En Sıcak Konular

Mehmet Şevket Eygi
Milli Gazete

Mehmet Şevket Eygi
0 0 0000

Hakkımı Helâl Etmiyorum!..



DOĞRU dürüst siyaset yapmasını bilmeyenlerin hatâlarının faturasını ülke, devlet ve halk ödüyor.

Cumhurbaşkanı uzlaşma ile seçilmiş olsaydı, Ahmet Necdet Sezer’in başkanlığı uzamamış olacaktı. Yargıtay başsavcısını o seçmemiş olacaktı.

Birileri biz, ille de biz, mutlaka bizim dediğimiz olacak diye diretmemiş olsalardı bugün bambaşka bir manzara seyredilecekti.

İçkinin, uyuşturucunun, şunun bunun sarhoşluğu olur da, siyasî zafer kazanmanın olmaz mı?

Yüzde 47 nedir? Yine de azınlık değil midir?.. Yüzde 51’i geçeceksin ki, çoğunluk olasın.

Evet yüzde 47 büyük bir zafer. Lakin karşındaki yüzde 53’ü de hesaba katacaksın. Onlar seni seçmemişler, muhalif kalmışlar... Siyaset bir bakıma müdaradır. Onlarla elden geldiği kadar uzlaşmaya, anlaşmaya çalışacaksın.

Hikmetsiz siyaset olur mu?

Dünya korkunç krizlere doğru ilerliyor ve biz nelerle uğraşıyoruz. Bu memlekete, bu halka, bu devlete yazık değil mi?

Seçimleri kazanırım ve iktidar olup memleketi güzelce idare ederim... Böyle bir şey Norveç’te, Avusturya’da, Finlandiya’da olur ama Türkiye’de olmaz.

Türkiye 1908’den beri tarihî arıza ve kopukluklar ülkesidir.

Bu kopukluklar, bu arızalar tamir edilmedikçe bu ülkede gerçek demokrasi olmaz.

Karşında CHP gibi bir parti varsa gözüne uyku girmemelidir.

Sahte Mesih’in mü’minleri bu çiftliği kolay kolay ellerinden bırakır mı?

Adnan Menderes iktidarı seçimle, demokrasiyle yıkılacak bir iktidar mıydı? Lakin yıktılar ve halkın çoğunluğunun sevdiği Adnan beyi astılar.

“Hiçbir şey yapamazlar!..” diyordunuz. Öyle mi?

Sizin basiretsizliğiniz yüzünden hepimizin güveni, huzuru, hukuku, hürriyetleri tehlike altında. Sizin yüzünüzden geleceğimiz karanlık.

Allah size çobanlık verdi ve siz sürüyü koruyamıyorsunuz.

Ne kızıyorsunuz? Ben sizi övmeye, pohpohlamaya, size yalakalık yapmaya mecbur muyum?

Yanardağ patlarsa, barut fıçısı infilak ederse, gemi batarsa ben de sizinle birlikte zarar göreceğim. Kurunun yanında yaş da yanacak.

Ayda birkaç bin liralık maaş veya ücret, onun yanında başka avantalar karşılığında ben vicdanımı ve kalemimi satacak tıynette biri miyim?

Büyük adamların övgüye ihtiyacı yoktur.

Sizin siyaset bilmezliğiniz, sizin basiretsizliğiniz, sizin uyuşmaz zihniyetiniz, sizin mutabakat yoluna girmemeniz yüzünden bakınız ne büyük tehlike ve tehditlerle karşı karşıyayız.

Ne kadar hakkım varsa onu size helâl etmiyorum...

Sizin hîn-i hacette bir yerlere kaçacak servetiniz, imkanınız var, benim yok...

Atatürk ve İnönü
Birbirlerine Dargındı

ATATÜRK ve İsmet Paşa birbirlerini çok severlermiş... Bu iddia gerçeğe aykırıdır. Millet doğru dürüst tarih bilmiyor ya, hiç utanmadan arlanmadan bir yığın yalan uyduruyorlar.

Birinci rivayet: Atatürk, ölmeden önce İsmet’in “vefat” etmiş olduğunu sanıyordu. Bu yüzden onun “yetim” çocuklarına kendi servetinden burs bağlamıştır.

İkinci rivayet: İsmet Paşa’nın “Başvekillikten” ayrılması, “Ben rakı sofrasından emir almam!,..” diyerek rest çekmesinden sonra olmuştur.

Üçüncü: Atatürk’ün ölümcül hastalığını biliyordu ve Ankara’da stadyuma giderek kendisini halka alkışlatmış, bir nevi meydan okuma tiyatroları yapmıştır.

Dördüncüsü: Millî Şef unvanıyla tahta geçince paralardan pullardan Atatürk’ün resmini kaldırtmış, kendi resmini bastırtmıştır.

