En Sıcak Konular

Mehmet Şevket Eygi
Milli Gazete

Mehmet Şevket Eygi
0 0 0000

Dünya çapında vasıflı ve güçlü adamlar yetiştirmek



1860’LARDA BULGARİSTAN hadiseleri (Batak vak’ası falan... O tarihlerde Bulgaristan Türkiye’nin bir vilayetiydi.) münasebetiyle Fransa’dan Türkiye’ye gönderilmiş bir zatın Türkiye ile ilgili kitabını, bundan yıllarca önce okumuştum. (Yazarın ve kitabın ismi hatırımda değil...) Orada bir cümle dikkatimi çekmişti, şöyle diyordu:

“Bütün Osmanlı mülkünde Avrupa çapında kültürlü bir tek adam bulamazsınız...”

Bu cümleyi okuduğum vakit hem üzülmüş, hem de derin derin düşünmüştüm...

Aradan bir buçuk asır geçti, artık Osmanlı İmparatorluğu yok. Acaba Türkiye Müslümanları içinde dünya çapında vasıflı, güçlü kişiler var mı?

* DÜŞÜNÜRLER: Eskiden düşünüre mütefekkir denilirdi. Dünya çapında bir mütefekkirin kitapları olması gerekir ve bu kitapların çeşitli dünya dillerine tercüme edilmiş olması icap eder. Cevabı siz verin...

* ROMANCILAR ve EDİPLER: Bunların da romanları, hikâye kitapları, denemeleri, tiyatro eserleri olmalı ve çeşitli lisanlara tercüme edilmiş bulunmalıdır.

* SOSYAL ve KÜLTÜREL KONULARDA BÜYÜK ARAŞTIRICILAR: Bunların da araştırmaları olacak ve dünya dillerine çevrilmiş bulunacak.

* TARİHÇİLER: Birkaç büyük tarihçimiz yok değil. Lakin biz Türkiyeliler hâlâ dört başı mamur şekilde kendi millî tarihimizi bile yazabilmiş değiliz. Türkiye’nin tarihini yazmak öyle kolay değil. İsveç’in tarihini bir iki dil bilerek yazabilirsiniz de, Osmanlı tarihini en az 10 lisana vakıf olmadan ve 30 ülkenin arşivlerine inmeden yazamazsınız.

Müslüman kesimde birinci sınıf akademisyenler yetişti. Bunlar başta İngilizce olmak üzere yabancı dillerle, yabancı ülkelerin üniversitelerinde ders verdiler. Lakin başarılı ve vasıflı bir akademisyen olmak başka şeydir, dünya ve çağ çapında düşünür olmak başka şeydir.

Orhan Pamuk’un romanları birkaç dile çevrildi diyeceksiniz. Orhan Pamuk’un nasıl Nobel kazandığı, nasıl ünlü olduğu bilinen bir şeydir. Onu bir İsmail Kadare ile (Arnavut) bir tutamam.

Şimdi Müslümanlara hitap ediyorum:

Canınızı dişinize takın, ne yapıp yapın ve dünya çapında son derece güçlü, son derece vasıflı, son derece üstün, son derece etkili fikir adamları, edebiyatçılar, sanatkârlar, sosyal konularda araştırıcılar yetiştirin.

Sakın cebir, geometri, fizik, kimya tuzaklarına düşmeyin. Onlar pozitif ilimlerdir, çok önemlidirler ama benim anlattığım şeyler başkadır.

Yukarıda vasıflarını saydığım önemli kimseler nasıl yetişir?

On binlerce öğrenciye ayda 100’er lira burs verilecek ve bunlar yetişecek... Bundan daha aptalca, daha geri zekâlıca bir tasavvur olamaz. Ayda 100 lira bir üniversite öğrencisine cep harçlığı parasıdır. Bir yemek yer, bir çay veya gazoz içer, berberde saçını kestirir, ayağına bir çorap alır... 100 lira çok küçük bir sadakadır. 100 liralık bursla adam olmak mümkün ve muhtemel bir şey değildir.

Adam yetişmesi için iki şey lazımdır:

Birincisi: Nasıl yetişeceğine dair çok ciddî plan, program, reçete.

İkincisi: Bunun için gerekli para. Şimdiye kadar çok yazdım, liseden başlamak, üniversite, yüksek lisans, doktora ve saire... Bunun için 10 seneye yaymak şartıyla en az 1 milyon yeni lira gerekir. Bu paranın, içinden o çocuğun yemesi, içmesi, giyinmesi, barınması için bir kuruş bile ayrılmayacak, sadece yetişmesi için harcanacaktır. Dikkat buyurunuz, harcanacaktır dedim. Çocuğa ve ailesine yüz lira bile para ödenmeyecektir. Bu 1 milyon lira onun yetişmesi için plan ve program dâhilinde harcanacaktır.

