En Sıcak Konular

Hayrettin Karaman
Yeni Şafak

Hayrettin Karaman
0 0 0000

Din afyon ve iyi olmak zor mudur?



Okuyucu soruyor: 7. Bunları düşündükçe Karl Marksın dediği o söz aklıma geliyor. ”Din bir afyondur.” Bu söz tamamen haksız mıdır? Din nasıl afyona dönüşür? Bunu cuma vaazlarındaki vaazlarda gözlemlediğimi sanıyorum.

Cevap:

İlahi vahye dayanan, beşer eliyle bozulmamış, menfaatini dinine değişen sözde din adamları ve alimleri tarafından “amacından saptırılmış” yorumlarla boğulmamış bir din asla afyon olmaz; aksine insanları devamlı uyarır,, aklın kullanılmasını emreder, sarhoş olmayı yasaklar, hakkın korunmasını ve adaletin ayakta tutulmasını müminlerin baş vazifesi kılar.

Başka dinlerde de olmuşsa da daha çok hristiyan din adamları bazı zaman ve mekanlarda, egemen ve zalim sınıfla işbirliği yapmışlar, çiğnenen, ezilen, hakkı yenen hristiyanları “dünyada olanlara sabrettikleri takdirde cennete gireceklerini” söyleyerek uyutmuşlardır. Din böyle kullanıldığında elbette halkların afyonu olur.

Cuma vaazlarında eğer bazı Müslüman hatipler de hakkın aranması, adaletin elbirliği ile gerçekleştirilmesi, hakkı alınıncaya kadar zayıfın ve mazlumun yanında olunması yerine “yönetenlere sorgulamadan itaat edin, sabredin, bunda da bir hikmet vardır, itiraz ve şikayet etmeyin, sabrınızın mükâfatını Allah'tan bekleyin…” demişlerse onlar da İslam'ı afyonlaştırmış olurlar. Ama İslam ülkelerinde ve Müslümanların hayatında dinin, yaygın olarak böyle kullanıldığı kanaatinde değilim.

Ve soruyor:

8. Savaşsız bir dünya olamaz mı. Neden hep olan iyilere oluyor. Neden herkesin dilinden “Kimseye iyilik yapmayacaksın” sözü revaç bulmuş. Bunun nedeni yaşamış olduğumuz İslam'mıdır. Neden tahrip çok kolay olduğu halde iyi olmak hep çok zor. Yüce yaratıcı hep savaşmamızı mı istiyor bizden. İyi olmak bu kadar zor olduğu halde savunma silahlarımız ve hareket alanımız neden bu kadar sınırlı?

Cevap:

Savaşsız bir dünya olabilir. Bunun şartı ya gerçek İslam'ın dünyaya egemen olmasıdır veya bütün ülkelerin âkıl adamlarının bir araya gelerek kararları bağlayıcı olan bir “barış ve adalet” meclisi” kurmalarıdır. Bu meclise katılmayan veya katılıp da alınan karara uymayan ülkelere karşı diğerleri tek vücut olup etkili yaptırım uygulamalarıdır.

Bu şart yerine gelmediği sürece mevcut dünya düzeninde güçlü istediğini elde edecek, güçsüz zulme uğrayacak ve güç dengesi bulunmadığı için hakkını vaya intikamını almak üzere teröre, gerilla savaşına, bütün imkanları kullanarak zalime zarar vermeye devam edecektir.

Allah bizim devamlı savaşmamızı istemiyor, ama zulme razı olup eli kolu bağlı oturmamızı da istemiyor. İslam'da savaş haksıza, zalime, yurda ve dine saldıranlara karşı yapılır. Savaş olmasın diye zulmün egemen olmasına göz yummak da insan menfaat ve şerefine yakışmaz.

“Olan hep iyilere oluyor” hükmüne katılmıyorum. İyilere de kötülere de olan olur. Eksikleri olsa bile hukuk ve sosyal itibar iyiden ve haklıdan yanadır.

“Kimseye iyilik yapmayacaksın” sözü en azından Müslümanlara ait değildir; şöyle de diyebiliriz: “Kötülüğü bile iyilikle karşıla” diyen bir kitabın bağlılarına böyle bir söz yakışmaz.

İyi olmak hem kolaydır, hem zordur. Belirleyici unsur ise çevre ve eğitimdir.

Yaşadığımız İslam'ın gerçek İslam'a göre eksik olduğu açıktır. Biz İslam'ı ne kadar doğru anlar ve eksiksiz yaşarsak durumumuz da o kadar iyileşir; dünya bir adalet, barış ve huzur iklimi haline gelir.

 



Bu yazı 529 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 27 Haziran 2008 Milli maç milli mesele
    • 26 Haziran 2008 Şimdi ne yapacağız?
    • 12 Haziran 2008 Cumhuriyeti korumak
    • 25 Mayıs 2008 Ya bu deveyi güdecekler…
    • 18 Mayıs 2008 Yargı bağımsızlığı ve yanılmazlığı
    • 24 Nisan 2008 Bankaların verdiği promosyon
    • 5 Nisan 2008 Devlet-din ilişkisi
    • 30 Mart 2008 İddianamedeki laiklik
    • 28 Mart 2008 Laiklik tehlikede mi?
    • 23 Mart 2008 İddianame kusurludur
    • 14 Mart 2008 Kısas (2)
    • 13 Mart 2008 Kısas
    • 7 Mart 2008 Sıra sana da gelir
    • 29 Şubat 2008 Sağırlar, dilsizler ve körler
    • 28 Şubat 2008 Atalar dini
    • 24 Şubat 2008 Çelişkiler Yumağı
    • 22 Şubat 2008 Fetvalar arasında
    • 21 Şubat 2008 Mescid-i Aksâ hepimizin
    • 15 Şubat 2008 Kadınlar da farklı
    • 14 Şubat 2008 Niçin Örtünüyoruz? (3)

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    12,639 µs