En Sıcak Konular

Selahaddin Çakırgil
Vakit

Selahaddin Çakırgil
0 0 0000

Bir mizahçının annesi için ciddî olarak gözyaşı dökmek!



Bugün, herkes Çankaya’yı konuşuyor.. Halbuki, Çankaya, o kadar da önemli değil.. Abdullah Gül’ün o mekâna kendinden değerler katması, amma, o mekân adına oluşturulmuş değerlere göre şekillenmemesi ve, ‘şeref’ul mekân, b’il-mekîn..’ (Bir mekânın şerefi, orayı mekân tutandan gelir.) hikmetli sözündeki mânayı gözeten eski hassasiyetlerini sürdürmesi umulur.
 
 Ben ise, bugün Çankaya’yla dolaylı ilgisi olan bir ‘yürek yangı’mı yansıtmaya çalışacağım..

Çünkü, kimileri Abdullah Gül’ün hanımının Çankaya’da sürpriz yapabileceğini belirtir ve kimileri de gazete ilanlarıyla, peruk takmasını tavsiye ederken, bir mizah dergisi de kapağında Hayrunnisâ Gül’ü çağrıştıracak çizgilerle bir ‘tavşan kız’ resmetti..

Bu ‘tavşan kız’ çağrışımıyla, ne denilmek istendiğini Sibel Eraslan; 25 Ağustos tarihli ve ‘Farkında mısınız? ‘TAVŞAN KIZ’ hepinizi hizaya sokuyor..’ başlıklı yazısında anlattı:

‘Bir mizah dergisi, aklı sıra Hayrunnisâ Gül karikatürü çizecek, ama o kadar hırs dolu ki içi, çizdiği örtülü kadın resmini, ‘tavşan kız’ şeklinde kaleme alıyor. Gösteri dünyasının çıplaklığı ve danslarıyla ünlü, kafasında şirin uzun kulakları ve boynunda papyonuyla şu malum şov kızlarına atfedecek aklı sıra örtüyü ve örtülüyü..(…) en çok satan gazete (de), arkadaşlarıma ‘E.T’ler diye hitap ediyordu. ‘Extra Terra’ (uzaylı, dışarıdan gelen, bilinmeyen yaratık) idi başörtülüler onların nazarında... Ardından ‘Ninja’lar dediler bizim için... Ağzı burnu bağlı gizemli Japon dövüşçüleri veya (…) çocuk ile kaplumbağa karışımı bir yaratığa dönüşmüş gene uzaylılar... Sonra, bir ara ‘Penguenler” diye başlık attılar. (..) Şimdi de, (..)‘tavşan kız’!

 (…) çok komikler! (…) Bu arada anlayamadık, soralım: Farz-ı muhal ‘Tavşan Kız’ para karşılığı dans eder, (…) Ya sen ne yaparsın? Para karşılığında senin yaptığın ne?’

Ve amma, bir yazı beni, o karikatür kadar etkiledi.. Bu, o derginin Yazı İşl. Md.’ Zafer Aknar’ın, annesine hitaben yayınladığı ve ondan özür dileyen mektubu idi.. Bir mizah dergisinden yükselen böylesine ciddî bir feryad, beni derinden etkiledi..

