En Sıcak Konular

Selahaddin Çakırgil
Vakit

Selahaddin Çakırgil
0 0 0000

Dünyayı değiştiren bir saldırının, 11 Eylûl 2001’in 6. yıldönümünde..



Önce Diktatör Muşerref’in çılgınlığına değinelim: 10 yıl öncelerde, Pakistan’ın güçlü siyasetçisi olan ve o gücüne dayanarak C.Başkanı Faruk A. Lagarî ve Yargı Gücü’nün başı ile giriştiği kurumlar arası savaşı da kazanıp daha bir güçlenen ve amma, Gen. Muşerref eliyle 8 yıl önce iktidardan uzaklaştırılıp, sürgüne gönderilen Muhammed Newaz Şerif ’in dün sabah ülkesine dönüşü ile bir uçağa bindirilip yeniden yurtdışına atılması/ kovulması arasında birkaç saat geçmedi.. 
 
 
Güce tapmaktan başka bir şey bilmeyen generallere güvenilemiyeceğinin bir yeni tezahürü..
İlginç olan şu ki, Newaz Şerif, o ‘kurumlararası savaş’ta, kendisini destekleyen Gen. Kur. Başkanı’nın minneti altında kalmamak için onu azledip yerine Gen. Perwiz Muşerref’i getirmişti.. Ancak, daha sonra, Srilanka’da bir resmî gezide bulunan Muşerref’i de azletmiş ve amma o hassas anda, o azilden önce onun yerine bir başkasını tayin etmediği için, Muşerref, ülkenin kanunî Gen. Kur. Başkanı olarak yurda dönüp, askerî darbe yapıvermişti.
Şerif’in yeniden ülke dışına atılması karşısında, kitlelerin henüz tepki vermemesi ilginç.. Bu tepkisizlik sürer mi, henüz bir ipucu yok.. Muşerref, geçen ay da La’l Mescidi’nde binden fazla talebeyi katlettirmiş ve kitleler bu korkunç cinayeti şaşırtıcı bir şekilde, seyretmekle yetinmiş, başka bir tepki vermemişti..
Bilinen şu ki, maddî doygunluğa daha bir kavuşturulan Pakistan Ordusu, Muşerref’e bağlı.. Buna rağmen, bu gelişmeler bir halk patlamasıyla sonuçlanırsa, Muşerref’in o patlamanın altından kurtulması da bir hayâl olabilir..
***
Gen. Büyükanıt asıl bu konuda konuşmalı: Her durumdan kendisine vazife çıkaran bazı TSK şefleri Ordu’yu her şeyden önce birilerini ve resmî ideolojiyi korumakla mükellef bilseler de; milletin, bu savunma gücünü, kendi hayatını, hakkını, haysiyet, namus ve ülkesini korumak için oluşturduğu açıktır. Böyleyken, bazı TSK üst derece komutanlarının, ‘TSK’ye direkt bir ilgisinin olmaması’ gereken konularda, zaman zaman sosyal atmosferi gerilime sürükleyen sözler söylemeleri ve tavırlar takınmaları devam ederken, asıl konuşmaları gereken konularda susmaları ilginç değil mi?
Siyonist İsrail rejimi savaş uçaklarının Türkiye hava sahasını ve üslerini ‘eğitim’ amacı adı altında kullandıkları yeni bir şey değil.. Bunlar hele de ‘28 Şubat zorbalığı’ günlerinde daha bir perçinleştirildi.. Bu uçakların geçen hafta, Türkiye’den dönüşte Suriye hava sahasını ihlal ettikleri ve bazı yerleri bombaladıkları ve bu arada, bazı yakıt tanklarının Türkiye topraklarına da düştüğü bildiriliyor. ‘Suriye hava sahasını ihlal’le ilgili olarak kabul ya da red yönünde hiçbir resmî açıklama yapmayan İsrail rejimi başbakanı E. Olmert, dün, kendi kuvvetleri'nin ‘Terörist eylemlerin önlenmesine yönelik olarak 'alışılmışın dışında' ve ‘cesur' operasyonlar yürüttüğünü, ancak bunları kamuoyu ile paylaşamıyacaklarını ve devam edeceğini, teröristleri gönderen herkesin, nerede olursa olsun hedef alınacağını’ söylemiş.. Suriye ise, bu saldırının karşılıksız kalmıyacağını bildiriyor, yedeklerini askere alıyor, vs..
Şimdi, asıl konuşması gereken Büyükanıt’tır, ama, ondan bu konuda hiç ses çıkmıyor..
***
11 Eylûl Saldırıları’nın 6. yıldönümünde..
