En Sıcak Konular

Ali İhsan Karahasanoğlu
Vakit

Ali İhsan Karahasanoğlu
0 0 0000

Savcı ‘yazılı olmayan kural’ derse, hukuk bitmiştir!



“Yargı tarafsızdır” diyorlar.. Gelin de siz onu, benim külahıma anlatın.
Alın işte, Yargıtay’da görevli bir savcının açıklamasını size aktarayım. Üstelik sıradan bir savcı da değil, birçok Yargıtay hakimi, Yargıtay savcısının üye olduğu YARSAV’ın da başkanı olan bir isim bu.. Ve açıklamayı da, o derneğin başkanı sıfatı ile yapıyor!
Hiç kimseden izin aldığını sanmıyorum ama, dışardan bakıldığında, bir anlamda, onlarca Yargıtay hakimi ve Yargıtay savcısı adına açıklama yapmış oluyor!
Bahsini ettiğim Yargıtay savcısı, Ömer Faruk Eminağaoğlu. Diyor ki tarafsız savcımız; “Hakkında resmi bir itham, yani açılmış bir kamu davası bulunan ve devam eden kişilerin, devletin itibarı yönünden Cumhurbaşkanı adayı olmaması beklenilen bir davranıştır.”
Savcımıza “12 Eylül darbesine yetişmiş miydin sen? Darbe yapan, dolayısıyla idamlık suç işleyen Kenan Evren, sözde halk oylaması ile kendisini Cumhurbaşkanı yaparken sen ne yapıyordun?” diye sorsak, “Ortaokula gidiyordum.. O general, darbe suçunun faili olduğu halde Cumhurbaşkanı seçilirken, ben ne yapabilirdim ki?” diyecektir.
O zaman bir soru daha yöneltelim, “Kenan Evren için darbe suçundan dava açan Adana Savcısı SacitKayasu’nun iddianamesi, Adana Başsavcısı Cemal Sahir Gürçay (kendisini tanıtayım, kaçak bir çete reisini otel odasında saklayıp, ‘ben başsavcıyım, benim odama giremezsiniz’ diyen zattır)  tarafından yırtılıp atılırken, siz ne yapıyordunuz acaba?”
Dahası var, “dava açan savcı Kayasu yargılanıp, mahkum edilirken, arkasından görevden atılırken nerdeydiniz acaba?”
“Ferhat Sarıkaya, bir komutan hakkında, iddianame bile düzenlemeden, basit bir  suç duyurusu metni hazırlayıp yetkili birime gönderdiği için savcılıktan ihraç edilirken, söyler misiniz, neredeydiniz sayın Eminağaoğlu?”
Bir siyasi parti sözcüsü gibi hareket ederek, halkın % 46’sının oyunu alan bir partinin adayının Cumhurbaşkanlığı konusunda polemik çıkarmak kolay..
Ama siz; bahsini ettiğim asli görev alanlarınızda ne açıklama yaptınız, hangi tarafta yer aldınız, onu söyler misiniz sayın Eminağaoğlu!
Bakın; daha başka neler söylemiş Savcımız; “Cumhurbaşkanı’nın, gerek görev sırasındaki kişisel suçları nedeniyle, gerekse seçilmeden önce işlemiş olduğu suçlar nedeniyle ‘yargılanamayacağı yolunda’ özel bir düzenleme bulunmamaktadır. Anayasada açıkça Cumhurbaşkanı’nın, seçilmeden önce işlemiş olduğu kişisel suçları yönünden yargı yolunu kapatan bir düzenleme olmadığına göre, bu konuda yargı yolunun açık olduğu kabul edilmelidir. Ortada yargılama engeli yaratan açık bir düzenleme olmadığına göre, yorum yoluyla yargı engeli yaratılmamalıdır.”
“Bu bir savcı mı, yoksa siyasi parti sözcüsü mü?”, diye sinirlenmeden, bu cümlelerde söylenenleri özetleyelim isterseniz.
Diyor ki savcımız, “Kanunlarda boşluk varsa, unutulmuş bir kural varsa; mutlaka olması gereken bir kural bile sözkonusu olsa, özel bir düzenleme yok ise yorum yoluyla mevzuata ekleme yapamayız!”
Daha da kısaltalım, savcımız diyor ki, “Kanun ne ise, odur. Kanunda dokunulmazlık varsa uygulanır. Kanunda açık hüküm yoksa; Cumhurbaşkanı da olsa, dokunulmazlık yoktur.”
Aldık kabul ettik.
Savcımızın sözlerini okumaya devam ediyoruz: “Yazılı kurallara göre, Cumhurbaşkanı devletin başıdır ve devleti temsil eder. Yazılı olmayan kurallara göre ise Cumhurbaşkanı eşi de kamusal sorumluluk ve misyon yüklenmiştir ve de davranışları Türkiye Cumhuriyeti’ni ilgilendirir.”
“Caaaaarttttt.” mı desem... “Vıııııızzzzz.” mı desem.. “Vıınnnnn” mı desem?
Savcımız tam bir “U dönüşü” yapıyor..
Frene basıp, direksiyon çevirip, gaza basması bir saniye sürmüş!
Anında geldiği istikamete geri dönmüş!
İnsaf et be savcım.. Daha bir saniye önce dedin ki, “Cumhurbaşkanının dokunulmazlığı olması gerekir ama, kanunda yok. Ne yapalım? Kanunda olmayan bir şeyi, biz kendi kafamızdan yorum yoluyla ekleyemeyiz. Buna yetkimiz yok.”
Dedin mi bunu?  Dedin...
Peki şimdi kanunda olmayan, eş kıyafetini ne diye dayatıyorsun bize?
Nereden çıkarıyorsun, kanunlarda olmayan, “Cumhurbaşkanının eşi, türbanlı olamaz” kuralını!
Maalesef Türkiye’deki yargı işte bu durumda.. İşine gelince, “Kural olmalı. Kanunda kural yoksa, unutulmuşsa biz kural mı icat edeceğiz” diyorlar.. Çünkü Gül’ün karşıtıdır, onun dokunulmazlığının olmamasını istemektedir.
Devamında “Yazılı kural olmasa da, biz eşin kıyafetini de bir kural olarak var kabul etmeliyiz” diyor.. Çünkü; Cumhurbaşkanı olmasını istemediği Gül’ün eşi başörtülü!
Söyleyin, bu savcıya dosyası düşen bir başörtülü hanım, davasının objektif şekilde sonuçlandırılacağından gönül rahatlığı ile emin olabilir mi?
Bu denli subjektif açıklamalar yapan bir savcının, kendisine sadece kanunları uygulayacağına tam olarak güvenebilir mi?
Türbanlı birisinin (kanunlarda olmamasına rağmen), Cumhurbaşkanı eşi olmasına bile yasak getiren bir savcının, kendi halinde başörtülü hanımlar için ne tuzaklar kuracağından endişe etmesi, gereksiz bir alınganlık mı olacaktır?
Ne dersiniz sayın savcım?


