En Sıcak Konular

Ahmet Altan
Taraf

Ahmet Altan
0 0 0000

Yalanlar, gerçekler, sorular...



Ergenekon çetesiyle ilgili belgeler yayınlıyor ve çetenin bütün bağlantılarının açığa çıkmasını istiyoruz ya...

Psikolojik savaş elemanı gibi çalışan gazeteciler buna hakkımızda çeşitli yalanlar söyleyerek cevap veriyor. 

Paramızın kaynağına, gazetenin basıldığı yere, bu gazetenin sahibinin “çocuklarının eğitim hayatı”na, gazetemizin yazarlarının nereye, hangi destek ve bursla gittiğine ilişkin utanmazca yalanlar bunlar.

Bir kısmı hemen aynı gün ortaya çıkan yalanlar.

Doğrulara cevap verebiliyorlar mı? Yalan söylemekten vazgeçiyorlar mı? Hayır.  

Yalanlarına devam ediyorlar mı? Evet.

Neden peki? Sığınacakları tek yer yalan çünkü.

Oysa bizim bütün hesaplarımız açık. Siz, cesaretiniz yetiyorsa kendi gazetelerinizin hesaplarını yazsanıza.

Ve Susurluk’a karşı çıkan gazeteler şimdi neden Ergenekon’u savunuyor?

Yalanlar bu cevabı saklamak için değil mi? 
İnsanın doğru bir yolda ilerleyip ilerlemediğini arada sırada kontrol etmesi gerekir.


Başkalarını bilmiyorum ama benim bu konuda bir ölçüm vardır.


Eğer tartıştığınız kişiler, yalandan başka bir şey söyleyemiyorlarsa, doğru yoldasınız demektir.


Ben size bir iki örnek vereyim.


Biz Ergenekon çetesiyle ilgili çeşitli belgeler yayınlıyoruz ve bu çetenin bütün bağlantılarının ortaya çıkmasını istiyoruz ya...


Bizim bu yaklaşımımıza gelen cevaplar ne?


Psikolojik savaş elemanı gibi çalışan gazetecilerin hakkımızda söyledikleri.


Bir tanesi, bizim gazetenin Zaman Gazetesi’nin matbaasında basıldığını söyledi.


Basılabilir de, neticede bir yerde bastıracağız bu gazeteyi.


Ama söylediği yalandı.


Sadece bizim gazetenin künyesine bakması yeterdi gerçeği görmesi için.


Orada yazıyor gazetenin hangi matbaada basıldığı.


Ama o yalan söylemek istiyordu ve utanmıyordu.


Bir tanesi, bu gazetenin sahibinin “çocuğunu” parasızlık yüzünden kolejden alıp devlet okuluna verdiğini yazdı... Hâlbuki gazetenin sahibi iki kardeşin de çocuğu yok.


Bir başkası, genç kuşağın en ilgi çekici edebiyatçılarından biri olan, bizim gazetenin yazarlarından Leyla İpekçi’nin “Amerika’ya Fethullah Gülen’in bursuyla” gittiğini yazdı.


İpekçi açıklama yaptı.


“Hayatımda Amerika’ya gitmedim.”


Yalanı söyleyen utandı mı?


Yoo... Zaten bu çocukların “görevli” olduklarından kuşkulanmamın nedeni bu inanılmaz arsızlıkları... Bu kadar utanmazca davranabilmek için “görevli” olmak gerekiyor bence... Ancak özel bir eğitimle insan bütün vicdanını ve utanç duygusunu böylesine kaybedebilir çünkü.


Bizim gazetenin “Fethullahçılar’dan” para aldığını da ileri sürdüler.


Böyle bir para aldığımıza dair “belge” değil, en küçük bir kuşku yaratacak “bağlantı” göstersinler gazeteyi kapatacağız... Bunu söyledik.


Bizim bu söylediğimize bir cevap verebildiler mi?..


Hayır.


Yalan söylemeye devam ediyorlar mı?


Evet.


Niye peki?


Yalandan başka sığınacakları bir yer yok çünkü.


Geçen gün de ayda 30 milyar maaş aldığımı okudum.


Yılda 360 milyar lira ediyor.


Bu parayı bir yerde harcıyor ya da biriktiriyor olmalıyım.


