En Sıcak Konular

Avni Özgürel
Radikal

Avni Özgürel
0 0 0000

Sahtelik, devlet ve siyaset



Okullarda tarihi ‘Tanzimatın ilanı’, ‘Meşrutiyetin ilanı’, ‘Cumhuriyetin ilanı’ başlığı altında okuduk. İlan, tebrikleşme, şenlik, bayram vs. Bu ilanlardan sonra ne oldu, ne değişti diye bakma alışkanlığımız yoktur.
İlanı yeterli sayan, bunu yapınca meselenin halledilmiş olduğuna inanıp kafasını başka yöne çeviren bir siyasi kültür geçmişimiz var.
Biraz dikkat edilince görülür ki bu ‘ilanla yetinme’ halk iradesine, demokrasiye doğru atılmış adımlara mahsus tavırdır bizde. Kamu gücünü ortaya koyan, pekiştiren, hatırlatan konularda ilan, yaptırım tebliği manasına gelir. Sıkıyönetim ilanı, olağanüstü hal ilanı, af ilanı, savaş ilanı vs. Şimdilerde IMF veya AB’den gelen zevat demokratik süreçle ilgili bir konuda ‘Kanun tamam ama uygulama önemli, izlemek lazım’ dediğinde ‘Ne demek istiyorsunuz, inanmıyor musunuz’ manasında gösterdiğimiz tepki, ne yaptığımızı veya yapacağımızı ‘ilan’ ettikten sonra bizim toplum olarak bunu önemseyip inanmamıza karşılık batılıların söyleneni ihtiyatla karşılamaları bir buçuk asırlık tecrübeye dayanır.
Nedir o tecrübe derseniz başlangıcını hatırlatayım. Tarih 1876 senesi Aralık ayının 23’ü. Yani birinci meşrutiyetin ilan edildiği gün. Anayasaya dayalı meclis idaresinin gereğine inandığımızdan falan değil, yükselen Rus tehdidi ve emrivakileri karşısında Osmanlı topraklarının paylaşımında henüz anlaşmaya varamamış olan Avrupa’ya ‘Size benzemeye çalışıyoruz’ demenin işareti, şirin görünmenin aracıydı meşrutiyet. Babıâli’yi Balkanlar’da taviz vermeye zorlayarak Rusya’yı oyalamak ve zaman kazanmak isteyen Avrupa devletlerinin organize ettiği ‘Tersane Konferansı’na katılan delegeler toplantı halindeyken atılan yüzbir pare topun çıkardığı gümbürtü üzerine Hariciye Nazırı Safvet Paşa’nın ayağa kalkıp ‘İşittiğiniz sesler anayasanın ilan edilmesi şerefine atılan toplardır...‘ açıklamasını yaptıktan sonra delegelere ‘Bundan böyle bütün Osmanlı vatandaşlarının hak ve hukukları anayasa teminatı altına alındığına göre toplantının devamına ihtiyaç kalmamıştır’ dediği bilinir.
Trajik olan Babıâli’de Sadrazam Mithat Paşa çevresinde hararetli tebrikleşme devam eder ve imparatorluk çapında kutlama programları hazırlanırken Tersane Konferansı’na katılan delegelerin ‘Biz başka bir iş için geldik buraya. Müzekerelere devam edelim’ diyerek gündem üzerinde konuşmayı sürdürmeleridir. Avrupalıların bu tavrına şaşıran ve hayal kırıklığına uğrayan Hariciye Nazırı Safvet Paşa’nın öğlen yemeği için verilen arada Babıâli’ye gittiğinde kendisini merakla bekleyen Mithat Paşa’nın ‘Nasıl karşıladılar’ sorusuna verdiği cevap da manidardır: ‘Çocuk mu kandırıyorsunuz siz dediler!’
Aradan geçen bunca zamana, meşruti idarenin enkazı üzerine cumhuriyetin inşasını başarmış olmaya, kimi alanlarda küçümsenmeyecek ciddi mesafe katedilmesine rağmen, iş demokrasi, adalet, hak ve özgürlükler konusuna gelince Türkiye’nin hala ‘ilanların içini doldurma’ noktasında duruyor olması acıdır. Bu durumun sistemi, sistemle bağlantılı bütün kurum ve kuruluşları, giderek toplumu her konuda ikiyüzlü, sahte bir tavır içine ittiğini, diğer sebepler bir yana bizatihi temel kirlilik kaynağı olduğunu görmemek için direniyoruz.
Hukuk, siyaset, ekonomi, eğitim hatta ahlaki düzenin temeli din alanında resmiyete yansıyan tavırla toplumun muhtelif katmanlarında yaşanan gerçeklik arasında adeta uçurum var. Herkesin demokrasi yanlısı göründüğü, ama kimsenin gerçek manada demokratik bir yapının inşası için kılını kıpırdatmadığı; herkesin dindar, muhafazakâr görünüp din adına sergilenen sakilliklerin sadece aleniyet kazananları karşısında homurdandığı ötesinde bir şeye yeltenmediği; eşitsizlik, haksız kazanç, yolsuzluk, usulsüzlük, rüşvet, adaletsizlik, şiddet, istismar konularında herkesin tepkili olup kimsenin talepkâr olmadığı ve en kötüsü, bütün bu olumsuzluklardan yararlanma fırsatı doğduğunda herkesin pay kapmak için kuyruğa girdiği bir tablo duruyor önümüzde. Sormak istiyorum, sizce sistemden kaynaklanan, sistemin ürettiği iki yüzlülük dışında neyle izah edilir bu?




Bu yazı 1,229 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 18 Nisan 2010 Doğum gününde sevgiliyi hatırlamak...
    • 3 Ekim 2008 Gerçek gündem ve eğlence
    • 14 Ağustos 2008 Bir test, 2 bin ölü!
    • 30 Temmuz 2008 İddianamenin şifresi
    • 12 Temmuz 2008 Ordu ne düşünür?
    • 2 Temmuz 2008 AKP davası ve Ergenekon
    • 26 Haziran 2008 Travma!...
    • 21 Haziran 2008 Yeni dönemde Tayyip Erdoğan ve...
    • 12 Haziran 2008 Yargı kılıf işlevi görmeye başlarsa!..
    • 28 Mayıs 2008 Kritik dönemeç
    • 21 Mayıs 2008 Mahkeme nasıl kışkırtılır?
    • 14 Mayıs 2008 Sahtelik, devlet ve siyaset
    • 8 Mayıs 2008 Erdoğan’ın yol haritası
    • 30 Nisan 2008 CHP değişirse her şey değişir!..
    • 23 Nisan 2008 Laikliği masaya yatırmak!
    • 16 Nisan 2008 Perdeyi kaldırmak
    • 9 Nisan 2008 AKP nasıl kurtulmaz?
    • 2 Nisan 2008 Tayyip Erdoğan
    • 26 Mart 2008 Başımıza gelenler...
    • 19 Mart 2008 Siyasi tarihin ayıplı sayfaları

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,279 µs