En Sıcak Konular

Mehmet Şevket Eygi
Milli Gazete

Mehmet Şevket Eygi
0 0 0000

Üniversitelere Sarık da Girermiş!



ESKİ Adalet bakanlarından biri (isim vermiyorum, gayem polemik yapmak değildir) yeni anayasa taslağını tenkit ederken “Üniversitede türbana izin verilirse ardından sarık da girer” demiş. Hazrete göre böyle bir şey caiz olamazmış... Ne kadar dogmatik bir düşünce!..

Bu iddialar kısmen değil tamamen yersizdir, demokrasiye, insan haklarına aykırıdır. Türkiye’miz demokrasinin beşiği olmadığına göre, böyle olan İngiltere’ye bakalım: Üniversitelerde (ayrıca ilkokuldan koleje kadar bütün okullarda) başörtüsü ve tesettür serbesttir.

Üniversitelerde erkek öğrenciler istediği kıyafet ve serpuşu giyebiliyor. Müslümanlar Müslüman kıyafetiyle, Hindular Hindu, Sihler Sih kıyafetiyle okuyabiliyor.

Sabık Adalet bakanı, başörtüsü ve sarık girerse üniversitelerin bilimsel tarafı yıkılır, o müesseseler batar diyor. Ne kadar ucuz, kof, temelsiz bir iddia.

Bizim üniversitelerimizi son devirde, başörtüsü düşmanı YÖK zihniyeti YOK etmemiş midir?

Şu hususu da belirteyim ki, bendeniz Müslüman erkek öğrencilerin üniversiteye sarıkla gitmelerine pek sıcak bakmam. Sarığın düzinelerce çeşidi vardır. Din alimi veya adayı olmayan gençlerin ve halktan kişilerin ulema sarığı sarması doğru olmaz. Eskiden, esnaftan biri başına ulema sarığı sardığında o kişi devlet ve toplum tarafından engellenirdi.

İslâm dininde Müslüman erkeklerin başlarına imame denilen, bir külah veya fes üzerine tülbend sarılmış serpuş giymeleri esası vardır. Lakin her önüne gelen Müslüman, canının istediği imameyi başına geçiremez.

Tarikatların her birinin kendisine has (Özgü) “tac”ı vardır. Bir Nakşî Kadirî imamesi, bir Mevlevî bir Şabanî tacı giyemez. Zaten bunlar müridlerin başına dua ile geçirilirdi.

Millî ve dinî kimliğine bağlı bir öğrenci üniversiteye başında çok zarif bir kürk serpuş olduğu halde gitse kıyamet mi kopar? Üniversite batar mı? Bunlar ne geri korkulardır.

Resmî ideoloji fanatikleri fakültelerde mescid açılmasını gericilik olarak görüyorlar. Vaktiyle Sovyetler Birliği’nde de böyleydi. Oradaki Bezbojnikler din, inanç, ibadet hürriyetini kabul etmezlerdi.

1970’lerin başında Almanya’ya gitmiştim (Türkiye’ye dönemediğim için orada beş sene yaşadım...). Yakınındaki küçük bir kasabaya yerleştiğim Hannover şehrinde Cuma namazları Teknik Üniversitenin tahsis ettiği bir odada kılınıyordu. Müslüman öğrenciler idareye müracaat etmişler, idare de bu isteği çok makul karşılamış ve her Cuma günü namaz vaktinde o odada ibadet ediniz demişti. Orada sadece talebeler değil, işçiler ve diğer Müslümanlar da gelip Cuma namazı kılabiliyordu. Demokrasi budur, insan hakları budur, din hürriyeti budur.

Türkiye’ye bu günkünden daha geniş bir din ve inanç hürriyeti gelirse, Müslümanların dikkatli, temkinli ve ölçülü hareket etmeleri gerekir.

Başörtüsüne izin verilirse, bir adım ileri giderek çarşaflı olarak fakülteye gidilmemelidir.

Erkek öğrenciler de, nasıl olsa kıyafet serbestliği var, o halde sarık saralım, cübbe giyelim, öyle gidelim derlerse aşırı gitmiş olurlar. Müslümanlık i’tidal dinidir. Her işin ortası iyidir.

Unutmayalım, laik ve demokratik bir toplumda dindar olmayanların, “ötekilerin” de hakları vardır. Haklarımızı ve hürriyetlerimizi fitne ve fesat çıkartmadan kullanmalıyız.

İslâm hikmet dinidir. Müslümanlar da (en azından yetecek kadarı) hikmetli olmalıdır.

Ramazanın Sırları Hakikî Oruç

BİZ Müslümanlar senede bir ay oruç tutarız. Bizim takvimimiz hicrî-kamerî takvimdir ve oruç ayının adı Ramazandır. Hicrî takvimin ayları hep aynı mevsime denk gelmez. Ramazan bazen kara kışa rastlar, bazen en sıcak mevsime...

Oruç ibadetinin akılla anlaşılan tarafları olduğu gibi sırları da vardır. Bu sırları ilim, irfan, hikmet, sezgi sahibi Müslümanlar kavrayabilir.

Oruç oldukça zor ve külfetli bir ibadettir. İmsak vaktinden akşama kadar yemeyeceksin, içmeyeceksin. Bu kolay bir şey değildir. Buna rağmen, oruç tutması farz olmayan küçük çocuklar bile bu ibadeti eda etmek ister. Müslüman bir hastaya, “Hastalığınız dolayısıyla oruç tutmayacaksınız” denilince çok üzülür, yine de tutmak ister. Seferi olanların, ileride kaza etmeleri şartıyla Ramazanda yiyip içmelerine izin verilmiştir. Onların da çoğu seferde oruçlarını tutar.

