En Sıcak Konular

Mehmet Şevket Eygi
Milli Gazete

Mehmet Şevket Eygi
0 0 0000

Müslüman Bir Oğuz Türkü Niçin Cumhurbaşkanı Olamasın?



SÜLEYMAN Bey bir tarihte, başörtüsüyle üniversitede okumak için direnen Müslüman kızlar için “Suudi Arabistan’a gitsinler...” demişti. Yanlış konuşmuştu.

Başbakanın, aşırı derecede aykırı fikirli Bekir Coşkun için sarf ettiği söz de hatalıydı. Antikomünistler bu ülkede yıllar boyunca komünistler Moskova’ya diye bağırıp yazdılar. Dinsizler dindarları sınır dışı etmek istedi.

Türkiye’nin gerçekten demokratlaşma yoluna girdiği bu günlerde hazımlı ve tahammüllü olmalıyız.

Sayın Erdoğan o sözüyle karşıtlarının ve düşmanlarının ekmeğine yağ sürmüştür. Bekir Coşkun kabahatli durumunda iken bir anda mağdur ve mazlum oluvermiştir.

Devlet başkanı demokratik kurallarla halkın veya Meclis”in oylarıyla o makama çıktıysa kabul etmeye mecburuz.

“O benim cumhurbaşkanım değildir...”, “Ona asla tahammül edemeyeceğim...”, “O benim değil teneke kafalıların, göbeğini kaşıyanların başkanıdır...” gibi sözler çiğlikten başka bir şey değildir.

Türkiye halkının ezici çoğunluğu 1938’den 1950’ye kadar Millî Şef İsmet Paşa’nın cumhurbaşkanlığına kerhen tahammül etmiştir. Çünkü o zat devlet başkanlığı koltuğuna halkın isteğiyle, demokratik prosedürle geçmemişti, tepeden inmişti.

27 Mayıs 1960 ihtilalinden sonra cumhurbaşkanı olan Cemal Gürsel de öyleydi.

Müdahale edilmemiş, baskı yapılmamış, tehditler savrulmamış, “Ölünü Çankaya civarında bir çukurda bulurlar...” denilmemiş olsaydı İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Anayasa Kürsüsü Başkanlığından emekli Ord. Prof. Dr. Ali Fuat Başgil Millet Meclisinin kararıyla cumhurbaşkanı olacaktı.

Adullah Gül, mevcut militer anayasanın hükümlerine uygun olarak cumhurbaşkanı seçilmiştir. Seçildikten sonra, onun meşruiyetini kimse tartışamaz.

Seversin sevmezsin, beğenirsin beğenmezsin... Bu senin bileceğin bir şeydir. Ben onu cumhurbaşkanım olarak kabul etmem demek, düşünce hürriyeti çerçevesinde söylenebilir bir laf olmakla beraber hikmete (bilgeliğe) aykırıdır.

Büyük gazetelerin yazarlarının bilgelikten nasipleri olması gerekir.

Kimse üzerinde durmuyor ama Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanı olması, birtakım gizli protokolları ihlal etmektir. Birtakım Beyazların öfkesi ve sinirliliği bundandır. İsmi Türkiye olan, resmî dili Türkçe olan bir ülkede etnik kökeni Oğuz Türkü olan bir zat niçin devlet başkanı olamasın? Hem ırkçılık yapılmasın diye bas bas bağırıyorlar, hem de hâlis bir Türkün cumhurbaşkanı olmasını istemiyorlar.

Bu ülkenin çoğunluğunu oluşturan biz Müslümanlar, nice önemli makamda Avdetilerin bulunmasına tahammül ediyoruz da, onlar niçin bizim kadar tahammüllü olamıyorlar?

Efendiler, hanımlar!.. Tahammüllü olunuz, hazımlı ve sabırlı olunuz. Bir Oğuz Türkü devlet başkanı olursa kıyamet kopmaz.

Benim başkanım değildir... Ben ona tahammül edemem... O, teneke beyinlilerin başkanıdır... Ben o adama dayanamam... gibi laflar demokrasiye, ahlâka, bilgeliğe, okumuşluğa, terbiyeye yakışmaz.

