En Sıcak Konular

Ali İhsan Karahasanoğlu
Vakit

Ali İhsan Karahasanoğlu
0 0 0000

Bir dönem, emekliliklerle kapanıyor!



Avukatlıktaki en yoğun yıllarım olan 1992-1995 arasını unutamam.
 
 SHP’li Seyfi Oktay ile aynı görüşten Mehmet Moğultay, Adalet Bakanlığı görevini nöbetleşe yürütmüşlerdi.
Adalet Bakanlığı müsteşarı da, Yusuf Kenan Doğan idi. Onun müsteşar olabilmesi için özel olarak kanun değiştirilmiş, sonrasında da o kanun iptal edilmişti. 
1992-1995 yılları arasında Adalet Bakanlığı’na damgalarını vuran bu üç isim de, birçok konuda birbirlerine tıpatıp benzeyen isimler. En başta, üçü de solcu. İlk ikisinin SHP-CHP içinde politika yaptıklarını bilmeyen yok zaten. Üçüncü isim de, 2002 yılına kadar renk vermemiş gibi görünüyordu. İsmail Cem’in partisinden aday oldu, seçilemedi. Sonra da 2007 seçimlerinde CHP’den aday oldu, yine seçilemedi. Ve 1992-1995 döneminin kadrolaşmasında en önemli bürokratı, yeni kanun gereği Yargıtay’a dönmedi, emekli olmak zorunda kaldı.
Diğer benzer özelliklerini de yazmak isterdim ama, amacımı aşmamak için buraya bir nokta koyuyorum. Sadece bu üç isimden ikisinin Malatya’dan hemşehri, diğerinin de Malatya’ya sınır Tunceli doğumlu olduğunu hatırlatmakla yetiniyorum.
Ben 1992-1995 dönemini çok önemsiyorum.
Bakın bugünkü politik konuşmalar yapan hakimlere, hepsi 1992-1995 döneminde hızlı bir yükselme trendi gösteren isimlerdir.. Yükselme de değil, o dönemde resmen zıplama yapmışlardır.
Dün emekliye ayrılan Sumru Çörtoğlu vesilesiyle yazıyorum bu satırları.
Sumru Çörtoğlu’nun biyografisine baktım, şöyle yazıyordu: “10 Eylül 1992'de Dan?ştay üyeliğine seçildi”.
Evet, benim de takıldığım dönem; o yıllar işte: 1992-1995..
Adliyelerin tamamına, sol görüşten insanların memur olarak alındığı, savcı ve hakimler içinde de sol görüşten olanların, önemli illere getirildiği, yüksek hakimliğe terfi edildiği yıllar...
Zaten Mehmet Moğultay da, partisinin il kongresinde itiraf etmişti gerçekleri: “Bakanlığımın aldığı 5 bin kadroyu, teşkilatıma hasrettim. Tabii ki böyle yapacaktım. Ne yani, MHP’lilerle Refahlıları mı alacaktım?”
Başörtü yasakçılığını, iki gün önce bir daha tekrarlayan Sumru hanım, işte o büyük kadrolaşmanın yaşandığı dönemde Danıştay üyesi olmuş.
Bakıyorsunuz, 27 Mayıs’a “darbe değil, devrimdir” diyen Tansel Çölaşan da, aynı dönemde Danıştay üyesi olmuş..
Onun da Danıştay üyeliğine seçilme tarihi, 4.3.1992!
Şimdi Danıştay Başkanlığı’na aday olanlardan önemli bir isim olan Mustafa Birden de, yine aynı dönemde; 1994 yılında Danıştay üyeliğine seçilmiş.
Bakıyorsunuz, çok sert olmasa da, benzer yönde açıklamalar yapan yeni Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker de 20.1.1995 tarihinde Yargıtay’a seçilmiş.
Bu seçimlerin hepsi bir tesadüf müdür?
Seçimi yapanların kendi beyanlarına baktığınızda, “Hayır değildir” diyorum.
Çünkü o seçimleri yapanların siyaset sahnesinde yaptıkları açıklamalar ne ise, seçtiği insanların mahkeme kürsülerinde verdikleri kararda ileri sürdükleri görüşler de hemen hemen aynı..
Gidin sorun, 1992-1994 yılları arasında Adalet Bakanı olan, HSYK üyeliği yapan Seyfi Oktay’a; “Başörtü yasağı konusunda ne düşünüyor?”
Gidin sorun 1994-1995 yılları arasında Adalet Bakanlığı ve HSYK üyeliği yapan Mehmet Moğultay’a; aynı konuda ne düşünüyor? Gidin sorun 1992-1995 yılları arasında HSYK Başkanvekilliği yapan Adalet Bakanı Müsteşarı Yusuf Kenan Doğan’a; başörtü yasağı için ne diyor?
Sonra Sumru hanımın açıklamalarına bakın..
Gelin, Tansel Çölaşan’ın, imzaladığı kararlardaki görüşüne, çeşitli aktüel olaylar sonrasında yaptığı açıklamalardaki görüşüne bakın..
Mustafa Birden’in/Hasan Gerçeker’in, Seyfi Oktay ve Mehmet Moğultay ile benzer yönde görüşler açıklayıp açıklamadığına bakın..
Tüm bu isimlerin görüşlerinde, kararlarında, açıklamalarında, konuşmalarında paralellik yoksa, ben itirazlarımı geri alıyorum.
Ama paralellik ortada.. Öyle ise, objektif olalım..
1992 ile 1995 arasındaki o dönemde yaşananların yanlışlığını kabul edelim.
Ben şahsen, 1992-1995 dönemindeki yüksek yargı seçimlerinin yanlışlığından ne kadar emin isem, o dönemdeki seçimler ile yükselen isimlerin, bugün birer ikişer emekli olarak, yargının daha objektif bir döneme geçiş sürecinin kendiliğinden yaşanıyor olmasından da o kadar eminim..
Yargının; önümüzdeki dönemde, daha az tartışılır olacağından siz de emin olabilirsiniz!