Oruç rahmet ve bereket ayıdır. Rahmet ve bereket gözle görülen şeyler değildir. Orucu manevî şartlarına uyarak tutanlar o rahmet ve bereketi hissederler, yaşarlar.

Orucun manevî şartları nelerdir?

• Birincisi: Ramazan ayını tıkınma, fazla yeme içme, semirip kilo alma ayı olarak kabul etmeyeceksin, elden geldiği kadar az yiyeceksin, ölçülü olacaksın.

• İkincisi: Diline de bir tür oruç tutturacaksın. Gıybet (bir kimseyi arkasından çekiştirmek, onun hakkında, duysa hoşlanmayacağı sözler etmek), nemime (laf taşımak) yapmayacaksın, yalan söylemeyeceksin, iftira etmeyeceksin, fitne ve fesat çıkartmayacaksın.

• Üçüncüsü: Kulaklarını, dinin ve şeriatın yasaklamış olduğu şeylerden koruyacaksın, onları dinlemeyeceksin.

• Dördüncüsü: Gözlerinle bakılması haram olan şeylere bakmayacaksın.

• Beşincisi: Beş vakit namazları güzelce kılacaksın.

• Altıncısı: Yüce Yaratan’ın sana vermiş olduğu nimetlerin ve nafakanın bir kısmını muhtaç kimselerle paylaşacaksın.

• Yedincisi: Zekatını güzelce hesaplayıp, Kur’an’a ve Sünnete uygun olarak dağıtacaksın. (Tüzel kişilere yani derneklere, cemaatlere, vakıflara zekat verilmez.)

• Sekizincisi: Gücün yettiği kadar Allah rızası için sadaka vereceksin. (Sadaka, profesyonel bir dilenciye verilen az bir para değildir. Sadaka, muhtaç Müslümana yapılan yardımdır.)

• Dokuzuncusu: Kendine, yakınlarına, çevrene, hayvanlara, bitkilere, doğaya zulm etmeyeceksin.

• Onuncusu: Günahlarına tövbe edeceksin.

• On birincisi: Allah’ın sana vermiş olduğu nimetlere şükr edeceksin.

• On ikincisi: İktisada, kanaate, tasarrufa dikkat edeceksin. Lüksten, israftan, aşırı tüketimden, gösterişten, saçıp savurmaktan, aşırı konfordan kaçacaksın,

• On üçüncüsü: Başta zarurî ilmihal bilgileri olmak üzere din kültürünü artıracaksın.

• On dördüncüsü: Kur’an’a yönelik olacaksın. Kur’an tilaveti dinleyeceksin, kendin okuyacaksın. Gerçek ve icazetli müfessirlerin yazmış olduğu tefsirleri mümkünse ehil bir hocadan okuyacaksın.

• On beşincisi: İslâm’a, Ramazana uymayan fısk ve fücur şeylerden; ahlâk dışı şenliklerden, eğlencelerden, etkinliklerden uzak duracaksın. Gündüz oruçlu, gece vur patlasın çal oynasın, böyle şey olur mu?

• On altıncısı: Ahirete yönelik olacaksın.

• On yedincisi: Çok hayırlı bir ümmete mensup olduğunun şuuruna sahip olacaksın ve bunun gereklerini yerine getireceksin.

Ramazanın sırlarından biri de şudur: Gerçek imana sahip olmadıkları halde birtakım kimseler, esrarlı bir câzibeye tutulur ve oruç tutarlar.

Ramazan ayı Allah ile ticaret yapılan hayırlı bir aydır. Ne mutlu, bu ticareti yapabilenlere.

Bu yazı 1,033 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 3 Ekim 2008 Hainler İstanbul’u Bu Hale Nasıl Getirdiler?
    • 16 Ağustos 2008 Ergenekon=Jakoben Laikçilik=Resmî İdeoloji
    • 14 Ağustos 2008 Şeriatî Hem Sünnîlik, Hem Şiîlik Açısından Bozuktur
    • 30 Temmuz 2008 Yakın Tarihimize Işık Tutan Büyük Ve Engin Bir Kitap: Üstad Ali Ulvi Kurucu’nun Hatıraları
    • 29 Temmuz 2008 Modern Türkiye’nin kuruluşunda Yahudiler
    • 28 Temmuz 2008 Din Büyüklerinin ve Müslümanların Dikkatlerine 12 Maddelik Islah Projesi
    • 24 Temmuz 2008 Ezana Saygısızlık
    • 21 Temmuz 2008 Hırsızlıkla Namaz Bir Arada Olmaz
    • 18 Temmuz 2008 Darbe Şakşakçılığı Yapanlar Dilerim Beladan Belaya Uğrasınlar
    • 17 Temmuz 2008 Türkiye Halkı Aptal ve Salak mıdır?
    • 16 Temmuz 2008 İsim Vermeden Anonim Tenkitler ve Uyarılar Yapmaya Devam Edeceğim
    • 14 Temmuz 2008 Müslüman Türkiye’de İslâm Devleti İstenemez
    • 14 Temmuz 2008 Müslüman Türkiye’de İslâm Devleti İstenemez
    • 12 Temmuz 2008 İslami tevhid eğitimi
    • 11 Temmuz 2008 Hakkın ve Halkın Hizmetinde Cumhuriyet
    • 10 Temmuz 2008 Yapılabilecekler ve Yapılması Gerekenler Yapılmıyor
    • 8 Temmuz 2008 Ordu ve Din...
    • 5 Temmuz 2008 Baylar Bayanlar Boşuna Protesto Etmeyin Oyun Kuralına Göre Oynanmaktadır
    • 4 Temmuz 2008 Hep Sivas Faciasından Bahs Edip, Başbağlar Katliamından Hiç Bahs Etmemek Zulümdür
    • 3 Temmuz 2008 Fitne Fesat Saçan Gazete

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    12,771 µs