‘11 Eylûl 2001 Saldırıları’ndan bize mi ne? En azından üç cihetle, ‘bize ne?’ demiyoruz..
Birincisi: O saldırının ilk hamlesinde, 3500 kadar insan, korkunç bir çaresizlik içinde, alevler içinde, eridi/ kavruldu gitti.. 100’ncü katlardaki sıradan ve sivil bir insanın bir balkona çıkıp, beyaz bez sallayarak yardım istemesi ve son bir umutla kendini aşağı atmasındaki çaresizliği her insanın kendi iç dünyasında da hissetmesi, insanî bir gereklilik değil midir?
İkincisi: O saldırıları kimin yaptığı hâlen de mechûl iken, sorumluluğun daha ilk saatlerde Amerikan emperyalizmince, daha önceleri komünizme karşı mücadele kendisiyle işbirliği yaptığı Usâme bin Laden ve Dünya Müslümanları arasında bile bilinmeyen ve Afganistan’da yerleştiği düşünülen ‘El- Qaide’ isimli bir teşkilata atılması ve Talibân rejimini de devirmek için, zâten harabelere dönmüş olan bu ülkenin, ‘ölüyü bir daha öldürdük..’ dercesine daha bir yerle bir edilmesi ve hesabı bile tutulamıyan 100 binlerin katledilmesi.. (Ki, o rejimin de, Pakistan Askerî İstihbaratı, Suudî malî yardımları ve USA silah desteğiyle kısa sürede nasıl sivriltildiği de ayrı bir husustur..)
Ve sonra, Amerikan emperyalizminin Afganistan’la da yetinmeyip, en azından çeyrek yüzyıl kendi beslemesi olan ‘Saddam rejiminin kanlı diktatörlüğünü yoketmek ve Irak’ı özgürleştirmek’ adına, bu ülkeyi de baştan başa virâneye çevirmesi ve askerî kayıplar bir yana, sadece sivil olarak, şu son 4 yılda en azından 800 bin insanın daha katletmesi..
Ve üçüncüsü: Bu saldırıların, ‘İslâmic Terror’ gibi bir genel suçlamaya gidilerek bütün Müslümanlara saldırmak için, bir başlangıç olarak tezgahlanması..
Bugün, İslâm Milleti’nin ve Müslüman coğrafyalarının tamamı, modern bir ‘Haçlı Saldırısı’ ve ‘Moğol İstilası’ ile karşı karşıyadır.. Ve bu saldırıların başında da, kendisini yeni bir Roma İmparatorluğu gibi gören Amerikan emperyalizmi bulunmaktadır.. Ki, bu saldırıları yeni bir ‘Haçlı Seferi’ olarak niteleyen, bizzat Amerikan Başkanı Bush’tur ve o bütün cinayetlerini ‘Tanrı’sından aldığı emirleri yerine getirmek’ gibi bir mâsumiyet adına yapmaktadır..
Müslümanları ancak kendilerine hizmet ettiği derecede zararsız sayan ve bunun dışında, Müslüman coğrafyalarını viranelere çevirip, Müslümanları da mezhebî veya etnik ihtilaf ateşlerinin içine sürükleyen ve sonra da ‘İslâm’ı, ‘toplumları geri bırakan bir din’ diye göstermeyi planlayan cihanşumûl bir şeytanî entrika tezgahıyla karşı karşıyayız..
Evet, 11 Eylûl Saldırıları sonuç olarak mı bunları verdi veya bu zakkum meyvelerinin toplanabilmesi için mi tezgahlandı, bu henüz de, objektif hukukî delilleri bilinmiyor. Ortada sadece bir suçlama ve onun üzerinde yakılmış bir ‘savaş’ ve ‘fitne ateşleri’ var..
Amerikan siyasetinin geleceği de bu ‘savaş ve fitne ateşi’ üzerine kuruluyor.. Ve bu emperyalist çarkın başında bulunan ve 8 yıllık başkanlığının 6 yılını savaşla geçiren Bush ise, bütün bu şeytanî planlar için, en müsaid bir tip.. Çünkü, zekâ seviyesini gösteren (IQ)’sunun nasıl olduğu, bizzat Amerikan kamuoyunda bile alay konusu.. Ve o, kendisini kuşatan siyonist ağırlıklı beyin takımı olan ‘neo-con’ (yeni muhafazakâr)’ların da işini kolaylaştıran bu haliyle, dünyaya ağır bedeller ödetmeye sonuna kadar devam edeceğe benziyor..
Ama, bu aptallığın acı meyveleri, sonunda, USA emperyalizmini de zehirlemiyecek midir? 
 


