En Sıcak Konular

Muharrem Coşkun
Belgehaber

Muharrem Coşkun
5 Nisan 2010

Debus'un övdüğü, subayın kızdığı gazete



2001 yılıydı.. Askerde bir subay sivilde ne iş yaptığımı sormuştu.. “Gazeteciyim” dedikten sonra, peşinden “hangi gazete?” sorusu gelmişti. Bir çok meslektaşımın aksine hiç komplekse girmeden, tavrını da tahmin ederek, Milli Gazete demiştim.. Subay bir süre durakladıktan sonra, “Haa, şu bizim sakıncalı gördüğümüz gazete dimi?” dedi.

Ben, “anlamadım neden sakıncalı dediniz” diye sorunca, “o gazete dinci, dini yayın yapmıyor mu” diyerek inanılmaz bir karşılık vermişti.

Hemen gecikmeden, “İyi de, dinden bahseden bir gazete neden sakıncalı olur ki” diyerek soruyla cevap vermiştim kendisine..

Merdivenlerde ayak üstü durumdaydık ve kendisi “bu mevzu uzun, sonra tartışırız” diyerek yanımdan uzaklaşmıştı..
Evet, bazılarına göre Milli Gazete sakıncalı, bazılarına göre tehdit.. Milli Gazete bugün Genelkurmay’ın akredite etmediği yayın kuruluşları arasında da yer alıyor.
Olsun böylesi daha güzel..
Diyeceğim o ki; Türkiye’de birilerinin sakıncalı gördüğü Milli Gazete, bugüne  kadar çok sayıda araştırmaya, makaleye konu edindi. Hakkında yazılar yazıldı, müsbet ya da menfi eleştirilerde bulunuldu.

Hatırlar mısınız bilmem; geçtiğimiz yıllarda Fransa’nın ünlü kanalı TV5, 24 Saat İstanbul’u konu alan bir canlı yayın yapmıştı. Daha çok tarihi yarımada ve sur içi İstanbul’unda geçen çekimlerde, kamera bir an gazete bayiine ‘zoom’landı ve iki gazeteyi ekrana getirdi.

Milli Gazete ve Hürriyet..
Her iki gazeteyi de Türkiye’nin ‘etkili iki gazetesi’ olarak ifade etti Fransız televizyonu. Haksız da sayılmazdı. Biri Aydın Doğan’nın ifadesiyle “Devletin gazetesi”, diğeri ise, Milletin gazetesi idi.. (Burada ‘millet’ten kasdımız elbette anasır-ı İslam)
Bu kaçınılmazdı da. Zira şu tartışmasız ki; Milli Gazete 38 yıldır bu ülkede, bu milletin değerlerini referans edinerek yine bu milletin hizmetinde olmaya devam ediyor..
Bugün var olan bir çok refikinin olmadığı yıllarda, çarpık sisteme en  ciddi eleştirileri, muhalefeti tek başına yürüten, İslami düşüncenin bugünlere gelmesinde emeği geçenlere yer açarak, hem ekol, hem de okul vazifesi gördü. Bugün muhafazakar/İslamcı camiada söz söyleyebilen, yazıp çizen pek çok ismin eğitim yeri oldu Milli Gazete..  

YÜKSEK LİSANS TEZİ; MİLLİ GAZETE

Milli Gazete’yle ilgili son çıkan eserlerden birini Almanya’dan Dr. Esther Debus kaleme almış.. Debus bu çalışmayı Almanya’nın Freiburg, Münih ve Bamberg Üniversiteleri’nde Şarkiyat (Türkoloji ve İslam Bilimi) Öğrenimi gördüğü yıllarda Yüksek Lisans tezi olarak hazırlamış..

“Türkiye Cumhuriyeti'nde "Fetva Müessesesi" Çerçevesinde Milli Gazete'de Yayınlanan Fetvalar” çalışması geçtiğimiz günlerde Libra Yayınları arasından çıktı.
Kitapta özellikle, 12 Eylül Darbesinin ardından Milli Selamet Partisi (MSP)’nin kapatıldığı dönemde, 1981 yılında gazetenin duruşu ve yayınlanmış onlarca fetvaya yer verilmiş.
İslam Hukukunda fetvaların tarihi ve işlevi, Laik Türkiye’de Fetvalar, Milli Gazete ile Milli Selamet Partisi ilişkisinin bölümler halinde ele alındığı kitapta, Milli Gazete “Fıkıh Köşesi”nde yayınlanmış, Namaz’dan evlenmeye, mirastan, faize, vergilerden resimlere, devlet düzeninden gayr-ı müslimlerle ilişkilere kadar, pek çok konuda sorulan sorulara verilen cevab irdeleniyor.
Soru sahiplerinin dağılımı, soru tiplerinin de sunulduğu kitapta, Milli Gazete’nin etkisi konusunda da hayli çarpıcı tespitler yer alıyor.
Yazar kitapta, sadece fetvalar ve cevaplarına eğilmemiş elbette.. Seküler/laik bir devlette yaşayan Müslüman toplumun ruh hali, verilen fetva veya dini görüşlerin o toplum üzerindeki etkilerini de ele almış.

