En Sıcak Konular

Avni Özgürel
Radikal

Avni Özgürel
0 0 0000

Gerçek gündem ve eğlence



Herkes kendi işini avukata verip başkasının işini yapmaya soyundu sanki.
Asker hükümetin işini, hükümet savcının işini, savcı basının işini, basın hükümetin işini, mahkeme siyasetin işini görüyor. Ve hepsinin gördükleri işlerin ülkenin gerçek derdiyle fazla bir alakası yok!
Dert belli: İşsizlik, yoksulluk!
Bıçağın kemiğe dayandığı tablonun üstüne bir de batıda kopan fırtına gelmekte!Tartıştığımız konuları alabildiğine sündürüşümüze baktığımda aklıma çakalın avladığı etin çürümesini bekleyip mundar ettikten sonra yemesi geliyor.
Gündeme geldiğinde derhal soruşturma açarak, istifa ya da azille hızla neticelenmesi sağlanabilecek konular hergün  temcit pilavı gibi önümüzde. Ve başlangıçta infial duyduğumuz olayları indire kaldıra kanıksamaya başlıyoruz. Yolsuzluk, suiistimal, rüşvet, hırsızlık, haksızlık.
Sonuçta ‘Burası Türkiye!’ deyip çıkıyoruz işin içinden. Nitekim dünkü gazetelerin hiçbirinin birinci sayfasında bir hafta önce tartıştığımız konulardan eser yoktu! Bayram keyfini
kaçırmama isteği bahane. Gerçek şu ki, sıkıldık! Tepkiler, ‘Olduysa oldu yapacak bir şey yok...’ düzeyine inmiş durumda. Deniz Baykal, ‘Bayram sonrası yeni sürprizler olabilir’
demiş Murat Yetkin’le konuşurken. Sanırsınız hazret müjdeli haberler verecek!
Oysa, Kemal Kılıçdaroğlu’nun haftalardır Mehmet Mir Dengir Fırat’la ilgili olarak dile getirdiği iddiaların ardından Çankaya Belediye Başkanı’nın itiraf niteliğindeki ses kaydı ortaya çıktığında ‘Derhal görevden çekil’ demesini beklerdim CHP liderinden. ‘Çekil ki, sağlıklı soruşturma yapılabilsin’ demesini beklerdim. Ama hey hak, ne gezer! ‘Zahit Akman soruşturma neticesini beklemesin hemen istifa etsin, Kanal-7’ciler neden hâlâ serbest? Ama bizim adam tahkikatın neticesini beklesin. Önyargılı olmayalım, hukuk, mukuk!‘ Göreceksiniz Muzaffer Eryılmaz kendisini Melik Gökçek’in yaptıklarını, Gökçek’in oğlunun dernek, spor kulübü vs. faaliyetlerini gündeme getirerek savunacak. Tıpkı Şener Şen’in rahmetli Kemal Sunal’la birlikte oynadığı filmlerde canlandırdığı karakterlerin, çevirdikleri dolaplar ortaya çıktığında ‘Yaptım ama sor bakalım niye yaptım’ demesine benzer bir durum.
Kesinlikle hayret falan ediyor değilim bu duruma. Aksine şaşıranlara şaşırıyorum.
Bizde bu iş oldum bitti böyle.
Öte yandan yığınlar işsiz ve her geçen gün yenileri ekleniyor o kalabalığa. İşi olan da zorda. Çalışmak, üretmek adeta suç. İrili ufaklı binlerce işyeri kapandı, bir o kadarı kapanmanın sınırında. Gazetelerin üçüncü sayfalarını işgal eden adli vakaların büyük çoğunluğunu temelinde aynı sebep var: işsizlik, açlık, yoksulluk! İntiharlar, cinayetler, aile içi şiddet, fuhuş. Doğruysa İstanbul’da 600 bin, Ankara’da 300 bin insan belediyenin yardımıyla ayakta. Bu sayının ülke çapında ne seviye olduğunu varın siz hesabedin. Açlık sınırı, yoksulluk sınırı v.s. Çoktan aştık bunları.
Çözülmenin bütün işaretleri mevcut aslında.
Bu tabloda laiklik endişesini dile getiren çevrelerin söylemlerine bakıp gülmek geliyor içimden. İslam’ın öngördüğü ölçülerin acaba hangisi var ortada, İslamlaşıyoruz da ben mi fark etmiyorum diye düşünüyorum. Diyanet İşleri Başkanı’nın bile çirkin bulduğu klasik mimarinin beton kopyaları yeni camiler, başını örten, haşema giyen kadınların çoğalması, içki yasaklamaları, ya da akla gelebilecek bilumum başka dindarane görüntü. Bunlar mı ürküten?
Oysa bunların hiçbiri bence tablonun gerçeğini gizlemeye yetmiyor. Sakillik diz boyu.
Ve bu durum ülke yeni bir ahlak anlayışı, yeni bir üretim heyecanıyla silkinene kadar böyle süreceğe benziyor. Ramazan Bayramınızı iç açıcı, nükteli, eğlenceli satırlarla kutlamayı isterdim. Ama tatilin ardından hafta başında perdeyi açtığımızda nasıl bir Türkiye’yle karşılaşacağımızı bile bile nanik yapmak içimden gelmedi...



Bu yazı 2,291 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 18 Nisan 2010 Doğum gününde sevgiliyi hatırlamak...
    • 3 Ekim 2008 Gerçek gündem ve eğlence
    • 14 Ağustos 2008 Bir test, 2 bin ölü!
    • 30 Temmuz 2008 İddianamenin şifresi
    • 12 Temmuz 2008 Ordu ne düşünür?
    • 2 Temmuz 2008 AKP davası ve Ergenekon
    • 26 Haziran 2008 Travma!...
    • 21 Haziran 2008 Yeni dönemde Tayyip Erdoğan ve...
    • 12 Haziran 2008 Yargı kılıf işlevi görmeye başlarsa!..
    • 28 Mayıs 2008 Kritik dönemeç
    • 21 Mayıs 2008 Mahkeme nasıl kışkırtılır?
    • 14 Mayıs 2008 Sahtelik, devlet ve siyaset
    • 8 Mayıs 2008 Erdoğan’ın yol haritası
    • 30 Nisan 2008 CHP değişirse her şey değişir!..
    • 23 Nisan 2008 Laikliği masaya yatırmak!
    • 16 Nisan 2008 Perdeyi kaldırmak
    • 9 Nisan 2008 AKP nasıl kurtulmaz?
    • 2 Nisan 2008 Tayyip Erdoğan
    • 26 Mart 2008 Başımıza gelenler...
    • 19 Mart 2008 Siyasi tarihin ayıplı sayfaları

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,556 µs