Özetle şöyle diyordu: ‘Anneciğim..Özür diliyorum.. Haberin yoktur biliyorum.. Çalıştığım dergide-LeMan- ‘türban’la ilgili bir kapak yaptık.. Bize çok kızdılar.. Çok küfür ettiler anneciğim.. Demediklerini bırakmadılar.. Bundan en çok nasibini sen ve -arkadaşlarımızın annesi- aldı anneciğim.. ’Neden yaptınız a oğlum’ dediğini duyar gibiyim.. (..) Ah anneciğim…Kenarları tığla nakış nakış işlenmiş... Bembeyaz başörtünün altından sarkan bir tutam beyaz saçın, beni hep uzaklara götürürdü..(..) Anneciğim hep sana küfür ettiler.. Halbuki.. derdimiz.. demek istediğimiz, kızdığımız eleştirdiğimiz, senin karanlığı aydınlatan, parçalayan ‘beyaz tülbent’in değildi.. (..) Ah anneciğim sana çok küfür ettiler ‘din adına, Müslümanlık adına..’ belki.. kulakların çınlamıştır.. Elinden düşürmediğin Kuran-ı Kerim’i okuyordun belki o sırada. (..)Üç aylarda bile oruç tuttuğunu bilmeden, Kutsal gecelerde, gözyaşlarıyla yıkanan yakarışlarını duymadan.. ’Özür dileyin bizden’ diyorlar anneciğim, özür dilenecekse bunu en çok sen hak ettin anneciğim.. (..)Bugün beraat kandili anneciğim.. (..) Benim yüzünden sana edilen küfürler için özür diliyorum anneciğim..’

Bu bir mektub değil, âdetâ bir kor parçası.. Bu metni, o kandil gecesinin saat 03.00 sularında internette okuduğumda derinden sarsıldım.. Bir mizah dergisinin yazı işleri müdürü bile olsa, mektubun muhtevası, son derece samimî bir ciddiyetle yazılmış gibi geldi bana.. Ve, o iddialar doğru ise, ‘İslâm adına’ veya ‘Müslüman hassasiyetini göstermek’ adına, bir anneye hakaretler yağdırılmasına karşı hışımlandım, isyan ettim, gizli hıçkırıklara garkoldum.  Eğer Müslümanlardan bir kimse, o anneye küfretmişse; ‘Müslümanlar bir bedenin uzuvlarıdır’ anlayışınca, o ‘anne’den özür diliyorum.

Bu özrün bir şeyleri tamir etmiyeceğini de biliyorum, elbette.. Ama, asıl hedefim, o hakarete karşı çıkmaktır!. (Ki, hiç bir müslümanın küfretmekte asla şer’î cevazı yoktur, ama, böyle bir terbiyesizlik yapılmış olabilir. Geçen gün de, Ayşe Böhürler‘e birisi hakaret etmiş; o bunu hemen, hattâ dinci olarak nitelediği bazı Müslümanlara atfetti.. Kendini internette, perde gerisinde Müslüman gibi gösterenlerden ben de alıyorum, benzer tehdid ve hattâ hakaret mesajlarını, ama, bunları sözkonusu etmiyorum. ‘Taife-i laicus’ ise, her gün Müslümanlara hakaretler yağdırıyor ve sonra da kendilerine tepkiler gelince feryad’u figan eyleyip, sıradan tepkileri bile hakaret olarak gösteriyorlar. Buna rağmen, bir müslümanın kötü örnekleri kendisine örnek edinemiyeceği açıktır..)

Ama, birkaç kelime de o yaralı kalbin sahibi olan Zafer Aknar’a söylemek istiyorum..

Kaleminizden bir kalb adamının hassasiyetlerini yansıtabilen birisi intibaını uyandıran sizin, nasıl olur da, o hakaretler sadece anneniz sözkonusu olduğunda yüreğiniz sızlar? Saygı görmesi, iffeti korunması gereken; sadece kendi annemiz midir?

Biz, müslümanlar olarak, bütün insanları hakaret ve saldırılardan masun (dokunulmaz) bilmek durumunda değil miyiz?

Annenizle ilgili olarak çizdiğiniz profil, benim rahmetli annemi de hatırlatıyor.. Fakat, annenizin tığlarla işlenmiş beyaz tülbenti yüceltirken; bir başkasının inancı, şahsiyeti, inancına göre şekillenmiş zevkı üzerinde, türbanı üzerinde, çirkin tedaîlere yol açacak çizgileri kendiniz için nasıl, bir hak olarak görüyorsunuz.. Kaldı ki, sizin gibi, ‘türban’ı başörtüsünden ayırıp, başörtüsüne saygılı olduğuna dair söylemler geliştirenlerin, asker cenazelerindeki anneleri bile, askerî mekanlardan dışladıklarını görmüyor musunuz? Çizdiğiniz profile göre, o, elleri öpülesi annenizin de bu dışlanmadan rencide olacağını hiç düşünmediniz mi? Annenize bir sorunuz, o karikatürize ettiğiniz Hayrunnisâ Hanımı mı kendisine yakın bulacaktır, yoksa, kendilerini ‘çağdaş’ olarak niteleyenleri mi?