Benim ayda bu kadar para aldığımı kanıtlayan herkese bu parayı da, bundan sonra kazanacağım bütün paraları da bağışlayacağım.


İşte zengin olma fırsatı.


Böyle biri çıkacak mı?


Hayır.


Niye yalan söylüyorlar?


Yalan söylemekten başka ne yapabilirler ki?


Sadece bu adamlar değil, “sureti haktan” görünen bazı eski dostlar da bizim için “para kaynaklarını açıklasınlar” diyorlar.


“Para kaynağı,” bu gazetenin sahipleri... Epeyce zorlanıyorlar... Bu zor durumda sadece Mehmet Betil yardım etti, gerekirse de ortak olacak...


Başka bir kaynak olduğunu gösterin, gazeteyi kapatalım.


Benim söylediklerimin doğru olmadığını gösteren tek bir belge ya da tek bir “işaret” bulun, bir daha gazetecilik yapmayayım.


Bu yazdıklarımdan sonra yalanlarından vazgeçecekler mi?


Sanmam...


Çünkü görevleri yalan söylemek...


Ve utanmamak.


Şimdi bizi böyle yalanlarla geriletmeyi aklından geçirenlere söyleyeyim.


Biz, böyle yalanlarla gerilemeyiz.


Bütün hesaplarımız açık.


Siz, cesaretiniz yetiyorsa kendi gazetelerinizin ve patronlarınızın hesapları hakkında aynı açıkyüreklilikle yazsanıza...


Batırılan bankaların, kendi bankasından kendi şirketine aktarılan paraların, devlet eliyle zenginleşmenin hesabını versenize.


Kendi patronlarınızın paraları nerelerden bulduğunu açıklasanıza.


Birinizin bile böyle bir yazı yazmaya yüreği yetmez.


Patronlarınıza “parayı nerden buldun” diye soramazsınız.


Onlar da zaten açıklayamaz.


Hadi, bütün gazete patronları hesaplarını açıklasın... Biz varız... Siz var mısınız?


Yetiyor mu cesaretiniz?


O yazıları basan patronlarınızın cesareti yetiyor mu?


Cesaretleri yetiyorsa, hodri meydan.


Siz yalancısınız...


Dürüst tek kelime yazma yeteneğiniz ve gücünüz yok.


Şimdi bizimle ilgili yalanlara açıklık getirdiğimize göre...


Üç günden beri sorduğum ve bir türlü kimseden cevabını alamadığım soruyu bir daha sorayım.


Zamanında Susurluk’a karşı çıkan gazetelerle yazarlar şimdi neden Ergenekon’u savunuyorlar?


Susurluk’un varlığı konusunda onları ikna eden kanıt neydi ki o kanıtı Ergenekon için bulamıyorlar?


İşte bu soruya cevap veremiyorlar.


Bütün bu yalanlar da bu soruya verilemeyen cevabı saklamak için zaten.



Bu yazı 1,562 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 19 Ağustos 2009 Mafya, TÜSİAD, Türkiye...
    • 3 Ekim 2008 Korkmalı mıyız?
    • 16 Ağustos 2008 Yavaşlık
    • 14 Ağustos 2008 Ne oldu şimdi?
    • 12 Ağustos 2008 Ayıklamak
    • 30 Temmuz 2008 Dışarıda kim kaldı?
    • 18 Temmuz 2008 Yalanlar, gerçekler, sorular...
    • 16 Temmuz 2008 Çete
    • 14 Temmuz 2008 Emine
    • 12 Temmuz 2008 Dindarlar ve demokrasi...
    • 5 Temmuz 2008 Darbe ve medya
    • 28 Haziran 2008 Solculuk ve dindarlık, zavallılık mıdır?
    • 27 Haziran 2008 Bir darbe yandaşı
    • 26 Haziran 2008 Travma
    • 21 Haziran 2008 'Düşman değiliz be paşalar'
    • 13 Haziran 2008 Yeni sorun ihtiyacı...
    • 12 Haziran 2008 Anlamak için...
    • 2 Haziran 2008 Altınların parlaklığı...
    • 1 Haziran 2008 Fırsatçılık ve pusu
    • 28 Mayıs 2008 Her Türk asker doğar

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,768 µs