En Sıcak Konular

Mehmet Şevket Eygi
Milli Gazete

Mehmet Şevket Eygi
0 0 0000

Türkiye Halkı Aptal ve Salak mıdır?



SORU: Bazılarının dediği gibi Türkiye halkı geri zekâlı, aptal ve salak mıdır?

CEVAP: Kesinlikle değildir. Ancak bu cevabın bir “lâkiiin”i vardır.

Kötü ideoloji, kötü eğitim, bozuk toplum, şerir medya ve daha bir sürü fenalık halkımızın bir kısmını sersemletmiş, akılsız hale getirmiştir.

Dünyanın en akıllı, en zeki (akıl ile zekâ arasında ince farklar vardır), en firasetli çocuğunu uyuşturucu, içki, seks, bâtıl inançlar, peşin fikirler, çeşit çeşit beyin yıkamalar, ideolojik radyasyonlar, ahlâkdışı eğlenceler ile birkaç sene içinde dünyanın en aptal, en sersem, en şaşkın, en salak, en terbiyesiz, en karaktersiz zombisi, canlı cenazesi haline getirebilirsiniz.

Türkiye’nin kaç nesli (kuşağı) kasıtlı olarak cahil bırakılmıştır.

Kasıtlı olarak ahlâksız ve karaktersiz yapılmak istenmiştir.

Kasıtlı olarak uyuşturucuya alıştırılmıştır.

Kasıtlı olarak seks manyağı yapılmıştır.

Rahmetli Profesör Mümtaz Turhan, cahilleri ikiye ayırırdı:

1. Okula gitmemiş, okuma yazma bilmeyen cahiller.

2. Okula gidip okuma yazma öğrenmiş cahiller.

Bizde 1928’den bu yana okullara gidip, okuma yazma öğrenen ve okuma yazma öğrenmeyen üçüncü bir cahil sınıfı türetilmiştir.

Türkiye isimli bir ülkede yaşıyor, anadili Türkçe ve dedelerinin mezar taşlarını okuyamıyor. Sadece mezar taşları mı?

Tarihî binaların kapılarındaki Türkçe kitabeleri okuyamıyor.

Dünyanın en büyük yazmalar kütüphanesi olan Süleymaniye Kütüphanesindeki Türkçe yazma kitapları okuyamıyor.

Başbakanlık Devlet Arşivi’ndeki Türkçe tarihî belgeleri okuyamıyor.

Ya Rabbi! Bu ne korkunç cahilliktir.

Zekâ hakkında bilinmesi gereken temel bilgiler şunlardır:

1. Her insanın bir IQsu vardır. (Zekâ katsayısı)

2. IQ’su 130’un üzerinde olanlar süper zekâlıdır. 100 civarında olanlar iyi zekâlıdır. 70 ve aşağısı zekâ özürlüdür. Zekâ özürlü bir kimse özel okullarda, özel bir eğitimle yetiştirilebilir, sorumlu ve mükellef bir vatandaş olarak yaşayabilir.

3. Doğuştan/yaratılıştan çok parlak zekâya sahip olan bir çocuk kötü eğitim, kötü toplum, kötü aile muhiti içinde bozulabilir ve aptallaşabilir.

4. Zekânın türleri vardır: a) Tekniğe, matematiğe yönelik “hendesî zekâ”, b) Edebiyata, felsefeye, sanata yönelik “ince zekâ” c) Nadiren bu iki zekâya birden sahip olanlar vardır. Fransızların meşhur Pascal’ı gibi... ç) Sönük, donuk, orta zekâlar...

Türkiye’mizde doğuştan/yaratılıştan çok zeki çocuklar resmî ideoloji, kötü eğitim, kötü ortam, çeşitli sabotajlar yüzünden körletilmekte, aptallaştırılmaktadır.

Yüce İslâm dininin temel prensiplerinden biri “Aklı olmayanın dini de yoktur” prensibidir.

Müslümanların birinci vazifesi aklını/zekâsını korumaktır.

Anneler babalar, evlatlarının akıl ve zekâları üzerine titremelidir.

Çağımızda dehşet verici bir beyin yıkama faaliyeti gözleniyor.

Hakiki İslâm tarikatları, mensuplarının akıl ve zekâlarını geliştirir, onları olgun Müslümanlar yapmak için çalışır.

Bozuk tarikatlar ve cemaatler; bağlılarının, taraftarlarının, müntesiplerinin akıl ve zekâlarını dumura uğratır, onları düşüncesiz ve beyinsiz robotlar haline getirir.

Türkiye’deki Müslümanların haline bakınız:

Ümmet şuuru kalmamış... Yüzlerce hizbe, fırkaya, cemaate, gruba, kliğe bölünmüş... Üniter bir hiyerarşi yok... Bir İmam-ı Kebir veya Müminlerin Emiri yok... Her kafadan ayrı bir ses çıkıyor... Birinin ak dediğine öteki kara diyor... Dinsizler bölüp parçaladıkları Müslümanları koyun sürüsü gibi güdüyor... Bütün bu fenalıklar akılların dumura uğramış, zekâların körleşmiş, vicdanların nasırlaşmış olmasından kaynaklanmaktadır.

Bazı hastalıklar rehabilitasyon tedavisiyle izale edilebilir.

