En Sıcak Konular

Mehmet Şevket Eygi
Milli Gazete

Mehmet Şevket Eygi
0 0 0000

Gemi Kaptanının Eşi Başörtülü Olursa



BİR gemide yolculuk yapan bir kişi için en önemli mesele nedir? Elbette ki, geminin selametidir, varacağı yere kazasız belasız, batmadan ulaşmasıdır. Bunun için evvela Allah'tan hayırlar ve esenlikler dilenir, sonra da kaptanın ve mürettebatın ehliyetli, vazifelerini bilir, uzman kişiler olmasına dikkat edilir.

Kaptanın karısının başı açıkmış, yahut örtülüymüş, bu mesele geminin selameti, iyi idaresi için önemli değildir.

Kaptan iffetli ve namuslu bir kişiymiş, yahut uçkuruna düşkün çapkın birisiymiş... Gemide çapkınlık, fuhuş, zina yapmadıkça, yolculardan bazı karılara saldırmadıkça bu mesele de birincil bir mesele değildir. Gemiyi idare etsin de vazifesi dışında ne halt yerse yesin...

İmdi büyük bir gemiye bir kaptan tayin edilse, bu zat dindar olsa, karısının da başı eşarpla örtülü olsa ve bu yüzden gemi mürettebatının bir kısmı "Biz gerici bir kaptan istemeyiz..." deseler ve isyan etseler ne olur? Maalesef geminin selameti tehlikeye düşer ve batabilir.

Önemli olan kaptanın karısının örtüsü değildir. Kaptanın ehliyeti, liyakati, uzmanlığı, işini becermesidir.

Ben ilericiyim, ben çağdaşım, ben lâikim, ben şuyum buyum, kesinlikle karısının başı kapalı kaptan istemem demek hikmetle (bilgelikle), akılla, mantıkla, ahlâkla, faziletle, vatanseverlikle, hukukla bağdaşan bir tutum değildir.

Kaptan tenkit edilemez mi? Tabiatıyla edilebilir. Ancak bu tenkidin meşru gerekçeleri olması gerekir.

Ehliyet noktasından tenkit edilebilir.

Liyakat noktasından edilebilir.

Uzmanlık, tecrübe, birikim noktasından edilebilir. Sabıkaları yüzünden edilebilir.

Eskiden bir yığın gemi batırmış veya karaya oturtmuş... Elbette bunlar tenkit konusu olur.

Lakin namaz kılması tenkit edilemez.

Dindar olması tenkit edilemez.

Karısının tesettürlü olması yine tenkit edilemez.

Geminin çarkçıbaşısı ve makine bölümünde hizmet gören birtakım elemanlar kaptanın karısının başı örtülü olması dolayısıyla onu kabul etmezler ve isyan ederlerse geminin selameti tehlikeye girebilir. Suç, kaptanın karısının eşarbında değil, isyancılardadır.

Geminin iyi idare edilmesinde, selametinde, menziline esenlikle varmasında; laikliğin, kaptanının karısının tesettürlü olup olmamasının yeri ve ilgisi yoktur.

Lütfen böyle saçma sapan gerekçelerle geminin selametini tehlikeye atmayalım. Batarsa hepimiz batarız.

Vaktiyle Bize Tükürenler

1970'li yıllarda birtakım radikal Müslümanların, süper İslâmcıların hakaretlerine maruz kaldım. İftiranın bini bir paraya idi. 1976'da mı, 1977’de mi, şimdi tarihini hatırlamıyorum, bir Müslüman benim Süleyman Demirel’den 2,5 milyon lira aldığımı bile iddia etti. Kimisi davaya ihanet ettiğimi, kimisi dinsizlerle işbirliği yaptığımı söyledi. İskender Paşa Camii’ne merhum Şeyh Mehmed Zahid hazretlerini ziyarete giderdim, bir keresinde bana duyuracak şekilde "Bu münafığın burada ne işi var...” denilmişti... Velhasıl üzerimize çok tükürüldü, çok gıybetimiz yapıldı, hayli haksızlığa uğradık...

Aradan otuz sene geçti şu manzaraya bakınız:

Vaktiyle bendenize sövüp sayan o eski radikal mücahitlerin büyük kısmı şimdi mücahitliği bırakmış ve müteahhit olmuş. Düzenci olmuş, düzenbaz olmuş.

Bizi Amerikancılıkla suçlayanlar yeşil dolarlarla milyoner olmuş.

Bu düzen bozuktur, bu düzene hizmet edilmez diyenler şimdi düzenin kemiklerine köpek gibi saldırıyor, rantlanıyorlar.

"Biz Asr-ı Saadet'i geri getireceğiz..." deyip duruyorlardı. Şimdi o söylemler yok.

Bizi gevşeklikle suçlayanlar, fedaîsi oldukları teşkilatı sırtından hançerlediler.

Otuz yıl önceki nice pulsuz ve çulsuz radikal kısa zamanda milyoner oldu.

Bankaların gölgesinde durmayan nice adam şimdi gırtlağına kadar faize batmış vaziyette.

İmanlarını muhafaza etmiş olanlara hakkımı helâl ediyorum. Ne de olsa din ve iman kardeşlerimdir.

Bendeniz, hiçbir iddiası olmayan aciz bir Müslüman olarak yolumda devam ediyorum.

