En Sıcak Konular

Mehmet Şevket Eygi
Milli Gazete

Mehmet Şevket Eygi
0 0 0000

Zengin Müslümanların Dikkatlerine



ZENGİN, hali vakti yerinde, orta hallinin üstünde olan Müslümanlara hitap ediyorum. Aşağıdaki hususlara önem versinler, ne yapılmak gerekiyorsa yapıp gerçekleştirsinler.

BİRİNCİSİ: Evlerinin salonlarını, İslâm karşıtlarının salonlarından daha zevkli, daha sanatlı, daha estetik şekilde döşesinler. Öyle iki koltuk, bir kanepe, bir yemek masası, bir büfe, bir vitrin (içinde sanatsız porselenler, gümüşler, camlar...), tavandan saçma sapan, cangul cungul bir cam (kristal değil) avize sarkıyor, yerde birkaç makine dokuması sahte halı... Böyle dekorasyon olmaz. Her şey sanatlı olacak, güzel olacak, üstün olacak. Tavanda nefis bir ahşap tavan göbeği, avize öyle sıradan bir şey olmaz, mutlaka sanatlı olacak. Duvarlarda orijinal otantik gravürler, fermanlar, imzalı sulu boya ve yağlı boya resimler ve hüsn-i hatlar... Müslüman evinde mutlaka yazısı, tezhibi orijinal bir hilye-i şerif bulunmalıdır. Yer müsaitse, damgalı bir Süleymaniye mangalı, el dokuması, kökboyalı halılar... Ve mutlaka nefis, ahşap bir kütüphane içinde maroken ciltli kitaplar...

İKİNCİSİ: Giyimde kuşamda rüküşlüğü bırakıp çok ciddi, çok güzel, sade fakat çok estetik kıyafetlere bürünmemiz gerekir. Hele birtakım sözde tesettürlü kadınların o gökkuşağı renklerini derhal terk etmeleri lazımdır. Müslüman kadın teşhircilik yapmaz. Saçlarını deve hörgücü gibi yapıp üzerine bir bez dolamakla Müslüman kadın, tesettüre girmiş olmaz. Bu konuda uzun konuşmayayım, ölçü şudur: Lüks bir otelin bir salonunda 25 çağdaş çift olacak, bunların hanımları açık... 25 tane de dindar çift, bunların hanımları da kapalı. Bir kenarda Fransız, İtalyan, Japon, Türk de olsun, modacılardan oluşan bir bilirkişi heyeti var. Bunlar oradaki yüz vatandaşa bakacaklar, inceleyecekler ve sonra raporlarını yazacaklar. “Başları örtülü hanımlar açıklardan daha kibar, daha sanatlı, daha estetik giyinmişlerdi. Beyleri de çok zevkli kostümler, gömlekler, kravatlar ile arz-ı endam ediyorlardı. Netice olarak dindarlar kılık, kıyafet, görünüş bakımından daha üstün, daha vasıflı, daha sanatlı, daha estetik bir manzara sergiliyorlardı...” Bunu dedirtebiliyorsan ne âlâ. Yoksa bugünkü rüküşlükle bir yere varamayız.

ÜÇÜNCÜSÜ: Tuzu kuru, zengin, varlıklı Müslüman kesimin lüks, aşırı tüketim, aşırı konfor, gösteriş, gurur, kibir ahlâksızlıklarına en kısa zamanda son vermesi gerekmektedir. Ahlâksızlık dedim, doğrusunu söyledim, aklı başında vicdanlı bir Müslüman lükse, gösterişe, aşırı tüketime yönelmez. Eskiden bundan 50 sene önce büyük zenginler tanımışımdır, mütevazı ve orta halli bir hayat tarzına sahiptiler. Kesinlikle azmazlar, kudurmazlar, gösteriş yapmazlardı.

Son çeyrek asırda bir yığın türedi zuhur etti, şaşırdılar, ipin ucunu kaçırdılar, ne oldum delisi oldular. Böylelerini artık beş yıldızlı oteller de kurtarmıyor, yedi yıldızlı otellerde günde beş kez, üzerinde bin bir çeşit pahalı ve nadide yemek ve çerez bulunan açık büfelerde tıkınıyor, tatil dönüşü de “Biz geçen hafta Seven Star Otelinde tatil yaptık...” diye hava atıyorlar. Böyleleri zengin olmuşlar ama adam olamamışlardır. Yüce İslâm dini ve Şeriatı lüks ve israfı yasak ve haram kılmıştır. Halkın bir kısmı patates, makarna, bulgur pilavı yiyemezken, Müslüman zenginlerin Nemrud ve Firavun gibi bir hayat sürmeleri övünülecek bir şey değil, iğrenç bir yüz karasıdır.