Biz Müslümanlarda bu kafa yok... Para var, plan program yok...

Benim bildiğim, Avrupa’da Müslüman kökenli olarak bir Tarık Ramazan var. Bu zat dört lisanla (İngilizce, Fransızca, Almanca, Arapça) çeşitli üniversitelerde ders veriyor. Ben bilmiyorum ama onun gibi 5-6 kişi daha olsun. Bu rakam istisnâ ifade eder, asla yeterli değildir.

1950’li yıllarda İsviçre’de, Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti dışişleri bakanı Haydar Bammat’ın oğlu Necmüddin Bammat vardı. İsviçre gazeteleri onu şöyle anlatırlardı:  “Konferanslarında  ezbere   Eflatun’dan   eski   Grekçeyle, Saint Augustin’den Latince pasajlar okuyor.”

Romancı Halide Edip (Adıvar) çok kültürlü bir kişiydi. Sinekli Bakkal romanını önce İngilizce yazmıştı. Millî Mücadeleden sonra, “Biz Kurtuluş Savaşı’nı bunun için yapmamıştık...” diyerek biriyle bozuşmuş ve yurtdışına gitmişti.

Türkiye Müslümanları kurtulmak, yücelmek, hürleşmek, düşmanlarını yenmek, aziz olmak istiyorlarsa yeterli miktarda vasıflı, güçlü, üstün, etkili düşünürler, sosyal araştırıcılar, dünya çapında tarihçiler, filozoflar, sanatkârlar yetiştirmelidir.

Birkaç istisnai vasıflı kişiyle benim dediğim olmaz.

Bugünkü sadaka burs sistemiyle de olmaz.

Yetiştirebilirsen bir tek büyük fikir adamı yetiştireceksin. Yazdığı eserlerle sadece Türkiye’yi değil, bütün insanlığı aydınlatacak. Kitapları 50-60 lisana çevrilecek, yüzlerce ülkede dikkat ve ilgiyle okunacak.

Böyle adamlar yetiştirmek için nasıl plan ve program yapılmalı? Bu konuda daha önce çok yazdım. Aslında benim haddim değil. İslâmî kesimde o kadar çok büyük, yüksek ve zengin şahsiyetler var ki, bu iş onlara düşer...

Bu yazı 1,124 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 3 Ekim 2008 Hainler İstanbul’u Bu Hale Nasıl Getirdiler?
    • 16 Ağustos 2008 Ergenekon=Jakoben Laikçilik=Resmî İdeoloji
    • 14 Ağustos 2008 Şeriatî Hem Sünnîlik, Hem Şiîlik Açısından Bozuktur
    • 30 Temmuz 2008 Yakın Tarihimize Işık Tutan Büyük Ve Engin Bir Kitap: Üstad Ali Ulvi Kurucu’nun Hatıraları
    • 29 Temmuz 2008 Modern Türkiye’nin kuruluşunda Yahudiler
    • 28 Temmuz 2008 Din Büyüklerinin ve Müslümanların Dikkatlerine 12 Maddelik Islah Projesi
    • 24 Temmuz 2008 Ezana Saygısızlık
    • 21 Temmuz 2008 Hırsızlıkla Namaz Bir Arada Olmaz
    • 18 Temmuz 2008 Darbe Şakşakçılığı Yapanlar Dilerim Beladan Belaya Uğrasınlar
    • 17 Temmuz 2008 Türkiye Halkı Aptal ve Salak mıdır?
    • 16 Temmuz 2008 İsim Vermeden Anonim Tenkitler ve Uyarılar Yapmaya Devam Edeceğim
    • 14 Temmuz 2008 Müslüman Türkiye’de İslâm Devleti İstenemez
    • 14 Temmuz 2008 Müslüman Türkiye’de İslâm Devleti İstenemez
    • 12 Temmuz 2008 İslami tevhid eğitimi
    • 11 Temmuz 2008 Hakkın ve Halkın Hizmetinde Cumhuriyet
    • 10 Temmuz 2008 Yapılabilecekler ve Yapılması Gerekenler Yapılmıyor
    • 8 Temmuz 2008 Ordu ve Din...
    • 5 Temmuz 2008 Baylar Bayanlar Boşuna Protesto Etmeyin Oyun Kuralına Göre Oynanmaktadır
    • 4 Temmuz 2008 Hep Sivas Faciasından Bahs Edip, Başbağlar Katliamından Hiç Bahs Etmemek Zulümdür
    • 3 Temmuz 2008 Fitne Fesat Saçan Gazete

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    140,514 µs