En Sıcak Konular

Ahmet Altan
Taraf

Ahmet Altan
0 0 0000

Bir darbe yandaşı



Herkesin kendi hücresinde çığlık çığlığa bağırdığı bir tımarhanede yaşar gibiyiz.
Herkes bağırıyor...
Herkesin sesinde ve öfkesinde delice bir şeyler var.
Ama kimse kimseyi duymuyor.
Sanırım bir gazetenin bugün yapması gereken ilk şey, “hücreler” arasındaki duvarları yıkmak olmalı.
“Öbür hücreden” gelen çığlığı ilk kez duyanların büyük bir şaşkınlık ve kızgınlık hissedeceğini biliyorum.
Bunu biliyorum ama duymamanın bir çare olmadığını da biliyorum.
İnsanlar, kendileriyle aynı görüşte olmayanların ne düşündüğünü de öğrenmeliler.
En çılgınca, en aykırı fikirleri de tartışabilmeliler.
Önceki gün “12 Eylül’de darbeden çok zarar görmüş bir ODTÜ mezunundan” bir mektup aldım...
Darbeden “zarar görmüş” olmasına rağmen bugün darbeyi destekliyor.
Benim için askerî bir darbeyi desteklemekten daha büyük bir “ayıp” yok.
Ama “ayıp” deyip geçemeyiz, bunun niye ayıp olduğunu, neden ülkeye çok zarar vereceğini de anlatmalıyız.
Önce mektubu bir okuyalım.
“Sizin gibi aydın, namuslu ve zeki bir insanı anlamakta gerçekten zorluk çekiyorum.
Genelde düşüncelerinizin ekseni, hümanizm ve bilim oluşturmalıdır diye düşünüyorum ama yazdıklarınızı okudukça hayretler içinde kalıyorum.
Bazılarını anlıyorum, para ve yönetim arzusu gibi “insanca” zaaflarını hoşgörebiliyorum ama sizi çözemiyorum.
Okuma zahmetinden kaçmamanız için yazımı kısa ve öz tutacağım;
1. Sınıfsız toplum hariç hiç bir toplumsal yapıda “saf” demokrasiden bahsedilemez.
2. Batıdaki burjuva “demokrasi”si metropol ülkelerdeki sınıfların sınırlı mutabakatıdır.
3. Kemalist devrim gerçek bir ulusal Kurtuluş Savaşı’ndan sonra çok güç şartlarda inanılmazı başarmış, birçok eksiğine rağmen batı demokrasisine atılan bir adımdır.
4. Bugüne kadar süregelen Kemalist diktatörlük bu sistemin özüdür.
5. Bugünkü temel çelişki şeriat yanlılarıyla Kemalist diktatörlük yanlıları arasındadır.
6. Türkiye’de şeriat tehlikesi yoktur tezi büyük bir palavradır. Başta ABD ve AB emperyalizmi olmak üzere, metropol ülkelerin tamamı Türkiye’deki şeriat yönetimiyle (Arap ülkeleri, Pakistan, Malezya vs gibi) daha rahat yönetim peşindedir.
7. Bu ülkedeki her insan bu iki temel çelişkiden birini en azından bugün seçmek zorundadır
8. Demokratların, daha da önemlisi hümanistlerin desteği bugün için en azından maalesef Kemalistlerin yanında olmalıdır.
9. Şeriatın ne olduğunu, onu bırak dinin ne olduğunu bilimsel düşünmeye alışmış bir insana anlatmama gerek yoktur sanırım.”
Safını ve yerini çok keskin ve net bir biçimde belirlemiş birinin mektubu bu.
Bu mektubu şöyle kısaca madde madde bir tartışalım önce.
“Saf” demokrasinin bulunmaması, demokrasinin bugünkü haline ulaşmak istememize engel değildir herhalde.
Demokrasinin sınıfların mutabakatı olarak çıkmış olması, o zamanlar demokrasiye sahip olamayan Türkiye’nin demokrasiye hiçbir zaman sahip olmayacağı anlamına mı geliyor? Geç kaldık diye matbaayı, televizyonu kullanmaktan vaz mı geçmeliydik?
Kemalizm Batı demokrasisine nasıl adım attı? Benim görebildiğim kadarıyla, Kemalizm “Batı tarzı diktatörlüğe” adım attı. İkisi arasında büyük fark var. Öyle değil mi?
Kemalist diktatörlüğün bu sistemin özü olduğu görüşüne ben de aynen katılıyorum. Yaşadığımız baskıcı düzenin özü Kemalizm’dir.
Bugünkü temel çelişkinin tanımı konusunda aramızda ciddi bir görüş farkı var. Bence temel çelişki “dünyaya açılmak isteyen, halk iradesine önem verenlerle”, “dünyaya kapalı, bürokratik bir egemenliği sürdürmek isteyenler” arasında.
Türkiye’de şeriat tehlikesinin işaretleri neler? Türkiye’nin geçmişinde, Osmanlı’da dahil, ne zaman gerçek bir şeriat var? Avrupa Birliği, “tam üyelik” adayı bir ülkenin neden şeriatla yönetilmesini istesin? Türkiye’nin turizm ve ihracat gelirlerine baktığınızda, bu rakamlarda şeriatın alt yapısını görüyor musunuz?
Bence de iki görüşten birini seçmek gerekiyor. Demokrat, hür, dünyayla bütünleşmiş bir ülke mi olacağız? Dünyaya sırtını dönmüş, askerî bir diktatörlükle yönetilen, baskıcı bir toplum mu olacağız?
Demokratlar, gerçekten demokrasi istiyorlarsa Kemalistlerin karşısında olmalı. Kemalizm demokrasiye aykırı militarist bir rejim çünkü.
Dindar değilim ama dinle ilgili bir fikrim var. Ancak dinden korkmayan, diniyle barışık, dinini kültürünün bir parçası olarak özümlemiş bir toplumun huzura kavuşacağına inanıyorum.
Böyle tek bir yazıyla kimsenin kimseyi ikna edemeyeceğini biliyorum.
Ama dinden bir çıkar beklemeyenlerle, bir diktatörlükten çıkar beklemeyenlerin “içten” tartışmalarının bir sonuca varacağını ve bu ülkedeki birçok oyunu bozacağını sanıyorum.
Bu tartışma, hiçbir işe yaramasa bile birbirinin zıddı görüşlerin aynı tartışma platformunda yan yana durmasını sağlar ki... Bu bile önemli bir gelişme sayılır şu günlerde.


