En Sıcak Konular

Ahmet Altan
Taraf

Ahmet Altan
0 0 0000

Dışarıda kim kaldı?



Horace McCoy’un bir romanı vardı gençliğimde okuduğum.

“Mafyanın dışında kim kaldı” başlığını taşıyordu.


O başlığı daha önce de hatırladığım oldu.


Şimdi ise bu soru hayatımızın ortasına oturdu.


“Ergenekon’un dışında kim kaldı?”


Bugünkü manşetimiz ülkeyi sarsacak sanırım.


Ülkeden önce bizi sarstı itiraf edeyim ki.


Bir MİT belgesinde ana muhalefet partisi liderinin adını, bir örgüt şemasına yerleştirilmiş olarak görmek çok sık rastlanılacak bir şey değil.


MİT, 2003 yılında Başbakanlık’a gönderdiği Ergenekon şemasında Deniz Baykal’ın adını veriyor.


Bu şema, iddianamenin eklerine de konulmuş.


Bir iki güne kadar açıklanacak.


Biz daha önce bu belgeden haberdar olmuş, böyle bir belge olduğunu duyurmuş ama kimseyi suçlamamak için isim vermemiştik.


Ama belge iddianameye girince bir “haber” haline geldi, isimleri saklamanın anlamı kalmadı.


Çünkü çok yakında zaten herkes bu belgeyi görecek.


Bu belgeye dayanarak Baykal’ın suçlu olduğunu ilan etmek haksızlık olur ama Baykal’ın adının böyle bir belgede geçmesi bile çok şaşırtıcı.


İlişkilerinin ne olduğunu, böyle bir şemanın neye dayanılarak hazırlandığını, iddianamenin ekleri yayınlandığında daha net bir şekilde öğreneceğiz.


Bu aşamada Baykal’ın “Ergenekon avukatlığına” bu kadar gözü kara bir şekilde soyunmuş olması elbette ciddi bir talihsizlik olarak gözüküyor.


Ergenekon’u “önemsiz” göstermek için gereğinden fazla uğraşıyor.


İddianamenin ciddi olmadığını söylüyor.


Ama Danıştay baskınını yapan katilin parmak izlerinin Cumhuriyet Gazetesi’ne atılan bombada bulunduğunu, o bombaların Ergenekon’un cephaneliğinden çıkan bombalarla aynı kafile numarası taşımasını görmezden geliyor.


Doğrusu ya insan Baykal’ın, Ergenekon bombalarıyla Danıştay saldırganının Cumhuriyet’e attığı bombalar arasındaki bağı nasıl açıkladığını merak ediyor.


Bu bağ hiç mi ilgi çekici gelmiyor?


Baykal, Ergenekon cephanelikleri hakkında ne düşünüyor?


Emekli subayların evlerinde kilolarca patlayıcının bulunmasını çok mu normal karşılıyor?


O patlayıcılar ne için biriktirildi?


O patlayıcıların sahibi olarak yakalanan emekli asker, “o bombaları çöplükte bulduğunu” söylemişti, bu açıklama Baykal’a inandırıcı geldi mi?


Radikal


Bu haber de mi hiç ilgisini çekmedi?


Baykal, Ergenekon çetesini aklamaya bir politikacı için gereğinden fazla çaba harcıyor.


Daha soğukkanlı durabilir, bu iddianamenin hazırlanmasıyla ilgili eleştirilerini daha mesafeli bir şekilde dile getirebilirdi.


Ortada bu kadar çok bomba, cephane, silah, telefon kaydı varken “ben bu örgütün avukatıyım” demek, sanırım bir parti lideri için bu davaya fazla angaje olmak anlamına geliyor.


Bu “angajman” politikanın gereklerini aşıyor çünkü.


Umalım ki bu, Baykal’ın kendini “muhalefet etme” güdüsüne fazlaca kaptırmış olmasından kaynaklansın.


Ergenekon davası, Türkiye’nin yakın tarihinin en önemli davası.


Devletin ve toplumun nerdeyse bütün zerrelerine sızmış gibi gözüken bu örgütle ilgili davayı küçümsemeye çalışanlar olduğunu biliyorum.


Onlar, nedense, bunu siyasi partiler arasında bir çekişme gibi görüyorlar.


Darbe isteyen bir örgütü, “siyasetin parçası” olarak görmek bana biraz tuhaf geliyor doğrusu.


Bizim Ergenekon’un bir benzerini İtalyanlar “P2 Locası” örgütüyle karşılaştıklarında yaşadılar.


O örgütün içinden çok ünlü politikacılar, işadamları, askerler, istihbaratçılar çıktı.


Onlar da “komünizm tehlikesine” karşı örgütlendiklerini söylüyorlardı.


Çoğu mahkûm oldu.


İtalyanlar, hangi nedenle olursa olsun, içinde kim bulunursa bulunsun, “yasadışı” bir örgütün devleti de toplumu da çürüteceğini bizden çok önce fark ettiler.


Ve gereğini yaptılar.


Türkiye’nin de arınmasının zamanı geldi.


Devletin bir parçasının hukukun dışına çıkmasına Türkiye uzun yıllar izin verdi, devlet korumasındaki mafyaların ortalığı haraca kestiklerini, mafyanın mahkemelerin yerini aldığını gördük.


Şimdi toplum sırtındaki bu ağır yükü atabilmek için silkiniyor.


Atacak da…


Başka bir çaremiz yok.


Bu hukuksuzluk bu ülkeyi çok ezdi.


Çok insan öldü, çok insan acı çekti.


Acıdan ve ölümden kurtulabilmek için “silahı” hayatımızdan çıkarmamız gerekiyor.


Bunun için de ilk iş çeteleri yakalayıp yargılamak.


Çeteler yokmuş gibi davranmak değil.


Bombaları görmezden geldiğinizde, o bombalar, onun ya da bunun eliyle sonunda halkın üzerine atılıyor.


Siyasetçilerden beklenen, o halkı korumaları, çeteleri değil.

gazetesi, iddianameye dayanarak, Ergenekon bombalarıyla Şırnak’ta ele geçirilen Hizbullah bombalarının da aynı kafileden olduğunu açıkladı.

Bu yazı 679 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 19 Ağustos 2009 Mafya, TÜSİAD, Türkiye...
    • 3 Ekim 2008 Korkmalı mıyız?
    • 16 Ağustos 2008 Yavaşlık
    • 14 Ağustos 2008 Ne oldu şimdi?
    • 12 Ağustos 2008 Ayıklamak
    • 30 Temmuz 2008 Dışarıda kim kaldı?
    • 18 Temmuz 2008 Yalanlar, gerçekler, sorular...
    • 16 Temmuz 2008 Çete
    • 14 Temmuz 2008 Emine
    • 12 Temmuz 2008 Dindarlar ve demokrasi...
    • 5 Temmuz 2008 Darbe ve medya
    • 28 Haziran 2008 Solculuk ve dindarlık, zavallılık mıdır?
    • 27 Haziran 2008 Bir darbe yandaşı
    • 26 Haziran 2008 Travma
    • 21 Haziran 2008 'Düşman değiliz be paşalar'
    • 13 Haziran 2008 Yeni sorun ihtiyacı...
    • 12 Haziran 2008 Anlamak için...
    • 2 Haziran 2008 Altınların parlaklığı...
    • 1 Haziran 2008 Fırsatçılık ve pusu
    • 28 Mayıs 2008 Her Türk asker doğar

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    8,577 µs