DÖRDÜNCÜSÜ: Günlük vakit namazlarında camilere zengin, varlıklı, yüksek tabaka, temsilci Müslümanlar gelmiyor. Bu durum Ümmet-i Muhammed’in namaz ve cemaat konusunda çok gevşek olduğunun apaçık bir delilidir. Müslüman zenginlerimiz bilhassa sabah ve yatsı namazlarında lüks otomobillerine binerek camilere gelmelidir. Fakir cemaat “Aaa, filan yeşil holdingin sahibi, falan filizî fabrikanın patronu, şu hipermarketin maliki camiye gelmiş...” diyerek sevinsinler. Cemaat kaçkını zengin Müslümanlar kendilerini Şeriatın, Sünnetin, fıkhın hükümlerinin dışında mı görüyorlar? Lüks otomobilleriyle ahiret açısından hiç faydası olmayan bir sürü yolculuk yapıyorlar, lakin Allah’ın rızasını, Resulullah’ın şefaatini kazandıracak işler yapmıyorlar.

BEŞİNCİSİ: Müslümanlar kitap, kültür, sanat, dekorasyon, mimarlık sahalarında İslâm karşıtlarından daha vasıflı, daha güçlü, daha üstün olmalıdır. Keşke son elli yıl içinde beş yüz küsur imam hatip okulunun yanında on tane de güzel sanatlar lisesi açmış olsaydık. Keşke, istidatlı ve kabiliyetli birkaç yüz çocuğumuzu Paris’e, Milano’ya, Tokyo’ya göndererek onları dünya çapında modacılar olarak yetiştirmiş olsaydık. Maalesef bu sahalarda yaya kaldık ve acısını çekiyoruz.

Dindar veya dindarımsı kişilerin siyasette başarılı olmaları bizi aldatmasın. Bir ülkede sadece siyasi iktidar yoktur, birtakım paralel iktidarlar vardır.

Medya iktidarı,

Büyük finans, bankacılık, sanayi, ticaret, iktisat iktidarı,

Eğitim, üniversite, kültür, sanat, kitap iktidarı.

Bu paralel iktidarlara sahip değilseniz, sadece siyasi iktidarla ayakta durup bir şey yapamazsınız.

İslâm’ın temel prensiplerinden biri de doğruluktur. Doğruluk her Müslüman için farz-ı ‘ayndır. Sadece savaş esnasında düşmanı aldatmaya izin verilmiştir. Onun dışında eğrilik, hilekârlık, sahtekârlık, aldatma yapılamaz. Bugün toplumumuz gırtlağına kadar eğriliğe batmıştır. Kokuşma korkunç boyutlara ulaşmıştır. Ülke, devlet, halk soyulmaktadır. Müslümanların bu gibi pisliklerden, haramlardan kesinlikle uzak durmaları gerekir.

Bu yazım birçoklarının hoşuna gitmeyecektir. Zaten ben de onlar hoşlansın diye yazmadım...


Bu yazı 1,132 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 3 Ekim 2008 Hainler İstanbul’u Bu Hale Nasıl Getirdiler?
    • 16 Ağustos 2008 Ergenekon=Jakoben Laikçilik=Resmî İdeoloji
    • 14 Ağustos 2008 Şeriatî Hem Sünnîlik, Hem Şiîlik Açısından Bozuktur
    • 30 Temmuz 2008 Yakın Tarihimize Işık Tutan Büyük Ve Engin Bir Kitap: Üstad Ali Ulvi Kurucu’nun Hatıraları
    • 29 Temmuz 2008 Modern Türkiye’nin kuruluşunda Yahudiler
    • 28 Temmuz 2008 Din Büyüklerinin ve Müslümanların Dikkatlerine 12 Maddelik Islah Projesi
    • 24 Temmuz 2008 Ezana Saygısızlık
    • 21 Temmuz 2008 Hırsızlıkla Namaz Bir Arada Olmaz
    • 18 Temmuz 2008 Darbe Şakşakçılığı Yapanlar Dilerim Beladan Belaya Uğrasınlar
    • 17 Temmuz 2008 Türkiye Halkı Aptal ve Salak mıdır?
    • 16 Temmuz 2008 İsim Vermeden Anonim Tenkitler ve Uyarılar Yapmaya Devam Edeceğim
    • 14 Temmuz 2008 Müslüman Türkiye’de İslâm Devleti İstenemez
    • 14 Temmuz 2008 Müslüman Türkiye’de İslâm Devleti İstenemez
    • 12 Temmuz 2008 İslami tevhid eğitimi
    • 11 Temmuz 2008 Hakkın ve Halkın Hizmetinde Cumhuriyet
    • 10 Temmuz 2008 Yapılabilecekler ve Yapılması Gerekenler Yapılmıyor
    • 8 Temmuz 2008 Ordu ve Din...
    • 5 Temmuz 2008 Baylar Bayanlar Boşuna Protesto Etmeyin Oyun Kuralına Göre Oynanmaktadır
    • 4 Temmuz 2008 Hep Sivas Faciasından Bahs Edip, Başbağlar Katliamından Hiç Bahs Etmemek Zulümdür
    • 3 Temmuz 2008 Fitne Fesat Saçan Gazete

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    11,705 µs