Bu yazı 637 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 19 Ağustos 2009 Mafya, TÜSİAD, Türkiye...
    • 3 Ekim 2008 Korkmalı mıyız?
    • 16 Ağustos 2008 Yavaşlık
    • 14 Ağustos 2008 Ne oldu şimdi?
    • 12 Ağustos 2008 Ayıklamak
    • 30 Temmuz 2008 Dışarıda kim kaldı?
    • 18 Temmuz 2008 Yalanlar, gerçekler, sorular...
    • 16 Temmuz 2008 Çete
    • 14 Temmuz 2008 Emine
    • 12 Temmuz 2008 Dindarlar ve demokrasi...
    • 5 Temmuz 2008 Darbe ve medya
    • 28 Haziran 2008 Solculuk ve dindarlık, zavallılık mıdır?
    • 27 Haziran 2008 Bir darbe yandaşı
    • 26 Haziran 2008 Travma
    • 21 Haziran 2008 'Düşman değiliz be paşalar'
    • 13 Haziran 2008 Yeni sorun ihtiyacı...
    • 12 Haziran 2008 Anlamak için...
    • 2 Haziran 2008 Altınların parlaklığı...
    • 1 Haziran 2008 Fırsatçılık ve pusu
    • 28 Mayıs 2008 Her Türk asker doğar

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,314 µs