Devlet başkanlığı yaparken bir eksiği, hatâsı, suçu olursa o zaman ağır şekilde bol bol tenkit edersiniz.

Bediüzzaman’ı Anlamak

MUHTEREM kardeşim... Beni Bediüzzaman’ı iyi tanımamakla suçluyorsunuz. Bendeniz belki bir Bediüzzaman ve Nurculuk uzmanı değilim ama o mübarek zatı çok iyi tanırım. Bediüzzaman kimdir? Maddeler halinde yazayım:

(1) Bediüzzaman iman, İslâm, Kuran, Şeriat, Sünnet ve Ümmet için çalışmış hem büyük bir alim, hem büyük bir rehber, hem de büyük bir kahramandır.

(2) Bizim gibi sıradan Müslümanların tahammül edemeyeceği çileler çekmiş, hapislerde yatmış, ömrünün büyük kısmını sürgünde, bin çeşit eza, cefa, işkence altında geçirmiştir.

(3) Yaptığı büyük hizmetler için yaratıklardan ücret, maaş, hediye kabul etmemiş, mükafatını Yaratan’dan istemiştir.

(4) Büyük sayıda vatandaşın imanının kurtulmasına vesile olarak kainat çapında sevap kazanmıştır.

(5) Bazılarının sandığı gibi o bir Nurcu büyüğü değil, bir islâm büyüğüdür.

(6) O kadar büyük bir ahlâka sahip idi ki, kendisine çok eziyet eden muzır kişilere bile beddua etmemiş, ıslahlarına dua etmiştir.

(7) Küçük bir masa üzerine konulup elle çalıştırılan iki teksir (çoğaltma) makinesi ile onun has talebeleri harikalar meydana getirmişler, biiznillah büyük fütuhata nail olmuşlardır.

(8) Bediüzzaman büyük bir Kur’an müfessiridir. Kur’an-ı Azimüşşan’ı hem yorumlamış, hem de ona yüzde yüz uymuştur.

(9) O, Resul-i Kibriya Efendimizin (sallallahu aleyhi ve sellem) Sünnetine sımsıkı bağlıydı.

(10) Onun, muharref Hıristiyanlığı hak din olarak göstermesi diye bir şey ne ağza alınabilir, ne dile getirilebilir.

(11) Birtakım yoldan çıkmış diyalogçuların, onun risalelerinden cımbızla seçtikleri birkaç cümle, eserin bütününün ışığında incelenirse, onun İslâm’dan başka hak din olduğu inancına sahip olduğu kesinlikle iddia edilemez.

(12) Bediüzzaman dinin zarurî ve temel hükümlerinin yanında teferruata, gayr-i müekked sünnetlere, nafilelere, işlenmese günah olmayacak şeylere bile çok önem verdiği görülür.

(13) O Abdülkadir Geylanî, İmamı Rabbani, İmamı Gazali ve benzeri kutupların, gavsların, müceddidlerin yolundan gitmiş, izlerini takip etmiştir.

(14) İmkanların azlığı, baskıların ve yasakların şiddeti, zulmün ağırlığı göz önüne alınacak olursa onun nail olduğu fütuhat akıllara hayret verir.

(15) Bediüzzaman bütün Türkiye Müslümanlarının veliyy-i nimetidir. Ona hayırdua etmek, onu takdir etmek, ona minnet ve şükran beslemek için Nurcu olmak gerekmez, Müslüman olmak yeter.

(16) Bediüzzaman kendi benliğine önem vermemiş, hodfüruşluk yapmamış, şöhret ve şan istememiş, alkış ve aferin talep etmemiştir. İman hizmetlerini ön plana çıkartmış, talebelerine ve Müslümanlara “Bana bakmayın, hizmete bakın” demiştir.

(17) Bediüzzaman hazretleri Müslümanların paralarını hizmet yapılacak diye toplayıp da hizmet dışı yerlerde harcamamış ve harcatmamışır.

