En Sıcak Konular

Mehmet Şevket Eygi
Milli Gazete

Mehmet Şevket Eygi
0 0 0000

Müslümanın Bakışı ve Görüşü Dinsizlerinkine Benzemez



TÜRKİYE nereye gidiyor? Geleceğimiz kara mıdır, pembe midir? Bugünkü durumumuz iyi midir, kötü müdür? Bu sorulara herkes bağlı olduğu dine, inanca, felsefeye göre cevap verebilir.

Ateistin cevabı başkadır.

Müslümanın başkadır.

Münafığın başkadır.

Şaşkının başkadır.

Bir Müslüman bu soruları hangi ölçülere ve kıstaslara göre cevaplandırır:

Birincisi: Kur’ân’a göre.

İkincisi: Sünnete göre.

Üçüncüsü: Şeriata göre.

Dördüncüsü: İslâm ahlâkına göre.

Beşincisi: Hikmete göre.

İslâm dini şunları söylüyor, haber veriyor, insanları uyarıyor:

(1) Bir toplum azarsa başına belâ, felaket, ceza, azap gelir. Din dilinde azgınlığa fuhşiyyat denir. Türkiye’de fuhşiyyat var mıdır, yok mudur? Maalesef aşırı miktarda vardır. Irz ve namus şişeleri taşa çalınmış, içki seller gibi, bina ve zina almış yürümüş, faiz ve riba her yeri istila etmiş; seks, iffetsizlik, uçkur gevşekliği korkunç seviyede... Yalan, dolan, bütün nifak alâmetleri... İnsanlar insanların kurdu olmuş, velhasıl fuhşiyyatın her çeşidi toplumu kanser gibi sarmış.

(2) Kur’an ve Sünnet, Müslümanları “İyiliği destekleyen ve emreden, kötülüğü engelleyen ve yasaklayan bir ümmet” olarak tarif ediyor. Bizde bu yapılıyor mu? Maruflar emrediliyor, münkerler nehyediliyor mu? Hayır! Dindar geçinenler bu farzı eda etmiyorlar. Emr-i maruf ve nehy-i münker yapılmazsa Müslüman bir toplum yıkılmaya mahkûmdur,

(3) Kur’ân’da en fazla zikredilen ibadet beş vakit namazdır. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, “Namaz dinin direğidir, onu eda edip ayakta tutan dinini korumuş olur; onu yıkan myıkmış olur” buyuruyor. Bizde beş vakit namaz kılanlar maalesef azınlığa düşmüştür.

(4) İslam uleması ve hükeması (bilgeleri) bir devlet ve toplum adil olursa kâfir de olsa ayakta durabilir; bir Müslüman toplum ve devlet adaletsizlikle devam etmez, yıkılır buyuruyor... Türkiye’de en geniş manâsıyla adalet var mıdır? Bir yanda öküz gibi yiyen türedi yeni zenginler, öbür tarafta çöplüklerden ekmek parçası toplayan sefil vatandaşlar. İşte adaletsizliğin daniskası budur.

(5) Yüce dinimiz “Raşi ve mürteşi ateştedir” buyuruyor. Yâni rüşvet alan ve rüşvet veren... Rüşvet denilen cehennemlik iş, bizde yaygın mıdır, değil midir?

(6) İslâm dinine göre kadın çok muhterem bir varlıktır. Adeta kutsaldır. Kadın annedir, teyzedir, ninedir, eştir, kız kardeştir. Bugün toplumumuzda kadınlara bu gözle mi bakılıyor? Yoksa onlara seks ve şehvet âleti ve vasıtası olarak mı nazar ediliyor? Salak ve cahil bir kız evinden kaçsa ne olur? Kapanın elinde kalır, ırzı ve namusu pâyimal edilir. Kadınların seks ve şehvet âleti olduğu, iffete önem verilmediği, fuhşun ve zinanın yaygınlaştığı bir toplumun geleceği elbette parlak olmaz.

Bu kadar yeter... İslâmî ölçülere ve kıstaslara vurulursa Türkiye’nin durumu iç açıcı değildir, geleceği parlak değildir. Bu konu hiç tartışma götürmez.

Ateist vatandaş durumu parlak görüyormuş. (Onlar da görmüyorlar ya...) Bu beni bir Müslüman olarak ilgilendirmez.

Bay münafığa göre her şey yolundaymış. Münafığın bu bakışı ve görüşü de beni ilgilendirmez.

Avrupalı Haçlı veya Siyonist kişi “Oh, oh! Türkiye AB yolunda hayli ilerliyor” diyor. Bu da beni bağlamaz.

Benim garip karşıladığım şudur:

Adam inançlı, dindar, musalli, karısı (az veya çok) tesettürlü bir Müslüman ve kalkmış her şeyi tozpembe’ görüyor. Gerekçelerini soruyorsunuz, saçma sapan bir particilik edebiyatı yapıyor.