Alkolik bir kimseyi, aylarca süren bir tedaviden sonra normal hale getirebilirsiniz.

Uyuşturucu tedavisi de böyledir.

Kötü eğitim, kötü ideoloji, kötü ortam, kötü medya yüzünden zekâ özürlü hale gelen vatandaşlarımızı öyle bir iki kuru nasihatle akıl sağlığına kavuşturmak mümkün olmaz. Çok ciddi bir rehabilitasyon tedavisine ihtiyaç vardır. Bunu kim yapacak?

İslâmî kesimde bu konuda niyet var mıdır?

Teşebbüs/aksiyon var mıdır?

Ciddi bir plan ve program var mıdır?

Peygamberimiz (aleyhisselatü vesselam) “Hesaba çekilmezden önce sen kendi muhasebeni yap” buyuruyor. Akıllı Müslüman kendini, amellerini, tavır ve hareketlerini, davranışlarını sorgulayabilen kimsedir.

Akıllı Müslümana yanlış peşin hükümler yakışmaz.

Türkiye’de millî kimliğe ve millî kültüre hizmet eden iyi bir düzen veya sistem olsa, genç nesilleri bilgi/kültür, ahlâk/aksiyon, estetik/güzellik boyutlarında çok iyi, çok güçlü şekilde yetiştiren bir eğitim olsa bu ülke kısa zamanda Japonya’yı da geçer.

Türkiye’nin Müslüman çoğunluğunu aptallaştıranlar, cahil bırakanlar, sersemletenler bu ülkeye en büyük kötülüğü yapmışlardır ve yapmaktadırlar.

Yerli halkının kasıtlı olarak cahil bırakıldığı, yabancılaştırıldığı bir ülke kesinlikle bağımsız değildir.

Çeşit çeşit sömürge vardır:

1. Klasik sömürge: Vaktiyle Angola ve Mozambik, Portekiz sömürgesiydi.

2. Sovyet tipi sömürgecilik: Marksist Sovyetler Birliği’nde birlik üyesi ülkeler aslında sömürgeydi. Polonya gibi Doğu Bloğu ülkeleri de bir tür sömürgeydi.

3. İçten, kendinden sömürge: Ülkedeki küçük bir egemen azınlık, birinci sınıf vatandaş ve idareci olur. Halk çoğunluğu ise sersemletilmiş, aptallaştırılmış, faydasına ve zararına olan şeyleri ayırt etmekten âciz sürü derekesine indirilmiştir.

Türkiye Müslümanları gerçekten kurtulmak, hürleşmek, mutlu ve haysiyetli olmak istiyorlarsa, akıllarını ve zekâlarını kelepçeleyen cahiliyye zincirlerini kırmak zorundadırlar.

Bu o kadar kolay bir iş değildir.

Benim bir teklifim var: Tez elden okuma bilmeyenlerimiz 1928’den önce bu ülke halkının bin yıldan fazla kullanmış olduğu millî yazı ile okumayı öğrenmeye başlasınlar. Bunu hepimiz yapabiliriz.



Bu yazı 2,341 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 3 Ekim 2008 Hainler İstanbul’u Bu Hale Nasıl Getirdiler?
    • 16 Ağustos 2008 Ergenekon=Jakoben Laikçilik=Resmî İdeoloji
    • 14 Ağustos 2008 Şeriatî Hem Sünnîlik, Hem Şiîlik Açısından Bozuktur
    • 30 Temmuz 2008 Yakın Tarihimize Işık Tutan Büyük Ve Engin Bir Kitap: Üstad Ali Ulvi Kurucu’nun Hatıraları
    • 29 Temmuz 2008 Modern Türkiye’nin kuruluşunda Yahudiler
    • 28 Temmuz 2008 Din Büyüklerinin ve Müslümanların Dikkatlerine 12 Maddelik Islah Projesi
    • 24 Temmuz 2008 Ezana Saygısızlık
    • 21 Temmuz 2008 Hırsızlıkla Namaz Bir Arada Olmaz
    • 18 Temmuz 2008 Darbe Şakşakçılığı Yapanlar Dilerim Beladan Belaya Uğrasınlar
    • 17 Temmuz 2008 Türkiye Halkı Aptal ve Salak mıdır?
    • 16 Temmuz 2008 İsim Vermeden Anonim Tenkitler ve Uyarılar Yapmaya Devam Edeceğim
    • 14 Temmuz 2008 Müslüman Türkiye’de İslâm Devleti İstenemez
    • 14 Temmuz 2008 Müslüman Türkiye’de İslâm Devleti İstenemez
    • 12 Temmuz 2008 İslami tevhid eğitimi
    • 11 Temmuz 2008 Hakkın ve Halkın Hizmetinde Cumhuriyet
    • 10 Temmuz 2008 Yapılabilecekler ve Yapılması Gerekenler Yapılmıyor
    • 8 Temmuz 2008 Ordu ve Din...
    • 5 Temmuz 2008 Baylar Bayanlar Boşuna Protesto Etmeyin Oyun Kuralına Göre Oynanmaktadır
    • 4 Temmuz 2008 Hep Sivas Faciasından Bahs Edip, Başbağlar Katliamından Hiç Bahs Etmemek Zulümdür
    • 3 Temmuz 2008 Fitne Fesat Saçan Gazete

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    11,527 µs