Bu yazı 765 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Temmuz 2008 'Kemalizm, nazizme benziyor!’ diyecek değiller ya..
    • 28 Haziran 2008 ‘Âlimin ölümü, âlemin ölmesi gibidir..’
    • 26 Haziran 2008 Asıl ‘travma’yı, şimdi ‘taife-i laicus’ yaşıyor..
    • 26 Ocak 2008 ‘Yargıçlar Diktatoryası’, tek umut..
    • 15 Ocak 2008 Türkiye, Ortadoğu’da Batı’nın ‘anglo-sakson’ cebhesiyle birlikte..
    • 14 Ocak 2008 ‘Tehlike yükseliyor; öyleyse, ‘kemalizm’de birleşelim!.’
    • 12 Ocak 2008 ‘Entellektüel hurafe: Aydınlanma’konusunda aydınlanmak..
    • 10 Ocak 2008 Ahmed Türk Bey; sözüm sana..
    • 29 Kasım 2007 ‘Bir dokun, bin âah dinle, ‘kâse-i fağfûr’dan..’
    • 11 Ekim 2007 Yarınları, tarihten de ibret alarak, adâlet üzere kurmak cehdi..
    • 9 Ekim 2007 Sadece ülkemiz değil, bütün bölge ‘kaos’lara gebe iken..
    • 6 Ekim 2007 ‘Stalinist yöntemler’ yenilmeye mahkûmdur!.
    • 4 Ekim 2007 Topyekûn savaşa, zaman ve mekânını inancımızın ölçülerine göre hazır olmak..
    • 3 Ekim 2007 ‘Anayasaya göre devlet’ mi; ‘devlete göre anayasa’ mı?
    • 2 Ekim 2007 ‘Taife-i laicus’ softalarının zorbalığı ötekilerden geri mi?
    • 1 Ekim 2007 ‘Sıcak takib’e ‘evet’ deniliyorsa; ‘mütekabiliyet’e de ‘evet’ mi
    • 29 Eylül 2007 Türkiye keşke Malezya olsa!
    • 27 Eylül 2007 ‘Dindarlık-dinsizlik kutublaşması’ en keskin hatlara doğru ilerlerken..
    • 26 Eylül 2007 Milletin önemli sıralaması ile asker’inki uyumlu olmalı değil mi?
    • 25 Eylül 2007 ‘İran’a şeriat, demokrasi vaadleriyle geldi!’ mavalı..

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    7,123 µs