En Sıcak Konular

Ahmet Altan
Taraf

Ahmet Altan
0 0 0000

Yavaşlık



Milan Kundera, Yavaşlık isimli kitabında bu “hız dünyasında” yavaşlığın erdemlerini anlatır.


Hatırlamak için yavaşlarız ona göre.


Unutmak içinse hızlanırız.


Gözden kaçırdığı bir ayrıntıyı yeniden gözünün önüne getirmek, o anı yeniden zihninde şekillendirmek isteyen birinin adımlarının yavaşladığını fark ederiz.


Kendisini rahatsız eden bir gerçeğin hayalinden kurtulmaya uğraşan biri ise adımlarını hızlandırır.


Yaşama biçimimiz de öyle değil midir?


Geçmişi anımsamak, onu tekrar yaşamak istiyorsak hayatın içinde yavaşça dolaşırız, daha ziyade kendi köşemizde eski duyguları bir daha ele geçirmeye uğraşırız.


Unutmak isteyen biri ise kendini hızlıca hayatın içine fırlatır, o hareketli temponun istenmeyen anıları silmesini bekler.


Bu, insanlar için doğrudur herhalde.


Ama söz konusu Türkiye devleti ve siyaseti olduğunda, insanlara ait bu “yavaşlık” teorisi tam tersine döner.


Biz yavaşlayarak unutmaya uğraşırız.


Yavaşlarız ve yavaşlatırız.


Bizim âlemimizde yavaşlık unutkanlığı getirir.


Buna inanırız.


Yavaşlık neredeyse bir “virtüöz” becerisiyle kullanılır.


Sadece bugünkü haberlerden ikisine baksak “yavaşlığa” verilen değeri görürüz.


AKP’li bir yönetici CHP tarafından çok ciddi bir biçimde yolsuzlukla suçlanıyor.


Ana muhalefet partisi arka arkaya belgeler yayınlıyor.


Sorular soruyor.


Ve, AKP’li yönetici doyurucu cevaplar veremiyor.


Vermesi de zor gibi görünüyor.


İktidar partisinin, bu kadar önemli bir suçlama karısında “hızla” hareket etmesi, olanı biteni aydınlatması, ya kendi yöneticisine hesap sorması ya da topluma hesap vermesi gerekmez mi?


Gerekir.


Peki, AKP öyle mi yapıyor?


Hayır.


Gayet ağırdan alıyor.


Yavaşça hareket ediyor.


Bu yavaşlığın, yaşananları unutturması için bekliyor sanki.


Hızla tepki vermesinin olayı büyüteceğini, “unutulmaz” hale getireceğini hesap ediyor sanırım.


Kıpırdamıyor bile.


Partiden dişe dokunur bir açıklama yok.


Bir tepki de yok.


CHP’nin elindeki belgelere karşılık bir şey söyleyemiyor.


Kendi yöneticisini de sigaya çekemiyor.


Biraz ışığa yakalanmış bıldırcın şaşkınlığı var hallerinde.


Öyle duruyorlar.


Bu yavaşlık, olayı unutturmaya yetecek mi?


Eskiden olsa belki yeterdi.


Ama bunca gazetenin çıktığı, bunca televizyon kanalının yayın yaptığı bir ülkede artık “yavaşlık” eskisi kadar başarıyla “unutturmayı” beceremiyor.


Aksine, “yavaşlayan” kuşku yaratıyor.


Devlet ise bu konularda AKP’den çok daha başarılı.


Yavaşlıkla çok daha uzun zaman kazanıyor hatta genellikle “unutturmayı” da beceriyor.


Daha doğrusu beceriyordu.


Artık devlet de zorlanıyor.


Önceki gün Ergenekon davası kapsamında emekli bir albay tutuklandı.


Yakalanan albaya baktığınızda, onun adının Susurluk Raporu’nda geçtiğini görüyorsunuz.


Devlet adına “tetikçilik yapan Kürt itirafçılar, albayın “komutanları” olduğunu söylemişler.


Bu tetikçiler, “faili meçhul” olarak kayıtlara geçen birçok cinayetin faili.


Albay da onların komutanı.


Adı biliniyor.


Tanıklar var.


Ama albay, bu olaylarla ilgili iddialar ortaya atıldıktan, kayıtlara geçtikten 12 yıl sonra yakalanıyor ancak.


Buna “yavaşlık” demez misiniz?


Bu süre içinde albayı unutturmayı da başarmışlar.


Eğer albayın Ergenekon’la ilişkisi saptanmasa ya da böyle bir ilişkiden kuşkulanılmasa belki de bütün bu iddialara rağmen ona hiç kimse dokunmayacak.


Ama Ergenekon meselesi “hızlanınca” albay da yakalandı.


Tabii bugüne kadar bu “yavaşlık” sayesinde paçasını kurtaran çok insan oldu.


Yeni olaylara karışmayanların çoğu bir yerlere sinip saklandı, üstlerine devletin böyle işlerde kullandığı o karanlık pelerini örtüldü.


Gözden kaybolup gittiler.


Ama zaman değişiyor.


Türkiye’nin alışkanlıkları ve hızı da değişiyor.


Eskiden yakalanmayanlar şimdi yakalanıyor.


Bu olumlu bir gelişme.


Yaşadığımız bu olumlu aşamada, bundan kendine bir başarı payı çıkarma hakkına sahip iktidar partisi ise yöneticisiyle ilgili yolsuzluk iddiaları karşısında devletin eski refleksini gösteriyor.


Halbuki bunun yürümeyeceğini en iyi kendilerinin bilmesi gerekir.


Bunca tutuklama onların döneminde yapıldı.


Sanırım birisinin onlara hatırlatmasında yarar olacak:


Artık “yavaşlık” olayı unutturmuyor, unutulan “yavaşlayan” oluyor.


AKP, yolsuzluk iddiaları karşısında bu kadar yavaş davranırsa, seçmenleri bu partiyi unutur.


Hem de AKP’nin sandığından daha “hızlı” yapar bunu.



Bu yazı 701 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 19 Ağustos 2009 Mafya, TÜSİAD, Türkiye...
    • 3 Ekim 2008 Korkmalı mıyız?
    • 16 Ağustos 2008 Yavaşlık
    • 14 Ağustos 2008 Ne oldu şimdi?
    • 12 Ağustos 2008 Ayıklamak
    • 30 Temmuz 2008 Dışarıda kim kaldı?
    • 18 Temmuz 2008 Yalanlar, gerçekler, sorular...
    • 16 Temmuz 2008 Çete
    • 14 Temmuz 2008 Emine
    • 12 Temmuz 2008 Dindarlar ve demokrasi...
    • 5 Temmuz 2008 Darbe ve medya
    • 28 Haziran 2008 Solculuk ve dindarlık, zavallılık mıdır?
    • 27 Haziran 2008 Bir darbe yandaşı
    • 26 Haziran 2008 Travma
    • 21 Haziran 2008 'Düşman değiliz be paşalar'
    • 13 Haziran 2008 Yeni sorun ihtiyacı...
    • 12 Haziran 2008 Anlamak için...
    • 2 Haziran 2008 Altınların parlaklığı...
    • 1 Haziran 2008 Fırsatçılık ve pusu
    • 28 Mayıs 2008 Her Türk asker doğar

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,367 µs