En Sıcak Konular

Mehmet Altan
Star

Mehmet Altan
0 0 0000

e-muhtıradan darbeye...



Bunun cevabını geçen yıl 27 Mayıs ihtilaliyle ilgili olarak benimle yapılan ve özetleyerek aşağıya aldığım röportajda bulacaksınız... Hem de çok açık biçimde...’

Şimdi iki yıl öncede kalan o soru ve cevapları özetleyerek yeniden yayınlıyorum. Çünkü inanıyorum ki söylenenlere önceki yıl kulak verilse, ‘e-muhtıra’ hukuk çerçevesi içinde hak ettiği biçimde cevaplandırılsa, ‘kapatma davasına’ gelinmezdi. 

* * * 

İşte sorular ve benim cevaplarım:

‘- Peki 27 Mayıs 1960 darbesiyle diğer darbeler arasında fark var mı? Yoksa birbirine benzer durumların sonucu mu?

- 27 Mayıs darbesi, Avrupa’daki işçi sınıfının dövüşerek kazanmayı hak ettiği bir anayasayı tercüme ederek Türkiye’ye getirdi. Darbeler, ABD’nin onayı ve işaretiyle yapılır. 27 Mayıs, ABD’nin yaptırdığı bir darbedir. Bunun sonucunda Batının büyük sosyal mücadelelerle oluşturduğu haklar tercüme edilip Türkiye’ye getirilmiştir. Ama getirilmesi de boş yere değildir. Çünkü ABD kapitalist sistemi dayanıklı tüketim mallarına dayanarak büyüyordu. Bu dayanıklı tüketim mallarına dayalı büyümenin devamı için bizim gibi gelişmekte olan ülkelerin bu dayanıklı mallara talebi gerekiyordu. Onun için de işçi sınıfına rahatça toplu sözleşme, grev, pazarlık hakları verildi. Sosyal haklar verildi. Sosyal bir devlet olma noktasına gelindi.

- Şu an Türkiye’deki durumu nasıl açıklayabilirsiniz?

- Şu an Türkiye’de darbeden ziyade bir güç kavgası var. Yani askeriye ‘Çankaya bizim, kimseye vermeyiz’ diyor. AKP de ‘Ben halkın iktidarıyım, istersem alırım’ diyor. Onun kavgası veriliyor. Ama dış boyutunda İran meseleleri var. Bunlar hem birbirilerine ivme kazandırıyor, hem birbirilerine dayanak oluyor ama aynı zamanda ayrı ayrı değerlendirilmesi gereken konulardır.

- Biraz önce darbelerin dış boyutunu ele aldınız ama belirttiğiniz üzere, yani asker iç politikadan dolayı harekete geçebilir mi?

- Ama zaten Türkiye’de Şemdinli’yle birlikte inisiyatif askere geçti. Bir darbeye gerek yok ki. AKP’de iktidardan böylelikle düştü zaten. 

* * * 

- Ama hükümet kararlı gibi görünüyor. Mesela Erdoğan erken seçimin olmayacağını söyledi?

- Yani bütün kavga orada oluyordu. Bir taraftan askeriye ‘Cumhurbaşkanlığı bizim ipoteğimiz altındadır’ diyor. Bunun için baskıyı artırdıkça Tayyip Erdoğan da seçimlerin zamanında yapılacağını söyleyerek cevap veriyor. Yani ‘Ben sizin baskılarınıza boyun eğmem’ imajı veriyor. 

* * * 

- Son gelişmelerle birlikte ne olabilir, nasıl açıklıyorsunuz?

- Provokasyonlara açık... Kimse hukuktan yana değil. Hukuk üretmiyor burası. Hukuksal olarak meseleler ortaya konmuyor. Kim güçlüyse onun düdüğü çalınıyor. Yani AB sürecinden düşülmeseydi ve bu süreç aynı hızla devam etseydi, AKP bu AB sürecini bir tarafa koymayıp gaza basarak bu işi yürütüyor olsaydı, bu kadar ayyuka çıkan durumlar olmazdı.

- Darbe gündemde mi sizce?

- Eskisi gibi Türkiye’de askeri darbeler olmaz. Çünkü böyle bir darbe ABD’nin Ortadoğu politikasını altüst eder. ABD’yi müthiş bir ikiyüzlü politikaya düşürür. Zaten burada darbeye gerek olmayan bir askeri hákimiyet var. Bu durum da Türkiye’nin sıcak bir yaza hazırlandığının ipuçlarını veriyor. Erken seçim ihtimalinin belirmesiyle birlikte her an provokatif şeyler de olabilir. Bu da ancak Ankara’daki olayın çok çabuk aydınlatılması, AB ile ilişkilerin ısıtılması ve AKP’nin kendi siyasetinden ziyade evrensel normları esas alması ile aşılabilir.’ 

* * * 

27 Nisan Muhtırası, Türkiye’nin ‘muhafazakarlaşmaktan’ ziyade derli toplu, bütüncül, samimi bir ‘demokratikleştirme’ atağına ihtiyacı olduğunu çığlık çığlığa bağırıyordu.

Ama tam tersi yapıldı.

Hala maalesef pek değişen bir şey yok...

Ne yapalım?

Demek ki, ‘olmayınca olmuyor’...



Bu yazı 660 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 3 Ekim 2008 Oku bakayım...
    • 16 Ağustos 2008 Beş yıl önce neredeydiniz?
    • 14 Ağustos 2008 Ahmedinejad’la...
    • 12 Ağustos 2008 Saakaşvili Tolstoy okudu mu?
    • 31 Temmuz 2008 ‘Kapatma ama hırpala..’
    • 14 Temmuz 2008 MİT’in Ergenekon listesi...
    • 12 Temmuz 2008 İran savaşı yaklaşıyor mu?
    • 10 Temmuz 2008 Ölümün askerleri
    • 8 Temmuz 2008 Öksüz Çocuk Eldiveni...
    • 5 Temmuz 2008 Dağbaşı
    • 28 Haziran 2008 Bir Türk neye bedel?
    • 26 Haziran 2008 Türkiye-Almanya
    • 21 Haziran 2008 ‘Kamuoyunu TSK çizgisine getirmek’...
    • 13 Haziran 2008 Gerçekten cevap bu mu?
    • 11 Haziran 2008 Askeri sopa ile özen...
    • 2 Haziran 2008 Elitist mi, kitlesel mi?
    • 1 Haziran 2008 Sizi muhatabınız belirler...
    • 28 Mayıs 2008 Sivas’ın doğusu...
    • 25 Mayıs 2008 Danıştay ne karar verecek?
    • 24 Mayıs 2008 Birinci Cumhuriyet’in sonu mu?

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,428 µs