Esther Debus’a göre, Milli Gazete, hem verdiği haber, yayınladığı yorum ve içerikle, hem de İslami noktada duruşuyla seküler sisteme ciddi anlamda tavır almaktadır.
Alman akademisyen Debus’a göre, 1928 yılında Anayasa’dan “devletin dini İslam’dır” ifadesinin çıkarılmasıyla birlikte, Mustafa Kemal Cumhuriyetinin, İslam hukukuna dayanan Osmanlı İmparatorluğu geleneğine yüz çevirdiği, dinin siyasetten tamamen ayrıldığı hatırlatılıyor.

MİLLİ GAZETE, ‘RESMİ FETVALAR’A KARŞI GÜVENCE OLDU

Dr. Esther Debus’un yaptığı en çarpıcı analizlerden birini de “fetvaların devlet tarafından kullanılması” ve devletin dine bakışındaki paradoks oluşturuyor. Debus, 11 Nisan 1920 tarihinde Şeyhülislam Dürrizade Abdullah Efendi’nin verdiği fetvayla, Cumhuriyetin ilan edildiğini, Ankara Müftüsü Rifat Börekçi’nin fetvasıyla da Cumhuriyet ve devrimlerinin desteklendiğini hatırlatarak, “Cumhuriyet fetvayla kurulmuştur ama Laik devlet, Müslüman halkı kontrol, için denetim altına aldığı din görevlilerini istediği gibi konuşturmuştur” diyor.
Milli Gazete’nin duruşu ve yayınlanan fetvaların bu noktada önemli bir boşluğu doldurduğu, kontrollü dine karşı gerçek ve özgün bir yapı ortaya koyduğunun belirtildiği kitapta, “Milli Gazetenin fetva köşesinde her türlü konunun hiçbir yaptırımdan çekinmeden, ele alınacağına dair taahhüt, verildiği” hatırlatılıyor.
Aslında kitapta 1 Ocak -31 Aralık 1981 tarihleri arasında konu edilen 410 fetvada ve analizlerde, Milli Gazete’nin Ehl-i Sünnet çizgisinden asla sapmadığı, öte yandan,   devletin talebi üzerine Diyanet görevlilerinin verdiği bazı yorumları düzelttikleri de ifade ediliyor. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın, 19 Aralık 1960 tarihli CHP’nin talebi üzerine çıkardığı “Nüfus Planlaması ve doğum kontrolü”ne verdiği desteğe, Milli Gazete’nin “fetva aktarıcısı” Yusuf Kerimoğlu’nun, “gebeliğin her türlü önlenmesi haramdır. Tek istisnası kadının onayıyla yapılabilecek “azl”dır” Görüşü  örnek veriliyor.

Alman akademisyen Dr. Esther Debus’un da ifadesiyle, Milli Gazete sadece Ehl-i Sünnet’e bağlı durmakla kalmıyor, “Milli Gazete’de verilen mücadele, Teymiye, Muhammed Abduh ve Cemaleddin Afgani gibi reformcularla sınırlı değildir. Dünyevi ve “modernist” akımlar ya da reform talepleri de şiddetle eleştirilmektedir.”

MİLLİ GAZETE; ETKİSİ TİRAJINDAN FAZLA
Alman Akademisyen Dr. Esther Debus, Milli Gazete’de yayınlana fetvalar kitabında sadece fetvalara yer vermiyor. Milli Gazete’nin yüklendiği misyon, Türkiye’de ve İslam dünyasındaki karşılığını da ele alıyor..
Debus, Milli Gazete’yi anlatırken, “Tirajı, onun pek de yaygın olmayan bir gazete olduğunu düşündürse de, yarattığı etki, satış rakamlarının ortaya koyduğundan çok daha güçlüdür” ifadelerine yer veriyor.
Debus, Milli Gazete’nin iç, dış siyasete, ekonomik, kültürel sorunlara ve olaylara dair yapılan yorumlarda dobra dobra davrandığını belirttikten sonra ekliyor; “Hak geldi, batıl zail oldu” sloganına uygun olarak gazete, İslam’ın Türkiye ve yurtdışında (İran Pakistan, Sudan vs.) kaydettiği ilerlemeleri ve “emperyalizm tarafından ezilen Müslümanların” mücadelesini (Afganistan, Sovyet Cumhuriyetleri, Filistin) takip eder.”
Türkiye’de, yaşadığı toplumun değerlerine karşı kullandığı aşağılayıcı ifade ve yorumlarda bulunan bazı aydınların aksine, Yazar Esther Debus’un, bu tarz üsluptan kaçındığı,  objektif bir dil kullandığı da dikkatlerden kaçmıyor. Yayınevinden, Tarihçi Sevgili Rıfat Bali’ye Dr. Esther Debus’un Türkiye’ye gelip gelmediğini sordum. “Gelmez” dedi ve ekledi. “Biz o çalışmayı Almanca’dan çevirerek okurumuza kazandırdık.”

Bu arada ekleyelim, Debus’un doktora çalışmasını da İslamcı düşüncenin ilk yayın organı Sebilürreşad üzerine yaptığını, bu çalışmanın da yine Libra Yayınları’ndan çıktığını öğreniyorum.



Bu yazı 4,602 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 5 Nisan 2010 Debus'un övdüğü, subayın kızdığı gazete

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    8,592 µs