En Sıcak Konular

Ahmet Altan
Taraf

Ahmet Altan
0 0 0000

Altınların parlaklığı...



Laflar şakırdamaya başladı mı benim kuşkum artar.
Çünkü şakırtılı bir hamaset her zaman bir “kofluğu” ya da yalanı gizlemek için kullanılır.
Siz hiç, “binlerce şehidin kanıyla sulanmış bu topraklarda yakalandığınız boğaz enfeksiyonu ancak büyük önderimiz sayesinde iyi olacaktır,” diyen bir doktora rastladınız mı?
Böyle konuşan bir doktora gider misiniz?
Doktor, hastalıktan emin olduğunda net konuşur.
“Boğaz enfeksiyonu var.”
Arkasından da reçetenizi yazıp ilacınızı vererek tedavinize başlar.
Tıbbın ciddiyeti bunu gerektirir.
Peki, hukuk tıptan daha az ciddi bir iş midir?
Yargıtay Başsavcısı’nın, AKP’nin kapatılması için verdiği mütalaayı okudunuz mu?
2008 yılında açılan bir parti kapatma davasında başsavcı şöyle diyor:
“Kurtuluş Savaşı sadece yabancı işgalcilere karşı değil, onun içteki işbirlikçisi irticaya, din istismarcılarına karşı da verilmiştir. İrticanın kendi ulusuna ihanetleri, Kurtuluş Savaşı ile de sınırlı değildir. Cumhuriyet kurulduktan sonra da Şeyh Saitler, Derviş Vahdetiler İngiliz altınlarının parıltısıyla ve şeriat devleti-hilafet çığlıklarıyla ayaklanmışlar, binlerce şehit kanı dökmüşlerdir.”
Eee, madem öyle kapatalım o zaman AKP’yi... Yani bu kadar ikna edici bir “iddia” karşısında kim bir siyasi partinin kapatılmasına karşı çıkabilir?
Vahdetiler “İngiliz altınlarının parıltısıyla” ayaklandıklarına göre AKP’nin mutlaka kapatılması gerekir.
Başsavcının sözleri karşısında ikna olmamak mümkün mü?
“Binlerce şehidin kanının döküldüğü bu topraklarda yakalandığınız boğaz enfeksiyonu...”
Yargıtay Başsavcısı doktor olsaydı herhalde teşhisini de böyle ifade ederdi.
Pek de etkili olurdu.
Üstelik bizim başsavcımız sadece “açık” olanı değil, “gizli” olanı da görebiliyor.
“AKP, laikliğe aykırı faaliyetleri nedeniyle kapatılan FP’de liderlik mücadelesi veren, kaybedince de ayrılan bir ekip tarafından kurulmuştur. FP’nin siyasi deneyiminden ders çıkarmış, siyasi amaçlarına açık eylem ve söylem yerine birkaç aşamada ve örtülü bir programla ulaşmayı hedeflemiştir.”
Yani bayıldım bu açıklamaya.
“Benim elimde hiçbir kanıt ve belge yok ama bu partiyi kapatmak istiyorum” cümlesi bundan daha veciz ifade edilemezdi.
Şu cümleyi bir daha okuyun.
“Siyasi amaçlarına açık eylem ve söylem yerine...”
Bu ne demek?
“Ortada suçlanacak açık bir eylem ve söylem yok” demek.
Peki, ne var?
“Örtülü bir program var.”
Başsavcı “örtünün” altını nasıl görüyor?
Onu bilemiyoruz.
O başsavcı... Canının istediğini görür... Örtünün altını üstünü...
Hatta o kadar yeteneklidir ki olmayanı bile görür.
Öyle biri o...
Bir tür röntgen cihazı.
“Açık eylem ve söylem yok ama örtülü bir şey var...”
Bu net “kanıt” karşısında kim “siyasi bir partiyi kapatmayalım” diyebilir ki?
Belki Avrupalılar.
Ama biliyorsunuz, onlar bize düşman, o yüzden hukuk deyince mutlaka “kanıt olması” gerektiğini söylüyorlar.
Dostumuz olsalar, bir partinin kapatılması için somut kanıtlar ararlar mı?
Bakın başsavcı, halkın ve bu ülkenin dostu, o yüzden de kanıt falan aramıyor.
“Binlerce şehit, parlayan altınlar, Derviş Vahdeti, açık olmayan eylemler, örtülü programla” bir partiyi kapatmak istiyor.
Zaten bu Avrupa Birliği denilen şey sadece “düşman” değil, aynı zamanda “aptal ve saf”, AKP onların bu “aptallığından” yararlanarak “AB ile müzakere sürecini laikliğe aykırı faaliyetler için uygun ortam olarak değerlendirmiş, ülkemizde kendi siyasal gelişimi ve hedeflerine engel olarak gördüğü bazı kurumları tasfiye etmek-etkisizleştirmek için kullanıyor.”
AB ile müzakere ettin mi rahatça laiklikten uzaklaşabilirsin çünkü bu AB laiklikten nefret eden bir “teokratik” düzendir... Kim ki AB ile müzakere eder, mutlaka gizli bir “şeriat” hevesi vardır.
Biz zaten Viyana kapılarına dayanmış ataların ahfadıyız...
Şahlanıyor da aman kolbaşının kır atı...
Aslında bu AB dedikleri habisler, açık eylem ve söylemlerle olmasa da “örtülü programlarla” elde edilmiş şeriatçılar birliğidir.
Ve, asıl kapatılması gereken melanet de odur, lakin bazı “düşmanlar” başsavcıya AB’yi kapatma yetkisi vermiyorlar.
“AB’nin karakteri Derviş Vahdetiler ve parlak İngiliz altınlarıdır.”
Örtünün altını görüyorum, örtünün altını.
Kimse görmüyor, bir ben görüyorum, bir de başsavcı görüyor.
Hukukun hası budur mirim.
“Binlerce şehidin kanıyla sulanmış bu topraklarda sizde biraz asabiyet ve saçmalık var...”
Yaşasın hukuk ve mambo İtaliano...
Oleyyyy...


Bu yazı 571 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 19 Ağustos 2009 Mafya, TÜSİAD, Türkiye...
    • 3 Ekim 2008 Korkmalı mıyız?
    • 16 Ağustos 2008 Yavaşlık
    • 14 Ağustos 2008 Ne oldu şimdi?
    • 12 Ağustos 2008 Ayıklamak
    • 30 Temmuz 2008 Dışarıda kim kaldı?
    • 18 Temmuz 2008 Yalanlar, gerçekler, sorular...
    • 16 Temmuz 2008 Çete
    • 14 Temmuz 2008 Emine
    • 12 Temmuz 2008 Dindarlar ve demokrasi...
    • 5 Temmuz 2008 Darbe ve medya
    • 28 Haziran 2008 Solculuk ve dindarlık, zavallılık mıdır?
    • 27 Haziran 2008 Bir darbe yandaşı
    • 26 Haziran 2008 Travma
    • 21 Haziran 2008 'Düşman değiliz be paşalar'
    • 13 Haziran 2008 Yeni sorun ihtiyacı...
    • 12 Haziran 2008 Anlamak için...
    • 2 Haziran 2008 Altınların parlaklığı...
    • 1 Haziran 2008 Fırsatçılık ve pusu
    • 28 Mayıs 2008 Her Türk asker doğar

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,566 µs