Bu yazı 903 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 3 Ekim 2008 Anlayana sivri sinek anlamayan davul zurna sinek ee..
    • 16 Ağustos 2008 Maliye Bakanlığı cevap verdi, ya diğerleri?
    • 14 Ağustos 2008 Fikret Bila, namazdan niye rahatsız oluyor?
    • 14 Temmuz 2008 Onların gücü, bizim ‘dik duruş’ eksikliğimizden!
    • 12 Temmuz 2008 Yasakçı Tuğcu, böyle saçmaladı!
    • 5 Temmuz 2008 Ergenekon’da öyle, AK Parti’yi kapatmada böyle!
    • 28 Haziran 2008 RTÜK bile uyursa, Anayasa Mahkemesi ne yapacak ki?
    • 27 Haziran 2008 “Bedevi”nin arkasındaki gerçek!
    • 21 Haziran 2008 Doğan saldırılarının arkasında ne var?
    • 13 Haziran 2008 Bak sen, şu ANKA kuşuna!
    • 12 Haziran 2008 “Sı-nır-lı-dır” ne demek, izah etseniz ya!
    • 1 Haziran 2008 50 yıllık gazeteciden(!) gazete düşmanlığı!
    • 28 Mayıs 2008 ‘Kapatma kararı’ndan daha vahim olan..
    • 25 Mayıs 2008 Tartışma örtü yasağıysa, MHP’nin safı neresi?
    • 24 Mayıs 2008 Yargıtay, kapatılmamaya “heves”’ dedi!
    • 21 Mayıs 2008 CHP % 95, AK Parti % 4.. Normal mi bu?
    • 19 Mayıs 2008 ‘Köşeler babamızın malı mı?’dan ‘gazeteler babamızın çiftliği’ne!
    • 14 Mayıs 2008 Bir dönem, emekliliklerle kapanıyor!
    • 10 Mayıs 2008 Hataların sebebi, yargıya baskı mı?
    • 10 Mayıs 2008 Hataların sebebi, yargıya baskı mı?

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    7,006 µs