Bir Müslüman çok şey yitirebilir, hürriyetini yitirebilir, serbestliğini yitirebilir, inançlarına uygun bir hayat sürebilme hakkını yitirebilir; lâkin aklını, mantığını, ilkelerini, ölçü ve kıstaslarını yıtirmemelidir.

İslâm dini, Kur’ân, Sünnet, fıkıh, Şeriat, İslâm ahlâkı iyiliğin ve kötülüğün ölçülerini koymuştur. Din bir şeye kötü diyorsa, bizim onu iyi kabul etmemiz sapıklık olur. Böyle bir şeye de hakkımız yoktur.

Birtakım şaşkın Müslümanların futbol kulübü tutar gibi siyasi hizip tutmaları esef edilecek, utanç verici bir haldir.

İyilik ve kötülük sadece insan aklıyla anlaşılmaz. Aklın iyi sandığı nice şey vardır ki, kötüdür; kötü sandığı nice şey vardır ki, iyidir. Bu hususta ölçü, ilahî; vahiy ve nebevi nurdur.

Akıl yeterli olsaydı bunca akıllı insan dehşetli şekilde ihtilâf etmezdi. Nice akıllı, âlim, zeki, hatta dâhi kimseler var ki, birinin ak dediğine öteki kara diyor.

Ehli dünya politikacılar hep övgü isterler. Yalan da olsa, saçma sapan da olsa övgülere, medihlere, alkışlara, şakşaklara, yalakalıklara bayılırlar. Doğru da olsa, çok haklı da olsa tenkitlerden ve uyarılardan hiç hoşlanmazlar. Onların bu hali bizim için bir ölçü olmaz.

Merhum Adnan Menderes zamanında (1950-60) “Besleme Basın” denilen gazeteler vardı. Demokrat Parti iktidarı bunları, bol bol resmî ilan vererek yaşatırdı. Onlar da överler, pohpohlarlar, alkışlarlar, her şeyi tozpembe gösterirler, yalakalık ve dalkavukluk yaparlar, velinimetlerini memnun etmeye çalışırlardı.

Sonra ne oldu?.. İktidardakiler tehlikeleri göremediler, kendilerine faydalı olacak uyarıları işitemediler ve sonunda 27 Mayıs 1960’ta korkunç bir darbe oldu. Ne iktidar kaldı, ne besleme basın... Millet Meclisi’nin çoğunluğu Yassıada zindanlarına tıkıldı, zavallı Adnan Menderes sonunda iki bakanıyla birlikte asıldı. Asılmaktan kurtulanlar, başta Cumhurbaşkanı Celal Bayar cenâpları olmak üzere Kayseri cezaevine tıkıldılar.

Bu yazı 969 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 3 Ekim 2008 Hainler İstanbul’u Bu Hale Nasıl Getirdiler?
    • 16 Ağustos 2008 Ergenekon=Jakoben Laikçilik=Resmî İdeoloji
    • 14 Ağustos 2008 Şeriatî Hem Sünnîlik, Hem Şiîlik Açısından Bozuktur
    • 30 Temmuz 2008 Yakın Tarihimize Işık Tutan Büyük Ve Engin Bir Kitap: Üstad Ali Ulvi Kurucu’nun Hatıraları
    • 29 Temmuz 2008 Modern Türkiye’nin kuruluşunda Yahudiler
    • 28 Temmuz 2008 Din Büyüklerinin ve Müslümanların Dikkatlerine 12 Maddelik Islah Projesi
    • 24 Temmuz 2008 Ezana Saygısızlık
    • 21 Temmuz 2008 Hırsızlıkla Namaz Bir Arada Olmaz
    • 18 Temmuz 2008 Darbe Şakşakçılığı Yapanlar Dilerim Beladan Belaya Uğrasınlar
    • 17 Temmuz 2008 Türkiye Halkı Aptal ve Salak mıdır?
    • 16 Temmuz 2008 İsim Vermeden Anonim Tenkitler ve Uyarılar Yapmaya Devam Edeceğim
    • 14 Temmuz 2008 Müslüman Türkiye’de İslâm Devleti İstenemez
    • 14 Temmuz 2008 Müslüman Türkiye’de İslâm Devleti İstenemez
    • 12 Temmuz 2008 İslami tevhid eğitimi
    • 11 Temmuz 2008 Hakkın ve Halkın Hizmetinde Cumhuriyet
    • 10 Temmuz 2008 Yapılabilecekler ve Yapılması Gerekenler Yapılmıyor
    • 8 Temmuz 2008 Ordu ve Din...
    • 5 Temmuz 2008 Baylar Bayanlar Boşuna Protesto Etmeyin Oyun Kuralına Göre Oynanmaktadır
    • 4 Temmuz 2008 Hep Sivas Faciasından Bahs Edip, Başbağlar Katliamından Hiç Bahs Etmemek Zulümdür
    • 3 Temmuz 2008 Fitne Fesat Saçan Gazete

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    10,907 µs