Beşinci rivayet: Birileri, tek nüsha basılmış bir gazete hazırlamışlar, ölüm döşeğindeki Atatürk’e bunu göstermişlerdir. O gazetede sabık başvekil İsmet’in cenazesinin nasıl resmî törenle kaldırıldığı anlatılmaktaymış. (Bu bilgiyi, merhum gazeteci Nizamettin Nazif Tepedelenlioğlu’dan dinlemiştim.)

Yakın tarihimizde Atatürk’ü gerçekten ve candan sevenlerden biri Celal Bayar’dır. Bu zat 27 Mayıs 1960 darbesinden sonra Yassıada “Yüksek” Adalet Divanı’nda ipe çekilmekten zor kurtulmuştur.

İsmet Paşa’nın Çankaya Köşkünde Cevriye Hanım isimli bir validesi vardı. Uzun manto giyer, başını örter, namaz ve niyazıyla meşgul olurdu. Siyasete karışmazdı, göze görünmezdi. Paşa, annesinden korktuğu için Ramazanlarda oruç yediğini saklar, oruçluymuş gibi görünürdü.

Atatürk ve İnönü birbirlerine dargın öldüler...

Atatürk ölmeden az bir müddet önce Dolmabahçe Sarayı’na İngiliz Büyükelçisini çağırmış, kendisi ile gayet mahrem bir görüşme yapmış, ölümünden sonra yerine kimin geçmesini istediğini açıkça söylemiştir. Onun adayı kesinlikle İsmet değildir.

O İngiliz elçisinin ismi Sir Percy Loraine’dir. 1970’li yılların ikinci yarısında İngiltere’den tarafıma bu zatın Atatürk ile ilgili hatırasından bahs eden bir gazete kupürü gönderilmişti. O zaman yayınladığım BÜYÜK GAZETE’de, pek açık şekilde de olmasa bundan bahs etmiştim. Percy Loraine’in sağlığında yayınladığı kitapları vardır. Bunları kasd etmiyorum. Atatürk’ün kendisini Dolmabahçe sarayına çağırması, benden sonra yerime şu zat geçsin demesini anlattığı kitap Türkiye kütüphanelerinde yoktur. Atatürk ile ilgili bibliyografya çalışmaları yapanlar bu kitabı niçin listelerine almamışlar, bu çok önemli kaynağı görmezlikten gelmişlerdir?

Aradan yarım yüzyılı aşan bir zaman geçti. Yakın tarihimizi yazacak bir er yok mu bu toplum içinde?



Bu yazı 1,051 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 3 Ekim 2008 Hainler İstanbul’u Bu Hale Nasıl Getirdiler?
    • 16 Ağustos 2008 Ergenekon=Jakoben Laikçilik=Resmî İdeoloji
    • 14 Ağustos 2008 Şeriatî Hem Sünnîlik, Hem Şiîlik Açısından Bozuktur
    • 30 Temmuz 2008 Yakın Tarihimize Işık Tutan Büyük Ve Engin Bir Kitap: Üstad Ali Ulvi Kurucu’nun Hatıraları
    • 29 Temmuz 2008 Modern Türkiye’nin kuruluşunda Yahudiler
    • 28 Temmuz 2008 Din Büyüklerinin ve Müslümanların Dikkatlerine 12 Maddelik Islah Projesi
    • 24 Temmuz 2008 Ezana Saygısızlık
    • 21 Temmuz 2008 Hırsızlıkla Namaz Bir Arada Olmaz
    • 18 Temmuz 2008 Darbe Şakşakçılığı Yapanlar Dilerim Beladan Belaya Uğrasınlar
    • 17 Temmuz 2008 Türkiye Halkı Aptal ve Salak mıdır?
    • 16 Temmuz 2008 İsim Vermeden Anonim Tenkitler ve Uyarılar Yapmaya Devam Edeceğim
    • 14 Temmuz 2008 Müslüman Türkiye’de İslâm Devleti İstenemez
    • 14 Temmuz 2008 Müslüman Türkiye’de İslâm Devleti İstenemez
    • 12 Temmuz 2008 İslami tevhid eğitimi
    • 11 Temmuz 2008 Hakkın ve Halkın Hizmetinde Cumhuriyet
    • 10 Temmuz 2008 Yapılabilecekler ve Yapılması Gerekenler Yapılmıyor
    • 8 Temmuz 2008 Ordu ve Din...
    • 5 Temmuz 2008 Baylar Bayanlar Boşuna Protesto Etmeyin Oyun Kuralına Göre Oynanmaktadır
    • 4 Temmuz 2008 Hep Sivas Faciasından Bahs Edip, Başbağlar Katliamından Hiç Bahs Etmemek Zulümdür
    • 3 Temmuz 2008 Fitne Fesat Saçan Gazete

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,438 µs