 
 



Bu yazı 807 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 3 Ekim 2008 Anlayana sivri sinek anlamayan davul zurna sinek ee..
    • 16 Ağustos 2008 Maliye Bakanlığı cevap verdi, ya diğerleri?
    • 14 Ağustos 2008 Fikret Bila, namazdan niye rahatsız oluyor?
    • 14 Temmuz 2008 Onların gücü, bizim ‘dik duruş’ eksikliğimizden!
    • 12 Temmuz 2008 Yasakçı Tuğcu, böyle saçmaladı!
    • 5 Temmuz 2008 Ergenekon’da öyle, AK Parti’yi kapatmada böyle!
    • 28 Haziran 2008 RTÜK bile uyursa, Anayasa Mahkemesi ne yapacak ki?
    • 27 Haziran 2008 “Bedevi”nin arkasındaki gerçek!
    • 21 Haziran 2008 Doğan saldırılarının arkasında ne var?
    • 13 Haziran 2008 Bak sen, şu ANKA kuşuna!
    • 12 Haziran 2008 “Sı-nır-lı-dır” ne demek, izah etseniz ya!
    • 1 Haziran 2008 50 yıllık gazeteciden(!) gazete düşmanlığı!
    • 28 Mayıs 2008 ‘Kapatma kararı’ndan daha vahim olan..
    • 25 Mayıs 2008 Tartışma örtü yasağıysa, MHP’nin safı neresi?
    • 24 Mayıs 2008 Yargıtay, kapatılmamaya “heves”’ dedi!
    • 21 Mayıs 2008 CHP % 95, AK Parti % 4.. Normal mi bu?
    • 19 Mayıs 2008 ‘Köşeler babamızın malı mı?’dan ‘gazeteler babamızın çiftliği’ne!
    • 14 Mayıs 2008 Bir dönem, emekliliklerle kapanıyor!
    • 10 Mayıs 2008 Hataların sebebi, yargıya baskı mı?
    • 10 Mayıs 2008 Hataların sebebi, yargıya baskı mı?

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,059 µs