En Sıcak Konular

Mehmet Altan
Star

Mehmet Altan
0 0 0000

Çete risottosu...



Medya gündemi iyice samanlaştı.

Hep süregelen büyük arzularımdan biri de...

Dünyanın en büyük beş saygın gazetesinin ilk birinci sayfasındaki haberlerle...


Türkiye’deki en yüksek satışlı beşin ilk sayfasını her gün karşılaştıracak bir yerleşik sistem kurmak.

Aynı şeyi televizyonlar için de yapmak.

Dünyadaki en saygın beş televizyon haberleriyle bizdekileri gün sektirmeden kıyaslamak.

Bu, dünyadaki gelişmelerden kopuk yerel ve derin bir körleşmeyi önler..

****

Seçim ertesi durum sanki daha da kötüleşti.

İçerik de...

Üslup da...

Seviye de...

Baş aşağı düştü.

‘Çek git’ tartışması...

‘Karımdan sana ne ulan’ tartışması...

‘Şaraplı risotto tartışması’.

Düşünce ve duyguyu taşıdığı için kutsal sayılması gereken yazıya layık görülen bu mu?

****

Yalnız...

Mevcut haberleri dün iç sıkıntısıyla izlerken,’şaraplı risotto’ meselesinin ‘bakan koltuğu’ için kullanılan klasik numaralardan biri olma ihtimali dikkatimi çok çekti.

Çünkü Ankara’nın egemenleri iktidar kavgasını medya üzerinden yaparlar.

İşin doğrusu asla önemli değildir.

Gazetecilik bu nedenle çoktandır ‘habercilikten’ çıkıp ‘propagandacılığa’ dönüştü.

Bu yüzden saygınlığı erimekte.

****

Şaraplı risotto meselesinden söz ediyordum...

Anladığım kadarıyla risotto konusunda bakanın bir hassasiyeti olmuş...

Bu hassasiyetini de epeyce abartılı bir biçimde ifade etmiş.

Bu da ‘iktidar mücadelesi’ için sızdırılmış.

Seçim nedeniyle şu andaki koltuğuna geçici olarak oturmuş olan bakanın bir başka önemli mevkie sıçramasının...

Belki bundan da önemlisi, şimdiki koltuğunu koruma ihtimalinin...

Önü kesilmek isteniyor galiba.

‘Risotto’ meselesinde bakanın ölçüsüz çıkışı, başka manevralar için kullanılıyor sanki.

Eskilerin ‘kendine yakın’ gazetecilere ‘orada şimdi ben olsaydım işleri tereyağından kıl çeker gibi çözerdim, öyle risotto misotto söylentisi çıkmazdı’ türü açıklamalar yazdırma arzusunda olduğunu gördüm gazetelerde.

Zaten konunun dikkatimi çekmesi de bu yüzden.

****

Risotto konusuna gösterilen iştah, seçim sathı mailine girmezden önce teker teker yakalanan çeteler konusunda nedense pek gösterilmiyor.

Halbuki çeteleri yakalayan ‘risotto’ konusunun kahramanı bakan değil mi?

Hatta...

‘İçişleri Bakanlığı koltuğunda ‘geçici’ sıfatını taşıyan bürokratın yerinde ‘kalıcı’ bilinen eski bakan oturuyor olsaydı...

Çetelerin üzerine gidilir miydi, eylemlerin önü kesilir miydi?’

Sorularının etrafta dolaştığına çok şahit oldum.

****

Çetelerin üzerine kararlılıkla gidilmese...

Genel seçim kazasız belasız atlatılır mıydı acaba?

Hudson toplantısında konuşulanlar, hayali olduğu söylenen senaryolar gerçeğe dönüşür müydü?

Ulus’taki patlamanın benzeri bir büyük olay...

Danıştay baskını benzeri bir eylem...

Seçim ortamını zehirler miydi?

Bu sorular pek sorulmadı.

Çetelerin enselenmesi bir şaraplı pilav kadar ilgi uyandıramadı.

****

Benim de kuşkularım bu noktada kabardı.

‘Şaraplı risotto’ tartışması, bakanın ‘dindar’ olduğunu ima için mi?

Tepkisinin gereksizliğini göstermek için mi?

Yoksa ‘çeteleri’ yakaladığı ve bu başarıdan dolayı yıldızının parlama ihtimalinden olmasından mı?

Doğrusu ‘çete’ konusu, ‘risottonun’ çok gerilerinde kalınca, durumu çok da net değerlendiremedim.

****

Keşke...

Şu risotto konusu kadar ‘yakalanan çeteler’ de gündeme gelse de...

Gerçeği anlasak.

‘Çetelerin eskiden neden yakalanmadığı’ konusundaki ayrıntıları öğrensek.

Kısacası...

Bu risotto olayı sadece bir ‘risotto’ olayı mı yoksa bu bir ‘çete risottosu mu?’

Bunu bütün aydınlığıyla bir kavrasak.


Bu yazı 643 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 3 Ekim 2008 Oku bakayım...
    • 16 Ağustos 2008 Beş yıl önce neredeydiniz?
    • 14 Ağustos 2008 Ahmedinejad’la...
    • 12 Ağustos 2008 Saakaşvili Tolstoy okudu mu?
    • 31 Temmuz 2008 ‘Kapatma ama hırpala..’
    • 14 Temmuz 2008 MİT’in Ergenekon listesi...
    • 12 Temmuz 2008 İran savaşı yaklaşıyor mu?
    • 10 Temmuz 2008 Ölümün askerleri
    • 8 Temmuz 2008 Öksüz Çocuk Eldiveni...
    • 5 Temmuz 2008 Dağbaşı
    • 28 Haziran 2008 Bir Türk neye bedel?
    • 26 Haziran 2008 Türkiye-Almanya
    • 21 Haziran 2008 ‘Kamuoyunu TSK çizgisine getirmek’...
    • 13 Haziran 2008 Gerçekten cevap bu mu?
    • 11 Haziran 2008 Askeri sopa ile özen...
    • 2 Haziran 2008 Elitist mi, kitlesel mi?
    • 1 Haziran 2008 Sizi muhatabınız belirler...
    • 28 Mayıs 2008 Sivas’ın doğusu...
    • 25 Mayıs 2008 Danıştay ne karar verecek?
    • 24 Mayıs 2008 Birinci Cumhuriyet’in sonu mu?

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,752 µs