En Sıcak Konular

Ali İhsan Karahasanoğlu
Vakit

Ali İhsan Karahasanoğlu
0 0 0000

HEP’in 1991’de Demirel’e verdiği desteği DTP 2007’de, Gül’den esirgiyor!..



<>
Zaman zaman Kürt kökenli okuyucularımızın eleştirilerine muhatap oluruz. Onların hatırlatmaları ile biz de kendi kendimizi sorgularız.
 

“Acaba Kürt sorunu olarak veya Güneydoğu sorunu olarak ya da az gelişmiş bölgelerimiz sorunu olarak; bazı insanlarımızın sorunlarına yeterince yer vermiyor muyuz?” diye..

Yapacağımız özeleştiride, her konudaki eksikliğimizle paralel bir eksikliğimiz olduğunu kabul ederim. Ama bu konuya özel ve farklı bir eksikliği kabul etmem mümkün değil.

Aslında problem bizden değil, o soruna daha değişik açılardan yaklaşılmasını isteyenlerden kaynaklanıyor.. Kürt sorununa (veya Güneydoğu sorununa) insani açıdan değil de, kendi ideolojileri noktasından yaklaşılmasını isteyen, özellikle de bu konuyu tekeline alan sol kökenli çevrelerin propagandası ile, mütedeyyin insanların bu soruna yeterince el atmadığı görüşü kamuoyuna pompalanıyor.

Peki bu yaklaşımda haklılık payı var mı?

Kürt sorunu diye tanımlanan, benim daha çok Güneydoğu sorunu diye tanımlamak istediğim sorunda, olayı alıp kendi pencerelerinden takdim eden, bugünkü DTP’de toplanan ve mütedeyyin insanların kendilerine gerekli ilgiyi göstermediğini ileri süren kesim ne derece haklı?

Bu kesimin kendi ideolojilerini gerçekleştirmek için Kürt vatandaşlarımızı istismar ettiği, bu arada devletin de konuya; insani açıdan yeterli hassasiyeti göstermediği için, sonuçta ortaya bir kısır döngü çıktığı bir vakıa değil mi?

Felsefi izahlar, somut örneklerle desteklenmediği müddetçe; ne anlaşılabilinir, ne de doğru-yanlış tartışmasında bize bir açılım sağlayabilir.

O halde somut örnekle konuşalım..

Tarih 1991. Ahmet Türk başkanlığındaki HEP, SHP ile işbirliği yaparak girdiği TBMM’de, Demirel’in başbakanlığındaki hükümete, güvenoyu veriyor.

Hatip Dicle’si ile,Leyla Zana’sı ile..

Evet farklı hükümet alternatifleri olabileceği halde, Süleyman Demirel’in başbakanlığına onay veren, destek veren o Ahmet Türk ve arkadaşları, bugün 2007 yılına girdiğimizde, Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanlığına ise mesafeli yaklaşıyor.

Önce şartlar dayatıyorlar.

Arkasından da Ufuk Uras’ın ağzından, “TBMM’ye gireceğiz ama, Abdullah Gül’e oy vermeyeceğiz” açıklaması yapıyorlar!

Şimdi tavandaki bu politikacılarla temsil edilen Kürt taban biraz düşünsün bakalım.. Oyunu DTP’nin desteklediği bağımsızlara veren vatandaşlarımız bir tefekkür etsinler bakalım, “AbdullahGül’e oy vermeyeceğiz” demek, Güneydoğu’da yaşayan vatandaşlarımızın genel yaklaşımı olabilir mi?

Hele hele Süleyman Demirel’e bile destek veren siyasi çizgideki isimler, bugün Abdullah Gül’e destek vermek için nazlanıyorlarsa, burada Güneydoğu’yu temsilde bir sorun yok mudur?

Hani Abdullah Gül yerine, desteklenebilecek farklı bir aday olsa, diyeceğim ki, “Kendilerini daha yakın hissettikleri bir adayları var, onu tercih edecekler..”

Öyle bir aday da yok.

Sırf derinlerden alınan bir mesajı ifa için, bu tavrı sergiliyorlar..

Evet haklarını yemeyelim; TBMM’ye girmeyerek hepten tavır koyabilirlerdi.. 

