En Sıcak Konular

Mehmet Şevket Eygi
Milli Gazete

Mehmet Şevket Eygi
0 0 0000

Muhalif Bir Müslüman Olarak Sayın Abdullah Gül’ü Tebrik Ediyor ve Uyarıyorum



MUHALİF okur-yazar bir vatandaş olarak sizi tebrik ediyor ve Cenab-ı Hak’tan hayırlı başarılar diliyorum. Benim muhalefetim siyâsi değildir, geneldir. Bunca kötülük sergilenen, münker iş yapılan bir ülkede muvafık ve şakşakçı olmak şansına sahip değilim.

Bazı tesbit ve dileklerimi arz etmeme müsaade buyurunuz.

Birincisi: Ateşten bir gömlek giymiş bulunuyorsunuz. “Yardıma” mazhar olmanızı niyaz ederim.

İkincisi: Şakşakçılar, yalakalar, mürailer, rantçılar, menfaat ve kemik peşinde koşanlar, dalkavuklar etrafınıza öyle üşüşecekler ki, şakşak ve övgü selleri içinde boğulma tehlikesi geçireceksiniz. Affınıza sığınarak, bunlara hiç değer vermemenizi tavsiye ediyorum. Bundan sonra övgüler ve şakşaklar sizin için son derece tehlikelidir. Zaten bunlara da hiç ihtiyacınız yoktur.

Üçüncüsü: Uluslar arası şeffaflık ve temizlik kurumlarına göre ülkemiz, kokuşma konusunda, 10 üzerine 3 küsur not alarak liste sonlarında yer almaktadır. Bu, Türkiye için utanç verici bir haldir. Zat-ı âliniz yükseklerdeki yolsuzlukları bendenizden çok daha iyi biliyorsunuz. Bunlarla nasıl başa çıkacaksınız? Yoksa göz yummak zorunda mı kalacaksınız?

Dördüncüsü: Emanetlerin ehline verilmesidir. Nepotizmle, akraba ve hemşehri kayırmakla, emanetlere hıyanetle, partizanca tayinlerle nasıl mücadele edeceksiniz?

Beşincisi: Ülkede lüks, israf, sefahat, aşırı tüketim, gösteriş, marka fetişizmi almış yürümüştür. Zat-ı âliniz mütevazı, orta halli, alçak gönüllü bir devlet başkanı olarak, lisan-ı hal ile sefihlere (beyinsizlere) ders verebilirsiniz.

Altıncısı: Çok takdir ettiğim ve sevdiğim Kayseri vilayeti sizinle haklı olarak iftihar edecektir. Lakin, siz sadece Kayseri’nin değil, bütün Türkiye’nin başkanısınız. Kayseri’ye ayrıcalık tanımayacağınızdan eminim.

Yedincisi: Dindar bir vatandaş olarak bir kısım İslâmcılara ve Müslümanlara kesinlikle güvenmemeniz konusunda zat-ı alinizi uyarmama izin veriniz.

Sekizincisi: Eimme-i müctehidînden Şafiî hazretlerinin şu hikmetli sözünü hatırlatmama müsaade buyurunuz: “Asıl fazilet, düşmanın kabul, tasdik ve teslim ettiğidir.”

Dokuzuncusu: Çok zor, çok tehlikeli, tuzaklarla dolu bir yoldasınız. Birtakım derin ve esrarlı güçler size pusular kuracaktır. Sultan Abdülhamid gibi, hiç kimseye güvenmemenizi tavsiye ederim.

Onuncusu: Refika-i muhtereminiz hanımefendiyi devlet işlerinin dışında tutunuz. Mümkün olduğu kadar onu resepsiyonlara, ziyafetlere, toplantılara götürmeyiniz. Bu konuda sayın Baykal’dan ibret ve ders alabilirsiniz.

Onbirincisi: Şakşakçılar, poh pohçular, goy goycular, rantçılar, çıkarcılar sizi akın akın ziyarete geleceklerdir. Lütfen o musibetlere yüz vermeyiniz. Kapınız elbette haklılara, mazlumlara, doğrulara açık olacaktır; lakin haram yiyenlere, emanete hıyanet edenlere, yüzlerine toprak saçılası meddahlara kapalı olsun.

Onikincisi: İmzanıza sunulan tayinlerde adaletle hareket eder, ehliyete bakarsanız hem kendinize, hem de ülkeye hizmet etmiş olursunuz.

Onüçüncüsü: Etrafınızı hep aynı zihniyet ve kafadan danışmanlarla doldurmayınız. Namuslu, şerefli, haysiyetli, vatansever, doğru, dürüst, faziletli olmak şartıyla her kesimden danışmanınız olmasında sayısız yarar vardır.

Ondördüncüsü: Bir Müslüman olarak söylüyorum; Türkiyenin bir numaralı insanı oldunuz, en yüksek tepeye çıktınız. Manevî bakımdan bunun fazla kıymeti yoktur. Dünya hayatı bir oyundan ve aldatmacadan ibarettir. Dünyaya güvenilmez, insanların, hele politikacıların önemli saydıkları öyle işler vardır ki, bunların tümü, din ve hikmet bakımından iki rekatlık bir namaz kadar kıymete sahip değildir. Siz inançlı ve olgun bir insansınız, inşaallah riyaset sizin başınızı döndürmez.

Onbeşincisi: Manevî ve ruhanî bakımdan “silahlı” olmanızı tavsiye ediyorum. Sizi yok etmeye kesin şekilde kararlı olan amansız ve azılı düşmanlarınıza karşı kendinizi ancak böyle koruyabilirsiniz.

