En Sıcak Konular

Ahmet Altan
Taraf

Ahmet Altan
0 0 0000

Fırsatçılık ve pusu



Fırsatçılık bir milli haslet haline gelmiş gibi görünüyor.
Bir yandan fırsatçılığı ayıp buluyoruz, bir yandan da bundan vazgeçemiyoruz.
Şu son “dinleme rezaletine” bakın.
Günlerdir bunu tartışıyoruz.
Ve, sonunda gerçek ortaya çıkıyor.
Bir fırsatçılık yarışması gibi bütün olay.
CHP Genel Sekreteri’ni arayan Vakit gazetesi, “açık kalan” telefondan duyduğu konuşmaları yayınlamış.
Genel Sekreter Önder Sav’ın telefonuyla Vakit Gazetesi’nin telefonu arasındaki hattın 44 dakika açık kaldığını gösteren Telekom kayıtları ortaya çıktı.
Olayın, Vakit gazetesinin söylediği gibi olduğu anlaşıldı.
Olanların hepsi aslında ayıp tanımının içine giriyor.
Vakit gazetesi, “açık unutulan” bir telefondan dinlediği “özel konuşmaları” yayımlıyor.
Bence hiç kimsenin, hiçbir gazetenin bunu yapmaya hakkı yok.
Bu, bizim gazete de dahil herkesin benimsemesi gereken bir ölçü bence.
Tam anlamıyla bir fırsatçılık bu.
Üstelik Vakit bu konuşmayı “esrarengiz” bir yoldan ele geçirmiş gibi sundu.
Vakit’in fırsatçılığı CHP’ye başka bir fırsatçılığın yolunu açtı.
Ana muhalefet partisi, “parti binalarının dinlendiğini” iddia etti.
Günlerce aynı iddiayı dillendirdi.
Önder Sav, Vakit Gazetesi’nin kendisini aramış olduğu gerçeğini açıkça kabul etmekten kaçındı.
Gensoru verdi.
Hâlbuki işin aslının ne olduğunu Sav, sadece cep telefonunu kontrol ederek görebilirdi.
Büyük bir ihtimalle gerçeğin ne olduğunu ta baştan beri biliyorlardı ama bundan kendilerine siyasi bir çıkar sağlamak istediler.
İktidar partisinin “dinleme işini organize ettiğini” ileri sürdüler, Deniz Baykal olayı Watergate’e benzetti.
Gündemi belirlediler.
Sonunda yalan söylediği anlaşılacak bir partinin gündemi kısa süreliğine belirlemesinin, o partiye nasıl bir yarar sağlayacağını anlamak pek de kolay değil.
Zaten, Başbakan Erdoğan da bunun acısını onlardan çıkarttı.
Dün yaptığı konuşmayla CHP’yi yerden yere vurdu.
AKP bu olayda “en haklı” taraf gibi gözüküyor ama bence orada küçük bir soru işareti var.
AKP iktidarının, skandalın daha ilk gününde işin gerçeğini öğrenmemiş olma ihtimali çok düşük.
Kesinlikle iddia etmek mümkün değil elbette ama bence AKP işin aslını biliyordu, CHP’nin çılgın bir fırsatçılıkla bunu istismar etmesini birkaç gün seyretti.
Futbol diliyle söylersek “kambura yattı” ve CHP’nin paldır küldür yuvarlanmasına imkân sağladı.
CHP de yuvarlandı.
Medya da “dinleme skandalında” ayağına gelen “fırsatı” kaçırmadı doğrusu.
Herkes iktidara vurdu.
Bizim gazete de buna dahil.
Biz, “devletin kulaklarının uzadığını” söyledik.
Tabii Vakit’in ve CHP’nin fırsatçılığının en kötü yanı da bu oldu.
Devletin dinleme işinde ölçüyü kaçırmaya yatkın olduğunu hep biliyoruz.
Binlerce “elemanla” insanları dinliyorlar.
Ama bu son olayda “devletin” suçsuz çıkması, dinleme konusundaki ciddi şüpheleri birden ikinci plana attı.
Devlet aklanıverdi.
Hayatımızın birkaç gününü anlamsız bir fırsatçılığın kurbanı olarak geçirdik.
Vakit bence ahlak sınırlarını zorlayan bir gazetecilik hatası yaptı.
CHP ise, Deniz Baykal başkan olduğu sürece “ana muhalefet partisi olmanın” ağırlığına ve ciddiyetine sahip olamayacağını bir kez daha kanıtladı.
Kışkırtıcılığa fazla abanıyorlar.
Bunun için yalan söylemeye bile razı gözüküyorlar.
Herhalde daha ağırbaşlı, daha sakin, daha dürüst ve daha saygın bir toplum haline geleceğiz bir gün.
Ama o zamana kadar sık sık “fırsatçılıklarla”, yalanlarla karşılaşacağız.
Zavallı ömrümüzün zavallı günleri de saçmalıkları tartışmakla geçecek.


Bu yazı 598 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 19 Ağustos 2009 Mafya, TÜSİAD, Türkiye...
    • 3 Ekim 2008 Korkmalı mıyız?
    • 16 Ağustos 2008 Yavaşlık
    • 14 Ağustos 2008 Ne oldu şimdi?
    • 12 Ağustos 2008 Ayıklamak
    • 30 Temmuz 2008 Dışarıda kim kaldı?
    • 18 Temmuz 2008 Yalanlar, gerçekler, sorular...
    • 16 Temmuz 2008 Çete
    • 14 Temmuz 2008 Emine
    • 12 Temmuz 2008 Dindarlar ve demokrasi...
    • 5 Temmuz 2008 Darbe ve medya
    • 28 Haziran 2008 Solculuk ve dindarlık, zavallılık mıdır?
    • 27 Haziran 2008 Bir darbe yandaşı
    • 26 Haziran 2008 Travma
    • 21 Haziran 2008 'Düşman değiliz be paşalar'
    • 13 Haziran 2008 Yeni sorun ihtiyacı...
    • 12 Haziran 2008 Anlamak için...
    • 2 Haziran 2008 Altınların parlaklığı...
    • 1 Haziran 2008 Fırsatçılık ve pusu
    • 28 Mayıs 2008 Her Türk asker doğar

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,686 µs