Birilerinin inançlarına, şahsiyetlerine, zevklerine tahammül etmiyen birisi olamıyacağınızı düşünüyorum.. Böyleyken, milletinin inanç değerlerine ‘kamusal alan saçmalığı’ adına zencir vuran tepe noktadakilerden hangisinin eşini çirkin mânalar çağrıştıracak şekilde çizdiniz? Ki, milyonlarca annemiz, bacımız, kızımız, eşimiz ve onların babaları, eşleri, kardeşleri, yıllardır, o ‘kamusal alan’ cenderesinde acılar çektiler, çekiyorlar..

Bunu, mukayese yapmanız için söylüyorum, onları da kötü çizmenizi istediğim için değil..

Sizin, satırlarınızda dile getirdiğiniz dünyaya nisbetle açısından, yanlış bir yerde durduğunuzu düşünüyor veya yanlış örneklere bakarak değil, bir inancın som örneklerine bakarak, kendinizi bir ‘nefs muhasebesi’nden geçirmenizi tavsiye ediyorum..

‘Dili yok kalbimin, âhh, ondan ne kadar bîzarım..’
 
 



Bu yazı 817 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Temmuz 2008 'Kemalizm, nazizme benziyor!’ diyecek değiller ya..
    • 28 Haziran 2008 ‘Âlimin ölümü, âlemin ölmesi gibidir..’
    • 26 Haziran 2008 Asıl ‘travma’yı, şimdi ‘taife-i laicus’ yaşıyor..
    • 26 Ocak 2008 ‘Yargıçlar Diktatoryası’, tek umut..
    • 15 Ocak 2008 Türkiye, Ortadoğu’da Batı’nın ‘anglo-sakson’ cebhesiyle birlikte..
    • 14 Ocak 2008 ‘Tehlike yükseliyor; öyleyse, ‘kemalizm’de birleşelim!.’
    • 12 Ocak 2008 ‘Entellektüel hurafe: Aydınlanma’konusunda aydınlanmak..
    • 10 Ocak 2008 Ahmed Türk Bey; sözüm sana..
    • 29 Kasım 2007 ‘Bir dokun, bin âah dinle, ‘kâse-i fağfûr’dan..’
    • 11 Ekim 2007 Yarınları, tarihten de ibret alarak, adâlet üzere kurmak cehdi..
    • 9 Ekim 2007 Sadece ülkemiz değil, bütün bölge ‘kaos’lara gebe iken..
    • 6 Ekim 2007 ‘Stalinist yöntemler’ yenilmeye mahkûmdur!.
    • 4 Ekim 2007 Topyekûn savaşa, zaman ve mekânını inancımızın ölçülerine göre hazır olmak..
    • 3 Ekim 2007 ‘Anayasaya göre devlet’ mi; ‘devlete göre anayasa’ mı?
    • 2 Ekim 2007 ‘Taife-i laicus’ softalarının zorbalığı ötekilerden geri mi?
    • 1 Ekim 2007 ‘Sıcak takib’e ‘evet’ deniliyorsa; ‘mütekabiliyet’e de ‘evet’ mi
    • 29 Eylül 2007 Türkiye keşke Malezya olsa!
    • 27 Eylül 2007 ‘Dindarlık-dinsizlik kutublaşması’ en keskin hatlara doğru ilerlerken..
    • 26 Eylül 2007 Milletin önemli sıralaması ile asker’inki uyumlu olmalı değil mi?
    • 25 Eylül 2007 ‘İran’a şeriat, demokrasi vaadleriyle geldi!’ mavalı..

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,966 µs