Mal ve servet beyanım bellidir, çok açıktır. Bir dairem, tek katlı bir bağ evim, küçük bir yayınevim var. Bağkur'dan emekliyim, yayınevinin gelirinden başka muntazam bir gelirim yoktur. Yazılarımdan maaş ve telif ücreti almam.

1969'da Suudî Arabistan'dan Hollanda Bankası vasıtasıyla 350 bin dolar aldı diye iftiraya uğradım. Bu iftirayı tekrarlayan kitabı (Doğan Yayınları) mahkemeye verdim. Mahkeme Hollanda’ya resmen sordurttu, böyle bir banka var mı diye. Cevap: Bu isimde bir banka yoktur... Davayı kazandım, müfteriler tazminata mahkum oldu. Bu iftiraya inananlara ve "Almıştır almıştır, hiç 350 bin dolar alınmaz mı?" diyenlere hakkım haram olsun. Ahirette iki elim yakalarında olacaktır. (Beni kendileri gibi sanıyorlar...)

Ülkemi seviyorum. Devletime, halkıma, vatanıma ihanet etmem. Türkiye’nin bir karıncasını bile ezmem. Dinimi ticarete alet etmem, mukaddesat sömürüsü yapmam...

İnsan ne oldum dememeli, ne olacağım demeli... Bundan otuz yıl önce radikal İslâmcılık yapan birilerinin sonunda ne olduklarını gördük. Allah hiçbir Müslümanı onların düştüğü rezil duruma düşürmesin...

İmamlara Sabah ve Yatsı Namazları İçin Ek Ücret Verilmeliymiş!

BAZI imamların bağlı olduğu bir sendika, sabah ve yatsı namazları için ek ücret verilmesini istemiş!.. Neymiş, yaz aylarında imamlar günde sekiz saatten fazla mesai (!) yapıyormuş... Bu haberi çeşitli kaynaklarda okuduğum zaman gözlerime inanamadım. Rezaletin böylesi insana pes dedirtir.

Dindar, ahlâklı, faziletli imamları tenzih ederek söylüyorum: Sabah ve yatsı namazları için ek ücret isteyenler imam değil, namaz kıldırma memurudur.

Böylelerinin ardında namaz kılınmaz.

Müslüman bir kişi imam olsa da olmasa da, zaten namaz kılmakla mükelleftir.

Maaşlı resmî bir imam, maaşını namaz kıldırdığı niyetiyle alırsa onun namazı sahih olmaz ve arkasında cemaat olunmaz.

İslâm'ın başlangıcında imamlar maaşlı, ücretli değildi. Daha sonra İslâm dünyası çok genişledi ve camilere, mescidlere imam tayin edilmesi gerekti. Bu imamların geçinmesi için kendilerine maaş bağlandı.

İmamların maaşlarının az olduğu, bu parayla geçinemeyecekleri iddia edilebilir. Lakin, fazla mesai yapıyorlar, sabah ve yatsı için ek ücret verilmelidir gibi istekler çok yanlıştır.

Ne günlere kaldık!

Bu yazı 1,114 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 3 Ekim 2008 Hainler İstanbul’u Bu Hale Nasıl Getirdiler?
    • 16 Ağustos 2008 Ergenekon=Jakoben Laikçilik=Resmî İdeoloji
    • 14 Ağustos 2008 Şeriatî Hem Sünnîlik, Hem Şiîlik Açısından Bozuktur
    • 30 Temmuz 2008 Yakın Tarihimize Işık Tutan Büyük Ve Engin Bir Kitap: Üstad Ali Ulvi Kurucu’nun Hatıraları
    • 29 Temmuz 2008 Modern Türkiye’nin kuruluşunda Yahudiler
    • 28 Temmuz 2008 Din Büyüklerinin ve Müslümanların Dikkatlerine 12 Maddelik Islah Projesi
    • 24 Temmuz 2008 Ezana Saygısızlık
    • 21 Temmuz 2008 Hırsızlıkla Namaz Bir Arada Olmaz
    • 18 Temmuz 2008 Darbe Şakşakçılığı Yapanlar Dilerim Beladan Belaya Uğrasınlar
    • 17 Temmuz 2008 Türkiye Halkı Aptal ve Salak mıdır?
    • 16 Temmuz 2008 İsim Vermeden Anonim Tenkitler ve Uyarılar Yapmaya Devam Edeceğim
    • 14 Temmuz 2008 Müslüman Türkiye’de İslâm Devleti İstenemez
    • 14 Temmuz 2008 Müslüman Türkiye’de İslâm Devleti İstenemez
    • 12 Temmuz 2008 İslami tevhid eğitimi
    • 11 Temmuz 2008 Hakkın ve Halkın Hizmetinde Cumhuriyet
    • 10 Temmuz 2008 Yapılabilecekler ve Yapılması Gerekenler Yapılmıyor
    • 8 Temmuz 2008 Ordu ve Din...
    • 5 Temmuz 2008 Baylar Bayanlar Boşuna Protesto Etmeyin Oyun Kuralına Göre Oynanmaktadır
    • 4 Temmuz 2008 Hep Sivas Faciasından Bahs Edip, Başbağlar Katliamından Hiç Bahs Etmemek Zulümdür
    • 3 Temmuz 2008 Fitne Fesat Saçan Gazete

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    11,499 µs