Selam ve hürmetlerimi sunarım.

Yükseklerde Uçan
Beyaz Bir Gazeteci

MEDYADA birtakım adamlar pek yüksekten atarlar,

- “Geçen hafta Ankara’ya panaromik bakışlar fırlataraktan 7 yıldızlı High Life otelinin terasında çok önemli birisiyle birlikte kahvaltı ettik ve memleket meselelerini konuştuk...”

- Kimdi o?..

Top secret, söyleyemem. Söylersem yer yerinden oynar.

- “Vaktiyle Turgut’a söylemiştim ama beni dinlemedi ve başını belaya soktuydu...”

- Turgut kim?

- Özal canım Özal...

Buzlu viskisinden bir yudum çeker ve “Bu millet adam olmaz...” diye derin bir göğüs geçirir.

Türkiye’de barınamazsa Mykonos adasına yerleşecekmiş. Zaten soyu bir taraftan Elenliğe, öbür taraftan Dönmeliğe dayanıyormuş. Efharisto polî, kardiyamu...

- Senin karın niçin donsuz geziyor?..

- Ulan sen benim karınım donuna nasıl karışırsın?

- Sen Gül’ün karısının başörtüsüne nasıl karışıyorsan öyle karışıyorum...

- “Ben o tarihte İstanbul Herald Tribüne gazetesinden ayda 50 bin dolar alıyordum. O serseri ise 15 bin dolar maaşla sürünüyordu.

Manken Serçepil üstsüz havuza giriyormuş... Heh heh heh. Ne güzel.

Gerici karılar tesettür kıyafetiyle yüzüyormuş... Rezalet rezalet rezalet... Cumhuriyet çok tehlikede!..

Alman genci Antalya’da İngiliz kıza nasıl tecavüz etmiş? Bütün ayrıntılarıyla, en ince detaylarıyla manşetten verilsin...

İki kadın doktor bir oğlan çocuğunun testis muayenesini yapmaktan kaçınmışlar... Vatan haini bunlar!.. Bu haberi 15 gün boyunca evire çevire tefrika şeklinde yayınlayalım.

- Ben başbakanla sohbet ederken...

- Ben falan bakanla yemek yerken...

- Ben yükseklerden bakarken, yükseklerde uçarken, yükseklerden atarken...

- O yediğin ne?

- Macun...

- Ne macunu?..

- Kimseye söylemezsen formülünü veririm: Miktar-ı kâfi laiklik, bir o kadar çağdaşlık, 100 gram uygarlık, 50 gram ateizm, bir o kadar ilke tozu, Anayasa gölgesi... Bütün bunlar toz yapılacak balla karıştırılıp günde beş kez yenecek.

- Demokrasi dediysek bu kadar ileri gitsinler demedik.

- Et kafalı halk... Teneke kafalı halk...

- Alışırsın yahu...

- Alışamam alışamam...

Viskisinden bir yudum daha çeker ve “Ben Özal’la kahvaltı ederken... Ben İsmet Paşa’ya demiştim... Ben Başbakan ile konuşurken... Ben yüksekten Ankara’ya bakarken... Gül... Başörtüsü... Ah laiklik...” diyerek kendi kendine konuşur durur. O sorumsuz bir Beyaz gazetecidir.

Bu yazı 1,131 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 3 Ekim 2008 Hainler İstanbul’u Bu Hale Nasıl Getirdiler?
    • 16 Ağustos 2008 Ergenekon=Jakoben Laikçilik=Resmî İdeoloji
    • 14 Ağustos 2008 Şeriatî Hem Sünnîlik, Hem Şiîlik Açısından Bozuktur
    • 30 Temmuz 2008 Yakın Tarihimize Işık Tutan Büyük Ve Engin Bir Kitap: Üstad Ali Ulvi Kurucu’nun Hatıraları
    • 29 Temmuz 2008 Modern Türkiye’nin kuruluşunda Yahudiler
    • 28 Temmuz 2008 Din Büyüklerinin ve Müslümanların Dikkatlerine 12 Maddelik Islah Projesi
    • 24 Temmuz 2008 Ezana Saygısızlık
    • 21 Temmuz 2008 Hırsızlıkla Namaz Bir Arada Olmaz
    • 18 Temmuz 2008 Darbe Şakşakçılığı Yapanlar Dilerim Beladan Belaya Uğrasınlar
    • 17 Temmuz 2008 Türkiye Halkı Aptal ve Salak mıdır?
    • 16 Temmuz 2008 İsim Vermeden Anonim Tenkitler ve Uyarılar Yapmaya Devam Edeceğim
    • 14 Temmuz 2008 Müslüman Türkiye’de İslâm Devleti İstenemez
    • 14 Temmuz 2008 Müslüman Türkiye’de İslâm Devleti İstenemez
    • 12 Temmuz 2008 İslami tevhid eğitimi
    • 11 Temmuz 2008 Hakkın ve Halkın Hizmetinde Cumhuriyet
    • 10 Temmuz 2008 Yapılabilecekler ve Yapılması Gerekenler Yapılmıyor
    • 8 Temmuz 2008 Ordu ve Din...
    • 5 Temmuz 2008 Baylar Bayanlar Boşuna Protesto Etmeyin Oyun Kuralına Göre Oynanmaktadır
    • 4 Temmuz 2008 Hep Sivas Faciasından Bahs Edip, Başbağlar Katliamından Hiç Bahs Etmemek Zulümdür
    • 3 Temmuz 2008 Fitne Fesat Saçan Gazete

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    11,319 µs