(18) İktisat ve kanaat içinde yaşamış; lükse, israfa, gösterişe, aşırı tüketime kaçmamış, kut-i lâ yemut ile yaşamıştır. Öldüğünde birkaç eski eşyası 150 lira kadar para etmiştir.

(19) Ömrü boyunca Frenk kıyafetine bürünmemiş, şapka giymemiş, bir keresinde mahkeme reisi başını açmasını istediğinde “Başımdaki İslâmî imame (sarık) başımla birlikte çıkar” demiştir.

(20) Bediüzzaman Allah’a itaatkâr, Peygambere biat etmiş, Kur’an’ı kendisi için düstur bilmiş, insanların imanını kurtarmak için çalışmış, zındıklıkla ve bid’atlerle en güzel şekilde mücadele etmiş müstesna bir şahsiyettir.

Böyle  mübarek, hayırlı, veli bir zatın gayr-i Müslimlerin cennete gireceklerini iddia ettiğini söylemek ne büyük bir zulümdür.

Onun, İslâm’dan başka dinlerin de hak olduğunu iddia ettiğini söylemek cür’et değil cinnettir.

Risale-i Nur külliyatının bütünü elimizdedir. O bütüne bakarsak benim dediklerimin doğru olduğu anlaşılır.

Ahir zamanda Hıristiyan ruhanileri ile birlikte Ateizme, Bolşevikliğe, ilhada karşı birlikte hareket edileceğini söylemesi başka şeydir, muharref dinlerin hak olduğunu iddia etmek başka şeydir.

Birtakım kimseler Allah’tan korksunlar ve böyle bir İslâm büyüğünü sapık fikirlere ve bozuk görüşlere alet etmesinler. Tevbe etmezlerse çarpılırlar.

Bu yazı 1,127 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 3 Ekim 2008 Hainler İstanbul’u Bu Hale Nasıl Getirdiler?
    • 16 Ağustos 2008 Ergenekon=Jakoben Laikçilik=Resmî İdeoloji
    • 14 Ağustos 2008 Şeriatî Hem Sünnîlik, Hem Şiîlik Açısından Bozuktur
    • 30 Temmuz 2008 Yakın Tarihimize Işık Tutan Büyük Ve Engin Bir Kitap: Üstad Ali Ulvi Kurucu’nun Hatıraları
    • 29 Temmuz 2008 Modern Türkiye’nin kuruluşunda Yahudiler
    • 28 Temmuz 2008 Din Büyüklerinin ve Müslümanların Dikkatlerine 12 Maddelik Islah Projesi
    • 24 Temmuz 2008 Ezana Saygısızlık
    • 21 Temmuz 2008 Hırsızlıkla Namaz Bir Arada Olmaz
    • 18 Temmuz 2008 Darbe Şakşakçılığı Yapanlar Dilerim Beladan Belaya Uğrasınlar
    • 17 Temmuz 2008 Türkiye Halkı Aptal ve Salak mıdır?
    • 16 Temmuz 2008 İsim Vermeden Anonim Tenkitler ve Uyarılar Yapmaya Devam Edeceğim
    • 14 Temmuz 2008 Müslüman Türkiye’de İslâm Devleti İstenemez
    • 14 Temmuz 2008 Müslüman Türkiye’de İslâm Devleti İstenemez
    • 12 Temmuz 2008 İslami tevhid eğitimi
    • 11 Temmuz 2008 Hakkın ve Halkın Hizmetinde Cumhuriyet
    • 10 Temmuz 2008 Yapılabilecekler ve Yapılması Gerekenler Yapılmıyor
    • 8 Temmuz 2008 Ordu ve Din...
    • 5 Temmuz 2008 Baylar Bayanlar Boşuna Protesto Etmeyin Oyun Kuralına Göre Oynanmaktadır
    • 4 Temmuz 2008 Hep Sivas Faciasından Bahs Edip, Başbağlar Katliamından Hiç Bahs Etmemek Zulümdür
    • 3 Temmuz 2008 Fitne Fesat Saçan Gazete

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    10,739 µs