En Sıcak Konular

Avni Özgürel
Radikal

Avni Özgürel
0 0 0000

Gül ve Erdoğan



Biri Cumhurbaşkanı, diğeri Başbakan!..
Erdoğan, 'Milli Görüş' geleneğinden geldi. 1976'da Milli Selamet Partisi İstanbul İl Gençlik Kolları Başkanı, ardından il başkanı, 1980 sonrası milletvekili adayı, belediye başkanı vs. Abdullah Gül ise yumuşak bir ifadeyle söylemek gerekirse, Necmettin Erbakan'a sıcak bakmadığı bilinen Necip Fazıl Kısakürek'in öncülüğündeki Büyük Doğu hareketinin içinden gelen birisi. Kısakürek'in aralarında herhalde Abdullah Gül'ün de yer aldığı çevresindeki gençlerce de benimsendiğini düşünebileceğimiz MSP'yle ilgili kanaatleri tereddüde yer bırakmayacak kadar açıktır: "Millî Selâmet Partisi'nin amblemi, şekilde ve yaftada hilal olduğu halde esasta ve iş ölçüsünde hilalin hakkını vermekten çok uzaktır. Karşılıksız paralar gibi... İslami kıymetlerin eşya ve hadiselere bakış zaviyesini bozucu ve şehadet kelimesinden başka bir şey bilmeyen, bildiğinin de ürpertisini çekmeyen gafilleri kandırıcıdır..."
Söylemek istediğim; 12 Eylül sürecinde hayli bunalan ve 'Böyle gidemeyiz' diyen tabanın beklentilerine karşılık vermekte zorlanan 'Milli Görüş' hareketinin, farklı çizgideki kesimlerden destek arayışı neticesi Refah Partisi'ne giren Abdullah Gül'ün dini bakımdan Tayyip Erdoğan'la aynı hassasiyeti paylaşmakla birlikte çıkış noktaları bakımından aralarında hayli mesafe olduğudur... Yani, Refah Partisi bünyesinde Gül baştan itibaren 'Milli Görüş' çizgisine itirazın, Erdoğan ise kabulün sesidir.
Siyasetin yaklaştırdığı bu iki isim içinde, adlarının birlikte anılmaya başlandığı günden itibaren Tayyip Erdoğan'ın önde olduğunu kabul etmek gerek. Etrafında oluşan karizmatik hale, kitleleri etkileme yeteneği ve particilik dediğimiz siyasi tecrübesi, talep etmesine gerek kalmaksızın liderlik koltuğuna taşıdı Erdoğan'ı... Ve bu süreçte Abdullah Gül kendi birikimine, meziyetlerine güvenmekle birlikte gerek siyaset üslubu gerekse meşrebiyle fazla mutabık olmasa da, Erdoğan'la kader arkadaşlığının önüne koyduğu sınırları zorlamadı.
Cumhurbaşkanlığı adaylığı, Abdullah Gül'ün siyasi hayatı boyunca ileri çıktığı ve kimi açık kimi ima yollu telkinlere rağmen geri çekilmeyi reddederek direndiği ilk hareketidir. Ve herhalde şurasını unutmamak gerekir ki, Gül'ü adaylıktan vazgeçmeye zorlama üzerine kurulu senaryo beklenmedik anda, en beklenmedik noktada çöktü. Bu, Gül'e Çankaya'nın yolunu açan, MHP lideri Devlet Bahçeli'nin ' Cumhurbaşkanı seçimi oylamasında TBMM'ye gireceğiz' sözüdür... Aksi halde ne olurdu, önümüze nasıl bir tablo çıkardı tahmin etmek zor değil...
Bunları Abdullah Gül Çankaya'da nasıl bir tavır içinde olacak, AKP'yle münasebeti nasıl devam edecek sorularına cevap ararken ipuçlarını bulmakta yardımcı olması maksadıyla yazdım.
Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde her ne kadar silahlı kuvvetlerin adı sık sık gündeme getirilse ve öne çıkarılsa da Abdullah Gül'ün büyük medyayı da etkileme kabiliyetine sahip siyasi direncin adresini bildiğinden şüphe etmek akla ziyan...
Erdoğan hükümetiyle Çankaya'nın münasebetinin ne olacağına gelince, bunun işaretini başbakan Tayyip Erdoğan'ın Çankaya Köşkü'nde kabine listesini açıklarken Dışişleri Bakanı'nın adıyla birlikte AB başmüzakereciliği görevinin Ali Babacan'ın uhdesinde kalacağını belirtmesinde görmek lazım. Bilindiği üzere Türkiye gibi AB üyelik sürecindeki ülkede bir bakıma 2. dışişleri bakanlığı mevkii olan ' başmüzakerecilik' 59. hükümette Ali Babacan'a ekonomiden sorumlu devlet bakanlığı görevine ilave olarak verilmişti... Ve elbette Tayyip Erdoğan kendisini bu açıklamayla bağlamamış olsa, ya mevcut kabinede yer alan bakanlardan birini ya da yeni bir ismi bu göreve getirme imkânını elinde tutuyor olacaktı...
Sonuç olarak; Çankaya'daki Abdullah Gül'ün AKP balkonundaki Abdullah Gül olmayacağını giderek daha net göreceğiz ve hissedeceğiz...
Tayyip Erdoğan açısından Çankaya'da Ahmet Necdet Sezer'in varlığı, verdiği olanca sıkıntının yanı sıra kimi konularda hareket edememenin 'gerekçesiydi'.. Gerek AKP'nin önümüzdeki iktidar döneminin neleri davet edeceğini, gerekse Abdullah Gül'ün nasıl bir cumhurbaşkanı olacağını düşünürken bunu da gözden uzak tutmamak lazım..



Bu yazı 1,232 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 18 Nisan 2010 Doğum gününde sevgiliyi hatırlamak...
    • 3 Ekim 2008 Gerçek gündem ve eğlence
    • 14 Ağustos 2008 Bir test, 2 bin ölü!
    • 30 Temmuz 2008 İddianamenin şifresi
    • 12 Temmuz 2008 Ordu ne düşünür?
    • 2 Temmuz 2008 AKP davası ve Ergenekon
    • 26 Haziran 2008 Travma!...
    • 21 Haziran 2008 Yeni dönemde Tayyip Erdoğan ve...
    • 12 Haziran 2008 Yargı kılıf işlevi görmeye başlarsa!..
    • 28 Mayıs 2008 Kritik dönemeç
    • 21 Mayıs 2008 Mahkeme nasıl kışkırtılır?
    • 14 Mayıs 2008 Sahtelik, devlet ve siyaset
    • 8 Mayıs 2008 Erdoğan’ın yol haritası
    • 30 Nisan 2008 CHP değişirse her şey değişir!..
    • 23 Nisan 2008 Laikliği masaya yatırmak!
    • 16 Nisan 2008 Perdeyi kaldırmak
    • 9 Nisan 2008 AKP nasıl kurtulmaz?
    • 2 Nisan 2008 Tayyip Erdoğan
    • 26 Mart 2008 Başımıza gelenler...
    • 19 Mart 2008 Siyasi tarihin ayıplı sayfaları

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,911 µs