En Sıcak Konular

Mehmet Altan
Star

Mehmet Altan
0 0 0000

İkinci Cumhuriyet ve Anayasa



İkinci Cumhuriyet ve Anayasa

Şimdi tepiniyorlar:

- İkinci Cumhuriyet olmasın.

İkinci Cumhuriyet ne?

Cumhuriyetin demokratikleşmesi.

Tepinenlerin derdi ne?

Altı Ok’çu cumhuriyet.


İçinde halk egemenliğinin bulunmadığı, demokratik kuralların işlemediği, çoğulculuğun dışlandığı tek parti dönemi...

***

Soruyu şöyle de sormak mümkün:

- Demokrasi mi olsun, Kemalizm mi?

Bulanık suda avlanmak istediklerinden kavramları hep çarpıtıyorlar.

Biz de o kavramları berraklaştırmaya uğraşıyoruz.

Mustafa Kemal Atatürk buranın tarihsel bir lideridir, Kemalizm tek parti zihniyetidir, demokrasi ise halk egemenliği ve çoğulculuktur.

Kemalizm’de ‘demokrasi’ yok... Ama demokrasilerde ‘Kemalist görüşlere’ yer var.

Ama onlar ‘illaki demokrasi olmasın’ diye tepiniyorlar.

Bu halk düşmanlığının sebebi ne?

Niye demokrasiye bu kadar karşısınız?

***

Sağlıklı bir ülkede, ‘Batı standartlarında gelişmiş bir hukuksal yapı, bunun güvencesi altındaki bir katılımcılık ve çoğulculuk bizim toplumsal sorunlarımızı çözer, bu nedenle cumhuriyeti tek parti özelliklerinden arındıralım, demokrasiyle taçlandıralım’ diyene zorlama manşet, ısmarlama yazıyla suni ve anlamsız bir muhalefet olur mu?

Üstelik bunlar güya modern...

Üstelik bunlar güya Batılı...

Ama ‘halk’ deyince, tüyler diken diken.

Halkımızı beğenmiyorlar.

Ülkeyi yıllarca iç sömürge mantığıyla yönet... Zenginleşmeyi ve özgürleşmeyi rafa kaldır... AB standartlarından dört bin noktada geri bırak... Ülkeni geriliğe ve çağdışılığa mahkum et... Sonra da ‘şarap içiyorum demek ki çağdaşım’ de.

Çağdaşlık mideden değil beyinden geçiyor.

Ama bunu anlamak için galiba insanın beyninin midesinden büyük olması gerekiyor.

***

Türkiye Cumhuriyeti askeri bir cumhuriyettir...

Cumhuriyetin temel mutabakatı ‘asker ve sivil bürokrasiye’ dayanır.

1982 Anayasa’sının dünyadaki gelişimin tersine ‘bireye karşı devleti koruması’ bu yüzdendir...

1913 yılındaki geçici olarak konan ‘memurin muhakemat’ yasasının bir türlü kaldırılmaması da bu yüzdendir...

27 nisan muhtırası da bu yüzdendir...

Temel korku şu: ‘Aman halk yönetimde söz sahibi olmasın.’

Ne olsun? Birinci cumhuriyet olsun.

Ne olsun? İçinde demokrasiyi barındırmayan Kemalist cumhuriyet olsun.

Devlet eliti, halka ‘başöğretmenlik’ adı altında zorbalık eylesin.

***

Türkiye, bürokratik elitin başında boza pişirmesine bu kez çok güçlü ama aynı oranda bilinçli bir şekilde ‘dur’ dedi.

İlk defa ‘bürokratik elite’ öykünmeyen...

Geldiği ortama sırt çevirmeyen...

Olduğu gibi duran insanlar, ‘birinci cumhuriyetin halka yasak olan alanına’ girdi.

Türkiye normalleşme ve demokratikleşme yolunda ciddi bir adım attı.

***

Bu kalıcı olacak mı? Yeni anayasaya bağlı.

Halk egemenliğine dayalı...

Eski asker-sivil bürokrasi iktidarını tamamıyla ortadan kaldıran...

Tek parti zihniyetine son veren...

AB standartlarında temel hak ve özgürlükleri kalıcı hale getiren...

Demokrasiden başka zihniyete imkan vermeyen bir anayasa olacak mı, olmayacak mı? Olabilirse... Bu, ‘İkinci Cumhuriyet’in...

Ve gerçek demokrasinin başlangıcı sayılabilir.

***

Devleti oluşturan hukuksal yapıdaki ‘temel mutabakatın’ değişmesi...

Bürokratik elit egemenliğinin yerine halk egemenliğinin konması...

Cumhuriyetin kesinkes demokratikleşmesi...

İkinci Cumhuriyet’e geçilmesi...

Bu, Türkiye’nin büyük dönüşümünü sağlar.

Zengin ve özgür bir ülke olabiliriz.

Hem iç... Hem de dış şartlar açısından böyle bir imkan var.

Bir yandan AB sürecini hızlandırmak, öte yandan cumhuriyeti demokratikleştirmek mümkün.

Yeter ki halkın beyan ettiği iradeye uygun bir siyasal kararlılık olsun.

O zaman bu ülke mutlu olacak.

Mutlu olmayacaklar da var tabii.

Onlar da emekliliğin yalnızlığında şaraplarını içerken birkaç damla gözyaşı dökerler.

Belki o yaşlar biraz temizler ruhlarını.


Bu yazı 551 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 3 Ekim 2008 Oku bakayım...
    • 16 Ağustos 2008 Beş yıl önce neredeydiniz?
    • 14 Ağustos 2008 Ahmedinejad’la...
    • 12 Ağustos 2008 Saakaşvili Tolstoy okudu mu?
    • 31 Temmuz 2008 ‘Kapatma ama hırpala..’
    • 14 Temmuz 2008 MİT’in Ergenekon listesi...
    • 12 Temmuz 2008 İran savaşı yaklaşıyor mu?
    • 10 Temmuz 2008 Ölümün askerleri
    • 8 Temmuz 2008 Öksüz Çocuk Eldiveni...
    • 5 Temmuz 2008 Dağbaşı
    • 28 Haziran 2008 Bir Türk neye bedel?
    • 26 Haziran 2008 Türkiye-Almanya
    • 21 Haziran 2008 ‘Kamuoyunu TSK çizgisine getirmek’...
    • 13 Haziran 2008 Gerçekten cevap bu mu?
    • 11 Haziran 2008 Askeri sopa ile özen...
    • 2 Haziran 2008 Elitist mi, kitlesel mi?
    • 1 Haziran 2008 Sizi muhatabınız belirler...
    • 28 Mayıs 2008 Sivas’ın doğusu...
    • 25 Mayıs 2008 Danıştay ne karar verecek?
    • 24 Mayıs 2008 Birinci Cumhuriyet’in sonu mu?

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    8,792 µs