslâm Devleti İstenemez
    • 12 Temmuz 2008 İslami tevhid eğitimi
    • 11 Temmuz 2008 Hakkın ve Halkın Hizmetinde Cumhuriyet
    • 10 Temmuz 2008 Yapılabilecekler ve Yapılması Gerekenler Yapılmıyor
    • 8 Temmuz 2008 Ordu ve Din...
    • 5 Temmuz 2008 Baylar Bayanlar Boşuna Protesto Etmeyin Oyun Kuralına Göre Oynanmaktadır
    • 4 Temmuz 2008 Hep Sivas Faciasından Bahs Edip, Başbağlar Katliamından Hiç Bahs Etmemek Zulümdür
    • 3 Temmuz 2008 Fitne Fesat Saçan Gazete

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,342 µs