En Sıcak Konular

Mehmet Şevket Eygi
Milli Gazete

Mehmet Şevket Eygi
0 0 0000

Müslümanlar Kendi Vatanlarında Niçin Sömürge Yerlisi Gibi Yaşıyor?



BUGÜN Türkiye Müslümanları sömürge yerlisi durumuna düşmüşlerse, bunun suçu kimlere aittir? Sadece sömürgecilerin, GY’lerin, Benzetilmişlerin, egemen azınlıkların işi midir bu?

Hayır!.. Suçun en az yüzde 51’i bizzat Müslümanlara aittir... Lafları ağzımda eveleyip gevelemeden açık ve seçik şekilde açıklamak istiyorum.

1. Müslümanlar, Malik Binnebi’nin dediği gibi colonisable/sömürge yerlisi olmaya müsait ve yatkın bir yapı sergiliyorlar.

2. Müslümanların başını çeken bazı kimseler onlara hürleşme, kurtuluş, izzet; vasıflı, güçlü ve üstün olma çare ve çözümlerini gösteremiyor, bunları hayata uygulayamıyor.

3. İslâmî kesim bir türlü şifahî toplum statüsünden, yazılı toplum statüsüne geçemiyor.

4. Müslümanlar hem İslâm’ı, hem de çağı/moderniteyi yakalayamamışlardır.

5. Müslümanlar genelde kırsal kesim, varoş, taşra, gecekondu kültürü seviyesinde kalmışlar; medeniyet/şehirlilik bakımından karşıtları ve rakipleri derecesine yükselememişlerdir,

6. Müslümanlar Ümmet birliği, üniter Ümmet hiyerarşisi konusunda Kur’anî ve Peygamberî hüküm ve normlara uyamamışlar; birbirinden tamamen kopuk, bazısı birbiriyle çekişip tepişen bir sürü cemaate parçalanmıştır.

7. Müslümanlar İmam-ı Kebir, Emîrü’l-mü’minîn kavramını ve kurumunu yitirmişler ve 1924’ten bu yana başsız, kaidesiz, reissiz yaşamaya alışmışlardır. Bu alışkanlık onların gücünü gidermekte, bellerini bükmektedir.

8. Müslümanlar, Türkiye’de birinci güç olan medya sahasında ikinci ligde oynamaktadır. (Çok yüksek tirajlı sanılan bazı Müslüman gazetelerin bayi satışı son derece düşüktür... Müslümanlara ait bazı tv kanalları kuruluş gayelerini yitirmişler ve GY’lerin tv’lerine benzemişlerdir.)

9. Ülke idaresinde ve belediyelerde iktidarı ele geçiren bazı İslâmcılar, dâvayı ve İslâm ahlâkını unutmuşlar; ganimet toplama, zengin olma, köşeyi dönme hırsına kapılmışlar ve korkunç bir bozulma, kokuşma, İslâmî hüküm ve ilkelerden uzaklaşma sergilemişlerdir.

10. Türkiye’de İslâmî hayatın temel direklerinden biri olan tasavvuf bozulmuş; Kur’an’ın, Sünnet’in, icmâ-i ümmetin, fıkhın, Şeriatın kesin ve zarurî hüküm ve ilkeleri çiğnenmiş; birtakım “erbab” (putlaştırılmış, rabler haline getirilmiş din baronları) zuhur etmiştir. (Dinin zahirine, Kur’an’a ve Sünnete mutabık ve sâdık tasavvuf ve tarikat ehlini tenzih ediyorum...)

11. Birtakım din sömürücüleri, mukaddesat bezirganları, vaktiyle İslâm’dan önceki toplumlarda olduğu gibi halkın paralarını toplayıp zimmetlerine geçirmişlerdir.

12. Birtakım seviyesiz sahte Müslümanlar “Her şeyin en iyisi Müslümanlara layıktır... Müslüman güçlü olmalıdır” gerekçelerinin ardına sığınarak, Şeriat-ı Tâhirenin (Pak İslâm Şeriatının) asla cevaz vermediği yolsuzluklar yapmışlar, günahlar işlemişler; ihalelere fesat karıştırmışlar, riba yemişler, rüşvet ve komisyon almışlar, Ümmet-i Muhammed’in (Salat ve selam olsun O’na) mallarını, paralarını, Beytülmal-i Müslimîn’i yağmalamışlardır.

13. İslâm dininin, Kur’an’ın, Peygamberin, Şeriatın, tasavvufun kesin şekilde yasaklamış olduğu israfı, lüksü, aşırı tüketimi, gösterişi, gurur ve kibri irtikâb eden birtakım İslâmcılar, din baronları, sahte Müslümanlar, azılı münafıklar Müslüman yığınlara kötü örnek olmuşlardır. Böylece Ümmet’in enerjisi, serveti, imkanları ve potansiyeli şeytanî ve verimsiz sahalara akıtılmıştır.

14. Son elli sene içinde Müslüman kesim İslâmî eğitimi sulandırmış; dünya çapında icazetli din âlimleri yetiştirememiştir.