Ama o kadarı da artık; uyuyan herkesi uyandırırdı. DYP ve ANAP’ın başına gelenleri gördükten sonra, kalkıp da “Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde TBMM’ye girmiyoruz” demek, gerçekten taban ile ipleri tümüyle koparmak demek olacaktı..

Onun içindir ki “TBMM’ye gireceğiz ama, Abdullah Gül’e oy vermeyeceğiz” orta yolunu bulmuşlar!

Oysa gidelim Güneydoğu’ya, soralım halka..

“Abdullah Gül’e oy verilmemesini istiyoruz” diyen kaç tane seçmen çıkar acaba? Üç mü, beş mi?

Bugünkü tabloda, “Abdullah Gül’e oy verilmemeli. Oylar boş kullanılmalı” diyen seçmen sayısı, bir elin parmak sayısını geçer mi acaba?

O yönde görüşü olan CHP’nin, bölgedeki büyük hezimeti ortada.. O hezimet gösteriyor ki, Güneydoğu halkı, bu yaklaşımlara tepkili..

Ama DTP’liler, bölgenin nabzını en iyi tutan parti olarak kendilerini gösterseler de, Güneydoğu’nun tercihinden, yeterince ders alamamışlar demek ki..

İşte Güneydoğu sorununa, mütedeyyin insanların yeterince sahip çıkmadıkları iddiasının arka planında bu sorunlar yatıyor!

Güneydoğu’yu temsil konumundaki kişilerin, Güneydoğu halkından kopuk yaklaşımları..

Güneydoğu halkı dindarlığı ile ön plana çıkarken, temsilci olarak belirledikleri isimlerin,  CHP’nin bir başka versiyonu olarak, yine sol kafalı kimlikler olması..

Tabii ki o sol kafalarla örtüşemeyiz.

Onlarla paralel yaklaşımlarda bulunamayız.

Ama Güneydoğulu halk ile paralelliğimiz, aynı inancın mensupları olmamızdan kaynaklandığı gibi, kim olursa olsun mağdur herkese sahip çıkma ilkemizden de destek alıyor..

Umarım, DTP milletvekilleri, 1991’de Demirel’e verdikleri desteği, 2007’de Abdullah Gül’den esirgemezler..

Aksi takdirde, Güneydoğu’nun tabanı ile tavanı arasındaki uçurum, daha da belirginleşecektir!



Bu yazı 622 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 3 Ekim 2008 Anlayana sivri sinek anlamayan davul zurna sinek ee..
    • 16 Ağustos 2008 Maliye Bakanlığı cevap verdi, ya diğerleri?
    • 14 Ağustos 2008 Fikret Bila, namazdan niye rahatsız oluyor?
    • 14 Temmuz 2008 Onların gücü, bizim ‘dik duruş’ eksikliğimizden!
    • 12 Temmuz 2008 Yasakçı Tuğcu, böyle saçmaladı!
    • 5 Temmuz 2008 Ergenekon’da öyle, AK Parti’yi kapatmada böyle!
    • 28 Haziran 2008 RTÜK bile uyursa, Anayasa Mahkemesi ne yapacak ki?
    • 27 Haziran 2008 “Bedevi”nin arkasındaki gerçek!
    • 21 Haziran 2008 Doğan saldırılarının arkasında ne var?
    • 13 Haziran 2008 Bak sen, şu ANKA kuşuna!
    • 12 Haziran 2008 “Sı-nır-lı-dır” ne demek, izah etseniz ya!
    • 1 Haziran 2008 50 yıllık gazeteciden(!) gazete düşmanlığı!
    • 28 Mayıs 2008 ‘Kapatma kararı’ndan daha vahim olan..
    • 25 Mayıs 2008 Tartışma örtü yasağıysa, MHP’nin safı neresi?
    • 24 Mayıs 2008 Yargıtay, kapatılmamaya “heves”’ dedi!
    • 21 Mayıs 2008 CHP % 95, AK Parti % 4.. Normal mi bu?
    • 19 Mayıs 2008 ‘Köşeler babamızın malı mı?’dan ‘gazeteler babamızın çiftliği’ne!
    • 14 Mayıs 2008 Bir dönem, emekliliklerle kapanıyor!
    • 10 Mayıs 2008 Hataların sebebi, yargıya baskı mı?
    • 10 Mayıs 2008 Hataların sebebi, yargıya baskı mı?

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,191 µs