Yukarıdaki 14 maddeden ne demek istediğim kolayca anlaşılır.

Hürleşmek, sömürge yerlisi statüsünden izzetli ve haysiyetli Müslümanlar derecesine yükselmek lafla, kuru temenni ile olmaz.

Planla programla, ciddî çare ve çözümlerle, ilimle, irfanla, hikmetle, ahlâk ve faziletle, yüksek karakterle, Kur’an’ı anlayıp hayata uygulamakla, Sünneti anlayıp onu da hayata uygulamakla olur.

Çileyle, fedakarlıkla, feragatle, büyük cihadla olur.

İlk Müslümanlar ve ecdad-ı kiramımız küffar diyarına gider, gerçek cihad yapar, bunun neticesinde helal ve tayyib olan ganimet alırlardı. Bu ganimetin beşte biri devlete verilirdi, beşte dördü mücahidin ve guzzat arasında, şer’î ölçülere göre dağıtılırdı.

Zamanımızda birtakım mâyesi bozuk alçaklar, Türkiye’nin Müslüman halkının parasını ve malını yağmalamışlardır.

En lânetli servet, din sömürüsü ile elde edilendir.

Din sömürüsü, kadın satmaktan daha büyük bir ahlâksızlıktır.

Müslümanların dinî hizmet ve faaliyetler için verdikleri paralar ve mallar sadece ve sadece bu hizmetler ve faaliyetler için harcanmalıdır.

Dinî hizmet ve faaliyetler mükemmel, uygun, efradını cami ağyarını mâni plan ve programlara göre yapılmalıdır.

Hizmet paraları, birtakım din baronlarının şöhret ve servet sahibi olması için harcanıp ziyan edilmemelidir.

Uzak ve yakın tarihteki ehlullah efendilerimizin ahlâklarına, hayatlarına, karakterlerine bakalım:

* Hizmetlerinden dünyevî ücretler almamışlardır.

* Şöhret afetini istememişlerdir.

* Lüks, gösterişli, israflı hayat sürmemişlerdir.

* Enaniyetten uzak durmuşlardır.

* Yüce Yaradan ile olan muamelelerinde daima ihlaslı olmuşlardır.

* Peygamber Efendimizin (salat ve selam olsun O’na) sünnetine uymuşlardır.

Müslümanlar din baronlarına değil, gerçek İslâm ulemasına, gerçek tasavvuf/tarikat ulularına tâbi olsunlar. Başka şekilde kurtulamazlar.

İslâm’ın temel prensiplerine ve zarurî hükümlerine tâbi olmadan hürriyet olmaz, aksine esaret ve zillet olur.



Bu yazı 1,085 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 3 Ekim 2008 Hainler İstanbul’u Bu Hale Nasıl Getirdiler?
    • 16 Ağustos 2008 Ergenekon=Jakoben Laikçilik=Resmî İdeoloji
    • 14 Ağustos 2008 Şeriatî Hem Sünnîlik, Hem Şiîlik Açısından Bozuktur
    • 30 Temmuz 2008 Yakın Tarihimize Işık Tutan Büyük Ve Engin Bir Kitap: Üstad Ali Ulvi Kurucu’nun Hatıraları
    • 29 Temmuz 2008 Modern Türkiye’nin kuruluşunda Yahudiler
    • 28 Temmuz 2008 Din Büyüklerinin ve Müslümanların Dikkatlerine 12 Maddelik Islah Projesi
    • 24 Temmuz 2008 Ezana Saygısızlık
    • 21 Temmuz 2008 Hırsızlıkla Namaz Bir Arada Olmaz
    • 18 Temmuz 2008 Darbe Şakşakçılığı Yapanlar Dilerim Beladan Belaya Uğrasınlar
    • 17 Temmuz 2008 Türkiye Halkı Aptal ve Salak mıdır?
    • 16 Temmuz 2008 İsim Vermeden Anonim Tenkitler ve Uyarılar Yapmaya Devam Edeceğim
    • 14 Temmuz 2008 Müslüman Türkiye’de İslâm Devleti İstenemez
    • 14 Temmuz 2008 Müslüman Türkiye’de İslâm Devleti İstenemez
    • 12 Temmuz 2008 İslami tevhid eğitimi
    • 11 Temmuz 2008 Hakkın ve Halkın Hizmetinde Cumhuriyet
    • 10 Temmuz 2008 Yapılabilecekler ve Yapılması Gerekenler Yapılmıyor
    • 8 Temmuz 2008 Ordu ve Din...
    • 5 Temmuz 2008 Baylar Bayanlar Boşuna Protesto Etmeyin Oyun Kuralına Göre Oynanmaktadır
    • 4 Temmuz 2008 Hep Sivas Faciasından Bahs Edip, Başbağlar Katliamından Hiç Bahs Etmemek Zulümdür
    • 3 Temmuz 2008 Fitne Fesat Saçan Gazete

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    11,520 µs